1. bölüm · SON YOKLAMA

BÖLÜM 1 - KARANLIĞIN BAŞLADIĞI GECE

Emirhan D

"O gece yoklama hiç bitmedi. Çünkü o gece sınıfta eksik olan tek kişi, artık bir daha asla 'Burada.' diyemeyecekti."

29 Eylül...

Saat 21.13.

Sonbaharın ilk sert yağmuru, okulun eski taş duvarlarına aralıksız vuruyordu. Gökyüzünü kaplayan koyu bulutlar, ay ışığını tamamen örtmüş; rüzgâr ise okul bahçesindeki çam ağaçlarını uğuldatıyordu.

Şehrin dışında, sık bir ormanın kıyısına kurulmuş olan Çınar Yatılı Anadolu Lisesi, her zamanki gibi etüt saatinin son dakikalarını yaşıyordu.

Koridorlarda floresan lambalarının cılız uğultusu vardı.

Bazı öğrenciler test çözüyor, bazıları odalarına dönmek için zilin çalmasını bekliyordu. Nöbetçi öğretmenler katları dolaşıyor, güvenlik görevlisi giriş kapısını kontrol ediyordu.

Her şey sıradan görünüyordu.

En azından birkaç dakika öncesine kadar...

Saat tam 21.17'de gökyüzünü yaran güçlü bir şimşek, okulun bütün pencerelerini bembeyaz aydınlattı.

Ardından tek bir ses duyuldu.

Tak!

Elektrikler tamamen kesildi.

Okul bir anda zifiri karanlığa gömüldü.

İlk birkaç saniye koridorlardan kahkahalar yükseldi.

"Yine sigortalar attı."

"Telefonunun fenerini aç!"

Birer birer telefon ışıkları yanmaya başladı. Beyaz ışık huzmeleri karanlığı delmeye çalışıyordu.

Tam o sırada...

Üçüncü katın son koridorundan kısa ama ürpertici bir çığlık duyuldu.

Ardından...

Sessizlik.

Öyle derin bir sessizlik çöktü ki yağmur damlalarının pencereye çarpışı bile duyuluyordu.

Nöbetçi öğretmen Selim Aras elindeki acil durum fenerini yakıp sesin geldiği yöne koştu.

Merdivenleri çıktığında birkaç öğrenci de korkuyla peşinden geliyordu.

Koridorun sonuna ulaştıklarında herkes olduğu yerde dondu.

Yerde bir öğrenci yatıyordu.

Okul formasının göğüs kısmı koyu kırmızıya dönmüştü.

Göğsüne saplanmış tek bir bıçak vardı.

Kan, eski taş zemindeki çatlakların arasından ağır ağır ilerliyordu.

Öğrencinin gözleri tavana bakıyordu.

Hayat belirtisi yoktu.

Bir kız öğrenci çığlık attı.

Koridor bir anda panikle doldu.

Müdür, öğretmenlere bağırdı.

"Kimse bulunduğu yerden ayrılmasın! Polisi arayın!"

Dakikalar sonra okulun bütün kapıları içeriden kilitlendi.

Hiç kimsenin dışarı çıkmasına izin verilmeyecekti.

---

Saat 22.06.

Polis ekipleri okulun önüne peş peşe ulaştı.

Koridor sarı şeritlerle kapatıldı.

Olay Yeri İnceleme ekibi, cinayet silahını büyük bir dikkatle incelemeye başladı.

Uzmanlardan biri şaşkınlıkla başını kaldırdı.

"Komiserim..."

Komiser Murat Aydın ona döndü.

"Ne var?"

Uzman, bıçağı delil poşetine yerleştirirken yavaşça konuştu.

"Bu bıçakta hiçbir parmak izi yok."

Komiser bir an sustu.

"Eldiven kullanmıştır."

Uzman başını iki yana salladı.

"Hayır... Sapta, kabzada, hatta bıçağın metal kısmında bile hiçbir iz yok. Sanki biri onu hiç dokunmadan kullanmış."

Koridorda bulunan herkes birbirine baktı.

Bu mümkün değildi.

Tam o sırada teknik ekipten başka bir polis koşarak geldi.

"Komiserim!"

"Güvenlik kameraları?"

"Elektrikler kesildiği anda hepsi durmuş."

"Yedek sistem?"

"O da devre dışı bırakılmış."

Komiser Murat Aydın derin bir nefes aldı.

Bu bir öfke cinayeti değildi.

Bu...

Önceden hazırlanmış kusursuz bir plandı.

Komiser, okul müdürüne döndü.

"Bu gece bu okuldan kimse ayrılmayacak."

Koridordaki öğrenciler korkuyla birbirlerine baktılar.

Katil...

Hâlâ okulun içindeydi.

Ve belki de o anda, onların arasından sessizce olup biteni izliyordu.

Dışarıda yağmur daha da şiddetlenmişti.

Kimse bilmiyordu...

Bu, sadece ilk cinayetti.