14. bölüm · SON YOKLAMA

BÖLÜM 14 – KAÇIŞ

Emirhan D

Saat 06.19

Motor sesi birkaç saniye içinde ormanın derinliklerinde kayboldu.

Komiser Murat Aydın okulun arka kapısına koştu.

Kapı açıktı.

Yağmurdan yumuşayan toprağın üzerinde taze lastik izleri vardı.

Olay Yeri İnceleme Uzmanı Elif diz çöktü.

"Tek motosiklet."

"Ne kadar önce çıkmış?"

"En fazla bir dakika."

Komiser dişlerini sıktı.

"Nöbetçiler?"

İki polis memuru başlarını öne eğdi.

"Arka tarafta görüş çok düşüktü komiserim. Sis yüzünden..."

Murat sertçe elini kaldırdı.

"Bahane istemiyorum."

---

Okulun arka bahçesi tamamen arandı.

Lastik izleri ormana doğru gidiyordu.

Fakat yaklaşık elli metre sonra aniden sona eriyordu.

Elif şaşkınlıkla çevresine baktı.

"İmkânsız..."

"Nedir?"

"İzler burada bitiyor."

Komiser toprağı dikkatlice inceledi.

Lastik izleri gerçekten de bir noktadan sonra yok olmuştu.

Sanki motosiklet havaya karışmıştı.

---

Tam o sırada genç bir polis seslendi.

"Komiserim!"

Yakındaki çalılıkların arasından siyah bir spor çanta çıkarılmıştı.

Çantanın fermuarı açıktı.

İçinden;

- Siyah kapüşonlu bir mont,
- Kan lekeli deri eldiven,
- Ve kırık camlı metal bir kol saati çıktı.

Komiser saatin camına baktı.

Kamera görüntüsündeki saat...

Tam olarak buydu.

Elif sessizce konuştu.

"Birisi bunları özellikle bırakmış."

"Neden öyle düşünüyorsun?"

"Çünkü üzerinde tek bir parmak izi bile yok."

Komiser başını salladı.

"Evet..."

"Birisi bizi yönlendirmeye çalışıyor."

---

Saat 06.44

Okula döndüklerinde öğretmenler odasında büyük bir hareketlilik vardı.

Beden eğitimi öğretmeni Cem Öztürk bulunmuştu.

Ama kaçarken değil...

Spor salonunun malzeme odasında.

Kapı dışarıdan kilitlenmişti.

İçeri girildiğinde Cem yerde baygın hâlde yatıyordu.

Doktor nabzını kontrol etti.

"Yaşıyor."

Komiser diz çöktü.

"Cem!"

Adam yavaşça gözlerini açtı.

İlk söylediği cümle herkesi şaşırttı.

"Ben kaçmadım..."

"Kim kilitledi seni?"

Cem başını iki yana salladı.

"Yüzünü göremedim."

"Neden buradaydın?"

"Efe bana mesaj atmıştı."

Komiser'in dikkati arttı.

"Ne yazıyordu?"

Cem cebinden telefonunu çıkardı.

Mesaj hâlâ duruyordu.

«'Hocam, sonunda kanıtı buldum. Saat 21.15'te eski yatakhanede buluşalım. Kimseye söylemeyin.'»

Mesajın saati:

20.58

Komiser derin bir nefes aldı.

"Efe seni çağırmış."

"Evet."

"Gittin mi?"

"Gittim."

"Efe orada mıydı?"

"Hayır."

"O zaman?"

Cem'in gözleri korkuyla büyüdü.

"Arkamdan biri vurdu."

---

Elif hemen Cem'in başını inceledi.

Saçlarının arasında sert bir darbeye ait şişlik vardı.

"O bayılmış."

Komiser yavaşça ayağa kalktı.

Demek ki Cem gerçekten tuzağa düşürülmüştü.

Ve biri özellikle bütün şüpheleri onun üzerine çekmeye çalışmıştı.

---

Tam ifadeler biterken okulun santral telefonu çaldı.

Eski model telefonun sesi bütün koridorda yankılandı.

Kimse birkaç saniye ahizeye yaklaşamadı.

Komiser telefonu kaldırdı.

"Komiser Murat Aydın."

Karşı taraftan gelen ses elektronik olarak bozulmuştu.

Ne kadın ne erkek olduğu anlaşılıyordu.

«"Komiser..."»

Murat sustu.

«"Yanlış kişiyi arıyorsun."»

"Kimsin sen?"

Kısa bir kahkaha duyuldu.

«"Yoklama eksik."»

"İki kişi öldü."

«"Hayır..."»

«"Ben yalnızca isimleri siliyorum."»

"Ne istiyorsun?"

Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra aynı ses fısıldadı.

«"Çatıya çık."»

Hat kesildi.

---

Komiser, Elif ve iki polis hızla en üst kata koştular.

Çatı kapısı açıktı.

Rüzgâr sert esiyordu.

Kimse görünmüyordu.

Tam geri döneceklerken Elif bağırdı.

"Komiser!"

Su deposunun üzerine beyaz tebeşirle tek bir cümle yazılmıştı.

«"Gerçek katili bulmak istiyorsan önce ilk kurbanı bul."»

Komiser yazıya uzun süre baktı.

"Efe ilk kurban değil miydi?"

Elif yavaşça başını salladı.

"Sanırım..."

"...biz bu hikâyenin yanlış yerinden başladık."