SON GECE kitap kapağı

2. bölüm / 6

SON GECE

Bir Şeyler Değişiyordu..

Vaveyla Yazarı: Dilan Ersoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bir Şeyler Değişiyordu..

SON GECE
2. BÖLÜM
Saat 18.03’tü.Dilan bilgisayarındaki son dosyayı kaydedip sandalyesinden kalktı. Günün yorgunluğu yüzünden okunuyordu. Çantasını omzuna aldı ve masadaki arkadaşlarına dönüp:
“Ben kaçıyorum.”
“Yarın görüşürüz,” dedi arkadaşlarından biri.
Dilan başını sallayıp çıktı.Binadan çıktığında hava kararmaya başlamıştı.İlk yaptığı şey telefonuna bakmak oldu.
Ahmet’ten mesaj vardı.
Ahmet:
Çıktın mı?
Dilan gülümsedi.
Dilan:
Çıktım. Sen neredesin?
Cevap fazla gecikmedi.
Ahmet:
İş yerinin oradayım.
Dilan etrafa baktı.Karşı kaldırımda Ahmet’in arabasını gördü.Ahmet de onu fark etmişti.Dilan karşıya geçip arabaya bindi.
“Hoş geldin.”
“Hoş buldum.”
“Çok mu bekledin?”
“Yok.”
Dilan ona şüpheli bir şekilde baktı.
“Kaç dakika?”
“On dakika.”
“Yani bekledin.”
Ahmet güldü.
“Tamam, bekledim.”
Dilan da gülmeye başladı.
Araba hareket etti.Ankara’nın akşam trafiği her zamanki gibiydi.Arabalar peş peşe ilerliyor, insanlar işlerinden çıkıp evlerine yetişmeye çalışıyordu.
Dilan camdan dışarı bakarken bir ambulans yanlarından hızla geçti.Birkaç saniye sonra siren sesi uzaklaştı.
Dilan başını Ahmet’e çevirdi.
“Bugün çok ambulans gördüm.”
Ahmet direksiyona bakarak:
“Ben de.”
“Sabah da vardı.”
“Evet.”
“Bir şey mi olmuş acaba?”
Ahmet omuzlarını kaldırdı.
“Belki bir kaza.”
Dilan başını cama yasladı.
“Umarım.”
Bir süre sonra konu değişti.
Dilan iş yerinde yaşadığı komik bir olayı anlattı.Ahmet güldü.
“Senin iş yerinde her gün bir olay oluyor.”
“Valla yoruldum artık.”
“İstersen bırak.”
“Sen maaşımı mı vereceksin?”
“Düşünürüz.”
Dilan kahkaha attı.
“Sen önce kendi borçlarını düşün.”
Ahmet de güldü.
O an her şey yine normaldi.
Saat 19.10’da Ayça aradı. Dilan telefonu hoparlöre aldı.
“Ne yapıyorsunuz?”
“Ahmet’le beraberiz.”
“Biliyorum zaten. Akşam buluşalım mı?”
Dilan Ahmet’e baktı.
“Olur.”
“Ela da gelecek.”
“Tamam.”
Ayça’nın sesi bir anda değişti.
“Bu arada…”
“Ne?”
“Bugün sizin orada da bir şey olmuş.”
Dilan kaşlarını çattı.
“Ne olmuş?”
“Bilmiyorum. Annem söyledi. Bir sürü ambulans geçmiş.”
Ahmet sessizce onları dinliyordu.
Dilan: “Biz de gördük.”
“Ben birazdan size anlatırım.”
Telefon kapandı. Ahmet Dilan’a baktı.
“Bir şeyler oluyor galiba.”
Dilan cevap vermedi.
İçinde hafif bir huzursuzluk vardı.Ama henüz bunun üzerinde durmak istemiyordu.
Saat 19.45.
Ayça ve Ela kafede onları bekliyordu.
Dilan içeri girer girmez Ayça el salladı.
“Buradayız!”
Dilan yanlarına oturdu.
Ela gülümsedi.
“Bugün çok yoruldun mu?”
“Çok.”
Ahmet de karşılarına oturdu.Bir süre herkes günlük şeylerden konuştu.
İş.
Para.
Aileler.
Gelecek planları.
Mert ve Burak da bir süre sonra kafeye geldiler. Mert sandalyeye oturur oturmaz:
“Ben açım.”
Ayça güldü.
“Sen zaten hep açsın.”
“İnsan aç olamaz mı?”
Burak başını iki yana salladı.
“Beş dakika önce yemek yedin.”
“Beş dakika çok uzun bir süre.”
Herkes gülmeye başladı. Bir süreliğine sabah yaşanan gariplikler bile unutuldu.
Saat 21.08’de Dilan’ın annesi aradı.
Dilan telefonu açtı.
“Efendim anne?”
“Neredesin?”
“Ahmet’lerle oturuyoruz.”
“Çok geç kalma.”
“Tamam.”
Annesi birkaç saniye sustu.
“Bugün haberleri gördün mü?
”Dilan’ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Evet.”
“Dikkatli olun.”
“Olur.”
Telefon kapandı.Dilan masaya döndüğünde Ela ona baktı.
“Ne oldu?”
“Annem de aynı şeyi söyledi.”
“Ne?”
“Dikkatli olun dedi.”
Burak sessizce telefonuna baktı.
“Bence bugün erken dağılalım.”
Mert ona baktı.
“Niye?”
Burak cevap vermeden önce dışarı baktı.
Sokağın karşısından bir ambulans daha geçti.Bu kez ardından bir polis aracı da vardı.Siren sesleri birkaç saniye boyunca duyuldu.
Masadaki herkes sustu.
Ayça pencereye baktı.
“Gerçekten bir şeyler oluyor.”
Kimse ona cevap vermedi.
Dilan ise Ahmet’in telefonunu eline aldı.
Ekranda Ahmet’in annesinden gelen bir mesaj vardı.
“Ahmet, eve gelirken bizi ara. Babanla konuşacağız.”
Dilan mesajı okudu.Sonra Ahmet’e baktı.
“Annen seni eve çağırıyor.”
Ahmet telefonu aldı. Mesajı okudu.
“Tamam. Birazdan giderim.”
Dilan başını salladı.
Saat 21.24’tü.
Mert masadaki bardağını eline aldı.
“Ben gerçekten bugün bir gariplik olduğunu düşünüyorum.”
Ayça ona baktı.
“Sen demin hiçbir şey olmadığını söylemiyor muydun?”
“Fikrimi değiştirdim.”
Burak hafifçe güldü.
“Beş dakika önce de yemek yedikten sonra ‘dünyanın sonu gelse de önce tatlı yerim’ diyordun.”
Mert cevap verecekken dışarıdan bir bağırış duyuldu. Herkes aynı anda pencereye döndü. Ses sokağın biraz ilerisinden gelmişti. Bir adam bağırıyordu.
“Yardım edin!”
Ardından başka sesler duyuldu. Dilan ayağa kalkacak gibi oldu.Ahmet hemen koluna dokundu.
“Dur.”
“Ne oldu acaba?”
“Bilmiyoruz.”
Burak pencereye yaklaşıp dışarı baktı.
“Birileri kavga ediyor galiba.”
Ayça da ayağa kalktı.
“Polis çağırayım mı?”
Tam telefonunu çıkarırken siren sesi duyuldu. Birkaç dakika sonra dışarıdaki hareketlilik azaldı. Herkes tekrar yerine oturdu.Ama bu kez kimsenin konuşası yoktu.
Saat 21.41.
Mert telefonuna gelen bildirime baktı.
“Bir dakika.”
“Ne oldu?” diye sordu Ela.
Mert ekranı gösterdi. Yerel bir haber hesabı, şehirde bazı kişilerin yüksek ateş ve bilinç bulanıklığı nedeniyle hastanelere götürüldüğünü yazmıştı.
Ayça’nın yüzü değişti.
“Bilinç bulanıklığı ne demek?”
Burak telefonu aldı.
“Ne yazıyor başka?”
Mert ekranı aşağı kaydırdı.
“Bazı hastalarda ani davranış değişiklikleri görüldüğü söyleniyor.
”Dilan kaşlarını çattı.
“Davranış değişikliği?”
“Evet.”
Ahmet telefonu Mert’ten aldı.
“Kaynak ne?”
Mert omuz silkti.
“Bir haber hesabı.”
Burak başını salladı.
“Kesin bilgi değildir.”
Telefon birkaç saniye sonra yeniden bildirim verdi. Bu kez haber silinmişti. Mert şaşkınlıkla ekrana baktı.
“Az önce vardı.”
Kimse cevap vermedi.
Saat 22.03.
Herkes kafeden çıkmaya karar verdi. Dışarı çıktıklarında hava daha soğuktu.Dilan montunun fermuarını çekti.
“Yarın görüşürüz.”
Ayça ona sarıldı.
“Eve gidince yaz.”
“Yazarım.”
Ela da: “Sen de dikkat et.”
“Tamam.”
Mert ve Burak, Ahmet’le biraz kenarda konuşuyordu. Dilan uzaktan onları izledi.Bir anda Mert’in yüzündeki ifade değişti.
“Ne oldu?” diye sordu Ahmet.
Mert başını çevirdi.
“Şu adama bak.”
Sokağın karşısında bir adam kaldırımda oturuyordu. Başını öne eğmişti.Yanında kimse yoktu.Ahmet birkaç saniye baktı.
“Hasta olabilir.”
Adam birden başını kaldırdı.Dördü de sustu. Adamın yüzü bembeyazdı. Gözleri kızarmıştı.Sanki çevresinde olan hiçbir şeyi anlamıyordu. Bir kadın yanına yaklaşıp:
“Beyefendi, iyi misiniz?” diye sordu. Adam cevap vermedi. Kadın koluna dokundu.Adam bir anda elini sertçe çekti.
“Dokunma!”
Kadın korkuyla geri çekildi. Adam ayağa kalktı.Bir an sendeledi.Sonra hızla sokağın köşesine doğru yürümeye başladı. Mert arkasından baktı.
“Adamın neyi vardı?”
Burak:“Bilmiyorum.”
Ahmet Dilan’a baktı.
“Sen korktun mu?”
Dilan başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Ama içinden geçen şey farklıydı. İlk kez gerçekten korkmuştu.
Saat 22.37.
Ahmet, Dilan’ı eve bıraktı.Arabadan inerken Dilan ona baktı.
“Sen eve gidince haber ver.”
“Veririm.”
“Ciddiyim.”
Ahmet gülümsedi.
“Tamam.”
Dilan kapıyı kapatıp apartmana girdi. Ahmet bir süre arkasından baktı. Sonra arabayı çalıştırdı. Dilan eve girdiğinde annesi hâlâ uyanıktı.
“Geldin mi?”
“Geldim.”
“Ahmet gitti mi?”
“Evet.”
Annesi televizyona baktı.
“Bugün çok garip şeyler oluyor.
”Dilan ayakkabılarını çıkarırken:
“Evet.”
“Sen dışarıda bir şey gördün mü?
Dilan bir an düşündü.
“Bir adam vardı.”
“Ne olmuş?”
“Bilmiyorum. Çok kötü görünüyordu.”
Annesi endişeyle televizyona baktı.
“Allah korusun.”
Dilan odasına geçti. Telefonunu şarja taktı. Ayça’nın grubuna mesaj geldi.
Ayça:
Herkes eve ulaştı mı?
Ela:Ben evdeyim.
Mert:Ben de.
Burak:Evet.
Dilan:Ben de geldim.
Bir süre kimse yazmadı.
Sonra Mert: Bu arada o adamı gördünüz mü?
Burak: Evet.
Mert:Gözleri çok garipti.
Dilan ekrana bakarken telefonu titredi.Ahmet’ten mesaj gelmişti.
Ahmet:
Eve geldim. Dilan rahat bir nefes aldı.
Dilan:
Tamam ❤️
Telefonu yatağının üzerine bıraktı.O sırada dışarıdan yine bir siren sesi duyuldu.Bu kez çok daha yakındı. Dilan pencereye doğru baktı. Perdenin arkasından mavi ışıklar odanın duvarına vuruyordu.Bir süre öylece kaldı.Sonra ışıklar kayboldu. Dilan yatağına uzandı.
Henüz hiçbirinin bilmediği bir şey vardı.
Şehirde başlayan değişim, düşündüklerinden çok daha hızlı ilerliyordu..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.