Sisin Arkasındaki Ev kitap kapağı

10. bölüm / 10

Sisin Arkasındaki Ev

Onuncu Bölüm: Cevap

Vaveyla Yazarı: Havanur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Onuncu Bölüm: Cevap

Ses artık tek bir ses değildi.
Yamacın tepesinden, parçalanmış taşın üstünden, kuyunun ağzından, bir koro gibi, onlarca ses birden yükseldi. Her köylü kendi kaybını duyuyordu. Bakkal Remzi'nin karısı, on beş yıl önce hasta yatağında bırakan karısı gibi, yumuşak ve yorgun: Remzi, gel artık. Yaşlı bir kadın, kıyıda boğulan oğlunun sesini işitti. Bir adam, yıllar önce savrulmuş kardeşine "abi" dedi. Her biri bir kaybı çağırıyordu, her biri birbirine karışıyordu.
Köylüler yine sendelemeye başladılar. Bazıları kulaklarını kapattı, bazıları yere çöktü. Küçük kız hıçkırarak annesinin eteğine sarıldı.
Hacer Teyze'nin yüzü ise bambaşka bir hâl almıştı.
Gözleri yamacın tepesine kilitlenmişti. Dudakları aralanmış, elleri iki yanında titriyordu. Çünkü o, bütün seslerin arasından yalnızca birini işitiyordu. Çok genç, çok tatlı bir erkek sesi:
"Anne. Anne, ben geldim. Sadece bir kelime söyle, ben döneceğim."
"Teyze," dedi Defne, kolunu tuttu.
"Kemal..."
"O Kemal değil."
"Biliyorum." Hacer Teyze'nin gözlerinden yaşlar boşandı. "Biliyorum, kızım, biliyorum. Ama dokuz yıldır o sesi başka kimse çıkarmıyor."
Defne'nin boğazı düğümlendi. Hacer Teyze, kolunu çekerek ilerlemeye çalıştı. Defne gücünün son kırıntısıyla onu tuttu. O an hiçbir doktor, hiçbir bilim, hiçbir cesaret bunu çözemezdi. Yalnızca bir kadının, yirmi yedi yıl, dokuz yıl, bir ömür boyunca tuttuğu o dayanılmaz özleme karşı çıkmak gerekiyordu.
"Bana bir dakika ver," dedi Defne. "Bir dakika, teyze. Lütfen."
Hacer duraksadı.
Defne annesine döndü. Nesrin, hâlâ Hacer'in omzuna asılıydı, yüzü ağarmış, nefesi kısalmıştı.
"Anne," dedi Defne. "Bir şey düşünüyorum."
"Hayır." Nesrin başını salladı. "Hayır, ne düşünüyorsan, hayır."
"Sen cevap vermedin. Baba cevap vermedi. Hacer Teyze dokuz yıl cevap vermedi. Köyün yarısı gitti, çünkü cevap vermemek için kaçtı." Sesi titredi. "Yirmi yedi yıl kimse cevap vermedi, anne. Ve ses hiç susmadı."
"Kuyuya cevap verirsen seni alır."
"Belki." Defne gülümsedi, çünkü başka çaresi yoktu. "Ama ben hekimim. Bir hasta sürekli bağırıyorsa, onu susturmakla iyileştirmezsin. Dinlersin."
Annesi bir şey söylemek için ağzını açtı. Defne eğilip alnını annesinin alnına dayadı, bir an, çok kısa. Yirmi yedi yıl sonra bir anne alnı.
"Beni bekle," dedi.
Ve yokuşu tırmandı.
Yol boyunca kimse onu durdurmadı. Köylüler yan çekildi, sanki bir şeyin yoluna çıkmaktan korkar gibi. Defne her adımda yerin altından bir gümbürtü duyuyordu. Hava ağırlaşmıştı, sanki tüm köyün sesi bir yere çekiliyor, bir hunide toplanıyordu.
Bahçe kapısının paslı demiri, eliyle değdiği anda toz oldu.
Kuyu, tam ortada, olduğu yerde duruyordu. Çemberin taşları çatlamış, demir kapak yarıya kadar eğilmiş, taş kırığı toza dönüşmüştü. Kuyunun ağzından yukarı, çok soluk, çok ince, gümüşi bir buhar yükseliyordu. Havada hiçbir yönde hareket etmiyor, yalnızca bir noktaya, kuyunun üstüne asılı duruyordu.
Defne babasının deri eldivenlerini çıkardı, cebine koydu.
Çemberin yanına diz çöktü. Kuyunun içine baktı.
İçerisi karanlıktı. Ama o karanlığın içinde bir şey vardı: küçük, soluk, çok uzakta bir ışık. Su yüzeyine yakın, bir mum alevi gibi titreyen bir parıltı. Ve o parıltının içinde, çok net, bir çocuk yüzü.
Sekiz yaşında bir kız.
Saçları dağınık, yanakları ıslak. Küçük bir elbisenin içinde, ayakları çıplak, bir taş duvarın dibinde dizlerini çekmiş oturuyor. Başını kaldırdı. Defne'ye baktı. Defne'nin kendi gözleriyle.
"Anne..." dedi çocuk, alçak sesle. "Neden gelmiyorsun?"
Defne'nin gözlerinden yaşlar akıyordu. Kuyunun kenarına yaslandı. Yirmi yedi yıl önce, bir eylül gecesi, annesi bu kuyuya inmişti, çünkü küçük bir kızın sesini duymuştu. O kız, evde, uykudaydı. Ama bir başka kız, çok daha derin, çok daha eski bir kız, o gece kuyuda ağlıyordu.
Defne'nin kendi çocukluğu. Annesi kaybolduğu gün, ağlayarak uyuyakalan, sabaha kadar "anne" diye sayıklayan kız. O gün söylenmemiş, cevaplanmamış her çağrı bu kuyuya akmıştı. Bir köyün yirmi yıllık yası. Annelerin çocuklarına, çocukların annelerine, ölülerin dirilere seslendiği, ve kimsenin cevap vermediği her çağrı. Kuyu bunlarla büyümüştü.
Taklit etmemişti. Biriktirmişti.
"Ben buradayım," dedi Defne.
Kimse nefes almadı. Yamaçta, yolda, bahçe kapısında, bütün köy bu cümleyi işitti.
Çocuk gözlerini kırptı.
"Buradayım," dedi Defne, bir daha. Sesi çatladı ama kesilmedi. "Geç kaldım. Çok geç kaldım. Seni orada yalnız bıraktım, çünkü korktum. Hepimiz korktuk. Baban korktu, annen korktu, ben korktum. Ama artık buradayım."
Kuyunun ağzındaki buhar kıpırdadı.
"Annen sağ," dedi Defne. "Yukarıda, bir tepede duruyor, seni bekliyor. Seni hiç bırakmadı. Sana bir şarkı bile söyledi, kimsenin duymadığı. Ve seni çok seviyor."
Çocuk yüzü yavaşça gülümsedi. Ağlıyordu hâlâ, ama artık başka türlü.
"Gerçekten mi?" dedi.
"Gerçekten."
Kuyunun içindeki ışık büyüdü. Büyüdü, büyüdü, gümüşi bir ışık dalgası olarak yükseldi, Defne'nin yüzünü, köyü, taş çemberi, mavi evi yıkadı. Ses yoktu, rüzgâr yoktu. Yalnızca ışık, ve ışığın içinde, ağır ağır dağılan binlerce küçük şey: bir kadının gülüşü, bir adamın "abi" deyişi, bir çocuğun "anne" deyişi, bir erkek sesinin "hoşça kal" diyen son kelimesi. Hepsi birer kıvılcım gibi göğe yükseldi, ve eridi.
Hacer Teyze, aşağıda, yolun ortasında, ellerini ağzına bastırdı. Kemal'in sesini son bir kez duydu. Bu sefer taklit değildi, bir yankıdan fazlasıydı. Çok kısa, çok hafif:
"Anne, ben iyiyim."
Sonra bir ışık patlaması oldu, bir sessizlik izledi.
Sessizlik uzun sürdü. Sonra, çok uzakta, deniz kıyıya vurdu. Bir kuş öttü. Kimsenin hatırlamadığı kadar eski bir sabah, köyün üstüne yavaşça indi.
Defne kuyunun kenarında, dizlerinin üstünde, ellerini yüzüne gömmüş duruyordu. Omuzları sarsılıyordu. Ağlıyordu. Ama bu yirmi yedi yıl sonra ilk kez, hiçbir şeyden korkmadan ağlıyordu.
Devam edecek...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.