3. bölüm / 10
Sisin Arkasındaki EvÜçüncü Bölüm
Bölümler 10Şu an: Üçüncü Bölüm
- 1 Birinci Bölüm:Zarf646 kelime
- 2 İkinci Bölüm:Kuyu487 kelime
- 3 Üçüncü Bölüm373 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Dördüncü Bölüm:Mektup423 kelime
- 5 Beşinci Bölüm:Gece575 kelime
- 6 Altıncı Bölüm: Fener698 kelime
- 7 Yedinci Bölüm:Mağara737 kelime
- 8 Yedinci Bölüm: Mağara1.486 kelime
- 9 Dokuzuncu Bölüm: Ninni714 kelime
- 10 Onuncu Bölüm: Cevap817 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yirmi yıldır bekliyorum teyze," dedi Defne. "Daha fazla bekleyemem."
Hacer Teyze lambayı masaya koydu. Alev bir an küçüldü, sonra yeniden büyüdü. Yaşlı kadın sandalyeye çöktü; omuzları, taşıdığı bir şeyin ağırlığıyla çökmüş gibiydi.
"Baban son yıllarda hiç uyumazdı," dedi alçak sesle. "Geceleri kuyunun başında otururdu. Elinde bir defter, yanında bir gaz lambası. Sorardım, derdi ki: Ses her yıl biraz daha yaklaşıyor."
"Hangi ses?"
"Sorma kızım." Hacer Teyze gözlerini kaçırdı. "Ben bilmem. Bilmek de istemem. Bir tek şeyi biliyorum: o odada her şey yazılı. Hikmet Hoca yazdı. Ben çıkmam oraya. Yemin ettirdi."
Defne daha fazla beklemedi. Lambayı almadı, telefonunun fenerini yaktı ve mutfaktan çıktı.
Merdivenler her adımda inledi. Eski bir geminin güvertesi gibi, ağır ağır sallanıyordu ayaklarının altında. Duvarlarda fotoğraf çerçeveleri sıralanmıştı, ama bir şey tuhaftı: çocukluğunun resimleri duruyordu, Defne'nin okul önlüklü hali, babasıyla kayıkta çekilmiş bir kare. Annesinin resimleri yoktu. Yalnızca, duvar kâğıdının daha soluk kalmış dikdörtgenleri vardı. Yirmi yedi yıl önce biri, bir gecede, bu evden bir kadını silmişti.
İkinci kat sahanlığında kapıyı gördü. Aralıktı. Altından, ve yarıktan, sıcak, sarı bir ışık sızıyordu.
Defne kapıyı yavaşça itti.
Oda, çocukken hayal ettiği kadar korkunç değildi. Daha kötüydü, çünkü sıradandı. Gaz yağı, eski kâğıt ve tuz kokuyordu. Pencere aralıktı; sis, ince bir duman gibi içeri akıyor, lambanın alevini yan yatırıyordu. Masanın üstünde, tam ortada, babasının kalın çerçeveli gözlükleri duruyordu. Cam, lambanın ışığında küçük bir sarı göz gibi parlıyordu.
Duvarlar tepeden tırnağa kâğıtla kaplıydı. Köyün el çizimi haritası. Kuyunun yeri kırmızı kalemle daire içine alınmış, dairenin çevresine tarihler dizilmişti, hepsi aynı gün: Eylül'ün on dördü. Her yıl, yirmi yedi yıl boyunca. Her tarihin yanında tek bir kelime: Duydum.
Masanın sağında, ahşap bir rafta, yirmi yedi defter yan yana diziliydi. Sırtlarında yıllar yazıyordu, siyah mürekkeple, ilkinden sonuncuya.
Defne sonuncusunu çekti. Parmakları titriyordu.
Defterin son sayfası açıktı. Babasının köşeli, sert yazısıyla tek bir satır:
Defne gelecek. Ona söylemem gerekiyor.
Altı boştu. Mürekkep, sanki yazarken biri kapıyı çalmış gibi, ucunda dağılmıştı.
Defne defteri bıraktı. Gözü masanın köşesindeki zarfa takıldı. Krem rengi, kalın bir kâğıt. Üstünde, babasının yazısıyla, tek bir isim:
Defne'ye.
Zarfın ağzı açılmıştı. İçinden bir kâğıt çıkardı. Kâğıt soğuktu, tuz tutmuş gibi sertti. Işığın altına tuttu.
İlk satırı okurken, odanın bütün sesi çekildi. Sis de durdu, lambanın alevi de.
Kızım, annen gitmedi.
Ama kuyunun içindeki de annen değil.
Bölüm etkileşimi
