5.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Roza .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 5.BÖLÜM

Zeynep, o sabah her zamankinden biraz daha erken uyandı. Pencerenin ardından içeri süzülen güneş ışığı, küçük evinin duvarlarına vuruyordu. Mutfağa geçip kendisine çay koyduktan sonra telefonunu eline aldı. Meryem’den gece gelen mesaj hâlâ ekranın üstündeydi.
“Yarın sabah yola çıkıyorum. Beni özledin mi bakalım, doktor hanım?”
Zeynep gülümseyerek cevap yazdı.
“Seni özlemek mi? Evimin sessizliğini yeni seviyordum. Şimdi bütün huzurum kaçacak.”
Meryem’den cevap gecikmedi.
“Beni kapıda karşılamazsan geri dönerim.”
Zeynep telefonu masaya bırakıp başını iki yana salladı. Uzun zamandır ilk kez evinin birkaç günlüğüne de olsa yalnız kalmayacak olması içini ısıtmıştı. Meryem, onun hayatında aile kelimesinin karşılığına en çok yaklaşan insandı. Aynı çocuk esirgeme kurumunun koridorlarında büyümüş, birbirlerinin gözyaşlarına da kahkahalarına da alışmışlardı.
Çayından son yudumunu alıp çantasını hazırladı. Bugün klinikte yoğun bir gün olacağını hissediyordu.
Yanılmamıştı.
Askerî birlikte sabah içtiması yeni bitmişti. Karan, elindeki dosyaya göz gezdirirken Murat karşısındaki sandalyeye ters oturmuş, onu dikkatle izliyordu.
“Komutanım, bir şey soracağım.”
Karan gözlerini dosyadan kaldırmadı.
“Hayır.”
“Daha sormadım ki!”
“Yüzünden belli, yine saçmalayacaksın.”
Murat elini göğsüne koyup kırılmış gibi yaptı.
“İnsan en yakın arkadaşından biraz saygı bekliyor.”
“Ben de senden biraz sessizlik bekliyorum. İkimiz de istediğimizi alamıyoruz.”
Murat kahkaha attı. Karan'ın dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.
Tam o sırada kapı çalındı. İçeri giren asker selam vererek konuştu.
“Komutanım, köy sağlık ocağı için hazırlanan malzemelerin bir kısmı depodan teslim alınabilir. Ancak kalanların ulaşması birkaç gün sürecek.”
Karan dosyayı kapattı.
“Hazır olanları bugün gönderin. Eksiklerin listesini de yeniden kontrol edin. Köydeki sağlık ocağının daha fazla beklemesini istemiyorum.”
“Emredersiniz komutanım.”
Asker çıktıktan sonra Murat ayağa kalktı.
“Ben de malzemelerle birlikte gideyim. Hem eksikleri yerinde kontrol ederiz.”
Karan ona baktı.
“Senin bu kadar gönüllü olman beni şüphelendiriyor.”
“Ne yapayım komutanım, insanlığa hizmet aşkıyla yanıp tutuşuyorum.”
“Geçen hafta nöbet çizelgesini kaybettiğinde de aynı aşkla yanıyordun.”
Murat'ın yüzündeki gülümseme bir anlığına dondu.
“Onu unutmuştuk sanki.”
“Ben unutmadım.”
Karan dosyayı Murat'a uzattı.
“Hazırlan. Bir saat içinde çıkıyoruz.”
Öğleye doğru Zeynep, muayene odasındaki son hastasını uğurlarken kapının önünden gelen motor seslerini duydu. Birkaç dakika sonra genç bir asker kapıda belirdi.
“Doktor hanım, komutanımız sağlık ocağı için gönderilen malzemeleri getirdiğimizi söyledi. Kontrol etmeniz gerekiyormuş.”
Zeynep elindeki dosyayı kapattı.
“Tabii, hemen geliyorum.”
Dışarı çıktığında askerî aracın yanında Karan'ı ve Murat'ı gördü. Murat, kasaların indirilmesine yardım eden askerlere bir şeyler anlatıyor, arada bir de şakalaşıyordu. Karan ise teslim edilen malzemeleri kontrol ediyordu.
Zeynep yanlarına yaklaştı.
“Hoş geldiniz. Malzemeler için teşekkür ederim.”
Karan başını kaldırdı.
“Rica ederim, doktor hanım. Listenizdeki malzemelerin bir kısmını temin edebildik. Kalanlar geldiğinde onları da ulaştıracağız.”
Zeynep kasalardan birine baktı.
“Bunlar bile çok işimize yarayacak. Özellikle pansuman malzemeleri konusunda sıkıntı yaşıyorduk.”
“Eksiklerin tamamlanması için yeniden bildirim yapacağım.”
Murat konuşmaya karıştı.
“Komutanımız bir şeyi kafasına koydu mu peşini bırakmaz. Merak etmeyin, o listeyi burada unutmaz.”
Karan ona sertçe baktı.
“Murat, malzemeleri kontrol et.”
“Kontrol ediyorum zaten. İnsan bir teşekkür bekler.”
“İşini bitirirsen iki teşekkür ederim.”
Zeynep istemeden güldü. Murat bunu fark edince yüzünde muzip bir ifade belirdi.
“Gördünüz mü doktor hanım? Ben olmasam komutanımızın yüzü hiç gülmeyecek.”
“Sen olmasan burada işimizi daha hızlı bitirecektik,” dedi Karan.
“İşte bu yüzden beni yanından ayırmıyor. Bana ihtiyacı var.”
Zeynep gülümsemesini saklamaya çalışarak malzemeleri kontrol etmeye devam etti. Karan'ın Murat'a karşı tavrı, dışarıdan bakıldığında sert görünse de aralarında alışılmış bir yakınlık vardı. Birbirlerinin ne zaman şaka yaptığını, ne zaman ciddileştiğini tek bakışta anlayan insanlardandılar.
Kontrol sırasında Zeynep, kasalardan birinin içindeki kutuları ayırırken küçük bir kutunun ezildiğini fark etti.
“Bunun içindekiler zarar görmüş olabilir. Bir kontrol edeyim.”
Kutuyu açıp malzemeleri dikkatle inceledi. Karan da yanına geldi.
“Bir sorun var mı?”
“Sanırım yalnızca kutu zarar görmüş. İçindekiler sağlam.”
Karan başını salladı.
“Yine de bunu teslim tutanağına yazalım. Sonradan bir eksiklik çıkarsa nereden kaynaklandığı belli olsun.”
Zeynep ona kısa bir bakış attı.
“Her ayrıntıyı düşünüyorsunuz.”
“Düşünmek zorundayım. Küçük bir ihmal bazen büyük bir soruna dönüşebilir.”
Sesinde gösteriş yoktu. Sadece yaptığı işi ciddiye alan birinin sakinliği vardı.
Zeynep bunu fark etti ama üzerinde durmadı. O da kendi işinde aynı sorumluluğu taşıyordu. Bir hastanın ihtiyacını gözden kaçırmamak, onun için de önemliydi.
İşleri tamamladıklarında Zeynep teslim tutanağını imzaladı.
“Tekrar teşekkür ederim. Köydekiler de bu malzemelere çok sevinecek.”
Karan başıyla selam verdi.
“Bir ihtiyacınız olursa bildirin.”
Murat araca doğru yürürken arkasına döndü.
“Doktor hanım, bir dahaki gelişimizde çayınızı da içeriz artık. Komutanımızın çay içmeyi unutmasına izin vermeyin.”
“Murat,” dedi Karan, sabrının sonuna yaklaşmış gibi.
“Tamam, tamam. Gidiyorum!”
Zeynep bu kez rahatça güldü.
Karan ise bir şey söylemeden araca bindi. Murat yanına oturduğunda hâlâ gülümsüyordu.
“Ne var?” diye sordu Karan.
“Hiç. Bugün köyde güzel işler yaptık.”
“Bunu söylemek için yüzünü neden böyle tutuyorsun?”
“Nasıl?”
“Bir şey biliyormuş gibi.”
Murat camdan dışarı baktı.
“Belki de biliyorumdur.”
Karan başını iki yana sallayıp aracı çalıştırdı. Murat'ın bitmek bilmeyen şakalarına alışkındı. Yine de bu kez tartışmayı uzatmadı.
Akşam olduğunda Zeynep, eve dönerken bakkaldan birkaç şey aldı. Kapıyı açıp içeri girdiğinde ev yine sessizdi ama bu kez o sessizlik uzun sürmeyecekti.
Telefonu çaldı. Arayan Meryem'di.
“Doktor hanım, yarın geliyorum. Sakın bana işim var deme.”
“Demem. Zaten evde tek başıma konuşa konuşa duvarlarla arkadaş olmuştum.”
“Güzel. O zaman gelince önce yemek yiyeceğiz, sonra da bana her şeyi anlatacaksın.”
Zeynep kaşlarını kaldırdı.
“Neyi anlatacağım?”
“Bilmiyorum. Ama anlatacak bir şeylerin olduğuna eminim.”
“Meryem, daha gelmeden başladın!”
Meryem kahkaha attı.
“Peki, peki. Yarın görüşürüz.”
Telefon kapandığında Zeynep gülümseyerek mutfağa geçti. Ertesi gün için küçük bir hazırlık yapması gerekiyordu. Uzun zamandır ilk kez birini ağırlayacak olmanın heyecanını hissediyordu.
Aynı saatlerde askerî birlikte Karan, günün raporlarını tamamlıyordu. Masasının üzerinde sağlık ocağına ait teslim tutanağı duruyordu. Dosyayı kapatıp bir kenara koydu.
Murat kapıdan başını uzattı.
“Yarın izinli olsam köye gidip bir çay daha içerdim.”
Karan gözlerini kaldırdı.
“Yarın görevin var.”
“Biliyorum komutanım. İnsan hayal kuramıyor mu?”
“Kur. Ama görevini aksatma.”
Murat gülerek kapıyı kapattı.
Karan yeniden evraklarına döndü. Onun için gün, tamamlanmış görevlerden ve ertesi günün sorumluluklarından ibaretti.
Zeynep ise evinde, ertesi gün gelecek dostunu düşünüyordu.
İkisinin de bilmediği şey, önlerindeki günlerin yalnızca alışılmış görevlerden ve eski dostluklardan ibaret kalmayacağıydı. Fakat şimdilik hayat, kendi akışında ilerliyordu. Her şeyin değişmesi için büyük bir olay gerekmiyordu bazen; kimi zaman sıradan bir günün içine gizlenmiş küçük bir ayrıntı yeterdi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

63okunma 26beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.