4. bölüm / 15
SINIRLARIN ÖTESİNDE4. BÖLÜM
Bölümler 15Şu an: 4. BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM927 kelime
- 2 2.BÖLÜM728 kelime
- 3 3. BÖLÜM879 kelime
- 4 4. BÖLÜM823 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.BÖLÜM991 kelime
- 6 6.BÖLÜM1.614 kelime
- 7 7.BÖLÜM1.966 kelime
- 8 8.BÖLÜM2.059 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.706 kelime
- 10 10.BÖLÜM2.036 kelime
- 11 11. BÖLÜM2.236 kelime
- 12 12.BÖLÜM2.524 kelime
- 13 13.BÖLÜM2.640 kelime
- 14 14. BÖLÜM3.060 kelime
- 15 15.BÖLÜM4.403 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karan, birliğe döndüğünde öğle saatleri yaklaşmıştı.
Aracından iner inmez yanına gelen askere birkaç talimat verdi, ardından karargâha geçti. Masasında bekleyen evraklar hâlâ duruyordu. Sağlık ocağındaki ziyaret kısa sürmüştü ama raporun hazırlanması gerekiyordu.
Murat ise onun arkasından içeri girip kapıyı kapattı.
"Komutanım, bir şey soracağım."
Karan ceketini çıkarıp sandalyesine bıraktı.
"Hayır."
"Ama daha sormadım."
"Cevabım yine hayır."
Murat karşısındaki sandalyeye oturdu.
"Şu doktor hanım var ya…"
Karan dosyasını açtı.
"Ne olmuş?"
"Hiç. Gayet iyi birine benziyor."
Karan kalemini eline aldı.
"İşini yapıyor."
"Ben de onu söylüyorum zaten. Bir insanın işini düzgün yapması suç mu?"
Karan başını kaldırıp arkadaşına baktı.
"Murat, söyleyeceğini söyle ve çık."
Murat ellerini kaldırdı.
"Tamam, tamam. Ne sinirlendin? Sanki doktor hanımın adını ağzımıza almak yasak."
"Benim yanımda boş konuşmak yasak."
Murat gülümseyerek ayağa kalktı.
"Anlaşıldı komutanım. Ben gidiyorum. Siz de dosyalarınızla mutlu mesut yaşayın."
Kapıya geldiğinde durdu.
"Bu arada, kadın sana hiç çekinmeden cevap verdi. Genelde askerî üniformayı görünce herkesin dili tutuluyor."
Karan dosyasından başını kaldırmadı.
"Çünkü o işini yapıyordu. Biz de kendi işimizi."
Murat bir an sustu. Arkadaşının sesindeki ciddiyeti anlayınca daha fazla üstelemedi.
"Doğru söylüyorsun. Hadi kolay gelsin."
Kapı kapandığında Karan yeniden dosyasına döndü.
Zeynep'in gülümsemesini hatırlamıyordu.
En azından hatırlamak istemiyordu.
Zeynep içinse gün her zamanki gibi devam ediyordu.
Öğleden sonra sağlık ocağına yaşlı bir adam geldi. Ardından iki çocuk ve baş ağrısından şikâyet eden genç bir kadın…
Zeynep hepsiyle ilgilendikten sonra masasındaki evrakları düzenledi. Tam çayını almak üzereyken kapıdan Meryem'in aradığını fark etti.
Hemen telefonu açtı.
"Sonunda, avukat hanım. Dün anlatacağım dedin, ortadan kayboldun."
Meryem'in sesi yorgundu.
"Yoğunluk oldu. Bir de evde biraz canım sıkıldı."
Zeynep sandalyesine oturdu.
"Yine mi?"
"Biraz tartıştık. Her zamanki meseleler."
"Meryem, ne zaman kendin için bir şey yapacaksın?"
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
"Bilmiyorum Zeynep. Bazen her şeyi bırakıp uzaklaşmak istiyorum."
Zeynep'in yüzü ciddileşti.
"Uzaklaşmak istiyorsan gel, birkaç gün benim yanımda kal. Hem dinlenirsin hem konuşuruz."
"Senin o küçücük evinde mi?"
"Evimin küçüklüğünü konuşacağına davetimi kabul et."
Meryem güldü.
"Tamam, düşüneceğim."
"Bir de düşünmek yok. Geliyorsun."
"Emredersiniz doktor hanım."
İkisi bir süre daha konuştular. Meryem, Ankara'daki işlerinden bahsetti; Zeynep de köyde yaşadıklarını anlattı. Komutanın gelişinden söz ederken bunu sıradan bir ziyaret gibi aktardı.
"Bugün bir komutan geldi. Sağlık ocağının eksiklerini incelediler."
Meryem'in sesi bir anda canlandı.
"Komutan mı?"
Zeynep gözlerini devirdi.
"Evet, Meryem. Komutan. Üniformalı, ciddi, dosya inceleyen bir insan."
"Ben bir şey demedim ki!"
"Diyeceğini yüzünden duydum."
Meryem kahkaha attı.
"İyi, peki. Adı neymiş?"
"Karan."
Meryem birkaç saniye sustu.
"Güzel isimmiş."
Zeynep gülerek başını salladı.
"Allah aşkına, daha adamı tanımıyorsun."
"Tanımak için adını bilmekle başladık."
"Meryem!"
"Tamam, sustum. Peki, nasıl biri?"
Zeynep düşündü.
"Ciddi. Fazla konuşmuyor. İşini biliyor."
"Yani senin deyiminle tam bir komutan."
"Aynen öyle."
Meryem'in gülümsemesi sesine yansıdı.
"Peki, sana nasıl baktı?"
Zeynep hemen itiraz etti.
"Nasıl bakacak? Normal baktı."
"Ben bir şey demedim."
"Az önce sordun!"
Meryem gülmeye devam etti.
"Tamam, tamam. Seni daha fazla rahatsız etmiyorum. Ama bu konuyu sonra tekrar konuşacağız."
"Konuşmayacağız."
"Tabii canım."
Telefon kapandığında Zeynep istemsizce gülümsedi. Meryem'in onu kızdırmayı sevdiğini biliyordu. Karan'la ilgili konuşulacak hiçbir şey yoktu. Adam yalnızca görevini yapmak için gelmişti.
Zeynep de işine dönmeliydi.
Akşamüstü askerî birlikte Karan, hazırlanan raporu bitirmek üzereydi.
Kapı çalındı.
"Gel."
İçeri Murat girdi. Bu kez elinde evraklar vardı.
"Sağlık ocağının ihtiyaç listesini düzenledim. Yarın gönderilmesi gerekenleri de ayırdım."
Karan belgeleri aldı ve gözden geçirdi.
"İyi olmuş. Eksik kalmasın."
Murat masanın kenarına yaslandı.
"Bu arada köydeki doktor gerçekten tek başına çalışıyor. Oraya bir personel daha verilse iyi olmaz mı?"
Karan başını kaldırdı. Bu kez Murat'ın şaka yapmadığını anlamıştı.
"Bu konuyu rapora ekleyelim. İhtiyaç varsa üst makama iletiriz."
"Tamamdır."
Murat bir an düşündü.
"İnsanların orada ne şartlarda yaşadığını görünce insanın içi burkuluyor."
Karan başını salladı.
"Görebildiğimiz kadarıyla yardımcı oluruz."
Murat arkadaşına baktı. Karan her zaman böyleydi. Duygularını uzun cümlelerle anlatmazdı. Ama bir sorun gördüğünde görmezden gelmez, çözüm bulmaya çalışırdı.
"Senin şu sert görüntünün altında iyi bir insan saklı," dedi Murat.
Karan kalemini bıraktı.
"Bir daha böyle konuşursan seni başka bir birliğe gönderirim."
Murat kahkaha attı.
"İşte şimdi tanıdığım komutanıma kavuştum!"
Karan başını iki yana sallasa da gülümsemesini gizleyemedi.
Gece olduğunda Zeynep evine döndü.
Sobayı yaktı, yemek hazırladı ve pencerenin önündeki koltuğa oturdu. Dışarıda rüzgâr esiyor, uzaktaki dağlar karanlığın içinde kayboluyordu.
Telefonuna baktı. Meryem'den bir mesaj gelmişti.
Bu hafta sonu geliyorum. Bana itiraz hakkı tanımıyorum.
Zeynep gülümseyerek cevap yazdı.
Peki, ama yemekleri sen yapacaksın.
Telefonu bıraktıktan sonra bir süre sessizce oturdu.
Günün yorgunluğu omuzlarına çökmüştü. Karan'ın ziyareti aklından geçse de üzerinde durmadı. Onunla yeniden karşılaşıp karşılaşmayacağını bile bilmiyordu.
Aynı saatlerde Karan da odasında ertesi günün görevlerini inceliyordu. Murat'ın şakaları aklında kalmış, dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme bırakmıştı.
Hayatında her şey yerli yerindeydi.
Görevi belliydi. Sorumlulukları belliydi. Geleceği için yaptığı planlar bile belliydi.
Ama bazen hayat, insanın planlarına sormadan yeni bir sayfa açardı.
Zeynep o gece yatağına uzanırken ertesi günün hastalarını düşünüyordu.
Karan ise yarın kendisini bekleyen görevleri…
İkisi de birbirlerinin hayatına henüz yabancıydı.
Yalnız, Karan'ın önündeki dosyalardan birinin üzerinde küçük bir köyün adı yazıyordu.
Ve o köy, ikisinin de tahmin etmediği kadar yakın bir gelecekte yeniden karşılarına çıkacaktı.
Bölüm etkileşimi
