3. bölüm / 15
SINIRLARIN ÖTESİNDE3. BÖLÜM
Bölümler 15Şu an: 3. BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM927 kelime
- 2 2.BÖLÜM728 kelime
- 3 3. BÖLÜM879 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. BÖLÜM823 kelime
- 5 5.BÖLÜM991 kelime
- 6 6.BÖLÜM1.614 kelime
- 7 7.BÖLÜM1.966 kelime
- 8 8.BÖLÜM2.059 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.706 kelime
- 10 10.BÖLÜM2.036 kelime
- 11 11. BÖLÜM2.236 kelime
- 12 12.BÖLÜM2.524 kelime
- 13 13.BÖLÜM2.640 kelime
- 14 14. BÖLÜM3.060 kelime
- 15 15.BÖLÜM4.403 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın erken saatlerinde askerî birliğin bahçesinde iki araç hazırlanıyordu.
Murat, aracın yanına yaslanmış, elindeki simidi yerken saatine bakıyordu. Karan ise çoktan hazırlanmış, şoförle konuşuyordu.
"Komutanım, bir şey sorabilir miyim?" diye seslendi Murat.
Karan ona döndü.
"Sor."
"Bu saatte insanın kahvaltı yapmadan yola çıkması sizce de insan haklarına aykırı değil mi?"
Karan aracın kapısını açtı.
"Simidini yiyen sensin. Daha ne istiyorsun?"
"Bir de çay olsa fena olmazdı."
"Bir gün seni gerçekten birliğin kantinine bırakıp gideceğim."
Murat gülerek araca bindi.
"Yapamazsın. Beni özlersin."
Karan cevap vermedi ama yüzündeki belli belirsiz gülümseme Murat'ın gözünden kaçmadı.
Kısa süre sonra araçlar hareket etti. Gidecekleri köy, dağların arasında, sınır hattına yakın bir yerdeydi. Karan daha önce bölgeyle ilgili raporları incelemişti. Kış yaklaşırken sağlık ocağının ihtiyaçlarının karşılanması önemliydi.
Murat camdan dışarı bakarken konuştu.
"Bu köyün şartları gerçekten zor olmalı."
"Öyle görünüyor."
"İnsan burada nasıl alışır acaba?"
Karan gözlerini yoldan ayırmadı.
"İnsan her şeye alışır."
Murat ona kısa bir bakış attı.
"Her şeye mi?"
Karan cevap vermedi.
Murat da üstelemedi. Bazen arkadaşının suskunluğunun arkasında neler olduğunu merak ederdi ama Karan'ın geçmişini zorla anlatmasını istemezdi.
Zeynep, sağlık ocağında sabahın ilk hastalarını muayene ediyordu.
Küçük bir çocuk, annesinin elini sıkıca tutmuş, sırasını bekliyordu. Zeynep çocuğun korktuğunu fark edince önündeki çekmeceden renkli bir kalem çıkardı.
"Bak bakalım, en sevdiğin renk hangisi?"
Çocuk önce annesine, sonra Zeynep'e baktı.
"Mavi."
Zeynep kalemi ona uzattı.
"O zaman bu senin. Ama önce muayenemizi yapacağız, anlaştık mı?"
Çocuk başını salladı.
Annesi minnetle gülümsedi.
"Çocuklarla çok iyi anlaşıyorsunuz doktor hanım."
Zeynep hafifçe gülümsedi.
"Onlar yeterince korkuyor zaten. Bir de benden korkmasınlar."
Muayene bittikten sonra kadınla çocuğu uğurladı. Masasına dönüp sıradaki dosyayı açacağı sırada dışarıdan araç sesleri geldi.
Pencereden baktığında sağlık ocağının önünde duran askerî araçları gördü.
Bir an duraksadı.
Ardından kapı açıldı ve içeri genç bir asker girdi.
"Doktor hanım, günaydın. Komutanımız geldi. Sizinle görüşmek istiyor."
Zeynep elindeki dosyayı kapattı.
"Tabii, buyursun."
Asker dışarı çıktı.
Zeynep masanın üzerindeki evrakları toparladı. Gelen komutanın sağlık ocağının eksikleriyle ilgili konuşacağını tahmin ediyordu. Yine de üniformalı askerlerin arasında yeni bir yüz görmek onu biraz meraklandırmıştı.
Birkaç saniye sonra kapıda uzun boylu, ciddi bakışlı bir adam belirdi.
Karan.
Üzerindeki üniforma düzgün, duruşu kendinden emindi. İçeri girdiğinde önce odayı gözden geçirdi, ardından bakışları Zeynep'e yöneldi.
"Doktor Zeynep Hanım?"
Zeynep ayağa kalktı.
"Evet, benim. Hoş geldiniz, komutanım."
Karan başıyla selam verdi.
"Ben Karan. Sağlık ocağının ihtiyaçlarıyla ilgili konuşmaya geldik."
"Memnun oldum. Buyurun, oturun."
Karan sandalyeye otururken Murat da kapıda belirdi.
"Komutanım, ben dışarıda bekleyeyim mi?"
Karan ona bakmadan cevap verdi.
"Buraya kadar gelip dışarıda mı bekleyeceksin? Gel otur."
Murat içeri girip boş sandalyeye yerleşti.
"Doktor hanım, kusura bakmayın. Komutanım sabahları biraz serttir. Kahvesini içmeden insan olduğuna inanmıyor."
Zeynep gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Karan gözlerini Murat'a çevirdi.
"Birazdan seni dışarı çıkaracağım."
Murat hiç bozuntuya vermedi.
"Bakın doktor hanım, tehditlerine alışığım. Siz aldırmayın."
Zeynep bu kez gülümsedi.
"Anladım. Demek sizinle çalışmak kolay değil, komutanım."
Murat kahkaha attı.
Karan ise Zeynep'e baktı. Karşısındaki genç doktor, kendisiyle konuşurken çekingen davranmıyordu. Saygılıydı ama gereksiz bir korku da göstermiyordu.
Bu, dikkatini çekmişti.
Yine de belli etmedi.
"Eksik malzeme listesini incelemek istiyorum," dedi.
Zeynep hemen dosyayı uzattı.
"Liste burada. Özellikle kış aylarında ilaç ve temel tıbbi malzeme konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Bazı hastalarımız hastaneye ulaşmakta da zorlanıyor."
Karan listeyi dikkatle inceledi.
"Bu ihtiyaçları rapor edeceğim. Karşılanması için elimizden geleni yapacağız."
Zeynep başını salladı.
"Teşekkür ederim. Buradaki insanlar için gerçekten önemli."
"Anlıyorum."
Konuşmaları kısa ve resmîydi. Karan sorularını soruyor, Zeynep de sağlık ocağının durumunu açıklıyordu. Ancak Murat'ın araya girmesiyle ortam zaman zaman yumuşuyordu.
"Doktor hanım," dedi Murat, "burada bütün hastalarla tek başınıza mı ilgileniyorsunuz?"
"Çoğu zaman evet."
Murat şaşkınlıkla etrafa baktı.
"Gerçekten zor iş. Komutanım iki evrak görünce bütün birliği ayağa kaldırıyor."
Karan dosyayı kapattı.
"Murat."
"Efendim komutanım?"
"Dışarı."
Murat ayağa kalkarken Zeynep'e döndü.
"Tanıştığımıza memnun oldum doktor hanım. Ben Murat. Komutanımın sabrını zorlayan tek insanım."
Zeynep gülerek başını salladı.
"Memnun oldum, Murat Bey."
Murat dışarı çıktığında odada kısa bir sessizlik oluştu.
Karan ayağa kalktı.
"Zamanınızı aldık, doktor hanım. Listeyi değerlendirdikten sonra tekrar haber vereceğiz."
"Estağfurullah. Geldiğiniz için teşekkür ederim."
Karan kapıya yöneldi. Tam çıkacakken dışarıdan bir çocuk sesi duyuldu.
"Anne, doktor abla burada mı?"
Zeynep hemen kapıya döndü.
"Buradayım, Elif. Gel bakalım."
Küçük kız içeri girdiğinde Zeynep'in yüzündeki ifade değişti. Çocuğun yanına eğildi, onunla yumuşak bir sesle konuşmaya başladı.
Karan kapının yanında bir an durdu.
Az önce karşısında ciddi ve işine odaklanmış bir doktor vardı. Şimdi ise küçük bir çocuğun korkusunu dindirmek için bütün dikkatini ona veren bir kadın görüyordu.
Zeynep'in davranışlarında gösteriş yoktu. Yaptığı işi gerçekten önemsediği belliydi.
Karan bakışlarını kısa süre sonra çevirdi.
"İyi çalışmalar, doktor hanım."
Zeynep başını kaldırıp gülümsedi.
"Size de, komutanım."
Karan dışarı çıktığında Murat aracın yanında onu bekliyordu.
"Ne oldu komutanım? Doktor hanım bizi beğendi mi?"
Karan ona sertçe baktı.
"Ne saçmalıyorsun?"
"Hiç. Sadece merak ettim."
"Araca bin."
Murat gülümseyerek kapıyı açtı.
"Emredersiniz."
Araçlar köyden ayrılırken Murat hâlâ kendi kendine gülüyordu. Karan ise önündeki yola bakıyordu.
Zeynep hakkında özel bir şey düşünmüyordu. En azından kendine böyle söylüyordu.
Onun için bu, sıradan bir görev ziyaretinden ibaretti.
Sağlık ocağında Zeynep de yeniden işine dönmüştü. Komutanın adını aklında tutmuştu ama üzerinde durmadı.
İkisinin de hayatında değişen bir şey yokmuş gibi görünüyordu.
Oysa bazen ilk karşılaşmalar, insanın hayatında büyük bir olay gibi yaşanmazdı.
Bazen yalnızca kısa bir bakış, birkaç cümle ve geride kalan küçük bir meraktan ibaretti.
Ve bazen, insanın henüz fark etmediği şeyler tam da böyle başlardı.
Bölüm etkileşimi
