2. bölüm / 15
SINIRLARIN ÖTESİNDE2.BÖLÜM
Bölümler 15Şu an: 2.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM927 kelime
- 2 2.BÖLÜM728 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. BÖLÜM879 kelime
- 4 4. BÖLÜM823 kelime
- 5 5.BÖLÜM991 kelime
- 6 6.BÖLÜM1.614 kelime
- 7 7.BÖLÜM1.966 kelime
- 8 8.BÖLÜM2.059 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.706 kelime
- 10 10.BÖLÜM2.036 kelime
- 11 11. BÖLÜM2.236 kelime
- 12 12.BÖLÜM2.524 kelime
- 13 13.BÖLÜM2.640 kelime
- 14 14. BÖLÜM3.060 kelime
- 15 15.BÖLÜM4.403 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabahın ilk ışıkları askerî birliğin pencerelerinden içeri süzülürken Karan çoktan ayaktaydı. Masasının başında, önündeki dosyaları inceliyordu. Yüzündeki ciddi ifade, içeri girmeye çekinecek kadar sertti.
Kapı aniden açıldı.
"Komutanım, günaydın!"
Karan başını kaldırmadan cevap verdi.
"Kapıyı çalmayı ne zaman öğreneceksin, Murat?"
Murat elindeki iki kahveyi masaya bıraktı.
"Onca yıldır yanındayım. Bir kahve getiriyorum, yine azar işitiyorum."
"Ben senden kahve istedim mi?"
"İstemedin ama içeceğini biliyorum. Bazen insanın arkadaşının kıymetini bilmesi lazım."
Karan kahvesini alıp bir yudum içti.
"Senin kıymetini bilsem sabah sabah başıma bela alırım."
Murat kahkaha attı.
"Bak, gülümsedin! Bunu birliğe duyuralım, belki herkes rahat bir nefes alır."
Karan elindeki kalemi ona doğru uzattı.
"Bir kelime daha edersen bütün evrakları sen hazırlarsın."
Murat anında ciddileşti.
"Komutanım, sizi son derece saygıdeğer bir insan olarak görüyorum."
"Çık dışarı."
Murat gülerek kapıya yöneldi.
"Ben de seni seviyorum komutanım!"
Karan başını iki yana salladı. Birlikteki herkes ondan çekinirdi ama Murat, onun en yakın arkadaşı olmanın verdiği rahatlıkla istediği gibi konuşabiliyordu. Yıllardır aynı zorlukları paylaşmış, birbirlerinin en kötü günlerinde yanında durmuşlardı.
Karan dışarıya karşı sertti. Görev sırasında şakaya yer bırakmaz, askerlerinden disiplin beklerdi. Murat'ın yanında ise bambaşka birine dönüşürdü.
Kahvaltı salonunda askerler masalara yerleşmişti. Karan içeri girdiğinde konuşmalar azaldı. Herkes onun disiplinli bir komutan olduğunu bilirdi.
Murat ise tepsisini alıp karşısına oturdu.
"Komutanım, bugün de insanları bakışlarınla korkutmaya mı geldin?"
Karan ekmeğinden bir parça kopardı.
"Seninle uğraşmaya geldim."
"İşte benim komutanım! İnsan dostuna böyle davranır."
Karan, dün hazırlanan görev çizelgesini önüne koydu.
"Bu çizelgeyi sen mi hazırladın?"
Murat'ın gülümsemesi dondu.
"Komutanım, önce bir kahvemi içseydim."
"Demek sen hazırladın."
"Yani… ufak bir düzenleme yaptım."
"Bugün iki saat fazla görevdesin."
Murat iç çekti.
"Ben bu arkadaşlığı bitiriyorum."
Karan bu kez açıkça güldü.
"Öğle yemeğine kadar dayanamazsın."
Murat başını salladı.
"Maalesef. Sensiz kiminle uğraşacağım?"
Şakalaşmaları kısa süre sonra sona erdi. Karan, görevle ilgili bir soru soran askeri dikkatle dinledi ve gerekli talimatları verdi. Sesi sakin ama kararlıydı.
"Burada hepimiz birbirimize güvenmek zorundayız. Görevinizi aksatmayın. Birbirinizin güvenliğinden sorumlusunuz."
"Emredersiniz komutanım!"
Murat onu sessizce izledi. Karan'ın en belirgin özelliği buydu: arkadaşlarının yanında ne kadar rahat olursa olsun, görev söz konusu olduğunda değişirdi.
Aynı saatlerde köyde Zeynep de yeni bir güne hazırlanıyordu.
Sağlık ocağına vardığında ilk hastaları kapıda bekliyordu. Yaşlı bir kadının tansiyonunu ölçtü, ardından ateşi çıkan küçük bir çocukla ilgilendi. Öğleye kadar neredeyse oturmaya fırsat bulamamıştı.
Son hastasını uğurlarken kapıda komşusu belirdi.
"Doktor kızım, kendine hiç vakit ayırmıyorsun. Bir gün de oturup dinlensen olmaz mı?"
Zeynep gülümsedi.
"Ben dinleniyorum zaten."
"Ne zaman?"
Zeynep cevap veremeden kadın başını iki yana salladı.
"Sen böyle gidersen bir gün kendin hastalanacaksın."
"Merak etmeyin, kendime de bakıyorum."
Kadın pek ikna olmamış bir ifadeyle ayrıldı.
Zeynep masasına oturup çayından bir yudum aldı. Telefonunu eline aldığında Meryem'den mesaj geldi.
Bugün konuşabilecek misin? Sana anlatmam gereken şeyler var.
Zeynep hemen cevap verdi.
Akşam müsaitim. Bir şey mi oldu?
Meryem'den kısa bir süre sonra yanıt geldi.
Akşam anlatacağım. Şimdilik merak etme.
Zeynep telefonu bıraktı ama içindeki merak dinmedi. Meryem'in sesinden bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamıştı. Yine de arkadaşının anlatmasını bekleyecekti.
Pencereye yaklaşıp köyün dar sokaklarına baktı. İnsanlar günlük işleriyle uğraşıyor, çocuklar okul yolunda birbirlerini kovalıyordu. Buradaki hayat zordu ama Zeynep, yaptığı işin bir anlamı olduğunu hissediyordu.
Yine de akşam eve döndüğünde onu bekleyen sessizlik bazen ağır geliyordu.
Bunu kimseye belli etmiyordu.
Öğleden sonra Karan, komutanlık binasında sağlık ocağından gelen eksik malzeme listesini inceliyordu. Murat kapıdan içeri girip dosyaya göz attı.
"Liste epey kabarıkmış."
Karan başını salladı.
"Kış gelmeden ihtiyaçları karşılamamız gerekiyor."
"Yarın köye gidip yerinde bakalım mı? Hem eksikleri kontrol eder hem de oradaki durum hakkında bilgi alırız."
Karan bir süre düşündü.
"Olur. Sabah erkenden hazırlanırız."
Murat memnuniyetle gülümsedi.
"Harika. Belki düzgün bir çay da içeriz."
Karan gözlerini kaldırdı.
"Senin aklın gerçekten sadece yemekte."
"Yanlış. Çay da var."
Karan başını iki yana salladı.
"Seninle ciddi bir konuşma yapmak imkânsız."
"Bir gün başaracağım komutanım, merak etme."
Murat kapıya yöneldiğinde Karan arkasından seslendi:
"Yarın geç kalırsan seni almadan giderim."
Murat hiç duraksamadan cevap verdi.
"Sen bensiz iki saat dayanamazsın!"
"Denemek ister misin?"
Murat gülerek uzaklaştı.
Karan yeniden dosyaya döndü. Ertesi günkü ziyaret, onun gözünde sıradan bir görevdi. Bir sağlık ocağının ihtiyaçları karşılanacak, köyün durumu kontrol edilecekti.
O köyde çalışan genç doktorun kim olduğunu bilmiyordu.
Zeynep de ertesi gün sağlık ocağına kimin geleceğinden habersizdi.
İkisi de kendi hayatlarının akışında ilerliyordu. Biri insanlara yardım etmek için elinden geleni yapıyor, diğeri sorumluluğunu taşıdığı askerleri korumaya çalışıyordu.
Henüz yolları kesişmemişti.
Ama ertesi gün, aynı köyün yollarında iki ayrı hayat birbirine biraz daha yaklaşacaktı.
Bölüm etkileşimi
