7. bölüm · Sevgili Polis
Bölüm 7
– “Domatesin Bedeli”
Bugün yine sıcacık bir gündü.
Ama hava değil de...
Kafamın içi daha sıcaktı.
Sebze bitmişti.
Kafeye taze domates, biber, limon, biraz da pazardan ilham lazımdı.
Çantamı aldım, Tarçın’a “ben gelmeden yaramazlık yok” bakışı attım ve dışarı çıktım.
Pazara giden sokakta yürürken bir ses duydum:
“Rüya Hanım? Nereye böyle?”
Dönüp baktım.
Ooo... Sevgili Polis yine devriye modunda.
Ama üniforması yoktu bu sefer.
Üzerinde kahverengi bir kazak, siyah pantolon.
Ve bir de gülümseme.
Kahve kadar sıcak.
“Pazara gidiyorum. Kafeye malzeme almam lazım.”
“Beraber gidelim mi? Zaten devriye bitti, ben de meyve alacaktım.”
Şaşırdım ama kabul ettim.
Yan yana yürümeye başladık.
Pazara vardığımızda kalabalık ve bağırışlar içindeydik.
“Üç kilo domates on beşşşş!
Taptaze limon beş lirayaaa!”
Atlas şaşkınlıkla etrafına bakıyordu.
“Şunlar güzel görünüyor,” dedi bir domates tezgâhına yaklaşıp.
“Kaç lira abla?”
Tezgahtaki kadın hiç bozmadan:
“Sana yirmi lira yakışır!”
Atlas’ın gözleri büyüdü:
“Yirmi mi?!”
Kadın: “Aynen, polis bey!”
Ben araya girdim.
“Ablacım şu yan tezgahta 15’ti, sen neden 20 diyorsun şimdi?”
Kadın güldü:
“Sen söyleyince 13 olur hadi.”
“10 veririm, son fiyat.”
“Of tamam, senin hatrına.”
Atlas bir adım geri çekilmiş şekilde bana baktı.
“Siz bu pazarlık işinde cidden ustasınız…”
“Ben domatesle büyüdüm, Sevgili Polis.”
Atlas gülümsedi.
Bir ara yan tezgâhtan nar suyu aldı, bana da ikram etti.
Tezgahtan sarkarak bana uzatırken kolu azıcık benimkine değdi.
Elektrik geçti desem…
Nar suyu gibi içim kıpkırmızı oldu.
Pazardan dönerken torbaları taşımakta ısrar etti.
“Ben yardım edeyim,” dedi.
Ben de “O zaman sen taşı, ben Tarçın’a selam söyleyeyim,” dedim.
Kafeye vardık.
Kapının önüne oturduk, biraz yorgunluk kahvesi içtik.
O an düşündüm…
Bazı insanlar domates kadar pahalı, bazılarıysa yanında pazı bile alsan kalbine kadar koyuyor seni.
Sevgili Polis, kesinlikle ikinci gruptandı.
