6. bölüm · Sevgili Polis
Bölüm 6
“Bir Latte... Bir de Kalbiniz.”
Evet… yine güneşli bir gün.
Hava sıcacık, ama içimde bir heyecan var ki, Atlas görse “ateş var mı?” diye sorar.
Kafeye doğru yürüdüm, her zamanki yolumdan.
Ve tabii ki...
Yine oradaydı.
Sevgili Polis.
Selam verdim.
Gülümsedi.
Ben de gülümsedim.
Kalbim yine Tarçın gibi pencerede hoplayarak ritim tutmaya başladı.
Kafeye geçtim, Tarçın tezgâhın üstünde uyuyordu.
O sırada kapı çaldı.
İçeri giren kişi tanıdık geldi...
“Siz... Atlas Bey’in yanında mı çalışıyorsunuz?”
Baran gülümsedi, başını hafif eğdi.
“Evet. Dün beni görmüşsünüz sanırım.”
“Anladım. Ne alırdınız?”
“Bir kahve alayım... bir de size bir şey söyleyeceğim.
Ama bakın, Atlas öğrenirse... yemin ederim beni keser!”
Gözlerim büyüdü.
“Önemli bir şey sanırım. Ben kahvenizi getireyim de konuşalım.”
Kahveyi hazırlarken ellerim hafif titredi.
Atlas’la ilgili bir şey söyleyecekti belli ki.
Acaba neydi?..
“Kahveniz hazır.”
Baran bardağı aldı, gülümsedi.
“Teşekkür ederim yenge.”
Yenge mi?
“Yenge derken?..”
Baran gözlerini devirdi.
“Ayy pardon, daha anlatmadım.”
“Tamam, dinliyorum?”
Etrafa bakındı, sonra öne eğildi.
“Atlas senden baayaa hoşlanıyo, yenge.”
Dediği anda kapıdan bir çınlama duyuldu.
Ve orada duruyordu.
Atlas.
Kafenin kapısında.
Ağzı açık, Baran’a bakıyor.
Dünyanın en şaşkın yüzüyle.
“Şey... Baran Bey, arkanıza bakmanız gerek sanırım.”
Baran başını çevirdi.
Göz göze geldiler.
Sessizlik.
Bir iki saniye.
Sonra Baran atıldı:
“Yenge ben kaçaaar!”
Ve koşarak kafeden çıktı.
Tarçın bile kafasını kaldırıp ardından baktı.
Atlas hâlâ orada duruyordu.
Yavaşça yanıma geldi.
Gözleri kaçamak.
“Siz ona aldırmayın, Rüya Hanım.
Yani… duymadınız değil mi Baran’ın dediğini?”
Derin bir nefes aldım.
Gözlerimin içine bakmadı ama sesi titriyordu.
“Doğruyu söylemek gerekirse... duydum.”
Atlas bir “oooff” çekti. Elleri cebinde, başı öne eğik.
“Ne istersiniz?” dedim hafif bir tebessümle.
Kafayı kaldırdı, göz göze geldik.
“Bir latte…” dedi.
“Bir de?..” dedim, alaycı bir gülümsemeyle.
Sessizlik oldu bir an.
Sonra fısıltı gibi geldi:
“...bir de kalbinizi.”
O an...
Sanki zaman durdu.
Kalbim bir anda “güm güm” değil, “pat pat” atmaya başladı.
Yanaklarımın kıpkırmızı olduğunu hissettim.
Elimle yüzümü kapatmak istedim ama sadece gülümsedim.
Tarçın yine miyavladı.
Belki bu sefer onayladı.
