4. bölüm · Sevgili Polis
Bölüm 4
Sevgili Polis, Tarçın Seni Onaylamıyor
Kafenin küçük cam önüne, Atlas’ın getirdiği o minik süsü yerleştirdim. Minik bir polis arabası. Ön farlarının biri yamuk, ama o kadar tatlı ki...
Ona baktıkça gülümsüyorum.
“Komşumsunuz, hem de polisim. Edindiğim en güzel komşusunuz Sevgili Polis! Teşekkür ederim.”
Demiştim ona, süsü verirken.
Sonraki günlerde biraz daha iyileşti, sesi toparlandı, tebessümü geri geldi.
Sonra bir Cuma sabahı...
Kafeyi açmaya giderken yine o sokağa uğradım.
Ve oradaydı.
Atlas.
Üniformasıyla, elinde telsiziyle, ciddi bakışları ve o tanıdık gülümsemesiyle tam karşımda.
“Aa, Sevgili Polis!” dedim heyecanla.
“Üniformanın içinde daha da asil duruyorsunuz. Sizi burada görmeyi özlemişim!”
Gülümsedi. Gözlerini kaçırıp kafasını hafif yana eğdi.
“Ben de seni... şeyi, kafenin kokusunu özledim.”
Kırmızı oldum. Yanaklarımda yangın.
Konuşamadan kafeye geçtim, o da biraz sonra molasında uğradı.
Tarçın her zamanki gibi tezgâhın üstündeydi. Ama Atlas içeri adım attığı anda, önce ayağa kalktı...
Sonra onun oturduğu sandalyeye atladı.
Oturmadı.
Yüzünü Atlas’a döndü, baktı.
Sonra poposunu dönüp oturdu.
Resmen trip attı.
“Sanırım...” dedim utana utana, “...kıskandı sizi.”
Atlas kahkaha attı.
“Rakibim güçlüymüş.”
“Güçlüdür. Sırf beni uykumdan kaldırmak için yüzüme patiyle vurduğu günler var.”
Tarçın bir “miyav” attı. Kafasını hafifçe çevirdi, ama yine de yüz vermedi.
Atlas patisine doğru eğildi. “Efendim Tarçın Bey, sadece kahve içmeye geldim. Kalbini çalmaya değil.”
İşte o an içimden “Keşke kalbimi de alsaydınız…” demek geçti.
Ama sadece gülümsedim.
Sustum.
Tarçın mırıldandı. Belki onayladı.
