SERİM kitap kapağı

3. bölüm / 17

SERİM

1

Vaveyla Yazarı: Yayagmur _

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 1

Merhabaaaaaaaa
Ben Yağmur Nisa Metin
Bu bir seri katil KURGUSU
Hikayede geçen hiç bir olay gerçek değildir.
Tamamıyla kurgudan oluşmaktadır.
İyi okumalar🫀⚡️🗡🩸

İnstagram: Ynmnisa11_11
Vaveyla: Ynmnisa11_11

Çalma listesi; https://open.spotify.com/playlist/7LJIGykOM9nzM0MMAELYnO?si=qhvlskEuTYCXS50mk8oz8g

(Link açılmadığı takdirde "SERİM(🫀)" isimli çalma listesini açabilirsiniz. Kullanıcı adı ynm olması lazım. Sorun oluşursa insta üzerinden ulaşabilirsiniz🪷)
Çalma listesi kapak fotoğrafı kitap kapağı (yukarıdaki görsel) ile aynıdır.

🍂🍂🍂🍂
Ölümün kalbi boynunda atıyordu. Kafanı çevirdiğinde kulağını okşayarak geçen rüzgar ölümün sessiz nefesiydi. Sen bunu anlamazsın, göremezsin ama ölüm aslında senin ruhuna çoktan bulaşmaya başlamış. Uyan ve çevrene bak. Ölüm her birinin ruhuna tek tek uğramakta.

🫀🫙

(Bulut'un dilinden) Sömürülmüş bir ruhun kılıcındaydı sanki bedenim. Tek tek kesikler açılıyor, bir canavar etrafımda dolanarak beni öldürmeye çalışıyordu sanki. O kadar da korkunç durmuyordu en başta. Ta ki o canavarın aslında içimde bastırdığım intikam duygusu olduğu fark edene dek.
Dünyam, duygularım en önemliside benliğim sömürülmüştü. Hiç bir haltı unutamayan ben kendi benliğimi bu karanlık dünyanın içinde kaybetmiş, unutmuştum...
Yine aynı ruhsuzlukla başladım güne. Sıcak ve rahat yataktan kalkıp aşağıdaki soğuk depoya inmek bir eziyet sayılırdı... Bir şekilde kendimi yataktan aşağı attım. Kışın ortasında bana tek iyi gelebilecek olan şeyi yaptım kendime. "bir fincan sıcak, sert kahve" belki de bu hayatta kardeşimden sonraki tek sevdiğim şey olabilirdi. Küçük ahşap kulübenin camının önüne geçtim. Acaba bu seferki görev ne olacaktı? Derin bir iç çektim ve koca bir bardak kahveyi kafama diktim. Üzerime rastgele bir ceket geçirdim. Uykuluydum ancak toplantı beni bekliyordu.

Kulübeden zorda olsa çıkabilmiştim etrafa bakındım orman her zamanki sessizliğini ve karanlığını takınmıştı. Etrafta hiç kimse yoktu, ağaçları saymazsak tabi. "ölü ağacı" adını verdiğimiz ağaca doğru yürüdüm. Bu ağaç benim en sevdiğim ağaçtı.
Doğal dalların arasına gizlediğimiz kolu buldum ve aşağıya doğru çektim. Ağacın kütük kısmında açılan gizli küçük kapıdan girdim. Beni bekleyen uzun karanlık ve dar merdivenleri inmeye başladım. Bu ağacın altı yerin yaklaşık 2,5 kilometre aşağısına doğru gidiyordu. Sonunda çok ama çok loş bir ışıkla aydınlatılan depoya varabildim ormanın bu büyük depodan daha aydınlık olduğuna emindim.
Korsan tam karşıma dikilmiş beni süzüyordu.
Korsan, yeşil gözlüydü. Siyaha yakın bir saç rengi vardı. Bir gözüne sürekli bandana takardı çünkü yıllar önce ki bir görevinde gözüne ağır bir hasar almıştı. Teni esmerdi. Boynunda ufak tefek geçmişten kalma yara izleri vardı.
"Tam tamına 1,59 saniye geciktin. Umarım bir açıklaman vardır." Dedi. Garip garip yüzüne baktım. 1,59 saniyeymiş. 1 saat geç kalsam kim bilir neler yapacak. Düşünmesi bile korkunç.
"Üzgünüm bir anlığına dalmışım. Bir daha olmaz biliyorsunuz mesleğe başladığımdan beri ilk kez geç kaldım lütfen patron affet." Dedim. Yaklaşık 5-6 senedir korsanın yanında çalışıyordum ve gerçekten de daha öce hiç geç kalmamıştım.
"Tamam zırlama. Yeniden iş başı yapmaya hazır mısın? Uzun zaman oldu değil mi, 1-2 ay oldu mu?" dedi sesinde her zamanki egosu vardı. Yüzüne bomboş gözlerle bakıyordum. Bir an önce bitse de gitsem diyordum içimden. Kardeşimin yanına gitmek istiyordum. "Bu seferki görev ne patron?" dedim sadece. Yüzündeki ego, tahtını küçümser bir gurura bıraktı. Kaşlarını kaldırdı ve sinsice gülümsedi "Cömert Ailesi" dedi. Cömert ailesi, cömert ailesi... Çok tanıdık geliyordu ama bir türlü çıkaramıyordum. "Detaylı bilgiyi sana gönderirim posta kutunu sık sık kontrol et. He birde bu ailede öldürdüğün kişi başına 1 TL alacaksın. Bence gayet karlı bir iş. Benim için en önemli kişi Arda Cömert. Bu aile senin bu işe baslama sebebin Bulutçuk." diyerek güldü. Gülüşü midemi bulandırıyordu. "Toplantı bitti" demesinin ardından o uzun dar ve karanlık merdivenleri çıkmaya başladı. Bir süre orada öylece durup onu izledim. Adımlarını çok ağır tutuyordu. Korsan gözden kayboluncaya kadar orada bekledim. Bir süre sonra içime bir ürperme geldi.
Bu depo dediğimiz yer aslında ölü insanları sakladığımız yerdi. Kulağa garip gelebilir. Ancak benim için gayet normal bir şey. Ben "Bulut Karataş" namı diğer, "Kara Fırtına". Evet, ben bir seri katilim. Bunu isteyerek yaptığımı pek söyleyemem. Hikâyem normal aslında ancak tam klasik demek için fazla garip. Bu iş benim mesleğim, Ne yazık ki. Yapmam gereken masum insanları öldürmek. İster canice ister acıtmadan...
Depodan çıktım. Korsana kıyasla daha hızlı adımlarla merdivenlerden çıkmıştım. Issız, karanlık ve sessiz ormanda kısa bir yürüyüş yapmaya karar verdim. Kulübenin etrafında dolanmaya başladım. "her şey kardeşim için..." dedim hafif sesli bir ifadeyle. Kardeşim Çınar, benim bu mesleğe başlama sebebim aslında. Annem ile abim onun doğduğu gün canice, gözlerimin önünde katledildiler... Çınar annem acıyla can verirken doğdu. Çınar'ın ağlama sesleri, abimin acılı çığlıkları her yeri inletirken ben gerçek anlamda elim kolum bağlı orada onları izlemek zorunda kalmıştım. O gün annem ile abime bir söz vermiştim "Çınarı canım pahasına koruyacağım." Diye. Annemlerin ölümünden 1-2 gün geçtikten sonra Çınar ile beni yetimhaneye aldılar. Hapishaneden farksızdı. Tek farkı hapishanede suçlular yetimhanede ise suçsuzlar kalıyordu.
Çınar 5 yaşına geldiğinde bende 15 yaşındaydım. Yetim hanenin zorbalarından birisi büyükçe bir taşı alıp çınara doğru atmıştı. Çınar gözlerimin önünde yere yığıldı. Çınar'ın komaya girdiğini öğrenmiştim o anda. Çınar komaya girdikten 1-2 ay sonra bir adam geldi. O zamanlar çınarın rahatsızlığını bilmiyordum. Daha doğrusu bana pek bir şey söylenmiyordu. Herhangi bir okul tarzı bir yere gönderilmemiştim. Adam "Kardeşinin hastalığını biliyorum ve tedavisini de biliyorum bana güven benimle gel. Sana çeşitli işler vereceğim onları yaparsan sana karşılığında para vereceğim. İşlerin çok basit olacak sana şimdiye kadar hep yanlışlar öğretilmiş, ben sana doğruları öğreteceğim. Diğer çocuklar gibi bir okulda okumak istemez misin? Kardeşinin tedavi parası 10 milyon dolar. Ben en kolay imkânlar ile bunu sana sağlayacağım." Gibi bir şey demişti. Anlamamıştım. Saftım. İnanmıştım. O zamanlar bana annem ile abim tarafından öğretilen şey "bir karıncanın bile kalbinin kırılmaması" tarzlarındandı hep.
Büyüdükçe öğrendim. O adam aslında bana doğruyu öğretmemiş, yanlışı doğru olarak göstermiş. Bana; insanların nasıl öldürülebileceğini, usta bir oyuncu olmayı, dünyanın en sert darbesini dâhil alsan acı hissetmemeyi, insanların iyi niyetlerinin kullanılmak için olduğunu vb. Şeyleri öğretti. En sonunda da bu iğrenç kişilikte buldum kendimi.

Hava çok soğuktu. Dolanmaya devam ediyordum. "Bir TL vay be iyiymiş bu aileyi bu kadar önemli kılan ne acaba" dedim birden. 1 TL'ye sevinmiştim nasıl bir yokluğun içindeydim bilemiyorum. Normalde öldürdüğüm kişi başına 1 kuruş alıyordum
Şimdiye kadar yaklaşık 3000 kişi öldürdüm. Bu kişileri öldürürken de birbirinden farklı işler yaptım. Markette kasiyerde oldum, hastanede hastada baktım, restoranda bulaşıkları yıkadım... Hepsinde amaç aynıydı adam öldürmek. Marketteki paketli gıdalara zehir enjektelemiştim, hastanın serumuna ilaç katmıştım, restoranda yıkadığım bulaşıkları zehirli suyla ıslanmış mendil ile tekrardan silmiştim...
Ben korsanın sağ koluyum. O bana bir aile söyler bende gider o ailenin tamamını nüfus dairesinden sildiririm. Ardından onları konserveler sonrada gerek ceset ile gerek cesetsiz bir şekilde ölü ağacının altındaki depoya koyarım. Ceset ile geldiysem deponun büyük bir kısmını kaplayan fırınlı morglardan birine atar yakarım.
Hayat böyle sıkıcı ve aynı ilerler benim için. Geçmiş ve onun acılı günleri arasında gidip gelirim.
Resimler ve hikâyelerle hayat buldururum kendime. Zaten bir seri kailin yaşamından ne bekliyorsunuz ki?
Çizimlerin iyiydi. Severdim. Renklerin birleşimi ile duyguların karmaşıklığı arasındaki inanılmaz uyum mesela...
Tek umudum çınar. Hoş oda uyandığında benimle aynı kaderi paylaşmak zorunda kalacak. Kim uyandığında seri katil olacağını bile bile uyanmak ister ki?
Biraz daha dolaştıktan sonra Kulübeye gitmeye karar verdim.
Dondum lan dondummmm.
Posta kutusunu da kontrol ettim ancak sonuç karşısında çok da şaşırmadım. Bomboştu büyük ihtimalle akşam yollayacaktı dosyaları.
Kulübeye girdim mutfak kısmına doğru ilerledim. Mutfak tezgâhı ile küçük ahşap masanın ortasında kalan kilimi yavaşça açtım. Altından çıkan küçük kapakçığı açtım. Aynı ölü deposundaki merdivenler gibi olan merdivenleri inmeye başladım. Merdivenler bitince yine loş bir aydınlatma ile aydınlatılmış orta genişlikte ki koridorda yürümeye başladım. Yürüdüm ve yürüdüm. Merak etmeyin burada da ölü saklamıyoruz. Burası kardeşimin, çınarın bulunduğu yer. Yıllardır kımıldamadan, ses çıkartmadan yattığı yerdi... Onu o halde görmek içimdeki sıkıntıyı katbekat arttırıyordu. O orada öylece yatıyordu, yaşayıp yaşamayacağı bile belli değildi. Ancak ben onun için adam öldürüyordum.
Koridan çınarın kaldığı odaya gitmek için uzunca bir yolu yürümeniz gerekiyordu. Çınarın odasının kulübemin direk altında olmasını istememiştim. Sürekli ayak bastığım yerde, ayaklarımın altında acı içinde yatan kardeşim olmasını istemiyordum.
En nihayetinde çınarın yanına gelmiştim kapı kolunu sıkıca kavradım. Derin bir nefes aldım ve kapıyı açtım. Çınar tam karşımda acıyla yatıyordu. Bir sürü alete bağlı bir şekilde... Yanına oturdum, saatlerce orada çınarın yanında oturdum. Onunla konuştum, belki o bana cevap veremiyordu ancak o beni duyup dinliyordu. Bundan emindim.
3-4 saat Çınar'ın yanında kaldıktan sonra tekrar yukarı kulübeye çıktım. Mutfak dolaplarını karıştırırken bir paket makarna buldum. Küçük bir tencere alıp makarna suyu koydum.
Tek odalı bir kulübenin 4 duvarı arasında kocaman bir hayat geçiriyordum. Sıkılmıştım artık. Adam öldürmek için değil de gezmek için bir yerlere gitmek istiyordum. Hayatımda birçok duyguyu yaşayamamıştım. Korsan olacak adam zamanla beni duygusuz bir hale getirmişti. 20 yaşında olmama rağmen daha âşık bile olmamıştım.
Acaba âşık olsam nasıl bir kıza âşık olurdum?
Gözleri ne renk olurdu? Ya saçları? Tarzı nasıl olurdu?
Elime bir adet kalem birde resim defteri aldım. Bir şeyler karalamaya başladım. Kalemi ben oynatıyordum fakat ne yaptığım hakkında hiç bir fikrim yoktu. 5-6 dakika boyunca çizdim, karaladım. En sonunda ortaya bir kadın silueti çıktı. Çok güzel bir kadındı. Karakalem çizmiştim.
Bu resim renkli nasıl dururdu?
Denemekten zarar gelmez dedim ve tekrar çizdim. Ancak bu sefer renkli tonlamalar ile. En sonunda turuncu ile kırmızı karışımı gözlere sahip kestane rengi saçlı hafif esmer yaklaşık 19-18 yaşlarında bir kadın olmuştu.
Küçüktüm daha. 20 yaşında bir katil.
Su kaynamıştı makarnaları içine koydum biraz tuz ve baharat.
Bir katile kıyasla fazla pozitif bir insandım.
Zaten hayatta yolunda gitmeyen bir şey olduğunda devamı da elbet gelirdi. Aynı yapılan hatalar gibi. Ardı arkasına sıralanır hepsi tıpkı bir kolyenin taşları gibi...
Resmi alıp çekmecelerimden birine attım. Oyalanacak bir şeyler bulmalıydım.
Bir insanın hayatı ne kadar boş olabilir.
Boş hissettirecek kadar boş galiba.
Yine kafa çorbaaaa!
Acaba ne çorbası ama bide o var.
Tarhana mı? Yayla mı? Domates mi?
Yâda tavuk mu? Tavuk çorbası daha iyi...

🫀🫙

Bulut Karataş

Kulübemde oturuyordum. Birden posta kutusunun orada birini gördüm. Simsiyah giyinmişti. Büyük ihtimalle korsanın sol kolu olmalıydı. Dışarıya, posta kutusunun, yanına gittim. Tam tahmin ettiğim gibi korsan dosyaları göndermişti. Dosyaları da alıp kulübeye girdim. Elimdeki dosyaları ahşap masanın üzerine fırlattım ve masanın iki yanında bulunan sandalyelerden birine oturdum.
9 tane dosya vardı: Arda cömert, Doğa cömert, Kaan solmaz, Ayçin soran, Mete soran, Dora Doran, Ayça Doran, Doğuhan batık, Eren batık
İsimlerine ait 9 dosya. İlk elime aldığım Arda cömert dosyasıydı tabikide. Sırayla bütün dosyaları açtım. Dosyalarda şunlar yazıyordu:
Arda cömert dosyası;
İsim: Arda
Soy isim: Cömert
Varsa kardeşi: Doğa cömert
Yaş:36
Oturduğu bina, daire: 3. Bina, 1. Kat, 4. Daire
Mesleği: kafenin mutfak bölümünde aşçı
Çalıştığı yer: TENHA KAFE
Doğa cömert dosyası:
İsim: Doğa
Soy isim: Cömert
Varsa kardeşi: Arda cömert
Yaş:18
Oturduğu bina, daire: 3. Bina, 1. Kat, 4. Daire
Mesleği: yok
Çalıştığı yer: yok
Kaan solmaz dosyası:
İsim: Kaan
Soy isim: solmaz
Varsa kardeşi: kardeşi yok
Yaş:34
Oturduğu bina, daire: 8. Bina 4. Kat 8. Daire
Mesleği: kafede garson
Çalıştığı yer: tenha kafe
Ayçin soran dosyası:
İsim: Ayçin
Soy isim: Soran
Varsa kardeşi: Mete soran
Yaş:33
Oturduğu bina, daire: 9. Bina, 5. Kat, 9. Daire
Mesleği: kafe mutfağında ikinci aşçı
Çalıştığı yer: TENHA KAFE
Mete soran dosyası:
İsim: Mete
Soy isim: soran
Varsa kardeşi: Ayçin soran
Yaş:16
Oturduğu bina, daire: 9. Bina, 5. Kat, 9. Daire
Mesleği: ara sıra ablasının yanında kafenin ayak işlerini yapar
Çalıştığı yer: TENHA KAFE denilebilir
Ayça Doran dosyası:
İsim: Ayça
Soy isim: Doran
Varsa kardeşi: Dora Doran
Yaş:32
Oturduğu bina, daire: 7. Bina, 4. Kat, 7. Daire
Mesleği: kafede kasiyer
Çalıştığı yer: TENHA KAFE
Dora Doran dosyası:
İsim: Dora
Soy isim: Doran
Varsa kardeşi: ayça Doran
Yaş:18
Oturduğu bina, daire: 7. Bina, 4. Kat, 7. Daire
Mesleği: yok
Çalıştığı yer: yok
Doğuhan batık dosyası:
İsim: Doğuhan
Soy isim: batık
Varsa kardeşi: eren batık
Yaş:20
Oturduğu bina, daire: 2. Bina, 1. Kat, 1. Daire
Mesleği: hobi olarak basketbol oynar sadece ama öyle çok tanınmışlığı yoktur.
Çalıştığı yer: yok
Eren batık dosyası:
İsim: eren
Soy isim: batık
Varsa kardeşi: Doğuhan batık
Yaş:20
Oturduğu bina, daire: 2. Bina, 1. Kat, 1. Daire
Mesleği: ara sıra kafede Kaan a yardım eder
Çalıştığı yer: TENHA KAFE denilebilir
Şeklindeydi. Şimdi yapmamız gereken kendimize bir yol çizmekti. Basit bir plana ihtiyacım vardı. Hem Arda ya yakın olmalıydım, hem de çevresine.
Beni şaşırtan bir durum vardı aslında. Normalde bir ailede en az 20-30 dosya olurken bunda 9 dosya çıkmıştı. Her biri aynı yerde çalışıyordu çalışmayanlar ise diğerlerinin kardeşiydi. Gizem barındırıyordu. İçimden bir ses bu ailedeki bir gizemi çözdükçe yerine başka bir gizem gelecek diyordu.
Ben dosyalara dalmışken birden posta kutusunun orada yine bir adam belirdi. Oturduğum yerden adamın gitmesini bekledim. Korsanın adamıydı. Buda korsanın fantezisi işte. Sırf arayıp ulaşabilmek için koskoca ormana hat bağlat ama ulaşmak için, sözde, gizli notlar yolla. Taş devrinde miyiz arkadaş?
Adam gittikten sonra kalkıp posta kutusuna gittim. Havada çok hafif bir poyraz vardı. Üzerime herhangi bir şey almadım. Posta kutusunu kontrol ettikten sonra kulübenin önündeki küçük köy evlerini andıran kanepede oturmak istiyordum.
Bu kanepe benim düş yerimdi. Bazen resimlerle hayal kurardım burada, bazen kendi sözlerimle yazdığım şarkılarla, bazen ise sadece boş boş karşımdaki ağaçlara bakar kendi kendime konuşur, ağlar sonrada gülme ve ya sinir krizleri geçiririm. Karışık ve yaşamadan anlayamayacağınız bir düşünce döngüm var...
Posta kutusunda küçük bir not kâğıdı vardı. Aldım ve o çoklu koltuğa oturdum. Koltuk yumuşacıktı oturduğunuz gibi içine gömülüyordunuz. Sırtınızı yasladığınızda sizi büyüsü etkisine alıyor ve uyuklamamak için zor duruyordunuz.
Tam yazın sevdiklerimiz ile oturup muhabbet edilecek bir koltuktu önündeki küçük ahşap masaya dedikodu yapmak için hazırladığınız kahvelerinizi koyuyorsunuz ve en koyu muhabbetin ortasında buluyorsunuz kendinizi...
Tabi ben bunu hiç deneyimleyemedim... Sırayla bütün sevdiklerim kaydı avucumun içinden. Önce babam ben doğmadan yok olmuştu. Sonra annem ile abim ve en sonunda tam gitmiş olsa da yavaş yavaş umutsuz vakaya dönüşen çınar... Benim ailem bu dördüydü ama zamanla tek başıma kalmıştım. Çınar vardı hala ama kendi dertlerimi ona aşılayıp ona daha çok yük bırakmak istemiyordum.
Nota baktım içinde yazanları her ne kadar merak etmesem de okumak zorundaydım.
Evet Bulutçuk,
Uzun zaman sonra görev yapacaksın. Bu o kadar kolay olmayacak nedenini onlarla tanıştıkça anlayacaksın. Neyse asıl konuya gelelim. Yarın sabahtan yola çıkacaksın en geç saat 10.00 da kasabada ol. Sabah kulübenin önünden motorunu alırsın. Bu görev boyunca kullanacağın araç bu olacak.
Hatırlatma: çınarı sevdiğini biliyorum. Eğer hala yarı olarak yaşamasını istiyorsan dikkatli ol. Her görev gibi bunda da izleneceksin ama eminim ki kim tarafından olduğunu bile anlamayacaksın.
Hata yapmamaya dikkat et. Unutma ki dikkat ederken gözden kaçırdığın bir hatadansa dikkatsizce çalışıp yaptığın bir hata daha büyük bir cezaya mahsus kalır.
Çınarı seviyorsan hedefinden ve emirlerimden şaşma kasabada olduğun sürece telefonunu daima açık tut ve attığım her mesaja anında cevap ver. Unutma korsan asla ama asla geç kalınmasını sevmez.
~Krs~
Kâğıtta bunlar yazıyordu. Ezberlediğim şeyler.
Bu aile nasıl zor olacak hala anlamadım 9 kişi miydi zor olan.
Daha önce hiç unutamadığım bir aile vardı. Tek bir kişiyi öldürebilmek için koskoca bir oteli yakıp savurmuştum. Otel yangınını başlatmadan bütün kapıları kilitlemiştim. Herkes içerde tıkılı kalmıştı. En güzeli neydi biliyor musunuz kimse benden şüphelenmemişti. Bir adamdan şüphelenmişlerdi. O adamda yaşlı ve dilsizdi. İşaret dili bilen bir iki kişinin dediğine göre oda benden şüphelenmişti ancak daha sonra polisler soruşturma yürütürken korsanın emri ile adamın evine girip ona kendini asmış süsü vermiştim. Yerde devrilmiş bir sandalye avizeye asılmış bir adet halat ve halata boynundan bağlı yaşlı adam. Her şey yeterliydi. Birde adamın masasının üstüne sanki kendi yazmış gibi bir itiraf mektubu. Ollalla her şey tastamam. Polisler gelip olayı inceleyince mektubu okuyup her şeyi çözdüklerini düşündüler. Zaten polisler arasında Korsan'ın adamları olduğundan ötürü her şey daha kolaydı. O adamada yazık oldu diyemeyeceğim. Çınardan ona bahsedince başına gelen olaya kahkahalar içinde gülmüştü.
Dışarıda esen hafif poyraz kısa kollu tişörtün açık bıraktığı kısımlarda geziniyordu. Derince bir iç çektim.
Eski evimizde abimle yaptığımız şeyler geldi aklıma. Bana en çok o anılar zarar veriyordu, en çok onlar canımı yakıyordu. Çok da bir anımız yoktu oysa.
Abim sürekli işe giderdi. Annem abimin işinden hep şikâyet ederdi. "Yapma oğlum etme oğlum bir gün başına bir iş gelecek, gel vazgeç, şikâyet et şu adamı kurtul..." ve daha niceleri.
Abim inat ederdi. "Olmaz anne bu adama örgüt bile denemez büyükçe bir ordusu var. Buna bir şey olursa sende yanarsın, bulutta yanar. Kendi canım umurumda değil. Hadi sende yaşlandın artık hayattan göreceğini gördün. Ya Bulut bu çocuk daha büyüyecek, tamam bir okula gidemedi ama yine de ilerde kendine göre bir meslek bir eş bulamayacağı anlamın gelmez ki." Derdi. Anlamazdım ne dediklerini abimin işinin ne olduğunu, büyüyünce anladım her şeyi bende tek başına kardeşini büyütmeye çalışan bir abi olunca anladım gerçekleri.
Hayatım baştan sona vahşetti. Duygularım kalmamıştı. İnsanların acıları artık beni korkutmuyordu. Beni korkutan şey içimdeki intikam duygusu ve Korsan'a olan nefretimdi.
Çok dertlenirdim hatta bazen öldürdüğüm insanların ruhlarını üzerimde gezinirmiş gibi hissederdim. Böyle zamanlarda içimi ağır bir sıkıntı kaplar, kalbim sıkışırdı. Tabi orada sol tarafımda sıkışacak bir kalp kaldıysa.
300 ölüm 5 senede pek inandırıcı gelmiyor kulağa. Ama o kadar farklı ölüm yollarım var ki. Otelde yakarım az önce anlattığım gibi. Daha önce bahsettiğim b ir kaç öldürme teknikleri dışında daha niceleri var. Hastane yaktığımsa çok olmuştu mesela. En az 5 tane hastaneyi aynı oteldeki gibi yakmıştım. Aynı şekilde yaklaşık 10 tane otel, 7 okul, 9 huzur evi ve daha bin türlüsü...
Düşüncelerin içinde kaybolurken havanın iyice karardığını fark ettim saat 22.57 olmuştu. Artık yatsam iyi olacaktı.
Kulübeye girdim. Önce üzerimi değiştirdim. Ardından tüm ışıkları söndürdüm. Dosyaları yarın yanıma alacağım çantanın içine attım ve birden kendimi yatağımda buldum.
Kısa bir süre sonra göz kapaklarım bir biri ile buluştu. Nasıl uykuya daldığımı bile hatırlamadan koyu bir uykuda bulmuştum Kendimi...
🍂🍂🍂
EVETTT,
Bir bölümcük bitti. İlk bölüm birazcık kısa oldu. Ancak size şunu söyleyebilirimki, bu bölüm eski yazdığım 3-4 bölümün birleşimi.
Şimdi, hikayeyi ileride daha güzel bir hale getirebilmek için sorucuklar sorucam. Cevaplarsan çok mutlu olurum hemde ileriki bölümleri ona göre şekillendirenilirim.❤️🩹🫀
OLABİLDİĞİNCE AZ YAZIM YANLIŞI YAPMAYA ÇALIŞTIM ANCAK ESKİ YAZIM OLDUĞUNDAN ÖTÜRÜ BAZI YERLER GÖZDEN KAÇMIŞ OLABİLİR🪷🫀
1- şuanda çok bir karakter yok ama favorin olan yada olacağını düşündüğün bir karakter var mı?
2- bu bölüm ilerisi hakkında sana ne kattı?
3- sence Bulut kasaba daki işinde başarılı olabilecek mi?
4- dosyalarda yazan o 9 kişiyi öldürmek Bulut için gerçektende korsan'ın dediği gibi zor mu olacak?
Bu soruları yanıtlarsan mutlu olurum devamı için iyi okumalar.

Bölümü oylayıp satır aradı yorum yaparsan çooook mutlu oluruuuumm
❤️🩹🫀

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

36okunma 10beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18