SENSİZLİK kitap kapağı

9. bölüm / 15

SENSİZLİK

9.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Damlanur Gazitepe

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 9.Bölüm

"Ayy Serap inanabiliyor musun?" Zar zor ayakta durmaya çalışan Leyla. Küçük kıkırtılarlar eşliğinde konuşmaya çalışıyordu. "Muzlu pastaaa" diyerek kahkahalarla gülen sarhoş arkadaşını düşmeden son anada tuttu Serap. Arkasında duran kocasına kaş göz yaptı.

Alper, Serap'tan aldığı komutla çıkışa doğru ilerlemişti bile. "Üç senedir muzlu pasta yiyorum ben üç, üç" Üç yerine beş parmağını kaldırarak suratına suratına yakınlaştıran arkadaşının elini tutarak indirdi ve bedenini kendi bedenine yasladı Serap. Gülsüm'e bakınsa da Mert'le çalan ağır müzikte sakin sakin dans ettiğini görünce çağırmaktan vazgeçti. Elmas ise Ulaş'ın gidişinin ardından bir yarım saat kadar durup ayrılmıştı yanlarında. Çaresizlikle sarhoş Leyla'yı arabaya kadar nasıl götüreceğini hesaplamaya çalıştı. O sırada lavabodan kendilerine doğru gelen Poyraz'ı gördü. Yanlarına gelen adama "Leyla uçtu." dedi zar zor ayakta tuttuğu Leyla'yı zapt etmeye çalışarak. "Gördüğün gibi." dedi. O sırada Leyla sanki ayaklarının bağı çözülmüş gibi dizlerini kırınca Poyraz yetişmiş tutmuştu kadını.

"Alper arabayı çıkarmaya gitti. Yardım ette çıkışa kadar götürelim şu ayyaşı." diyerek iki yandan koluna girdikleri Leyla'yı yavaş yavaş çıkışa doğru ilerletmeye çalıştılar. Leyla, tutamadığı kafasını Poyraz'a yaslayarak derin bir soluk çekti içine. Baş parmağı ile adamın göğsüne bastırarak. "Kokun çok tanıdık. Garip bir şekilde sen de çok tanıdıksın." diye söyleniyordu içten içe. Poyraz, sadece kendisinin hissettiğini sandığı bu yakınlık ve tanıdıklık hissini Leyla'nin da hissediyor oluşuna şaşırsa da çaktırmadı.

Çıkışa vardıklarında Alper'i beklemeye koyulmuşlardı. Serap beklemekten sıkılmış olacak ki " Sana zahmet Leyla'ya bakar mısın? Ben Alper'i arayacağım. Nerede kaldı bu adam." diyerek Leyla'yı Poyraz'a yaslayarak ayrıldı. Biraz uzaklaşırken telefonla aramaya koyulmuştu kocasını.

"Neymiş efendim hissedermiş miş, duyarmış mış. Hep mış miş. Hani nerde şimdi? Ben göremiyorum. Sen görebiliyor musun?" diyerek kollarını açıp karşısına geçen kadının ne demek istediğini anlamasa da Leyla'nın bu halleri komiğine gitmişti Poyraz'ın. "Alkol toleransın düşük herhalde. Üç kadeh içtin. Şu haline bak." diyerek gülen adama sarsak adımlarla yaklaştı Leyla. Parmaklarını adamın iki yanağında çıkan gamzelerine bastırdı. "Gülüşün. Güzelmiş." dedi.

Poyraz, parmaklarını yanaklarına koymuş pür dikkat gözlerine bakan kadına bakakaldı şaşkınlıkla. Gülüşü solan adamın gamzeleri yok olunca bir çocuk gibi dudaklarını sarkıttı Leyla. "Neden soldurdun. Güzeldi." dedi ağlamaklı sesiyle.

Poyraz ne yapacağını bilemeyerek bakakaldı genç kadının sulanmış gözlerine. Ne tatlıydı bu hali. Tıpkı küçük bir kız çocuğu gibi bakıyordu gözleri. Silkelenerek kendine geldi Poyraz. Evli bir kadın hakkında böyle düşünmeyi yakıştıramadı kendisine. Yanaklarındaki parmaklarını avuçlayarak indirdi. Bu hareketiyle dolu olan gözlerinden bir damla yaş düşmüştü yanağına genç kadının. Şefkatle yanağındaki yaşı baş parmağıyla sildi Poyraz. "Şşş ağlama." dedi sakin ve kısık sesiyle. Leyla, gözlerini kapatmış öylece duruyordu. Kısa bir süre sessizliğin ardından hala gözleri kapalı olan Leyla bozdu bu sesliği. "Aristofanes" diye mırıldandı. Poyraz anlam verememişti ne demek istediğine.

Serap yanlarına geldiğine kendisine teşekkür etmiş arabaya yerleştirmişti Leyla'yı. Cama başını yaslamış kadına baktı Poyraz. Ardından yavaş yavaş yol alan arabanın ondan uzaklaşmasını seyre koyuldu.

***

Leyla, Asya'nın okuldan çıkmasını bekliyordu. Bugün okulun son günüydü. Bu yüzden Asya'ya daha önceden verdiği sözü tutacak, akvaryuma götürecekti onu. Bora'nın annesinden de izin almıştı bunun için. Ulaş ise bir haftadır ortalıklarda yoktu. Arasa ulaşamıyordu. Mesaj atsa iletilmiyordu. Gülsüm de bilmiyordu nereden olduğunu. Sanki sırra kadem basmıştı adam. Yoktu. Onun için endişelenmeye başlamıştı.

Telefonuna gelen mesajla çıktı düşüncelerinden. İrem'in attığı isme baktı "Hatun Yolaç" İrem'e teşekkür mesajı atarak numarayı aramaya koyuldu genç kadın. Çantasında olan kitabı eliyle yokladı. Çok geçmeden açılan telefonun karşı tarafından sessizce "Kimsiniz?" diyen bir ses işitti. "İsmim Bana Yabancı kitabının yazarıyla mı görüşüyorum?" diye sordu. "Evet benim buyurun?" diyen kızın sesi bu sefer daha canlı geliyordu. "Ben Leyla. Kitabınızın basıldığı Massara Yayınevinde editörüm. Müsaitseniz sizinle tanışmak isterim?" diye sordu. Karşı taraftan bir süre ses gelmedi. "Şu anda bir kütüphanede çalışıyorum fakat yarım saat sonra bir saatlik bir molam olacak. Size de uygunsa ortak bir yerde buluşabiliriz." diyen kızın başlarda niye sessiz konuştuğunu anlamış oldu böylece Leyla. Karşılıklı konum atarak sahil kenarındaki bir parkta buluşma kararı aldılar. Onlar sohbet ederken Asya ve Bora'da parkta oynayabilirlerdi.

***

Bir elinde Asya diğer elinde Bora'nın elini tutarak parka giriş yaptı Leyla. Çocukları parktan uzaklaşmamaları konusunda tembihleyerek Hatun'u aramaya koyuldu. Sahil kenarından kendisine doğru gelen siyahlar içindeki kızın telefonunu açmaya çalışmasını görmesiyle onun olduğunu anladı. Hiç bu tarzda biri beklemiyordu Leyla. Onu fark edip hızlı adımlarla ona yaklaşan kızın simsiyah küt saçları vardı. Yaklaştıkça kaşındaki piercing dikkatini çekti. Bir altmış boylarında saçları gibi simsiyah uzun bir etek, bot ve tişört giymişti genç kız. Karşılıklı durduklarında el sıkışmışlar kendilerini tanıtmışlardı. Sahil tarafına bakan bir banka yerleşmişlerdi. Leyla rahatlıkla Asya ve Bora'yı gözleriyle takip edebileceği yere konumlandırmıştı kendini. Siyah büyük bez çantasından termos ve iki bardak çıkaran kıza baktı. Kız kahveleri koyarken " Ben her yere kendi kahvemle giderim. Bir ara baristalık yapmıştım. O gün bugündür dışardan kahve içmem. Hem ne gerek ver üç kuruşluk şeye seksen lira vermeye. Böylesi daha konforlu ve keyifli." diyerek kupaya koyduğu kahveyi ona doğru uzatan kızın elinden aldı kahvesini. Görünüşünü garipsemiş olsa da içinde bambaşka şeyler vardı bu kızın. Çantasındaki kitabı çıkardı. "Bu kitabının ilk baskısı. Ben ikinci kez okudum. Gerçekten çok beğendim. İstersen bu ilk baskı sende kalsın." diyerek uzattı kitabı. Kız zift karası gözlerini ona uzattığı kitabın üzerinde gezdirdi. Donuk donuk bakıyordu. "İstemiyorum. Açıkçası basılacağını hiç düşünmemiştim. Sadece bir kişinin hikayemi okumasını istemiştim. Ona verecek cesaretim yoktu. Bu yüzden yayınevine verdim. Şans, o hariç bir sürü kişi okuyacak şimdi." diyerek donuk bakışlarını ona çıkardı genç kız. Yirmilerinin başında olduğunu tahmin ettiği bu kızın bakışlarındaki donukluk ürpertmişti genç kadını. Halbuki hikayesi çok derindi. Bu denli derin bir hikaye yazıp da bu kadar donuk bakan biriyle hiç karşılaşmamıştı genç kadın.

Önyargılı yaklaştığını fark ettiğinde kızdı kendine. Birinin görünüşü iç dünyasını yansıtacak değildi tabi ki. O kendi kendine beklenti oluşturmuştu. Kafasına bir karakter yaratmıştı. Karşısındaki kız kafasında oluşturduğu hayali karakterine uyuşmuyor diye onu eleştirip yargılayacak değildi. Hemen def etti bu düşüncelerini kafasından. Samimi bir gülümseme kondurdu yüzüne. " O zaman bir imzanı alırım." diyerek çantasından çıkardığı kalemi uzattı kıza. Kız gülümsemiş kalemi ve kitabı alarak imzalarken "Galiba ilk hayranım sensin." demişti.

Leyla gülümseyerek "Eminim ki okumasını istediğin kişide hikayeni okuduğunda hayran kitlene katılacaktır." diyerek ona uzatılan kitabı kucağına koymuştu. "Sanmam" diyen kızın denizi izleyen sağ profiline bakındı. O sırada kız, tanıdık birini görmüş olacak ki ayaklanmıştı. Leyla da kızın baktığı yöne kafasını çevirdiğinde onlara doğru gelen Poyraz'ı görmesiyle o da ayaklandı.

Poyraz, önceden öğrencisi olan şimdi ise aynı mahallede oturduğu Hatun'u görünce selam vermek için yanına adımlamış yaklaştıkça yanında oturan kıvırcık saçlı kadının Leyla olduğunu görmesiyle şaşırmadan edememişti. Yanlarına vardığında omzunda asılı çantasını hafifçe düzeltmiş ona seslenen kıza dönmüştü.

"Hocam. Nasılsınız?" diye soran Hatun'a "İyiyim Hatun sen nasılın?" diye karşılık vermişti.

"İyiyim hocam." diyen kızdan bakışlarını çekerek Leyla'ya odaklanmış. "Siz tanışıyor muydunuz?" diye sordu Poyraz.

Leyla sarhoşken adama dediklerini sonradan hatırlamıştı. Hatırladığında ise utançtan ne yapacağını bilememişti. Üzerinden bir hafta geçmişti. Yine de utancı onu terk etmemiş Poyraz'ı görmesiyle daha bir harlanmıştı. "Hatun'dan imza koparmaya gelmiştim. Çalıştığım yayınevi kitabını basmıştı da." diyerek elindeki kitabı sallamıştı. Poyraz ona bir iki adım yaklaşarak elindeki kitabı almış sayfalarını yoklamıştı. Arada kırmızı kalemle çizili satırlar dikkatinden kaçmamıştı. Gururlu bir edayla Hatun'a döndü.

"Demek lise hayatın boyunca ders dinlemeyip sıra altında karaladığın şeylerin nedeni buymuş." diyerek muzip bir edayla ona bakan kara kıza baktı. Hatun umursamazca omzunu silkmiş "Dersler çok sıkıcıydı. Bende eğelenebileceğim bir uğraş arıyordum." diyerek cevap veren kıza bakıp gülümsemiş. "Tebrik ederim Hatun. Senden hiç beklemezdim. Yine beni yanıltmayı başardın." diyerek karşılık vermişti.

Leyla, Poyraz'ın mesleğinin ne olduğunu merak etmişti. "Siz nereden tanışıyorsunuz." diyerek sordu merakına yenik düşerek.

Hatun" Lisedeyken Tarih hocamdı. Şimdi ise mahallelim." diyerek cevap veren kızdan bakışlarını Poyraz'a kaydırmış kaşlarını kaldırarak. "Bende senden hiç beklemezdim. Öğretmen olmanı yani. En son müzisyendin." dedi. Gülümseyen adamın iki yanağına çıkan gamzeleri dikkatini çektiğinde aklına gelenlerle bakışlarını kaçırdı adamdan.

"Çok yönlü bir kişiliğim var diyebilirim." diyen Poyraz, Leyla'nın kızaran yanaklarına baktı. Sarhoşken yaptıklarını hatırladığını anlamıştı genç adam.

"Ben artık gideyim. Molam bitmek üzere." diyerek çantasını toplamaya koyulan kızı bekledi Leyla. Vedalaşırken " Seninle daha çok sohbet etmek isterim Hatun. Numaram sende var. Müsait olduğunda ararsan sevinirim." dedi. Karşısındaki kız da gül kurusu renginde, biçimli dudaklarıyla ona gülümsemiş" Bende isterim Leyla. Arayacağım seni." diyerek ona sarılmış kulaklıklarını takarak ağır adımlarla ayrılmıştı yanlarından.

Hala kendisiyle birlikte ayakta dikilen Poyraz'a döndü. Poyraz elindeki kitabı sallayarak "Bu bende kalabilir mi?" diye sordu. Aslında Poyraz'da kalsın istemiyordu Leyla. "Okuduktan sonra bana geri getirirsen kalabilir?" diyerek cevap verdi. Sonra aklına gelen sarhoşluk anılarıyla bakışlarını kaçırdı Poyraz'dan.

"Ben... Ben şey.. Şey için yani.." diyerek konuyu açmaya çalışan Leyla'nın niyetini anlayan Poyraz kadının lafını kesmiş "Önemli değil. Ben unuttum bile. Geçti gitti." diyerek kendinden utanan kadını rahatlatmaya çalıştı. Leyla zihninin derinliklerinde yankılan "geçecek" sesine kulak verdi. Hayretle Poyraz'ın yeşil gözlerine baktı. "Rica etsem geçecek der misin?" diye sordu.

Poyraz, Leyla'nın bu garip isteğini anlayamasa da sorgulamadı. Gözlerini kapamış onu bekleyen kadına "Geçecek" dedi.

Leyla ağır ağır açtı gözlerini. O gün acilden çıktığında zihninde dolaşan ses Poyraz'a aitti. Sorgulayarak çattı kaşlarını. " Mert'in beni acile götürdüğü gün. Senin de olma ihtimalin yüzde kaç?" diye sordu.

Poyraz gülümseyerek " Yüzde yüz. Mert'le beraber götürmüştük seni acile." diyerek yanıtladı kafası karışmış kadını.

Leyla şaşırmıştı. Ulaş sadece Mert'ten bahsetmişti çünkü ona. Son zamanlarda Poyraz'la sık sık yolları kesişiyordu anlaşılan. Hatırlamasa da hissetmişti.

"Ne tuhaf değil mi? Seninle sürekli karşılaşıyor olmamız yani." diyerek düşünmeden söyledi aklından geçenleri.

Poyraz" Bence de öyle." diyerek kadının yüzünü ezberlercesine incelemeye koyuldu. "Belki de bunun sebebi Aristofanes'tir" diyerek göz kırptı karşısında ona şaşkınlıkla bakan kadına.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.