SENSİZLİK kitap kapağı

8. bölüm / 15

SENSİZLİK

8.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Damlanur Gazitepe

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 8.Bölüm

Leyla, elinde tuttuğu toz pembe elbiseyi aynanın karşısında beceriksizce saçlarını taramaya çalışan Asya'ya doğru uzattı. "Havalar ısınıyor. Elbise giyme vakti geldii." diyerek minik kızın karşısına geçti. Asya memnu olmayarak dudaklarını büzüyordu. "Ne oldu bir tanem. Sen çok seversin elbise giymeği." dedi surat asan minik kıza. Asya küskün bir tavırla, taramayı başaramadığı bukle bukle saçlarını rahat bırakmış elindeki tarağı aynanın önüne bırakarak yatağına oturmuştu.

"Artık sevmiyorum." demişti önünde birleştirdiği ellerine bakarak. Leyla, Asya'nın bıraktığı tarağı alarak yanına oturdu minik kızın. Yavaş yavaş saçlarını taramaya koyuldu. "Neden artık sevmiyorsun." diye sordu.

"Çünkü kollarımdaki ve bacaklarımdaki izler, okuldaki çocukların midesini bulandırıyormuş." dedi minik dudaklarını aşağı sarkıtarak. Leyla, duyduklarıyla duraksadı. Bazı çocuklar bu yaşlarda oldukça acımasız olabiliyorlardı. Ellerini tutarak kendine çevirdi minik kızı. Asya'nın ağlamaklı ifadesi onu da üzüyordu. Kollarındaki ve bacaklarındaki yanık izlerini öptü sırayla. "Bu izler seni diğerlerinden farklı kılıyor." Küçük kız omuzlarını yukarı kaldırıp indirdi.

"Ben farklı olmak istemiyorum ama anne." dedi küskün küskün. Leyla minik kızın bacağındaki izi okşayarak. "Farklılıklarımız bizi özel kılar bir tanem. Şimdi sana kötü gözüken bir şeyi zamanla seveceksin. Neden seveceksin, biliyor musun peki?" Kocaman ela gözleriyle kendisine hüzünlü hüzünlü bakan kızına baktı. "Neden?" diye sordu titrek sesle minik kız. "Çünkü senin sevmediğin izlerini, çok seven insanlar çıkacak karşına. Başta inanmayacaksın onlara. Daha sonra göreceksin, tüm farklılıklarınla seni sevdiklerini. Tıpkı benim ve babanın sevdiği gibi." diyerek dolu dolu gözlerle ona bakan Asya'nın alnına bir öpücük kondurdu. Burnunu çeken minik kız biraz düşündü. Yüzünü bir gülümseme sardı. "Bora gibi yani. O da izlerimin bana çok yakıştığını söylüyor anne. Dalga geçenlerle kavga ediyor. Beni kıskandıkları için öyle konuştuklarını söylüyor." Leyla, Bora'dan bahsederken yüzünde güller açan minik kıza baktı gülümseyerek.

"Hım hım. Tıpkı Bora gibi." diyerek toz pembe elbiseyi aldı. "Hadi o zaman giyinelim elbiseni." diyerek başını sallayan Asya'nın yataktan hoplayarak kalkmasını bekledi. Başından geçirdi toz pembe elbiseyi. Gözleri kapalı annesinin onu giydirmesini bekleyen kız boynunda hissettiği öpücükle açtı gözlerini. "Anne gıdıklanıyorum." dedi çocuksu kahkahaları arasında.

***

Ulaş ve Elmas karşı tarafın avukatı olan Gürol'la konuşmak için ofise geçmişlerdi.

Ulaş, Gülsüm'e bir süre kendilerini rahatsız etmemesini, hafta sonundan sonra kendisini çağırıncaya kadar izin kullanabileceğini söylemişti. Gülsüm, bir şeyler döndüğünden emin olmuştu böylece.

Elmas hoparlöre aldığı telefonu masaya koymuş Gürol Bey'in açmasını beklemeye koyulmuşlardı Ulaş'la. Asım Bey, Gürol Bey'e de ailesi üzerinden tehdit içeren fotoğraflar yollamıştı. Takip edildiklerini anlamış olmuşlardı böylelikle. Bu yüzden görüşmeyi sakıncalı bulmuşlar telefonla iletişim kurmanın daha güveli olacağını düşünmüşlerdi. Ulaş, işbirliği yapacakları Gürol'a Elmas'la beraber hayata geçirecekleri planı anlatmaya koyulmuştu.

Plana göre hafta sonu Şark'a gidecekler orada biraz oyalandıktan sonra Ulaş, takip edilme riskine karşın, arka kapıdan çıkarak Gürol ile beraber önceden ayarladıkları otele gidecekti. Bir kaç gün beraber Asım Bey'in daha önce çalıştırdığı işçilerle görüşecek Asım Bey'in aleyhine delil toplayarak mahkemede tanıklık etmelerini sağlayacaklardı. Zaten sigortası ve maaşı tam yatmayan işçiler, şikayet ettiklerinde parasını vermeden çıkaran şirket, birçok insanı zor durumda bırakmıştı. Daha sonra Gürol'la beraber Antalya'ya gidecek. Yangının çıktığı bölgeden sorumlu olan savcıyla konuşarak yangını çıkaran ve göz altına alınan gençle işin aslını anlatması için konuşacaklardı. Bunun için Elmas buldukları delilleri toparlayacak savcılığa sunmak için sonradan katılacaktı kendilerine.

Konuşması biten Ulaş sıkıntılı bir soluk bıraktı. Elmas elini alnına yaslamış yere bakan sıkıntılı adamın dizine elini koyarak, Ulaş'ın bakışlarının ona döndürmesini sağladı. "Endişelenme. Her şey hallolacak." dedi. Ulaş, sıcak bir tebessümle kendisine bakan kadının yeşil gözlerine baktı sessizce.

***

Leyla, değerlendireceği romanları teslim almak için yayın evine giriş yaptı. Onu karşılayan İrem'e selam vererek masasının üzerindeki romanları almak için odasına yöneldi. Çıkış yapmadan aklındakini sormak için İrem'e yöneldi. "İrem. İsmim Bana Yapancı romanın baskısı bitmiş miydi?"

"Bitti Leyla Hanım. Raflarda yerini almayı bekliyor." diyen İrem'i başıyla onayladı genç kadın.

"Senden küçük bir şey istesem." diyerek beklentiyle baktı genç kıza.

"Tabi. Ne istiyorsunuz ?" diyen kıza "O kitabın ilk baskısını ve yazarın telefon numarasını." diye karşılık verdi genç kadın.

"Telefon numarası için baş editörle konuşmam gerek. Onayladığında size mesaj atarım. İlk baskısını da kargolarım." diye cevap veren genç kıza teşekkür etmiş çıkmıştı yayın evinden.

***

Ulaş, gitmeden önce Leyla ve Asya ile biraz vakit geçirmek istemişti. Leyla'ya hazırlanması için mesaj atmış şimdi de kızının okuldan çıkmasını bekliyordu. Çok geçmeden pembe elbisesiyle göründü Asya. Yanında yine Bora denen velet vardı. Kendisini fark eden Asya, Bora'ya el sallayıp koşarak yanına varmıştı. Ulaş, çömelerek ona doğru koşan kızını kucağına alarak doğrulmuştu.

"Baba sen neden almaya geldin beni?" diye soran kızının yanağından makas alıp "Çünkü sana bir sürprizim var prenses." dedi.

Asya heyecanla gözlerini açmış onu arabaya oturtmakta olan Ulaş'a "Ne sürpriziii" demişti. "Sürprizler söylenmez. Söylenirse sürpriz olmaktan çıkar." demişti.

***

Leyla, neredeyse kendi boylarında olan Shrek afişine doğru koşan Asya'nın arkasından şaşkınlıkla bakakalmıştı. Shrek üçünün en sevdiği animasyondu. Fakat vizyonda olmayan Shrek'in kocaman afişini görmesiyle bunu Ulaş'ın ayarladığını anlamak güç olmamıştı. Sevinçle onu izleyen Ulaş'a döndü. "Bunu cidden yapmış olamazsın." dedi şaşkınlıkla. Ulaş, afişin önünde zıplayan kızına ve Leyla'nın gülümseyen gözlerine baktı. "Yaptım bile." diyerek cevap verdi genç adam. Leyla ve Asya'nın bu kadar mutlu olacağını bilse daha önceden yapardı.

Leyla, kollarını genç adamın yanlarından geçirerek sırtında birleştirdi. Ulaş' da ona sarılan Leyla'nın başını kolları arasına alarak sarıldı. Saçlarına bir öpücük kondurdu. " Yarın gideceğim için önceden kutlamak istedim. Üçüncü evlilik yıl dönümümüz kutlu olsun tatlı cadı." Leyla, Ulaş'ın göğsünden başını kaldırdı. Memnun bir bakış attı genç adama. Bu Ulaş'ın hatırladığı ilk özel gündü.

Genelde tüm özel günleri unuturdu. Kendisi Gülsüm'ü arar Ulaş'a hatırlatmasını söylerdi. Beraber geçirdikleri iki yılda hep böyle olmuştu. Ulaş ise tüm doğum günleri ve özel günlerde elinde muzlu pastayla gelirdi eve. Leyla, muzlu pastayı sevmese bile Ulaş'ı kırmak istemez, yerdi muzlu pastadan.

***

Sinemadan sonra yemek yemişler lunaparka gitmişlerdi. En son Ulaş'ın doğum gününden sonra Asya'ya ile gelmişti lunaparka. Sanki Ulaş, Elmas ile olan geçmişini ona açık açık anlatmadığı için kendince gönlünü almaya çalışıyordu. Bozmadı Leyla. Düşünmek istemiyordu artık Ulaş'ın geçmişini. Mutlu olmak istiyordu. Sevmek, sevilmek istiyordu. Tadını çıkardı bu keyifli anlarının.

Ellerinde pamuk şekerlerle çıktılar lunaparktan. Ağzı burnu yapış yapış olan Asya'nın arada bir yüzünü silen Ulaş'a baktı Leyla. Dışardan gördü kendini. Tam bir aile olmuşlardı. Emin Bey'in oğlu olarak tanıdığı Ulaş'la, bir aile kuracağı aklının ucuna bile gelmezdi. Ama olmuştu.

İki genç zor zamanlar geçirmişlerdi. Birbirlerinden habersiz iki farklı yaşam sürdüren sıradan insanlardı. Gelecekleri üzerinde farklı planları vardı. Ama hayatın da onlar üzerinde farklı planları vardı. Yaşama güç bela tutunmuş kız çocuğunun anne, babası olmuşlardı. İkisinin de geçmişinde kayıp verdikleri insanlar vardı. Bu kayıplar aynı noktada birleştirmişti onları. İki kalp birbirlerine umut olmuştu.

***

Leyla, küçük bavuluna eşyalarını yerleştiren Ulaş'ı izliyordu. İçinde bir sıkıntı vardı genç kadının. Sebebini bilemediği bir sıkıntı... Bavulunun fermuarını çeken Ulaş'ın karşısına geçerek sarıldı genç adama. "Dikkatli ol." diyebildi sadece. Kısık sesle "Olurum." diyen Ulaş'a gitme dese, dinlemeyeceğini biliyordu.

Çalan kapı ziliyle ayrıldı Ulaş'tan. Kapıyı kendilerinden önce açan Asya, Görkem'i görünce "Babaa, Zibidi geldii." diye seslendi sevinçle. Ulaş gülümseyerek Asya'yı kucağına alan kardeşinin yanına vardı. "Zibidi değil, amca diyeceksin prenses." diye uyardı Asya'yı. Küçük kız omzunu silkerek "Ama dedem hep zibidi diyor?" diye karşılık vermişti. Görkem kucağındaki Asya'nın saçlarını karıştırdı. " Boş ver abi, benim hoşuma gidiyor zibidi olmak." dedi keyifle.

Leyla, elinde Asya'nın kıyafetlerinin bulunduğu çantayı uzattı. "Ben yarın sabahtan almaya gelirim Asya'yı." dedi kapının dışında, kucağında Asya'yı tutan Görkem'e. Birazdan kendileri de Şark'a gideceklerdi. O yüzden Asya'yı Görkem ve Emin Bey' bırakıyorlardı. Seher Hanım yüzünden Asya'nın gitmesini istemese de Görkem ve Emin Bey çok seviyorlardı kızını.

"O kadar da sabahtan gelme yenge. Biraz hasret giderelim bücürle. Ne zamandır sevemiyoruz?" diyen Görkem'i gülerek onaylamış. Yolcu etmişlerdi.

Serap'ın çıktıklarını haber veren mesajıyla elini hızlı tutmaya çalıştı Leyla. Kıvırcık saçlarını öne doğru savurarak daha bir kabarttı. Uzun zaman sonra Serap'la ilk kez eğlenmeye gidiyordu. Üniversite zamanlarındaki gibi delicesine eğlenmek istiyordu genç kadın. Bu pek mümkün gibi durmuyordu çünkü aklının bir köşesinde Ulaş'ın gidecek olmasının verdiği sıkıntı vardı.

Ulaş salonda oturmuş evden çıkmak için Leyla'nın hazırlanmasını bekliyordu. Çok geçmeden yatak odasından çıkan siyahlar içindeki kadına beğeniyle süzmeye başladı genç adam. Kabarık, kıvırcık saçları beline kadar uzanıyordu. Siyah dar deri pantolonun altına siyah topuklu bot giymiş üzerine de salaş, omzunu açıkta bırakan bir tişört geçirmişti. İnce dudaklarına ise kırmızı rujunu sürmeyi ihmal etmemişti. Ulaş ayağa kalkıp baştan sona süzdüğü kadının karşısına dikilmişti. Açıkta kalan omzunu, koluna düşen tişörtünün yakasından tutarak kapatmaya çalışıyordu.

"Keşke bu kadar güzel olmasaydın. O zaman içim daha rahat olurdu." dedi.

Leyla, Ulaş'tan nadiren duyuyordu onu beğendiğini. Beğeni dolu bakışlarından anlasa da insanın duymaya da ihtiyacı vardı.

İnatla omzunu kapatmaya çalışan adamdan kaçınarak "O kadar da güzel değilim. Abartma Ulaş." Ulaş kendinden uzaklaşarak kapıya yönelen kadına baktı. Leyla pek yansıtmasa da içten içe kendini güzel bulmadığını biliyordu genç adam. Buna rağmen kendiyle barışık biriydi Leyla.

" Keşke abartmış olsam." diye söylendi. Kendisi Leyla'yı daima seksi ve güzel buluyordu.

***

Şark'a giriş yaptıklarında herkesle selamlaşmışlar bir masanın etrafına toplanmışlardı. Mekanın köşelerine yerleştirilmiş oturma alanları vardı. Küçük sahnenin karşısında da uzun yuvarlak sehpalar, sehpaların etrafında dikilen küçük guruplar vardı. İçerisi loş sarı bir ışıkla aydınlanıyordu.

Mert "Tekrar geçmiş olsun Leyla. Acilden apar topar çıkarıldığın için konuşamadık." dedi kinayeyle Ulaş'a bakarak.

Ulaş hiç oralı olmamıştı. Leyla, Mert'le mesajlaşmış olsa da tekrardan geçmiş olsun demesine memnun olmuştu. Öyle yada böyle Mert, çok konuşan aynı zamanda patavatsız biri olsa da, ince düşünceliydi. Bunu da Mert'le mesajlaştıktan sonra eve gelen meyve sepetinden anlamıştı Leyla.

" Bende tekrardan teşekkür ederim. Pek hatırlamasam da hemen koşmuşsun yardıma." diyerek karşılık verdi genç kadın. O sırada öksürerek ortalarına giren Ulaş'ın uzun boyuyla görüş alanları kapanmıştı. Mert ona ters ters bakan adama aynı şekilde karşılık vermek isterdi. Fakat Ulaş'ın bakışları o kadar korkutucu geliyordu ki. Çok uzun tutamıyordu ters bakışlarını üzerinde.

Leyla, Mert ve Gülsüm'le konuşan Elmas'ın arada bir Ulaş'a olan yoğun bakışlarıyla karşılaşıyor dişlerini sıkmaktan başka bir şey yapamıyordu.

"Bakışlarınla dövdün kızı." diyerek gülen arkadaşı Serap'a döndü. "Ne münasebet. Sana öyle gelmiştir." dedi umursamaz tavrını takınarak. "Hadi oradan sanki seni bilmiyorum ben. Yalan yok güzel kadınmış" diyen Serap'a "Sen, Alper'le eylenmene baksana. Söyleniyordun beraber bir yerlere gidemiyoruz diye. Al sana fırsat." diyerek savmaya çalıştı Serap'ı başından. Elmas'ı inceledi sonra, dümdüz bal sarısı saçları, yemyeşil gözleri, kalın dudakları, uzun boyu ve dolgun vücut hatlarıyla gerçekten güzel bir kadındı. İçinde kol gezen kıskançlıkla yine Ulaş'a attığı kaçamak bakışlarını gördüğünde kıskançlıkla yanında duran Ulaş'a çevirdi bakışlarını. Ulaş'ın da Elmas'a baktığını görmesiyle dişlerini sıkmaya başladı genç kadın. Masada duran içkisine uzandı. Dolu dolu bir yudum aldı. Daha fazla ne kadar görmezden gelebilirdi bilmiyordu genç kadın. Sabrı taşmak için an bekliyordu.

Işıklar sönüp sahne ışığı açılınca elinde gitarıyla Poyraz çıktı sahneye. Mikrofonu ayarladıktan sonra kalabalık üzerinde gezdirdiği bakışlarını Leyla'nın üzerinde tuttu bir süre. Ulaş, Poyraz'ın Leyla'ya olan bakışlarından rahatsız olarak belinden tuttuğu Leyla'yı kendisine doğru çekti. Bu hareketi gören Poyraz, Leyla'dan güç bela çektiği bakışlarını kalabalığa odakladı. Kısa bir konuşmadan sonra dokundu gitarının tellerine.

Leyla, Poyraz'ın kulağa oldukça hoş gelen erkeksi aynı zamanda melodik sesiyle mest olmuştu. Sanki söylemiyor, yaşıyordu okuduğu her parçayı. O kadar etkilenmişti ki tüylerinin diken diken olduğunu hissetti genç kadın. Arada kendi parçalarını seslendiren Poyraz'ı hayran hayran dinliyordu.

Ulaş, Leyla'nın hayran hayran Poyraz'a diktiği bakışlarını fark ettiğinde. Sahnedeki adamı merceği altına aldı. Bu adam, göz göre göre Leyla'ya söylüyordu sanki seslendirdiği her parçayı. Öyle olmalı ki sahneye çıktığından bu yana bakışlarını Leyla'ya odaklamıştı. Yumruklarını sıkmaya başladı. Sahneden indiği an yumruğunu yapıştırmak istiyordu adamın yüzüne. Göz göre göre karısını süzen adamın gözlerini oymak istiyordu.

"Piçe bak, hala bakıyor." diyen Ulaş'a döndü Leyla. Ulaş bir boğa kadar kızgın görünüyordu.

Poyraz denen adama saldırmamak için kendini zor tutuyordu Ulaş. Sert bakışlarını Leyla'ya odakladı. Kolunu tutarak kendisine yaklaştırdığı kadının kulağına eğilerek "Bu piçten uzak duracaksın Leyla. Birazdan gideceğim. Ben yokken sana gözü değecek olursa hissederim. Seninle konuşacak olursa duyarım. İşte o zaman hiç iyi şeyler olmaz." dedi keskin ve tehditkar ses tonuyla.

Leyla, Ulaş'ın kıskanç biri olduğunu biliyordu. Fakat daha önce hiç bu kadarına şahit olmamıştı. Şaşkınlıkla bakakalmıştı Ulaş'a.

Ulaş kendisine melül melül bakan Leyla'nın tutmakta olduğu kolunu sarsarak kendine getirmeye çalıştı. Leyla sustukça daha bir sinirleniyordu. " Anladın mı Leyla?" diye soldu sinirle.

Leyla, usul usul başını sallamış içine kaçan sesini bulduğunda "An... Anladım." diye bilmişti. "Güzel. Şimdi gidiyorum. Kendine mukayyet ol." diyerek kolunu bırakan Ulaş sert bakışlarla son kez kendisine daha sonra sahnedeki Poyraz'a bakarak hızla ayrılmıştı yanından.

***

Ulaş gittiğinden beri ağzını bıçak açmamıştı genç kadının. Ulaş'ın bu tarafıyla ilk kez karşılaşmıştı. Nasıl bir tepki vereceğini bilememişti.

Gülsüm, Ulaş'ın Leyla ile konuşmasına istemeden şahit olmuştu. Ulaş'ın bakışlarından kendisi bile korkmuştu o an. Beş senedir yanında çalıştığı adamın üstlendiği zor davalarda sinirli tavırlarına şahit olmuşluğu vardı. O zamanlarda bile kendini kontrol etmeyi başarabiliyordu genç adam. Şimdiki tavrına ilk kez şahit oluyordu.

Sessiz sakin kendi köşesine çekilmiş kadının yanına yaklaştı. "Leyla iyi misin?" diye sordu. Hoş onunki de soruydu. Aynı bakışlar kendi üzerinde olmuş olsa, o da sus pus olur, köşesine çekilirdi. "İyiyim Gülsüm." diyerek yüzünde eğreti duran gülümsemeyle kendisine bakan kadına baktı düşünceli düşünceli. Elmas ile Ulaş'ın arasında geçenleri söyleyip söylememek konusunda ikilem yaşıyordu genç kız.

"Bana ilk kez hanım demedin. Yada siz, biz diye hitap etmedin. Farkında mısın?" diye soran Leyla ile farkına varmıştı kendinin. "Deformelerimi onarmayı başarmışım demek ki." diyerek içten bir gülümsemeyle baktı Leyla'ya. Önüne doğru elini uzatan kadının elini sıktı. "Tebrikler. Seviye aşıldı." diyerek az da olsa keyfi yerine gelen Leyla'yı görünce vazgeçti söylemekten.

Sahneden inen Poyraz yanlarına gelmişti. Masada dönen keyifli sohbete katılmak istese de Poyraz'ın kendisine attığı bakışlardan kaçınmaya çalışıyordu genç kadın. Adamla ne zaman göz göze gelse Ulaş'ın dedikleri zihninde yankılanıyordu.

Maslarına doğru gelen pastaya şaşkınlıkla bakakaldılar. Çok geçmeden Mert, Poyraz'ın omzuna kolunu attı. " Şimdi diyeceksiniz ki bu pasta ne için? Hemen açıklık getireyim. Şark'ın yeni sahiplerini kutlamak için. Şark'ı devraldım." diyen Mert'e herkes şaşkınlıkla bakakalmıştı. "Poyraz, seni de ortağım yaptım. Hadi bakalım bize hayırlı uğurlu olsun."

Poyraz şaşkınlıkla Mert'e döndü. Para sıkıntısı çektiğini anlamış olan Mert'in ona böylesine büyük bir jest yapmasını beklemiyordu genç adam.

"Mert. Sağ ol kardeşim. Mahcup ettin beni." diyerek sarıldı Mert'e

"Kahretsin mükemmel bir insanım" diyerek karşılık verdi Mert. Herkes tebrik etti iki genç adamı.

Önüne konulan muzlu pasta dilimiyle bakışıyordu genç kadın. 'Neden hep muzlu pasta. Sanki dünyada başka pasta çeşidi kalmamış gibi.' diye geçirdi zihninden. Önündeki tabağı hafifçe iterek uzaklaştırdı kendinden.

"Muzlu pasta sevmiyorsun sanırım." Sağ tarafından işittiği sesin sahibine çevirdi bakışlarını. Poyraz'ın bakışlarında takılı kaldı kısa bir an. Sesi bir şeyi anımsatmıştı ona. Ama neyi anımsattığını çıkaramadı genç kadın.

"Evet. Hiç mi hiç sevmem." diyerek yanıtladı ona bakan adamı. Poyraz'ın bakışlarında ona tandık gelen bir şeyler hissetti. Sanki daha önceden tanıyordu bu adamı.

"Pasta çok tazeymiş. Benim en sevdiğim pasta muzlu olandır." Elmas'ın Mert'le konuşurken söylediklerini duymasıyla bakışlarını Poyraz'dan çekip Elmas'a dikti. Muzlu pasta seven Elmas'tı. Sevmemesine rağmen Ulaş'ın aldığı muzlu pastaları yiyen ise kendisiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.