11. bölüm / 15
SENSİZLİK11.Bölüm
Bölümler 15Şu an: 11.Bölüm
- 1 1.BÖLÜM3.714 kelime
- 2 2.Bölüm3.732 kelime
- 3 3.Bölüm2.004 kelime
- 4 4.Bölüm3.710 kelime
- 5 5.Bölüm827 kelime
- 6 6.Bölüm3.422 kelime
- 7 7.Bölüm1.497 kelime
- 8 8.Bölüm2.389 kelime
- 9 9.Bölüm1.526 kelime
- 10 10.Bölüm128 kelime
- 11 11.Bölüm2.432 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.Bölüm2.230 kelime
- 13 13.Bölüm758 kelime
- 14 14.Bölüm2.232 kelime
- 15 Rica!!!2.232 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsan ara ara evini yakmalı. Ve çıkıp seyretmeli.
Şoka girmişti genç kadın. Hemen hemen üç sendedir tanıdığı Ulaş'ın daha önce kendisine karşı sesi yükselmemişti. Yada bu şekilde şiddet içeren tavırlarına hiç şahit olmamıştı. Ulaş öfkeli olduğunda yalnız kalmayı tercih ederdi. Kapıyı çarparak çıkar gider, sakinleyince geri dönerdi. Gidemediği zamanlar içten içe söylenir, küfür ederdi.
Birbirlerinin hayatlarına girdikleri günden bu güne hiç kavga etmemişlerdi. Sessiz bir kabulleniş içindeydi ikisi de. Birbirlerini her halükarda kabullenmişler, sakin bir yaşantı sürmüşlerdi bugüne dek. İkisi sakin mizaçlı ve içe dönük insanlardı. Ulaş sorunlarını kaçarak yada uzaklaşarak atlatmaya çalışırken, Leyla kendini düşüncelerinin içine hapsediyordu. Bir çıkış yolu bulmak için hep yaptığını yapıyordu. Okuyordu. Okuduklarını iç dünyasıyla bağdaştırıp kendini ve Ulaş'ı anlamaya çalışıyordu. Fakat bu ne kadar sağlıklıydı. İkisi de içlerinde bulundukları duygu durumundan bir haber, birlikte yaşamaya çalışıyordu.
Gerçekleştirdikleri evlilikleri hakkında ne düşündüklerini yada ne hissettiklerini hiç sormamışlardı. Yada bir şeye canları sıkıldığında, anlatmamışlardı.
İki sevgili gibi olamamışlardı mesela. Sevgilileri birbirlerine yakınlaştıran da bu değil miydi? Küçük yada büyük çaplı tartışmalar, ardından gelen bir kaç günlük küslükler. Dayanamayıp özür dilemeler ve tekrar birleşmeler. Bu tartışmalar iki insanın iç dünyasını birbirine açması demekti. Anlaşabilseler de anlaşamasalar da aralarında oluşan bağ daha kuvvetli bir hal alırdı. Birbirlerini anlayamasalar da daha yakından tanırlardı.
Ulaş ve Leyla ise, ilk ve muhtemelen son kavgalarını gerçekleştiriyorlardı.
Leyla, Ulaş'ın kendisini eve sürüklemesine ses çıkaramamış kendini salondaki beyaz koltuğa savuran Ulaş'a şaşkınlık içinde bakakalmıştı. Ulaş ise bir sağa bir sola yürüyor sinirden kızaran kulakları ve öfkesinden arada bir tekmelediği sehpayla Leyla'yı yerinden zıplatacak kadar bağırıyordu.
Ulaş" Sana görüşme dememe rağmen nasıl.. nasıl. Bir bildiğim var ki görüşme diyorum değil mi? O adamın sana bakışlarını gördüm Leyla. Hastanede de bir tuhaf bakıyordu. Yoksa hoşlanıyor musun bu heriften ha." diyerek donuk vaziyette kendisine bakan Leyla'ya baktı sinirle. Kadının susması daha da çileden çıkarıyordu kendisini. "Söylesene Leyla, hoşlanıyor musun? Bütün gün o piçle miydin sen? Ne konuştunuz? Cevap ver!" diye bağıran Ulaş'a kayıtsız kalamadı Leyla.
Sinirle kalktı oturduğu koltuktan" Ne konuştuk biliyor musun? Senin hayatındaki yerimi konuştuk! Söylesene Ulaş! Neden evlendin benimle? Ben sana söyleyeyim! Baban ısrar ettiği için belki! Belki üstlendiğin Asya'nın velayet davasını kaybetmek istemediğin içindir! Ama asıl, ilk aşkını unutamak istediğin için değil mi?" diye bağıran Leyla'nın öfkeyle üzerine yürüdü genç adam. "Ne saçmalıyorsun sen? Ne aşkı ne davası?"
Leyla "Saçmalıyorum ben öyle mi?" diyerek hızla yanından geçip yatak odasına girdi. Elinde tuttuğu fotoğrafları Ulaş'ın yüzüne fırlattı genç kadın. "Bu fotoğraflar ne peki! Antalya'ya Elmas'la beraber gittiğini öğrenmeyecek miyim sandın? Neden söylemedin bana?" Ulaş şaşkınlıkla Leyla'nın yüzüne fırlattığı fotoğraflarına baktı. " Bu... bu tahmin ettiğin gibi değil Leyla. Önemli bir dava için.." diyen adamın sözünü keserek ellerini başına götürüp bir sağa bir sola adımladı kadın " Dava dava dava! Umurumda değil artık senin nedenlerin! Kaç kere Elmas ile olan konuşmalarına şahit oldum. Bunu sen de biliyordun. Benimle konuşmanı bekledim. Kafanı toparlaman için sana süre tanıdım. Üstüne gelmedim. Eve gelmeyip telefonlarıma cevap vermedin. Sustum. Elmas'la bir bebeğinizin olacağını öğrendiğimde bile sustum ben. Senden duymayı bekledim. Gelip her şeyi bana anlatmanı bekledim." diyen kadının sonlara doğru titreyen sesine ve dolan gözlerine baktı adam büyük bir pişmanlıkla.
Leyla" Ne kadar zordu benim için, hiç düşündün mü? Günlerce içim içimi yedi. Hala Elması mı düşünüyor? Ona hala aşık mı? Onu özlüyor mu? diye hasta ettim kendimi. Baş ağrısından uyuyamadım günlerce. Yine sustum. Seni bekledim Ulaş. Ben hep seni bekledim. Bana duygularını açmanı bekledim. Ama sen hep kaçtın. Beni düşüncelerimle yalnız bıraktın." derken akan gözyaşlarını hışımla sildi Leyla.
Bakışlarını evin dışarıya çıkan kapısında sabitledi. "Biliyor musun? Kendime çok kızıyorum. Keşke susup beklemek yerine, karşına geçip sorsaydım. Ya da seni kaybetmekten korkmasaydım. Güç bela kurmaya çalıştığım düzeni bozmaktan korkmasaydım. Bu kadar yıpranmazdım belki de." Bakışlarını Ulaş'ın gözyaşı akıttığı gözlerine sabitledi. Bu sefer kendisi değil Ulaş akıtıyordu gözyaşlarını. "Söylesene, biz neden hala evliyiz? Asya'nın velayetini aldıktan sonra, neden boşanmadık? Galiba hatayı tamda bu noktada yaptık. Çok önceden bitmesi gerekirdi." dedi genç kadın acımasızca.
Ulaş ise hızla yanından geçen kadının elini tuttu. "Elmas'a aşık değilim." diyebildi gözyaşları arasında. Leyla elini kendine çekti sertçe. "Bana da değilsin?" diyerek baktı gözlerinin içine. Anlasın istiyordu genç kadın. İçinde ne fırtınaların koptuğunu gözlerinde görsün istiyordu.
Ulaş'tan bir cevap bekledi. Bekledi... Suskunluğunu sürdüren adama kırkınca baktı son kez, çekip gitti yanından.
***
Görkem, kucağında uyuyan Asya'yı uyandırmamak için dirseği ile bastı zile. Kapıyı açan abisinin kızaran gözlerinden anladı ağlamış olduğunu. Oldukça şaşırdı bu duruma genç adam. Abisi öyle kolay kolay ağlayabilen biri değildi. Ulaş hiçbir şey söylemeden evin içine doğru ilerleyince o da kucağında uyuyan minik kızı yatırdı yatağına. Salonda göremediği Ulaş'ı balkonda sigara içerken gördü. Yavaşa oturdu yanına.
"Hayırdır? Canını sıkan bir şey olmuş ki sigara içiyorsun." diye sordu genç adam.
Ulaş sanki aldığı nefes yetmiyormuş gibi derin bir nefes çekti içine. "Canımı sıkan değil. İçimi parçalayan şeyler oldu." dedi kardeşine bakmadan.
Görkem" Konu Leyla sanırım." Yengesi sonunda patlamıştı demek.
Ulaş "Konu benim aptallığım. Salaklığım. Düşüncesizliğim..."
Görkem "Öküzlüğün, hödüklüğün, biraz kabalık çokça bencillik de katalım." diyerek kesti Ulaş'ın sözünü.
Ulaş ise kendisiyle dalga geçen kardeşine sert bir bakış attı. Sonra Görkem'e de hak verdi.
"Bencildim. Kendi duygu dünyama, işime odaklandım. Hiç Leyla ne hissediyor diye düşünmedim. Bir kez olsun özür dilemedim." diye söylendi pişmanlıkla.
Görkem "Leyla nerede?" diye sordu oldukça üzgün görünen abisine.
Ulaş "Gitti. Yetişemedim." diye yanıtladı hüzünle.
Görkem" Şimdi ne olacak?" diye sordu.
Ulaş" Ah bir bilsem bize ne olacak?" diye yanıtladı kardeşini kederle.
***
Ulaş, Görkem'i uğurladıktan sonra Asya'nın yanına uzanmıştı. Minik kızın çocuksu kokusunu içine çekerek saçlarını okşuyordu. Aklına Leyla'nın 'Bana da değilsin' derken ki bakışları düşüyordu.
Aşk'ı hissetmiş miydi gerçekten. Elmas'a geçmişte hissettiği şey aşk mıydı? Bu konulara hiç kafa yormuyordu o zamanlar. Hislere ad koymak ona hep saçma geliyordu. Birine karşı içinde beslediğin hisleri sözcüklerle sınırlamak, basitliğe kaçmak demekti Ulaş'a göre.
Leyla ile evlendikleri günü hatırladı. Beyaz, saten elbisesi içinde ona gülümseyerek bakan Leyla'yı gördüğünde, içinden söylediğini sandığı fakat sesli dile getirdiği 'Çok güzel' deyişi. Onu duyan Görkem'in kendisine pis pis bakarak ' Dünya'dan Ulaş'a.' diyerek kahkaha atması. Ardından sırtına vurarak 'Sanırım büyülendin abicim. Gözlerini ayıramıyorsun.' diyerek dalga geçmesi.
Birlikte dans ederlerken Leyla'nın utançla kaçırdığı bakışları ve titreyen ellerinin kendisini gülümsettiği. Güldüğü için Leyla'nın çatılan kaşları. Sonradan kulağına eğilerek söylediği 'Çok sevimlisin ona gülüyorum. Hemen çatma kaşlarını.' dedikten sonra Leyla'nın kızaran yanakları düştü aklına.
"Galiba hatayı tamda bu noktada yaptık." "Çok önceden bitmesi gerekirdi."
Leyla'nın acımasızca ona sarf ettiği cümleleri düştü aklına. Hata demişti evlilikleri için. Onunla evli kaldığı her anı, hata olarak görüyordu. Çok önceden bitmesi gerekirdi demişti. Hiç mi sevmemişti kendisini bu zamana kadar? Nasıl söylerdi bunu? İçinde bir şeylerin kırıldığını hissetti genç adam. Hatırladığı cümleler gözlerini dolduruyordu. Sanki kalbi camdan yapılmıştı da Leyla çekiçle sert darbeler indirerek paramparça etmişti.
Poyraz'dan hoşlandığını sorduğunda hayır diyememişti. Belki ondan hoşlanmaya başlamıştı. Onun tanıdığı Leyla kimseyi kırmamak için kelime seçimlerine dikkat ederdi. Fakat kendisine fütursuzca sarf ettiği cümleler... Poyraz'dan hoşlandığı için kendisini kırmaktan korkmamış olabilirdi. Yine de... yine de... hiç mi sevmemişti kendisini. Hiç mi değer vermemişti. Nasıl hata olarak görürdü?
"Söylesene, biz neden hala evliyiz?"
Asya'nın velayetini üzerlerine aldıktan bir sene sonra boşanabilirlerdi. Ama ikisi de bunun üzerine konuşmamışlardı. Aklına ilk evlendikleri günden bu yana boşanmayı getirmemişti hiç. Evet, Leyla ile normal bir evlilikleri olmamıştı. İkisinin de birbirlerini ilk tanıdıkları zamanlarda, içlerinde farklı acılar vardı. Kendisi, Elmas'ın gidişiyle kaybolmuştu. Leyla ise ablasının vefatı sonrası yaşadıklarından dolayı ağır psikolojik sıkıntılar çekiyordu. Beraber yaşadıkları ilk bir yıl, Leyla kabuslarla uyanıyor, neredeyse her gece panik ataklar geçiriyordu. Her gece onu sakinleştiriyor, Leyla'yı kolları arasına alarak güvende hissetmesini sağlamaya çalışıyordu. Asya daha bebekken başından bir saniye olsun ayrılmıyordu Leyla. Bebek Asya ne zaman öksürüp tıksırsa, koşa koşa acile gidiyorlardı.
Kızının alnına bir öpücük kondurdu genç adam. Daha iki yaşında bir bebekti onu kollarına aldığında. İlk adımlarına Leyla ile birlikte şahit olmuşlar, coşkuyla zıplayarak sarılmışlardı birbirlerine. Sonrasında her adımını kayıt etmek için yarışa girmişlerdi adeta. Asya ne zaman adım atmaya hazırlanacak olsa, telaşla birbirlerini çağırıyor, hemen video çekmeye başlıyorlardı. Ardından ilk kelimeleri döküldü ağzından. İlk kez baba demişti prensesi. Leyla bu duruma oldukça bozulmuş olsa da Ulaş için bu, tarifi imkansız bir histi.
Bu anıları hatırlamak Ulaş'a hem mutluluk veriyor hem de hüzünlendiriyordu. İyi günleri de olmuştu kötü günleri de. Biraz düşündü genç adam. Elmas'la doğmamış olan bebeğini düşündü. Hemen hemen Asya'ya ile aynı yaşlarda olacaktı. 'Hayat nelere kadir. Kaderimde Asya'nın babası olmak varmış.' diye geçirdi içinden.
Sonra neden evli kaldıklarını düşündü. Aşk falan filan umurunda değildi Ulaş'ın. O, Leyla ve Asya'yı ölünceye dek yanında istiyordu. Hayatına giren bu iki kadın, onun ailesiydi. İnsan ailesinden kopabilir miydi?
Evet, kendisinin Leyla'ya karşı son zamanlarda düşüncesiz davrandığının farkındaydı. Leyla haklıydı. Ona anlatmaktan kaçmıştı. Fakat, Leyla'nın evlilikleri hakkında söyledikleri... Canını yakmıştı.
***
Leyla hışımla çıkıp gitmişti evden. Sakinleşmek için sitede biraz yürüyüş yapmıştı. Parktaki salıncağa oturup kendine "Ağır mı konuştum acaba? Ulaş'ı ilk kez ağlarken gördüm. Elmas'a aşık değilim derken bile sesi ne kadar kırılgandı. Off off" diye söylendi. "Oh rahatladım ama. İyi oldu. Sürekli benden bir şeyler saklamasaydı canım o da. Karşıma geçip açık açık konuşsaydı." diye içini rahatlatmaya çalıştı." Gerçi bu sefer de konuşmasına fırsat tanımadım." Sonra Ulaş'ın gözlerinde gördüğü kırgınlığı hatırladı. O, Ulaş'ın kendisinde kopardığı fırtınaları görsün isterken onu üzdüğünü fark edememişti.
Genç kadın biraz daha oturdu parktaki salıncakta. Sonra ağır adımlarla evinin yolunu tuttu. Eve girdiğinde sessizlik karşıladı onu. Asya'nın odasına doğru ilerledi. Omzunu kapının kenarına yaslayarak uyuyan kocasına ve kızına baktı uzun uzun. Şimdi ne olacaktı? Ne yapacaklardı?
Ulaş ile sıradan insanların tanıştığı gibi tanışmamıştı. Normal bir birliktelikleri olmamıştı. İkisi de ne olduğunu anlamadan kendilerini evli buluvermişlerdi.
Ablası kaza geçirmemiş olsaydı. Ulaş yine girebilir miydi hayatına? Normal insanlar gibi tanışmış olsalardı. Hoşlanırlar mıydı birbirlerinden? Sevgili olurlar mıydı? Ya da hiç karşılaşırlar mıydı?
Bilmiyordu genç kadın. Evet Ulaş çok iyi bir babaydı. İyi de bir eş olmuştu şimdiye kadar. Peki bu yeterli miydi? Leyla artık baş rol olmak istiyordu. Biraz bencil olmak istiyordu? Hayatına giren erkeğin sevgisinden emin olmak istiyordu. Sadece onu sevsin, sevgisini göstersin, onu mutlu etsin. Hayatının merkezine kendisini koysun istiyordu. Ablasının da dediği gibi "Seni kraliçeler, prensesler gibi hissettiren biriyle beraber ol" derdi hep. Öyle biriyle olmak istiyordu. Bu bencillikse, bencildi o zaman.
***
Sabah olunca valizlerini kapının önüne çıkardı Leyla. Kararlıydı. Ulaş'tan uzak duracaktı. Ulaş'la beraber olan Asya'ya seslendi. "Asya hadi. Otobüse yetişemeyeceğiz bak." Asya, Ulaş'ın da gelmesini istediğinden huysuzlanıyordu. "Babam da gelse olmaz mı anne? Lüüütfen." diye söylene söylene yanına gelen kızının ardındaki Ulaş'a çevirdi bakışlarını. Genç adam ona bakmıyor, Asya'yı seyrediyordu. Yanlarına vardığında söylenen kızını kucağına aldı genç adam. "Sizi ben bırakırım. Otobüse gerek yok." dedi Leyla'ya bakarak. Genç kadın Ulaş'ın gözlerinde gördüğü kırgınlığı algılamıştı hemen. Tam itiraz edecekken Asya sevinçle atılmış "Yaşasıınn. Babam da gelecek." diyerek boynuna dolamıştı minik kollarını. Leyla ses çıkarmadı. Beraber çıktılar evden.
***
Uzun araba yolculuğu sessizlik içinde geçerken Asya uyuyakalmıştı. Köye varmalarına yarım saat kala Leyla, Ulaş'ı önceden uyarmak istedi. "Annemlere yansıtmayalım aramızdakileri. Endişelenmesinler." dedi yola bakarak. Kısa süre sonra Ulaş "Tamam." demişti usulca. Gün içinde kendisiyle ilk kez konuşuyordu genç adam.
"Akşam oldu. Gece gece dönmeni garipserler. Bugün kal, yarın dönersin." diyerek devam etti genç kadın. Ulaş'tan yine sessizce bir "Tamam." çıkmıştı.
Leyla sinirlendiğini hissediyordu. Neden konuşmuyordu bu adam yine. Dün onca söylediği sözlere diyecek bir şeyi yok muydu? Kırgındı kendisine, bunu görüyordu? Neden kırgınlığını dile getirmiyordu? Neden özür dilemiyordu? Aklına doluşanlarla Ulaş'a daha bir gıcık kapıyordu.
Leyla "İyi" dedi ters ters.
Ulaş "Peki" dedi agresifçe
Leyla "Güzel" diye devam ettirdi kollarını önünde bağlayarak.
Ulaş "İyi" dedi kaşlarını çatarak.
Leyla "Yanlış anlama. Kalmanı istediğimden değil. Bizimkiler için söylüyorum."
Ulaş" Sen benim yerime başkası olsun isterdin. O yüzden telaşlanma. Yanlış anlamam." dedi. Aklına gelen Poyraz'la direksiyonu sıkmaya başladı.
Leyla "Ne demeye çalışıyorsun?" diye sordu başını Ulaş'a çevirerek.
Ulaş "Sen ne demeye çalıştığımı biliyorsun?" diye yanıtladı yola bakarak.
Leyla "Poyraz'ı kast ederek aklınca bana laf mı sokuyorsun?"
Ulaş "Bak hemen de nasıl anladın? Poyraz aklını başından aldı galiba. Hemen onu getirdin aklına, a pardon, belki de hiç çıkmıyordur bile." derken direksiyonu sıkmaktan beyazlaşan adamın ellerine baktı Leyla. Yine de geri adım atmayacaktı.
Leyla "Sana ne demeli. İlk aşkın Elmas'la çok keyifli vakitler geçirmişsin. Boy boy fotoğraflarınızda, el ele karşıya geçiyordunuz. Kim bilir Antalya'da ne kadar eğlendiniz, değil mi? Merak etme, yarın koşa koşa gidersin aşkına." derken sesini yükselttiğini fark edemiyordu genç kadın.
Ulaş " Sikerler aşkını da keyfini de elini de. Elmas'a aşık değilim diyorum. Neyi anlamıyorsun. Umurumda değil ilk aşk falan." diye sinirle bağırmaya başladı Ulaş.
Leyla "Neden elini tutuyordu o zaman. Neden seninle Antalya'ya geleceğini söylemedin bana. Ha. Aranızda bir şeyler olmasa, saklar mıydın benden?" diye bağırınca Ulaş sinirle sıktığı direksiyona vurmuştu.
Bağırmalarına uyanan Asya " Kavga etmeyin." diye araya girdi korkarak. Ulaş bunu duyunca arabayı kenara çekerken Leyla "Annecim biz kavga etmiyorduk. Sohbet ediyorduk babanla." diyerek Asya'yı telkinde bulunuyordu.
Ulaş arkasına dönerek "Biz annenle dışarıda konuşacağız biraz. Korkma tamam mı prensesim?" dedi. Asya usul usul başını sallayınca indiler arabadan.
İkisi de karanlık otobanda arabanın aydınlattığı far ışıklarının önüne geçtiler.
Ulaş "Ben Elmas'ın elini tutmadım. Karşıya geçerken üstüne gelen arabayı görünce refleksle tuttu elimi. Sonradan ben çektim zaten elimi Elmas'tan."
Leyla " Tamam bu refleks olsun. Antalya meselesi ne o zaman."
Ulaş sıkıntıyla soldu" Antalya meselesi falan yok. Tehdit ve takip ediliyordum. Bu yüzden her şeyi gizli tutuyorduk. Elmas'ta sonradan geldi Antalya'ya. O da yardım ediyordu."
Leyla kollarını açarak alayla " Tamam bu da dava yüzünden olsun. Sarılmışsınız Elmas'ın ofisinde, ona ne demeli." diye sordu.
Ulaş şaşkınlıkla" Bunu sana kim söyledi?" diye sordu. Leyla agresifçe "Kuşlar!" diye yanıtladı.
Ulaş "Leyla bak, haklısın. Seninle konuşmam, açık olmam gerekirdi. Kaçmamam gerekirdi. Özür dilerim. Beni de anla, yıllar sonra bir bebeğim olacağını ama doğmadan öldüğünü öğrendim ben. Elmas'ın beni terk etmesinin nedenini öğrendim. İnsanım bende. Etten, kemikten insan. Bunun beni ne kadar yıktığını, halimden gördün sende."
Leyla " Bende insanım Ulaş. Buna rağmen seni anlamaya çalıştım. Evet, ne kadar yıkıldığını gördüm. Bu yüzden sormadım sana. Sabır ettim. Bekledim. Ama sen hep kaçtın benden. Sana sorduğumda zaman istedin, verdim. Peki bu zaman, ne kadar sürecekti söylesene. Bir ay, bir yıl, bir asır. Kusura bakma ama bende sana verecek zaman kalmadı Ulaş."
Ulaş zorlukla yutkundu. "Ne demek bu?" diye sordu. Alacağı cevaptan korkarak.
Leyla "Boşanmak istiyorum demek?" diye cevapladı öfkeyle. İnanmıyordu. Ulaş'ın Elmas'a aşık olmadığına inanmıyordu genç kadın.
Ulaş da inanamıyordu,Leyla'nın ağzından çıkanlara. Sinirlendiğini hissetti genç adam. Arkasına dönüdü, aklına üşülenlerle Leyla'ya dönüp arabanın tekerine bir tekme savurdu.
"Boşanmak istiyorsun öyle mi? Neden? Kendini Poyraz'ın kollarına atmak için mi?" diye sordu çilden çıkmış bir şekilde.
Leyla duyduklarıyla vücudunda biriken öfkeyi zapt edemedi. Karşısında çilden çıkmış bir şekilde davranan ona öfkeyle bakan adamın yanağına bir tokat attı. O da öfkeliydi. Hem de hayatında hiç olmadığı kadar.
Ulaş'ın şaşkınlık, öfke ve kırgınlık barındıran bakışlarına aynı şekilde bakıyordu.
" Sözlerine dikkat et." dedi son kez. Arkasına dönüp hızla bindi arabaya.
İki genç arabanın camından birbirlerine baktı uzun uzun. Ulaş arabanın dışında Leyla içindeydi. Aralarındaki cam sanki bulundukları durumu özetlercesine ayırıyordu onları.
Bölüm etkileşimi
