SENSİZLİK kitap kapağı

5. bölüm / 15

SENSİZLİK

5.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Damlanur Gazitepe

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 5.Bölüm

Aşk. Aşık olmak...

Freud'a göre aşk, bebekliğimizde annemizle yaşadığımız ilişkinin yeniden sahnelenmesi, yani bebeğin annesine bağlanması gibi bağlanmak, o olmasa ölecekmişiz gibi.

Aristofanes ise aşkın her insanda mevcut olduğunu. Aslımızdaki diğer yarımızın hasretini çektiğimizi ve bize uyacak o diğer yarımızın, doğamızdan kaynaklanan yaralarımıza ilaç olcağını, bir bütün olup sarıp sarmalanarak büyüyeceğimizi, bize uyacak olan o diğer yarımızın arayışı içinde olduğumuzu söyler.

Platon ise " Aşkın gözü kördür." der. Emeğin ve sabrın birleşimi ile oluşan aşkı, arayıp bularak değil, sıfırdan inşa ederek kazanacağımızı söyler. Üzerine emek harcanılan ve büyütülen bir tutku olduğunu savunur.

Eğer ki gerçek aşk tanımını aratırsanız karşınıza şu çıkar "Üçüncü kişilerin olmadığı aşktır denilebilir. Her yerde ve her kişide aynı şekilde hissedilen gerçek aşta, asla üçüncü kişilere yer verilmez. Bu yüzden kişinin hem aklında hem de kalbinde 7/24 sadece tek kişi vardır ve o da aşık olduğu kişinin ta kendisidir."

Leyla bunu yapmıştı. Mutfağı temizledikten sonra Asya'yı yatırmış, kendine ve Ulaş'a birer kupa kahve yapmış, balkonda oturmuş, duştan yeni çıkan ve giyinmekte olan Ulaş'ın yanına gelmesini beklerken arama motoruna girip aşkı araştırmıştı. En son okuduğu gerçek aşk tanımı ise onu yine düşünce girdabına sokmuştu.

Ulaş, Elmas'a karşı böyle mi hissediyordu. Aklında da kalbinde de sadece Elmas mı vardı.

Onu ilk tanıdığı zamanlar geldi aklına. Zayıf ve bitkin bir beden, neşesini yitirmiş ve gözlerindeki ışığı sönmüş bir adamdı. Hayattan hiçbir beklentisi yoktu. Sanki gerektiği için yaşıyordu. Uyuması gerektiği için, işe gitmesi gerektiği için, sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği için, ailesi için... Kendisiyle de bu yüzden evlenmişti belki de. Evlenmesi gerektiği için.

Kendini düşündü sonra. Peki kendisi hiç aşık olmuş muydu?

Lisedeyken bir aylık bir ilişkisi olmuştu. İlişkinin başlarında hoşlandığını sandığı Cihan'ın onu aniden öpmesiyle soğumuştu ondan. Bu aşka girmezdi.

Üniversitedeyken platonik olduğu Mert'e aşık mıydı? Sanmıyordu. Ona değişik geldiği için etkilenmişti sadece. Yurt dışına gittiğinde Mert'i unutması sadece bir haftasını almıştı.

Ulaş'a aşık mıydı peki? Evet onu seviyordu. Sevmek,aşık olmakla aynı şey miydi? Freud'un aşk tanımına uymuyordu Ulaş'a hissettikleri. O daha çok Asya'ya hissettikleriyle uyuşuyordu.

Aristofanes'in dediklerine uyuşuyor muydu?

Çoğu zaman üstünü kapadığı, geçiştirdiği, yok saydığı. Buna rağmen içinde varlığını bildiği, bulabildiği her çatlaktan sinsice yayılan puslu bir sis gibi kendisini hatırlatan boşluk...

Ulaş'a karşı hissettikleri Aristofenes'le de uyuşmuyordu. Sıkıntıyla oflayarak gözlerini kapadı. Başını arkaya atıp biraz kaldı öyle.

"Ne o, karadenizde gemilerin mi battı. Durgun gibisin." diyerek aralarında duran küçük ve yuvarlak masanın karşısına oturup kahvesinden bir yudum alan Ulaş'a döndü.

"Aşk'ın tanımı hakkında düşünüyordum?" diyerek dikkatle baktı Ulaş'ın sağ profiline. Ulaş'ın gerildiğini sezimledi. " Sence aşk nedir?" diye sordu merakını dizginlemeye çalışarak.

" Oksitosin'dir." Şaşkınlıkla kaşlarını yukarı kaldırdı Leyla. Ulaş'tan böyle bir cevap beklemiyordu. "Nasıl yani? Şu doğum anında salgılanan hormon değil mi o?"

" Sadece doğum anında salgılanmıyor. Sosyal hafızamızın, arkadaşlar veya eşler arasında kurulan bağ gibi şeyleri de oksitosin sağlıyor. Gerekli miktarda salgılanması aşık olmamaza yeter."

Hayretle yeni öğrendiği bilgiyi sindirmeye çalıştı Leyla. " Sen bu kadarını nerden biliyorsun?" diye sordu Ulaş'a

Ulaş yandan bir gülüşle cevapladı Leyla'yı.

"Susmak nedir bilmeyen, doktor arkadaşım, Tayfun'dan biliyorum. Çoğu zaman dinlemesem de söyledikleri aklımda kalıyor."

Ulaş'ın, Tayfun'dan bahsetmesiyle Leyla'nın gözünde Tayfun'un bilgiye aç halleri canlandı. Genç adam her fırsatta yeni öğrendiği herhangi bir şeyi, konuyla alakasız da olsa, onlara aktarmakta oldukça hevesli olan biriydi.

"Sende de fil hafızası var. Kim bilir daha neler kalmıştır aklında." diyerek hoşnutuz bir şekilde cevapladı Ulaş'ı

"Ne o surat. Memnun değil gibisin bu özelliğimden." Ulaş'ın sahteden sorgulayıcı ve alaycı tavrına karşım omzunu silkti Leyla.

" Pek memnun olduğum söylenemez. Unutmak iyidir. Öyle her şeyi belleğe atmak hasta eder adamı." dedi Leyla. 'Her şeyi hatırlayan Ulaş'ın aklına, benimleyken Elmas'la olan hatıraları geliyor mudur acaba?' diye sordu içten içe.

"Hastayımdır belki." diyen Ulaş'la çıktı bu düşüncesinden. Yüzünde haylazlıkla ona bakan adama döndü. Kaşlarını çatarak sordu anlayamadı için. " Ne?"

" Hastayımdır belki diyorum. Ama sana. diyerek göz kırpan Ulaş'la yüzünü buruşturdu genç kadın. "Off iğrenç bir espiri anlayışı. Kulaklarım kanıyor şu an." diyerek elleriyle kulaklarını kapadı genç kadın. Bu durumuna tezat gülümsemeden de duramıyordu.

Ulaş'ın yine konuyu saptırmış olduğunu ayıktığında soldurdu yüzündeki gülümsemeyi.

"Ben o anlamda sormamıştım. Mesela Aristolese göre herkesin bir ruh eşi varmış. İnsan hep diğer yarısını arayış içindeymiş." diyerek toparlamaya çalıştı konuyu.

Ulaş soğumuş olan kahvesinden son bir yudum aldı. "Sokrates de aşk güzelliğin aracılıyla, çoğalma arzusudur demiş. Yani kişiye göre bir sürü tanımı var aşkın. Şudur yada böyledir demek zor." diyerek ayaklandı Ulaş.

"Hadi yatalım artık. Geç oldu." diyerek önünde dikilmeye başladı Leyla'nın.

Leyla ise Ulaş'ın kaçamak cevaplar vererek ne düşündüğünü söylememesine bozulmuş, önünde dikilen Ulaş'a aldırmayarak oturmaya devam etmişti. "Sen yat. Ben biraz daha oturacağım." dedi.

Ulaş, önünde küskün küskün oturan Leyla'nın elinden tutarak kaldırdı genç kadını. Söylemlerine aldırmadan peşinden sürüklemeye başladı. " Sen şimdi gider koltukta yatarsın. İşimi garantiye almadan yatmam." diyerek yatak odasına getirdiği Leyla'nın oflayıp puflayarak yatağa geçmesiyle kendi de Leyla'nın yanında yerini almış, hissettiği rahatlamayla uykuya dalması uzun sürmemişti genç adamın.

Leyla kısa sürede uykuya dalıp kendisine arkasını dönen Ulaş'ın saçlarında ve ensesinde gezdirdi bakışlarını. Usulca okşamaya koyuldu ensesindeki saçlarını. Aşk'ı kendine göre tanımlayamamış olsa da bir şeyden emindi. O da Ulaş'ı sevdiği gerçeğiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.