15. bölüm · Sanegiyuu

15.bölüm

Tsutako Tomioka

---

BÖLÜM: Bir Gökkuşağı Kadar Sessiz

Sabahın erken saatlerinde güneş, kelebek kanatlarının dokunduğu kadar yumuşak bir ışıltıyla evin içini aydınlatıyordu. Giyu mutfakta sessizce kahvaltı hazırlarken, arka planda sadece pencerenin önünde asılı rüzgâr çanı hafifçe tınlıyordu. Yumurtaların kokusu ve demlenen çayın buğusu evin içine sızarken, mutfağın kapısında minik adımlar duyuldu. Aiko’nun çıplak ayakları yere hafifçe çarparken saçları darmadağın hâlde annesinin arkasından sarıldı.

“Anne... Bugün özel bir gün gibi kokuyor,” dedi fısıltıyla.

Giyu dönüp eğildi, kızının alnına yavaşça bir öpücük kondurdu.
“Bugün hayatımızın en sessiz ama en anlamlı günü Aiko... Bugün pikniğe gideceğiz.”

Sanemi yukarıdan seslendi:
“Kahvaltı hazır mı iki minik kelebek?” diye güldü. Giyu ve Aiko birlikte cevap verdiler, “Hazır!” diyerek.

O gün, her şey olması gerektiği gibi gelişti. Kahvaltı boyunca bolca kahkaha atıldı. Aiko sütünü içerken bıyık yapıp Sanemi’ye gösterdi, Giyu ise onları izlerken yalnızca kalbinin nasıl dolduğunu hissediyordu.

---

Öğle Vakti – Göl Kenarında

Piknik için gittikleri göl kıyısı, tam da Giyu’nun çocukluğunda hayalini kurduğu yer gibiydi. Uzaktan bembeyaz martılar süzülüyor, göl yüzeyine yansıyan gökyüzü neredeyse bir tabloyu andırıyordu. Sanemi battaniyeyi sererken, Giyu sepettekileri düzenledi. Aiko ise elleriyle çimenleri okşayarak minik bir çiçek buketi yapıyordu.

“Anne! Baba! Bu çiçekleri sizi sevdiğim kadar seviyorum!”
Giyu bu söz karşısında gözlerini kaçırmak zorunda kaldı. Sanemi ise Aiko’yu anında kucağına aldı.
“Bizi ne kadar seviyorsan, biz seni on katı seviyoruz,” dedi gözleri dolarak.

Üçü birlikte battaniyeye oturdu. Aiko biraz daha çiçek toplamak için ilerleyince, Sanemi Giyu’ya döndü.
“Giyu... Hayatımda ilk kez huzurun tam tarifini öğrendim. Sen ve o küçük kızla... Her şey tamam artık.”

Giyu onun elini tuttu, hafifçe başını omzuna yasladı.
“Ben de Sanemi... Bu hikâyenin başı çok karanlıktı ama sonu hep aydınlıktı. Seninle tanıştığım için, Aiko’yu birlikte büyüttüğümüz için... Minnettarım.”

---

Akşam – Evin İçinde Sessizlik

O akşam, Aiko banyosunu yaptıktan sonra beyaz pamuk pijamalarıyla kanepenin köşesine kıvrıldı. Giyu kitap okurken Sanemi onun saçlarını örüyordu. Aiko’nun gözleri yavaşça kapanmaya başladığında, Sanemi ve Giyu göz göze geldi. Aiko mırıldandı:

“Eğer bir gün yıldız olursam... Hep yanınızda kalmak isterim...”

Giyu hemen eğildi, onun yanına uzandı ve kızını öptü.
“Sen hep bizimle kalacaksın. Nerede olursan ol.”

---

Gece – Sessiz Veda

Aiko odasında mışıl mışıl uyurken, Giyu mutfağa çıktı, Sanemi ise balkona geçmişti. Giyu bir fincan papatya çayı hazırlayıp onun yanına oturdu.

“Biliyor musun?” dedi Giyu. “Bu ev... Bu hayat... En sonunda içimdeki boşluğu doldurdu.”
Sanemi gülümsedi, Giyu’nun ellerini tuttu.
“Çünkü sen dolu olmaya değer bir insansın, Giyu.”

O gece... Ne daha fazla kelimeye gerek vardı ne de başka bir sahneye. Gökyüzü yıldızlarla kaplıydı. Ve evin içinde, sadece aşk, huzur ve geçmişte yaşanan her zorluğun ardından gelen bir tamamlanmışlık hissi vardı.

---

Ve sabah...

Aiko ilk uyanan kişi oldu. Parmak uçlarında koşarak annesinin ve babasının odasına girdi.
“Anne! Baba! Uyandım!”

Giyu kollarını açtı, Sanemi esneyerek gülümsedi.
“Gel bakalım küçük güneş ışığı... Yeni bir gün bizi bekliyor.”

Ve böylece...
Sanemi, Giyu ve Aiko’nun hikâyesi, başka hikâyelere ilham bırakacak kadar güzel bir sonla noktalandı.

Bir yıldız gibi parlayan Aiko, iki gölgede büyüyen anne ve babasının hayatına anlam kattı.

Ve bu hikâye…
Sonsuz bir sevgiyle kalpte yaşamaya devam etti.

—SON— 🌸

---