10. bölüm · Sanegiyuu
10.bölüm
---
Kinetsu Konağı – Ertesi Sabah
Güneş, Kelebek Konağı'nın renkli camlarından süzülerek odaları yavaş yavaş aydınlatırken, minik bir ayak sesi çınladı koridorlarda. Aiko, gecenin kabusunu unutmuş gibi enerjik ve neşeyle uyanmıştı. Beyaz sabahlığı bacaklarına kadar uzanıyor, ayaklarında ise tilki desenli minik ev terlikleri vardı. Gözlerini ovuşturarak önce yatağının kenarına oturdu, ardından peluş kurdu olan "Kuro-chan"ı kucakladı.
— “Kuro-chan, bugün oyun oynayacağız, tamam mı?”
Yorganı geriye atıp yatağından indiğinde Giyu hâlâ uyuyordu. Sanemi, çoktan kalkmış, mutfağa geçmişti. Aiko önce sessizce Giyu'nun yanına gitti. Elini annesinin yüzüne hafifçe sürdü.
— “Anne…”
Giyu hafifçe mırıldandı ama uyanmadı. Aiko da annesini rahatsız etmemek için parmak ucunda yürüyerek odadan çıktı. Sessizce alt kata indi. Sanemi, mutfakta elinde tavaya yumurta kırarken omzunun üzerinden kızına baktı.
— “Minik kurt uyandı mı?”
Aiko gözlerini kocaman açarak mutfak masasına oturdu. Burnunu çekti.
— “Baba, kahvaltıdan sonra parkçılık oynayalım mı?”
Sanemi kaşlarını çattı.
— “Parkçılık mı? O da ne?”
Aiko elini heyecanla kaldırdı, kelimeleri birbirine karıştırarak anlattı.
— “Yani… evin içinde park gibi yapıyoruz, atlıyoruz, tırmanıyoruz, yere düşmeden ilerlemeye çalışıyoruz!”
Sanemi kahkaha attı, o sırada Giyu da üst katta uyanmış, saçları dağınık hâlde koridorda belirivermişti. Sabahlığının kemerini bağlıyordu. Hafifçe gülümsedi.
— “Sanemi, sabah sabah kıza orman macerası oynatmaya söz vermeseydin keşke.”
Sanemi omzunu silkti.
— “Ben sadece kahvaltı yapalım dedim… Ama şimdi söz verdik, oynayacağız!”
Giyu başını sallayıp masaya oturdu. Aiko hemen yanına koşup kucağına çıktı. Giyu’nun boynuna sarıldı, gecenin kabusunun yerinde şimdi sadece huzur ve kahvaltı kokusu vardı. Sanemi üç tabak hazırladı. Yumurtalar, ballı süt, azıcık domates, ekmek… Aiko yemeğini büyük bir iştahla yedi.
Kahvaltıdan Sonra – Oyun Saati
Giyu yemekleri toplarken Sanemi evin salonunu yavaş yavaş dönüştürmeye başlamıştı. Minderleri yere dizdi, yastıkları koltuklardan çıkardı. Bir koltuk ile masa arasına çarşaf gerdi. Yere bir ip uzatıp “bu lav” dedi. Aiko odasına koşup küçük peluşlarını ve rengarenk kurdelelerini getirdi.
— “Şimdi park başlıyor!” dedi Aiko.
İlk olarak ipten düşmeden yürümek gerekiyordu. Sanemi elini alnına koyup:
— “Bu çok zor, ben yapamam…”
Aiko kollarını beline koydu.
— “Ama Hashira’lar hiç düşmez!”
Bu söz üzerine Sanemi sırıttı, ardından ip üzerinde dikkatle yürüyormuş gibi yaptı. Aiko arkasından geldi, ellerini yana açmıştı. Düşecek gibi olunca:
— “Anneee tut beni!” diye bağırdı.
Giyu hemen yerinden fırladı, yastıkların arasından geçip Aiko’yu kucağında yakaladı. Aiko kahkahalar atarak başını annesinin omzuna koydu.
Sonra sıra “tünelden geçme” oyunundaydı. Sanemi’nin kurduğu masa-çarşaf tüneline Aiko eğilerek girdi. Giyu onu dışarıda bekliyordu.
— “Anneee… burada bir ejderha varmış!”
Sanemi hemen eline sopa almış gibi yaptı.
— “Hashira Sanemi geliyor ejderhayı alt etmeye!”
Aiko tünelden çıkarken Sanemi hafifçe onu koltuk yastıkları üzerine attı. Yastıklara gömülen Aiko gülmekten kıpkırmızı oldu. Bu sefer Giyu geldi. Bir yastığı alıp Sanemi’ye hafifçe fırlattı.
— “Hashira savaşları başlasın!”
Tüm ev bir anda çocuk kahkahaları, yastıkların havada uçuşması ve üç kişinin neşesiyle doldu.
Öğleye Doğru – Dinlenme Saati
Oyunlardan sonra Aiko terlemişti. Giyu onu banyoya soktu, birlikte ılık bir banyo yaptılar. Giyu, Aiko’nun saçlarını güzelce şampuanladı, ardından havluya sarıp yumuşacık pijamalarını giydirdi.
— “Anne… çok güzel bir sabah oldu.”
Giyu, Aiko’yu sarıldı ve alnına öpücük kondurdu.
— “Çünkü sen gülümsedin, o yüzden güzel oldu.”
Aiko gözlerini kapamıştı. Giyu onu yatağına yatırdı, Kuro-chan'ı yanına verdi, ballı sütünü içirdi. Aiko, uykuya dalarken hafifçe mırıldandı:
— “Baba da gelsin…”
Sanemi yukarı çıkmış, kapıdan içeri sessizce girmişti. Aiko'nun diğer yanına oturdu, saçlarını okşadı. Minik gözler yavaşça kapandı. Sessizlik çöktü odaya.
Ve o an… Giyu ve Sanemi, birbirlerine baktılar. Giyu’nun gözlerinde hâlâ oyunlardan kalan ışıltı vardı. Sanemi eğildi, Giyu’nun alnına kısa bir öpücük kondurdu.
— “Aiko’yla yaşlanmak güzel olacak,” dedi fısıltıyla.
Giyu başını salladı.
— “En güzel hayat, en sade olanı…”
Aşağıdan tombala kutusunun kapağının açılma sesi duyuldu. Renjuro uyanmıştı.
Yeni bir oyun başlıyordu.
