6. bölüm / 25
PORSELEN GÖLGEBölüm 6: İnatçı Kökler ve Gölgedeki Usta
Bölümler 25Şu an: Bölüm 6: İnatçı Kökler ve Gölgedeki Usta
- 1 Bölüm 1: Silinen Çehre, Çalınan İpek1.498 kelime
- 2 Bölüm 2: Zehirli Çay Töreni1.349 kelime
- 3 Bölüm 3: Rollerin Takası ve Gölgedeki İğne1.236 kelime
- 4 Bölüm 4: Porselen Zırhın Ağırlığı816 kelime
- 5 Bölüm 5: Mermer Kafes ve Yağmurun Tadı877 kelime
- 6 Bölüm 6: İnatçı Kökler ve Gölgedeki Usta612 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Bölüm 7: Eğreti Taht ve Çatı Katındaki Huzur745 kelime
- 8 Bölüm 8: Çatlak Sırça ve Kanayan İpek1.051 kelime
- 9 Bölüm 9: İmza Töreni ve Gölgedeki İttifak710 kelime
- 10 Bölüm 10: İmparatorluk Mührü ve Gölgelerin Savaşı986 kelime
- 11 Bölüm 11: Çarşıdaki Gölge ve Kapalı Kapılar803 kelime
- 12 Bölüm 12: Kıyıdaki Fırtına ve Hazırlıksız Hamle797 kelime
- 13 Bölüm 13: Sırça Masadaki Soğuk Kumar665 kelime
- 14 Bölüm 14: Zehrin Aynası ve İki Başlı Ejder1.112 kelime
- 15 Bölüm 15: Kasanın Karnı ve Sabah Baskını715 kelime
- 16 Bölüm 16: Demir İrade ve Çürüyen Taç1.034 kelime
- 17 Bölüm 17: Çürüyen Suret ve Sırça Kafesin Efendisi762 kelime
- 18 Bölüm 18: Çarşıdaki Çehre ve Kesişen Kılıç836 kelime
- 19 Bölüm 19: Çatlayan Aynalar ve Çarşının Gölgesi986 kelime
- 20 Bölüm 20: Kırık Aynadaki Serap930 kelime
- 21 Bölüm 21: Kan Bağı ve Kırılan Sırça853 kelime
- 22 Bölüm 22: Çözülen Düğümler ve Meydan Okuma846 kelime
- 23 Bölüm 23: Sırça Kafesin Çöküşü727 kelime
- 24 Bölüm 24: Küllerin Ardındaki Şafak697 kelime
- 25 Bölüm 25: Ayazın Sildiği İzler531 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kristal kadehlerin birbirine çarparak çıkardığı o tiz, metalik sesler Aoi’nin şakaklarında birer balyoz gibi zonkluyordu. Bakan Matsudaira’nın teftiş kurulu başkanlığını ilan eden kadeh kaldırışı salonun dört bir yanından alkışlarla karşılanırken, Kenji mutluluktan adeta sarhoş gibiydi. Aoi’nin kolunu öyle sıkıyordu ki, tırnakları ipeğin altındaki tenine batıyordu.
Aoi’nin gözlerinin önüne siyah lekeler inip kalkıyordu. Göğsünü saran bezler artık sadece nefesini değil, bilincini de boğuyordu. Bir an sendeledi; topuğu kimonosunun ağır eteğine dolandı. Kenji dehşetle yan gözle baktı, gözleriyle "Düşersen seni burada mahvederim" der gibi tısladı.
Ama o an, Aoi’nin zihninde başka bir şey alev aldı: Aşağılanmışlık.
Yıllarca yerleri dizlerinin üzerinde silerken, soğuk kış gecelerinde elleri çatlayıp kanayana kadar leğen başında çamaşır yıkarken, kapı aralıklarından izlediği o hanımların tek bir adımına bile sahip olamayacağını düşündüğü o sefil çocukluğu geldi aklına. Şimdi tam buradaydı. İmparatorluk soyluları onun önünde reverans yapıyor, Bakan Matsudaira onun tek bir cümlesiyle kocasının geleceğini çiziyordu.
Hayır, dedi kendi kendine. İçinde, kemiklerine kadar işleyen köylü inadı bir kor gibi parladı. Bu ipek benim tenime yapışsa da, bu tentür yüzümü yakıp kavursa da bu tahtı bırakmayacağım.
Aoi uyuşmuş parmaklarını yumruk yaptı. Dişlerini öyle sıktı ki çenesindeki tentür tabakasının mikronluk bir çatlak vereceğinden korktu ama başını bir santim daha yukarı kaldırdı. Gözlerindeki baygınlık perdesi kalktı; yerini vahşi, hırslı bir soğukluk aldı. Yanına yaklaşan maliye bürokratlarının eşlerine döndü, fildişi yelpazesini bir kılıç gibi açıp onların dedikodu kokan sorularını tek tek, zehirli bir zarafetle savuşturdu. Acı artık onun düşmanı değil, onu ayakta tutan tek kamçıydı. Bu unvanı, bu salonu, bu gücü bir daha asla geri vermeyecekti.
Aynı sırada, bahçenin arka sundurmasında yağmur dinmiş, yerini ıslak çam kokulu serin bir gece rüzgârına bırakmıştı.
Chiyo, taş fenerin dibinde bitirdiği sigarasının izmaritini kaba hizmetçi terliğinin burnuyla çamurun içine ezdi. İhtiyar seyisin uzattığı saké şişesini geri verirken gözleri karanlık su birikintisine kaydı.
Sudaki yansımaya baktı.
Kendi yüzüydü bu. Yıllarca zehirli kurşun pudralarıyla, donyağıyla, pirinç lapalarıyla örtmeye çalıştığı; örtmeye çalıştıkça gözenekleri cerahat toplayan, cildi kusan, derisi pürüz pürüz kabaran o mahvolmuş yüz. Bir erkek olarak doğup, ailesinin borçları ve Kyoto’nun o yozlaşmış tiyatro klanlarının zorbalığı yüzünden bir "kusursuz kadın biblosuna" dönüştürülmek zorunda kaldığı günden beri bu yüze bakmaktan nefret etmişti. Lady Chiyo olmak bir ayrıcalık değil, her sabah yüzüne bir tabut kapağı çivilemek gibiydi.
Ama şimdi... Hizmetçi kimonosunun bol kollarına baktı.
Kimse ondan gülümsemesini beklemiyordu. Kimse adımlarını saymıyor, ses tonundaki çatalları dinlemiyordu. Bir hizmetçi sadece bir gölgeydi; gölgeleri ise kimse incelemezdi.
Chiyo’nun dudaklarında derin, ilk kez alay içermeyen bir kıvrılma belirdi.
Madem artık hizmetçiyim, diye düşündü, ellerini ensesindeki ıslak saçlarına daldırarak. Bu evin hanımı değilsem, geceleri uykusuz kalıp sırlarımı saklamak zorunda değilsem... Bütün bu zamanı kendime harcayabilirim.
Yıllardır tiyatro kumpanyalarında, aktörlerin yüzlerini gizlice iyileştirmek için kullandığı eski şifalı bitki tarifleri zihninde canlandı: Kamelya çekirdeği yağı, yabani nilüfer kökü, dağ kekiği ve yanık meşe külü. O zehirli beyazlık olmadan, tenini kendi haline bırakarak, o derin yara izini masajlarla yumuşatarak bu yüzü iyileştirebilirdi. Ne kadar kaba, ne kadar erkeksi ve köşeli görünürse görünsün; bu yüz en azından kendi yüzü olacaktı. Gözenekleri nefes alacak, ciğerleri açılacaktı.
Üstelik en tatlı kısmı bu değildi.
Chiyo başını kaldırıp sarayın ışıl ışıl pencerelerine, içeride mermer üzerinde bir kuğu gibi süzülmeye çalışan ama her adımında cehennemi yaşayan Aoi’ye baktı.
Küçük hizmetçi kız hanımefendilik rüyasına kapılmıştı. O ipeklerin, o porselen iltifatların arkasındaki o dipsiz bataklığı henüz bilmiyordu. Kenji gibi hırslı bir korkağın onu her gün daha fazla tüketeceğini, cemiyetin o zehirli kadınlarının en ufak bir falsoda onu diri diri gömeceğini bilmiyordu.
"Al bakalım hanımlığı, Aoi," diye fısıldadı Chiyo karanlığa doğru. Sesi serin rüzgârda tok bir tınıyla dağıldı. "Kafes senin olsun. Çırpınışını izlemek, o kafesin içinde olmaktan bin kat daha eğlenceli olacak."
Artık ne bir sahtekardı ne de kaçak bir eş. O, sahnenin arkasındaki rahat koltuğuna kurulmuş, kuklaların dansını izleyen asıl gölgeydi.
Bölüm etkileşimi
