PORSELEN GÖLGE kitap kapağı

16. bölüm / 25

PORSELEN GÖLGE

Bölüm 16: Demir İrade ve Çürüyen Taç

Vaveyla Yazarı: Lu Lu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 16: Demir İrade ve Çürüyen Taç
  1. 1 Bölüm 1: Silinen Çehre, Çalınan İpek1.498 kelime
  2. 2 Bölüm 2: Zehirli Çay Töreni1.349 kelime
  3. 3 Bölüm 3: Rollerin Takası ve Gölgedeki İğne1.236 kelime
  4. 4 Bölüm 4: Porselen Zırhın Ağırlığı816 kelime
  5. 5 Bölüm 5: Mermer Kafes ve Yağmurun Tadı877 kelime
  6. 6 Bölüm 6: İnatçı Kökler ve Gölgedeki Usta612 kelime
  7. 7 Bölüm 7: Eğreti Taht ve Çatı Katındaki Huzur745 kelime
  8. 8 Bölüm 8: Çatlak Sırça ve Kanayan İpek1.051 kelime
  9. 9 Bölüm 9: İmza Töreni ve Gölgedeki İttifak710 kelime
  10. 10 Bölüm 10: İmparatorluk Mührü ve Gölgelerin Savaşı986 kelime
  11. 11 Bölüm 11: Çarşıdaki Gölge ve Kapalı Kapılar803 kelime
  12. 12 Bölüm 12: Kıyıdaki Fırtına ve Hazırlıksız Hamle797 kelime
  13. 13 Bölüm 13: Sırça Masadaki Soğuk Kumar665 kelime
  14. 14 Bölüm 14: Zehrin Aynası ve İki Başlı Ejder1.112 kelime
  15. 15 Bölüm 15: Kasanın Karnı ve Sabah Baskını715 kelime
  16. 16 Bölüm 16: Demir İrade ve Çürüyen Taç1.034 kelime · Okuduğun bölüm
  17. 17 Bölüm 17: Çürüyen Suret ve Sırça Kafesin Efendisi762 kelime
  18. 18 Bölüm 18: Çarşıdaki Çehre ve Kesişen Kılıç836 kelime
  19. 19 Bölüm 19: Çatlayan Aynalar ve Çarşının Gölgesi986 kelime
  20. 20 Bölüm 20: Kırık Aynadaki Serap930 kelime
  21. 21 Bölüm 21: Kan Bağı ve Kırılan Sırça853 kelime
  22. 22 Bölüm 22: Çözülen Düğümler ve Meydan Okuma846 kelime
  23. 23 Bölüm 23: Sırça Kafesin Çöküşü727 kelime
  24. 24 Bölüm 24: Küllerin Ardındaki Şafak697 kelime
  25. 25 Bölüm 25: Ayazın Sildiği İzler531 kelime

Ağır meşe dış kapının sürgüsü Chiyo’nun nasırlı parmakları altında tiz bir sesle geri çekildi.

Eşikte, üniformalarının yakasında Başbakanlık teftiş mührü taşıyan üç kıdemli denetçi ve arkalarında süngülü tüfekleriyle dikilen iki askeri muhafız belirdi. Sabahın ayazı, kapıdan içeri bir bıçak gibi daldı. Heyetin başındaki Başmüfettiş Wada, burnunun üzerindeki tel çerçeveli gözlüğünü düzelterek karşısındaki kaba saba hizmetçiyi baştan aşağı süzdü.

"Takahashi konağı?" dedi Wada, sesi kâğıt hışırtısı kadar kuruydu. "Başbakanlık hususi teftiş emri. Çekil önümüzden."

Chiyo başını eğdi. Yüzündeki o sakin, boyasız dinginlik yerli yerindeydi. Ne bir korku gösterdi ne de bir uşağın telaşını. Kenara çekilirken ellerini kimonosunun geniş kollarının içine gizledi; dudaklarının kenarında görünmez bir tebessüm kıvrıldı. İçerideki mermer tuzağa doğru adım atan bu adamlar, birazdan kendi cellatlarıyla karşılaşacaklarını bilmiyorlardı.

"Salondalar, efendim," dedi Chiyo. Sesi pürüzsüz bir fısıltı gibi dağıldı.

Müfettişler koridorda çizmelerini tok seslerle vurarak ilerledi. Çalışma odasının sürgülü kapısını çalma zahmetine bile katlanmadan ardına kadar açtılar.

Odanın ortasındaki abanoz masanın arkasında Aoi oturuyordu.

Kenji, masanın sağındaki koltukta bir ceset gibi hareketsizdi; ellerini dizlerinin arasına sıkıştırmış, alnındaki soğuk terleri gizlemeye çalışarak gözlerini halıya dikmişti. Aoi ise başını bile kaldırmadı. Önündeki gümüş çay tepsisinden porselen fincanı aldı, zarif bir bilek hareketiyle dudaklarına götürdü.

Üzerindeki damasko işlemeli altın sarısı kimono, sabahın çiğ ışığında bir zırh gibi parıldıyordu. Fakat o zırhın içinde Aoi, cehennemin yedi kat dibindeydi.

Geceleyin yanağına bizzat sürdüğü kurşun merhemi, derisinin altındaki iltihaplı gözeneklerle birleşerek kimyasal bir zehir gibi etini yakıyordu. Yüzünün sağ tarafı, elmacık kemiğinden boynuna kadar zonklayan, derisi çekilen bir mengene içindeydi. Göz kapaklarını kırptıkça tentür kirpiklerinin dibine batıyor, beynine binlerce iğne saplanıyordu. Yine de başını bir milim bile eğmedi. Sırtı dövme çelikten bir sütun gibi dikti.

"Müfettiş Wada," dedi Aoi. Sesi, tentürün taşlaşmış katılığının ardından adeta dondurucu bir ayaz gibi çıktı. Fincanı tabağına tek bir çınlama sesi çıkarmadan bıraktı. "Takahashi hanesinin mahremiyetini sabahın bu kör saatinde süngülerle çiğnemenizin geçerli bir izahı vardır umarım. Zira Başbakan Saionji dün gece bana devletin geleceğinden bahsederken, evimin haydutlar gibi basılacağını çıtlatmamıştı."

Wada bir an duraksadı. Masadaki titreyen Kenji’yi ezip geçmeye hazırlanırken, karşısındaki kadının gözlerindeki bu vahşi, sınır tanımaz cüretkarlık adamın adımlarını kilitledi.

"Lady Chiyo," dedi Wada, sesine zoraki bir resmiyet katarak. "Dün geceki mecliste Başbakanımıza atfen dile getirdiğiniz Şanghay liman hisseleri ve eski donanma fonu kayıtları... Bu belgelerin Teftiş Kurulu kasasında bulunduğu iddia edildi. Başbakanlık, devletin mali güvenliği adına söz konusu evrakın derhal incelenmesini ve teslimini emretti. Anahtarları veriniz."

Kenji oturduğu yerde inledi, gözlerini dehşetle Aoi’ye çevirdi. Masanın altındaki bacakları zangır zangır titriyordu.

Aoi ise fildişi yelpazesini masanın üzerinden ağır ağır aldı.

Ayağa kalktı. Göğsünü ezen sargılar kaburgalarını kıracak gibi baskı yaptı ama adımları yere bastığında kimonosunun tek bir kıvrımı dahi titremedi. Kasanın önüne doğru yürüdü.

Odanın açık kapısından onları izleyen Chiyo ile göz göze geldi.

Chiyo kapı pervazına yaslanmış, elindeki süpürgeyi tutarken Aoi’nin yüzündeki o ölümcül çatlakları izliyordu. Aoi’nin şakağında, saç diplerinin hemen altında, tentürün gizleyemediği koyu mor bir iltihap lekesi belirmeye başlamıştı. Kadın resmen çürüyordu; ama o çürümenin içinden fışkıran kibir, Chiyo’nun bile içini ürpertecek kadar karanlıktı.

Aoi kasanın başına geçti. Cebinden küçük pirinç anahtarı çıkardı; kilide sokup çevirdi. Klik.

Ağır çelik kapı açıldı. Aoi elini doğrudan kasanın arkasındaki gizli bölmeye attı. Chiyo’nun dün gece döşemenin altından çıkardığı o sedir kutuyu ve içindeki mühürlü kâğıtları kavradı.

Fakat belgeleri müfettişe uzatmadı.

Göğsünün hizasında, iki eliyle sımsıkı tutarak Wada’ya döndü. Gözlerindeki siyah ateş öyle yakıcıydı ki, müfettiş gayriihtiyari bir adım geri çekildi.

"Belgeler burada, Müfettiş," dedi Aoi. Sesi bir fısıltı kadar alçak ama bir giyotin kadar keskindi. "İçinde Başbakan Saionji’nin, Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın ve bizzat sizin selefinizin imzaları var. Donanma bütçesinden Şanghay afyon ve ipek tekeline aktarılan her kuruşun kaydı bu kâğıtlarda."

Wada’nın yüzündeki kan çekildi. Adamın gözleri fal taşı gibi açıldı.

"Eğer bu kâğıtları buradan çıkarırsanız," diye devam etti Aoi, adım adım müfettişin üzerine yürüyerek, "Bu kapıdan çıktığınız an onları sadece Başbakana değil, Meclis Divanı’na ve İmparatorluk Muhafızları’na da teslim etmek zorunda kalırsınız. Çünkü kocam bu sabah itibarıyla Teftiş Kurulu Başkanı olarak bu evrakın resmi dökümünü İmparatorluk Divanı’na kuryeyle gönderdi bile."

Kenji dehşetle ağzını açtı ama Aoi’nin arkadan savurduğu o buz bakış adamın nefesini boğazına tıkadı. Bu da bir yalandı. Dün geceki gibi akıl almaz, devasa bir kumardı.

Aoi kâğıtları Wada’nın burnunun ucuna kadar kaldırdı:
"Şimdi seç bakalım Wada. Bu kâğıtları alıp Başbakanınla birlikte o divanın önünde vatan hainliğinden asılacak mısın? Yoksa Başbakana gidip 'Kasa teftiş edildi, iddialar eski bir muhasebe hatasından ibarettir' diyerek Takahashi hanesinin önünde diz mi çökeceksin?"

Odada çıt çıkmadı. Yalnızca pencereye vuran kuru ayazın uğultusu duyuldu.

Wada’nın alnından bir damla soğuk ter süzüldü. Karşısındaki kadının bir blöf yapıp yapmadığını tartmaya çalıştı; fakat Aoi’nin taşlaşmış, acıdan ve kibirden beslenen o donuk porselen yüzü, ona insani hiçbir açık vermiyordu. Wada bir canavara bakıyordu.

Müfettiş titreyen elini geri çekti. Yavaşça başını öne eğdi.

"Kayıtlar... yerinde incelendi, Hanımefendi," dedi Wada, sesi ezilmiş bir köpeğin hırıltısına dönerek. "Başbakanımıza... Teftiş Kurulu’nun sadakatini bizzat rapor edeceğim."

Wada arkasını döndü, arkasındaki muhafızlara işaret ederek aceleyle odadan çıktı. Dış kapının sertçe çarpıp kapanma sesi konağın temellerini sarstı.

Kenji koltuğunda bayılacak gibi geriye düştü; hıçkırıklarla karışık bir rahatlama nefesi bıraktı.

Aoi ise kasanın önünde hareketsiz kaldı.

Tehlike geçmişti; devleti bir kez daha dize getirmişti. Fakat zaferin sarhoşluğu bedenini ayakta tutmaya yetmedi. Müfettişlerin ayak sesleri sokakta tamamen kaybolduğu an, Aoi’nin dizlerinin bağı çözüldü.

Kâğıtlar elinden kayıp halıya saçıldı.

Aoi yere kapaklanırken elini çalışma masasının kenarına çarptı. Boğazından yırtıcı bir çığlık koptu. Yüzündeki tentür, içeriden patlayan iltihabın baskısıyla sağ yanağının ortasından boydan boya, kuru bir dal gibi çatladı: Çıt.

Şakağındaki morluktan aşağıya, beyaz boyayı yararak koyu sarı, kanlı bir cerahat sızmaya başladı. Zehir artık deriyi aşmış, etini yemeye başlamıştı. Aoi tırnaklarını halıya geçirdi; acıdan kıvranıyor, göğsündeki sargıların altında nefes alamayarak boğuluyordu.

Kapı eşiğindeki Chiyo ağır adımlarla odaya girdi.

Süpürgesini duvara dayadı. Yerde bir böcek gibi kıvranan, yüzü yarılan ve eti çürüyen Aoi’nin başına dikildi.

Chiyo’nun çıplak, pürüzsüzleşmiş yüzünde sabahın ilk güneşi parıldıyordu. Yara izi gümüşi bir çizgi gibi ışıldıyor; derin, engelsiz nefeslerle inip kalkan göğsü odadaki o çürüme kokusuna meydan okuyordu.

Chiyo eğildi. Yerdeki Şanghay evraklarından birini tek parmağıyla kenara itti. Ardından Aoi’nin çatlayan, kan ve irin sızdıran yanağına baktı. Gözlerinde ne bir zafer neşesi vardı ne de öfke. Sadece bir kadının kendi hırsında boğuluşunu izleyen o dipsiz, karanlık kayıtsızlık.

"Tebrik ederim, Hanımefendi Takahashi," dedi Chiyo. Sesi odanın sessizliğini bir bıçak gibi yardı. "Devleti kurtardın. Ama aynadaki cesedini hangi ipeğin altına saklayacaksın?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18