6. bölüm · My Hero -Minsung-

6. Bölüm: Tecavüz

luna ✿

Bu gün güzel bir güne uyanmıştım. Uzun zaman sonra ilk defa güne güzel başlıyorum. Eskiden içimde hep bir korku olurdu ama bu gün o korkudan eser yoktu.

Hemen yanımda uyuyan Felix' i uyandırdım. Dün bira içtiği için bu gün fazla uyumuştu.

Jisung: Felix! Okula gideceğiz kalk artık!

Felix: Hıhı.

Mırıldanır gibi bir ses çıkardı.

Jisung: Eğer uyuya kalırsan Hyunjin' i göremezsin!

Felix: Hyunjin mi!? Nerede!?

Jisung: Okulda seni bekliyor. Çabuk kalk ve üstünü değiştir.

Felix: Sadece Hyunjin için kalkıyorum.

Jiung: Bana ne?

Felix: Defol Hannie.

Jisung: Peki Yongbok.

Odadan çıktım ve aşağıya kahvaltı yapmak için indim. Mutfakta annem vardı.

Jisung: Günaydın anne.

Bayan Han: Günaydın Jisung.

Jisung: Babam kalkmadı mı?

Bayan Han: Hayır. Bir kaç gün işten izin aldı.

Jisung: Anladım.

Bayan Han: Felix nerede?

Jisung: Üstünü değiştiriyor. Birazdan iner aşağıya.

Bayan Han: Tamam. Bu arada Jisung...

Jisung: Ne oldu anne?

Bayan Han: Baban teyzenlerin geldiği akşam masada söylediklerin yüzünden sana kızgın.

Jisung: Neden?

Bayan Han: Okulunu kötülediğin için.

Jisung: Anladım.

...

Kahvaltımızı yapıp evden çıkmıştık. Şu anda okula doğru yürüyorduk. Felix' e ne zaman baksam telefonda biriyle mesajlaşıp gülüyordu.

Jisung: Kiminle mesajlaşıyorsun Felix?

Felix: Hyunjin' le.

Jisung: Oha! Çüş! Ne ara bu kadar yakın oldunuz!?

Felix: Bilmem?

Bir yandan gülerek mesajlaşıyor bir yandan da bana cevap veriyordu.

Jisung: Felix.

Felix: He?

Jisung: Siz sevgili olmadınız değil mi?

Felix: Oha Jisung! Abart! Daha dün tanıştık amk ne sevgilisi!?

Jisung: Olabiliyor yani öyle şeyler...

Felix: Sus Jisung.

Jisung: TeMe.

Kısa bir yürüyüşün ardından okula gelmiştik.

Jisung: Felix bırak şu telefonu artık. Geldik okula.

Felix: Tamam. Aaa Hyunjinler de buralardaymış.

Jisung: Okuldayız normal.

Felix telefondan kafasını kaldırıp etrafa bakınmaya başladı.

Jisung: Kime bakıyorsun?

Felix: Hyunjin' e.

Sol tarafa baktığında durdu. Karşıda birine el sallamaya başladı. Bende o tarafa baktığımda biraz uzakta bize el sallayan bir adet Hyunjin ve yanında her zamanki gibi sessizce yürüyen Minho' yu gördüm.

Felix: Hyunjin!

İkisi de birbirine gülerek bakıyordu.

Jisung: Resmen aşıksın çocuğa.

Kimsenin duyamayacağı bir sesle söyledim.

Felix: Sus sus!

Jisung: Salak.

Hyunjin ve Minho biz konuşurken çoktan dibimize kadar gelmişti.

Hyunjin: Hadi okula girelim artık.

Jisung: Kısmetse giricez.

Felix önden hoplaya zıplaya gidiyordu. Hyunjin de ona yetişmek için hızlı adımlarla yürüyordu. Arkadan da ben ve Minho geliyorduk. Ben Minho' nun biraz önündeydim.

Minho: Jisung.

Bana seslenmesiyle durdum ve arkamı döndüm.

Jisung: Efendim Minho?

Minho: Seojun bu gün okula gelecekmiş.

Jisung: Ne?

Duyduğum şeyle donakalmıştım. Şimdi büyük sıçmıştım.

Minho: Felix biliyor mu?

Jisung: Hayır. Bilmemeli de.

Şimdi ne yapacağımı düşünüyordum. Felix hiç bir şeyi bilmemeliydi.

Jisung: Sen tek oturuyorsun değil mi?

Minho: Evet?

Jisung: Felix bu gün seninle otursun lütfen. Eğer Felix' in benimle arkadaş olduğunu öğrenirlerse ona da zorbalık yapmaya başlarlar. Ve lüften gün boyunca Felix' in benim yanıma gelmemesini sağlayın. Hyunjin' e de söyle.

Elim ayağım bir birine dolaşmıştı. Aşırı stresliydim.

Minho: Tamam. Sen sakin ol. Ben hallederim.

Jisung: Tamam. Teşekkürler.

Sikeyim böyle işi. Gerçekten sikeyim.

...

Sınıfa girdiğimizde direkt gözüm Seojun ve arkadaşlarının oturduğu yere kaydı. Bu gün 5 kişiydiler. Minho Hyunjin' le konuşmuştu. Felix' i bir şekilde Minho' yla oturması için ikna etmeyi başardık. Biraz zor oldu ama Hyunjin' de araya girince Felix direkt kabul etti. Onun zarar görmeyeceği için mutluydum.

Sırama doğru ilerlediğimde Seojun bana bakmaya başladı. Ben daha sırama oturmadan konuştu.

Seojun: Dün markette neden selam vermeden gittin Jisung?

Yüzünde ufak bir sırıtma vardı ve biraz dalga geçer gibi söylemişti.

Seojun: Arkadaşlarına selam vermemek çok büyük kabalık. Ailen sana bunu öğretmedi mi?

Jisung: 'Arkadaş' olduğumuzu sanmıyorum.

Seojun: Çok ayıp gerçekten Sung. Biz seni arkadaşımız olarak görüyoruz.

Son kelimesini söylerken arkadaşlarına döndü ve yüzünce ahmakça bir sırıtış belirdi. Onun güldüğünü gören arkadaşları da gülmeye başladı. Hepsi yüzüme bakıp sırıtıyordu. Bu gerçekten çok sinir bozucuydu.

Jisung: Uğraşıp durmayın benimle.

Söylerken yerime oturdum.

Seojun: Daha eğlence yeni başlıyor Sung.

Arkadan kulağıma yaklaşıp fısıldadığında irkildim.

Seojun: Duyduğuma göre biz yokken arkadaş edinmişsin. Yanında oturuyormuş. O nerede?

Jisung: Benim arkadaşım falan yok.

As siktir. Kim söylemişti bunlara Felix' i? İşte şimdi iyice gerildim.

Seojun: Öyle mi? Oysaki bana söyleyen kişiyle aramız iyidir. Kim yalan söylüyor acaba?

Jisung: Senin sikik arkadaşların olmasın?

Seojun: Ahh. Nereden öğreniyorsun şu küfürleri. Sana hiç yakışmıyor Sung.

Jisung: Bana 'Sung' demeyi kes aptal herif!

Hızlıca arkama dönüm ve bunu gözlerinin içine bakarak söylemiştim. Sesim fazla çıktığı için Minho ve Felix de dahil herkes bana ve Seojun' a bakıyordu.

Seojun: Sinirlenme şampiyon.

Yüzünde yine o sırıtış vardı. Yüzüne bakmak bile sinirimin ikiye katlanmasına yetiyordu. Sinir küpüne dönmüş bir vaziyette önüme döndüm. Sinirimi ellerimden çıkarıyordum. Ellerimdeki deriye tırnaklarımı geçiriyordum. Ya kendime zarar verecektim ya da başkasına... Ama şu anda başkasına zarar verecek durumda değildim. Güçsüzdüm...

Çok geçmeden sınıfa hoca geldi. Bir şeyler anlatıyordu ama ben onu dinlemek yerine pencereden doğan güneşi izliyordum. Turuncudan yavaş yavaş sarıya dönen haliyle tam karşımda duruyordu. Bu gerçekten çok güzel bir görüntü. Ama beni rahatlatmaya yetmiyor. Sanırım beni şu anda rahatlatacak tek şey sonsuz bir karanlık...

...

Dersin ne ara bittiğini bile fark etmemişken sandalyede bir kıpırtı hissettim. Pencereden kafamı çevirip yanıma baktığımda iğrenç ötesi yüzüyle Seojun' u gördüm. Gerçekten iğrençti.

Seojun: Seni özledim Sung. Çatıya gelsene.

Jisung: Defol git Seojun.

Seojun: Hadi ama! Sadece bir kaç yumruk ve tekme.

Jisung: Kıt mısın Seojun!? Siktir git!

Seojun: Sanırım seni fazla şımarttık. Kendine gelmenin zamanı geldi Jisung. Alın onu.

Yanımdan kalktığı gibi 2 tane çocuğun beni konumdan tutması bir oldu. Beni kollarımdan tutarak çatıya kadar sürüklediler resmen.

Çatıya geldiğimizde beni her zamanki gibi bir köşeye attılar. Bana doğru yaklaşan kişiyi gördüğümde yüzüne bakmak için kafamı kaldırdım. Bu Seojun' du. Benimle aynı boya gelmek için önüme çömeldi.

Seojun: Arkadaşınla gerçekten tanışmak istiyorum. Bu arada duyduğuma göre de akrabanmış. Doğru mu bu?

Jisung: Benim ne arkadaşım var ne de akrabam.

Seojun: Jisung.

Jisung: Ne var göt herif!?

Seojun: Onun adını söyle. Hemen!

Jisung: Kıt mısın Seojun!? Ne akrabam var ne de arkadaşım!

Seojun: Sen söylemezsen biz buluruz.

Jisung: Ne? N-Nasıl?

Seojun: Bak. Varmış demek ki. Şu yüzüne bak Jisung! Korku akıyor!

Söylediği şeyin ardından kahkahalara boğuldu.

Seojun: İşimizi kolaylaştırıp arkadaşının adını verir misin Sung?

Jisung: Sikseniz de vermem.

Seojun: Seni sikmemi bu kadar çok istediğini bilmiyordum Sung.

Jisung: Orospu!

Seojun: Diyene bak.

Dudağının bir tarafı yukarıya doğru kıvrıldı.

Seojun: İstersen bu gece hallederiz Sung.

Jisung: SENİN KAPI DELİĞİNİ BİLE TATMİN ETMEYECEK SİKİNE İHTİYACIM YOK!

Arkasındaki arkadaşlarının gülüşlerini duyabiliyordum. Seojun hızla arkasındaki arkadaşlarına döndü ve bağırdı.

Seojun: KESİN SESİNİZİ AMINI SİKTİKLERİM!

Hepsi bir anda sustu. Seojun' da bana geri döndü.

Seojun: Seni ne kadar tatmin ettiğimi görmek ister misin Jisung!?

Jisung: Siktir git!

(Bu bölümü nasıl buldunuz? Bir süre bölümler böyle devam edecek ve şiddet katlanarak artacak.)