5. bölüm · My Hero -Minsung-
5. Bölüm: Etkilenme?
Felix: Jisung şundan da alsana.
Jisung: Tamam aldım.
Ben, Felix, Hyunjin ve Minho markete gelmiştik. Felix bana her şeyi aldırıyordu ama hepsini kendi ödeyeceğinden habersizdi.
Jisung: Yoruldum. Aldıracakların bitmedi mi?
Felix: Uzun zamandır Kore marketlerinden alış veriş yapmamıştım. Ben Avusturalya' dayken ne çok yeni yiyecek çıkmış?
Jisung: Temelli taşınmadınız mı siz? Başka bir zaman tekrardan gelip alabilirsin.
Felix: Ben hepsini şimdi yemek istiyorum ama.
Jisung: Yine olan bana oluyor.
Felix: Mız mızlanma Hannie.
Jisung: Bana öyle seslenme.
Felix: Çok mız mızsın Hannie.
Jisung: Yongbok!
İkimiz de birbirimize ters ters bakmaya başladık.
Hyunjin: Neden tartışıyorsunuz?
Felix, Jisung: Yok bir şey.
Felix' le tamamen farklı yönlere gittik. Hyunjin Felix' in peşinden gitti. Minho ise en son gördüğüm kadarıyla içki dolabının önündeydi. Elimde içinde ful Felix' in aldığı şeyler olan sepeti bir köşeye bıraktım ve çikolataların olduğu reyona gittim. Tam oraya döndüğüm sırada içimden bir 'siktir' çektim. Seojun ve arkadaşları oradaydı. Beni fark etmemeleri için tam gidecekken adımın söylenmesiyle durdum.
Seojun: Jisung?
Bana seslenmesini takmadan hızlı adımlarla ürünlerin arasında gezindim. Korkmuştum. Hyunjin' in yanına gidemezdim. Felix oradaydı. Bu yüzden Minho' nun yanına gitmeliydim. Yönümü içkilerin olduğu tarafa çevirdim. Minho oradaydı! Yanına yaklaşıp tişörtünün kolundan tuttum.
Jisung: Minho.
Minho: Ne oldu Jisung?
Jisung: Şey Seojun ve arkadaşları burada. Beni gördüler. Peşimden geliyorlar.
Endişeli olduğum her halimden belli oluyordu. Minho ilk önce arkamdan gelen olup olmadığını kontrol etti. Sanırım onları görmüştü. Kolumdan tutup beni diğer tarafına çekti. Arkamda duvar önümde ise Minho vardı. Beni dolapla duvarın arasına sıkıştırdı. İçkilere bakıyormuş gibi yapıp beni saklıyordu.
Bir süre içkilere baktı daha sonra kafasını yüzüme indirdi. Ben utançtan yere bakıyordum sadece. Yüzüme doğru eğildi yavaşça. O an ne yapacağımı bilemedim ve sadece gözlerimi kapadım. Nefesini omzumda hissediyordum.
Minho: Çaktırmadan gitmişler mi diye bak.
Dediği şeyle kendime geldim. Gözlerimi açtım ve omzunun üstünden bakmak için biraz parmak uçlarıma kalktım.
(Minho)
Birini tişörtümün kolundan tuttuğunu hissettiğimde oraya baktım. Bu Jisung' du. Endişeli ve korkmuş gözüküyordu.
Jisung: Minho.
Minho: Ne oldu Jisung?
Jisung: Şey Seojun ve arkadaşları burada. Beni gördüler. Peşimden geliyorlar.
Şu Seojun ve arkadaşları... Gerçekten beni sinir ediyor. Şu ana kadar onları dövmememin tek sebebi Hyunjin' in araya girmesi.
Dediği şeyle arkasından gelip gelen olmadığını kontrol ettim. Bir kaç kişinin siluetini gördüğümde Jisung' u diğer tarafıma çektim. Onu içki dolabı ve duvarın arasına aldım ve kimsenin onu görmemesi için önüne geçtim. Küçücük bedeni orada kaybolmuş gibiydi. Utançtan yüzüme bile bakamıyordu. İlk baş ne kadar içkilere bakmaya çalışsam da kendimi ona bakmaktan alıkoyamıyordum. Çok güzel bir yüzü var. Ona neden zorbalık yaptıklarını bir türlü anlayamıyorum.
Kendimi ne kadar tutmaya çalışsam da olmuyordu. Tam önümde böyle bir güzellik dururken dudaklarına yapışmamak mümkün değildi. Şu ana kadar onu herkes den her şeyden kıskandım. Hyunjin' den bile. O gün parkta onun kafasını okşadığında içimde fırtınalar koptu. Daha sonra onu o sarışın çocukla o kadar samimi gördüğümde... Bir an sevgilisi olduğunu sandım ama sonra Hyunjin' den akrabası olduğunu öğrendiğimde aşırı rahatladım. Benim bu duygularımı sadece Hyunjin biliyordu. Ona güvenim sonsuz.
Kendimi daha fazla tutamadım ve yüzüne yaklaşmaya başladım. Ben yaklaştığımda gözlerini kapadığını gördüm. Korkmuş muydu? Sanırım bu doğru zaman değildi. Bana güvenip yanıma gelmişti. Benden yardım istemişti. Şu anda bu hareketi yapıp onun güvenini zedeleyemezdim. Kulağına yaklaştım.
Minho: Çaktırmadan gitmişler mi diye bak.
Gözlerini açtı ve parmak ucuna kalktı. Boynu yüzüme çok yakındı. Onu gerçekten öpmek istiyordum. Ama yapamazdım. Sadece kokusunu içime çektim. Çok güzel kokuyordu.
Jisung: Kimse yok. Gitmişler sanırım.
Sanırım mükemmel bir anın sonuna gelmiştik. Keşke hiç bitmeseydi...
Ondan uzaklaştım ve gitmesine izin verdim.
Minho: İçki içer misin?
Jisung: Hayır. Hiç içmedim.
Minho: O zaman asla içme.
(Jisung)
Yine beni mi düşünüyordu? Yoksa zararlı olduğu için mi söylemişti? Her türlü de beni düşünüyor olmaz mı? O değil de neden kalbim bu kadar hızlı atıyor?
Jisung: Peki içmem.
-Bazen bazı sözler tutulamaz değil mi? Bu da o tutulamayan sözlerden biriydi. Sözünü yine söz verdiği adam yüzünden bozmuştu.-
(Bitmedi son hız devam!)
Minho 4 tane içki aldı. Beraber Felix ve Hyunjin' i bulmak için gezinmeye başladık. İkimiz de yine Seojun ve arkadaşlarıyla karşılaşmamak için temkinli yürüyorduk. Bir süre bulamayınca Minho telefonunu çıkardı ve Hyunjin' i aradı.
Minho: Neredesiniz Hyunjin?
Minho: Çoktan gittiniz mi? İnanamıyorum.
Minho: Evet yanımda.
Minho: Tamam oraya geliyoruz.
Minho telefonu kapatıp cebine koydu.
Minho: Yakınlardaki parka gitmişler.
Jisung: Tamam.
Kasaya doğru gitti. Minho aldığı içkilerin parasını ödeyince beraber çıktık. Minho' yu takip ederek Hyunjin ve Felix' in olduğu parka geldim. Park çok büyüktü. Onları bulmamız biraz zor olacaktı.
Jisung: Nerede olduklarını söyledi mi?
Minho: Hayır. Ama sürekli oturduğumuz bir yer var. Muhtemelen oradadırlar.
Jisung: Tamam.
Yine Minho' nun peşine takıldım. Çok geçmeden bir çardağın altında Hyunjin ve Felix' i gördük. Onlar da bizi gördü. Felix hemen yerinden kalkarak el salladı. Bende ona el salladım. Minho' dan önce çardağa gidip Felix' in yanına oturdum. Çok geçmeden Minho' da gelip Hyunjin' in yanına oturdu.
Felix: Atıştırmalıklarım nerede Jisung?
Meraklı gözlerle etrafa bakınıyordu.
Jisung: Onlar mı? Marketin bir köşesine koymuştum.
Felix: Almadın mı!?
Jisung: Hayır.
Felix: İnanamıyorum sana Jisung!
Jisung: Bir ara gidip alırız.
Felix: Onları alana kadar sana Hannie diyeceğim.
Jisung: Bende sana Yongbok derim o zaman.
Yine birbirimize ters bakışlar atmaya başladık.
Hyunjin: 2 tane sorum var.
Felix: Sor.
Hyunjin: 1 neden sana 'Hannie' denilince kızıyorsun? 2 neden sana 'Yongbok' denilince kızıyorsun?
Felix' le birbirimize bakıp güldük.
Jisung: Lütfen sen anlat Yongbok.
Felix: Seve seve Hannie. Şimdi biz daha anaokuluna giderken bir çocukla kavga etmiştik. Aslında ben kavga etmiştim. Hannie daha sonradan olaya dahil oldu. Bu arada kavga etme sebebimiz de salıncakta kimin sallanacağı yüzünden. İşte o kavgadan sonra o çocuk bana 'Yongbok' Jisung' a da 'Hannie' demeye başladı. O çocuktan ikimiz de nefret ediyorduk bu yüzden onun bize taktığı isimlerden de nefret ettik. Ne zaman birbirimize kızsak her zaman o isimlerle hitap ederiz.
Jisung: Çocukla kavga etmeseydin iyi geçinebilirdik.
Felix: Çocuğu hatırlamıyor musun? Zaten aşırı gıcık biriydi.
Jisung: En azından bize bulaşmıyordu.
Felix: Boş ver. Çocuğu zaten sadece 1 sene gördük. Sonra ortadan kayboldu.
Jisung: Harbi ya. Kim bilir ne oldu çocuğa?
İkimiz de derin düşüncelere dalmışken kutu biranın açılma sesiyle bütün dikkatimizi oraya verdik. Minho biralardan birini açmıştı.
Minho: İçecek misin Hyunjin?
Hyunjin: Olur.
Minho poşetin içindeki biralardan birini Hyunjin' in önüne koydu.
Hyunjin: Kaç tane aldın?
Minho: 4. Felix sen içer misin?
Felix: Olur.
Jisung: Daha önce içtin mi!?
Felix: Evet. Sen içmedin mi?
Jisung: Hayır.
Hyunjin: Neden denemiyorsun?
Minho' ya baktığımda bana bakıyordu.
Felix: Neden Minho' ya bakıyorsun? Sanki sevgilin izin vermiyormuş gibi...
Minho' nun öksürme seslerini duyduğumda o tarafa baktım. İçtiği birayı öksürüyordu.
Jisung: Felix! Nereden çıktı şimdi bu!?
Felix: Ne bileyim? O bakış aynı şey bakışıydı bir şey yapmadan önce sevgilisinden izin isteyen birinin bakışı gibiydi.
Jisung: Ne götünden sallıyorsun sen de.
Hyunjin: Eee? İçecek misin?
Jisung: İstemiyorum.
Hyunjin: Peki. Seni zorlayan yok.
(İlk Minsung moment!)
(Ve işte asıl olayların başlayacağı 6. bölüm geliyor...)
