11. bölüm · My Hero -Minsung-

11. Bölüm: Trip

luna ✿

Okula geldiğimizde direkt sınıfa geçtik. Bizden yaklaşık 10 dakika sonra Minho sınıfa girdi. Muhtemelen Hyunjin' de kendi sınıfındaydı.

Felix artık benimle oturuyordu. Derslerde sürekli sohbet ediyorduk. Seojun artık bu okula gelmediği için rahattık. Seojun olmadığı için onun arkadaşları da artık bana bulaşmıyordu.

(Minho)

Hyunjin' le bu olay hakkında bir süre konuşup okula geldik. O kendi sınıfına ben de kendi sınıfıma gittim. Jisung ve Felix çoktan gelmişlerdi. Sessizce sırama oturdum ve dersin başlamasını bekledim.

...

Ders bittiği gibi Hyunjin' in yanına arka bahçeye gittim. Felix ve Jisung' u da ikna etmeye çalıştım ama gelmediler.

Arka bahçede Hyunjin, Jungwon, Wooyoung, Jeongin, Yeonjun ve sevgilisi Beomgyu vardı. Ben de yanlarına gittim.

Minho: Napıyorsunuz?

Hyunjin: Klasik işte. Felix ve Jisung' dan ne haber?

Minho: Sanırım birazcık kızgınlar.

Hyunjin: Anladım.

Yeonjun: Hayırdır?

Hyunjin: Bak şimdi ben dün akşam Felix' e çıkma teklifi ettim o da kabul etti. Bu sabah beraber parkta kahvaltı yapıyorduk o sırada Minho' yu Changbin aradı. Sonra Felix' le Jisung da hoparlöre verin dediler biz de hoparlöre vermek zorunda kaldık. İşte onlar da o işlere bulaştığımızı öğrendi. Şimdi de yüzümüze bakmıyorlar.

Yeonjun: Valla hayırlı olsun da... Siz niye Changbin' in telefonunu onlar yanınızdayken açıyorsunuz?

Hyunjin: Valla Minho açtı.

Minho: Ya nereden bileyim böyle olacağını?

Beomgyu: Bakın kıymetimi bilin herkes benim gibi iyi karşılamıyor.

Hepimiz Beomgyu' nun sözüne güldük.

Yeonjun: Tabi canım ne demezsin.

Beomgyu: Ne ya? O zaman benden böyle bir şeyi sakladığın için trip atmıştım.

Wooyoung: Valla geçmiş olsun Hyunjin. Bir süre koltukta yatarsın.

Hyunjin: Biz sizin gibi aynı evde kalmıyoruz Wooyoungcuğum.

Wooyoung: Enayilik.

Jungwon: Dur ya? Sen San' ı koltukta mı yatırıyorsun?

Wooyoung: Evet?

Jeongin: San' la dalga geçecek bir şey bulduk sonunda!

Yeonjun: Yıllardır bu anı bekledim ben!

Wooyoung: Bana bakın sakın öyle bir şey yapmayın sonra ben çekiyorum!

Jeongin: Yazık sana Wooyoung. Biz Yeonjun' la yıllardır bu anı bekliyoruz. Bir tek San' ın dalga geçilecek bir şeyini bulamamıştık.

Wooyoung: Sen sus Jeongin. Yoksa Changbin bazı şeyler öğrenebilir...

Jeongin: Lan! Nasıl arkadaşsın sen!?

Yeonjun: Jeongin diskalifiye oldu ama ben söyleyebilirim.

Wooyoung: Üzgünüm Yeonjun ama Beomgyu bana bazı şeyler anlattı...

Beomgyu: Ulan!

Yeonjun: Beomgyu?

Beomgyu: Yeonjun?

Yeonjun: Hayırdır?

Beomgyu: Şey ya benim işim vardı... Kai beni kantine çağırmıştı şimdi hatırladım!

Beomgyu koşarak okulun içine girdi. Yeonjun da hemen arkasından gitti.

Jeongin: Of ya!

Hyunjin: Tüh yazık oldu sana Jeongin.

Wooyoung: İşte güç budur!

Jungwon: Offf sıkıldım. Ben Jay' in yanına gideceğim.

Minho: Jay burada mı?

Jungwon: Evet. Bu gün işi yokmuş o yüzden okula geldi.

Minho: Tamam. Ona söyle bir yere kaybolmasın daha sonra onunla konuşmaya geleceğim.

Jungwon: Tamam söylerim. Görüşürüz.

Wooyoung: Görüşürüz kedicik.

Jungwon: Ya terbiyesi ya!

Jungwon söylene söylene giderken biz de onu izledik.

Hyunjin: Sen ne konuşacaksın Jay' le?

Minho: İşler hakkında işte.

Hyunjin: Tamam.

Jeongin: Ben de kantine gidip karnımı doyurayım bari. Görüşürüz.

Hyunjin: Görüşürüz.

Wooyoung: Görüşürüz.

Minho: Görüşürüz.

Wooyoung: Eee senden ne haber Minho? Sevgili falan?

Hyunjin bana bakıp güldü.

Hyunjin: Yok o hala sap. Sevdiği biri var ama hiç bir adım atmadığı için çocuk onu seviyor mu sevmiyor mu hiç bir şey bilmiyoruz.

Minho: Adını da verseydin Hyunjin!

Hyunjin: Tamam. Adı Han Ji-

Direkt elimle ağzını kapattım.

Minho: Sus geri zekalı!

Wooyoung: Han Ji? Han Jisung mu? Şu acı hissetmeyen?

Hyunjin anında elimi ağzından çekip konuştu.

Hyunjin: Evet o o!

Wooyoung: O çocuğa hep üzülmüştüm. Böyle bir şey için Seojun' dan zorbalık görüyordu.

Hyunjin: Ama kahramanı Lee Minho onu kurtardı!

Minho: Hyunjin!

Hyunjin: Ne ya? Çocuğu kaç kere dövmedin mi?

Minho: Offf gidiyorum ben!

Bahçedeki çardaklara doğru gittim ve rastgele bir tanesine oturdum. Acaba 'Jisung şu anda nerede?' diye düşündüm içimden.

Hyunjin: Minhoooo!

Minho: Ne var?

Kafamı bana doğru gelen Hyunjin' e çevirdim. Çoktan dibine kadar girmişti bile.

Hyunjin: Lan hem aşığım diyorsun hem de bir adım atmıyorsun!

Minho: Ne yapacağımı biliyor muyum sence?

Hyunjin: Ya git biraz flörtleş iltifat et çocuğa!

Minho: Ben zaten öyle şeylerde çok profesyonelim ya!

Hyunjin: Yanına sevgilin olmak için gelen kızlardan biraz örnek al!

Minho: Offf! Bu aşk işleri çobekledim

(Jisung)

Jisung: Lan Felix.

Felix: Ne oldu Jisung?

Jisung: Biz niye Minho ve Hyunjin' in yanına gitmiyorduk?

Felix: Ya salak mısın ya?

Jisung: Ne bileyim unuttum.

Felix: Pis işlere bulaştıkları için ve bizden bunu sakladıkları için.

Jisung: Tamam da ben niye onlara trip atmak zorundayım ya? Oldu bitti.

Felix: Benim arkadaşım olduğun için ben onların yanına gitmediğim sürece sen de onların yanına gitmeyeceksin.

Jisung: Ya neden ya! Ne güzel eğleniyordum şimdi yine kös kös oturacağım burada!

Felix: İyi siktir git hadi!

Jisung: Küfür etme lan Yongbok!

Felix: Sana ne lan Hannie!

Jisung: Ben gidiyorum. Gereksiz yere trip atıyorum zaten sevgilim değil bir şey değil.

Felix: Git o zaman lan!

Jisung: Sus be evden attırırım seni!

Felix: Ya bir git ya! Sanki babanın korkusuna yapabilirsin!

Jisung: O adamı karıştırma sikerim ebeni!

Felix: Kim kimin ebesini sikiyormuş görürüz!

Jisung: Kes lan!

Hızlıca sınıftan çıkıp ilk gördüğüm tuvalete gittim.

Neden bir anda kavga etmiştik şimdi? Felix her şeyi biliyordu. Babamın ne yaptığını. Ne yapabileceğini... Neden böyle dedi ki? Şu hayatta tek korktuğum kişi babam. Onun dışında kimseden korkmuyorum. Beni ondan başka kimse ağlatamıyor.

Tuvalette bur süre aynaya bakarak zamanımı geçirdim. Daha sonra elimi yüzümü yıkadım ve tuvaletten çıktım. Arka bahçeye doğru ilerlemeye başladım. Tam son merdivenlerden inecekken biri beni durdurdu.

?: Merhaba sen Han Jisung musun?

Jisung: Evet de... Sen kimsin?

?: Ben Jung Wooyoung.

Jisung: Yani?

Wooyoung: Minho ve Hyunjin' in arkadaşıyım. Seninle bir şey konuşacaktım.

Jisung: Tamam konuşalım.

Wooyoung: Ön bahçeye çıkalım o zaman?

Jisung: Arka bahçe şurası zaten ön bahçeye neden çıkalım?

Wooyoung: Herkes arka bahçede oluyor ön bahçe daha sessiz.

Jisung: Peki öyle olsun.

Wooyoung adlı kişiyle beraber ön bahçeye doğru yürüdüm. Ön bahçeye gelince ilk gördüğümüz banka oturduk.

Jisung: Eee? Ne konuşacaksın?

Wooyoung: Minho hakkında.

Jisung: Minho mu? Minho' ya bir şey mi oldu?

Wooyoung: Hayır bir şey olmadı. Sadece onun hakkında sana ufak bir şey söyleyeceğim.

Jisung: Tamam seni dinliyorum.

Bana Minho hakkında ne söyleyecek ki?