32. bölüm · My Hero -Minsung-

32. Bölüm: Telefon konuşması

luna ✿

Şu anda önümdeki mükemmel bibimbap iadesini gömüyordum. Hemen yanımda da Minho vardı. Kahvaltımızı yapmak için çadırdan çıkmıştık ve bir banka oturmuştuk.

Tabi biz çadırdan çıkmadan önce Hyunjin gelmiş ve Felix'i almıştı. Muhtemelen şu anda çadırlarındadırlar.

Minho: Jisungie.

Jisung: Efendim?

Minho: Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıkalım mı?

Jisung: Olur.

Minho'nun yüzündeki gülümseme birden arttı. Bu benim de gülümsememe sebep oldu.

Minho: Hadi o zaman hızlıca yiyelim.

Yemeğini daha hızlı bir şekilde yemeye başladı. Ben ise yemeyip onun bu sevimli haline bakıyordum. Yemekten kafasını kaldırıp bana baktı.

Minho: Neden yemiyorsun?

Jisung: Hiç...

Minho: Hadi çabuk ye.

...

Çadırımıza gelip üstümüzü değiştirmiştik. İkimiz de öğretmenlere haber vermiştik. Yürüyüş yolunu takip ederek yürüyorduk.

Minho: Ne zamandır baş başa kalmamıştık.

Jisung: Akşam beraber uyuduk Minho?

Minho: O farklı.

Jisung: Neresi farklı?

Minho: Ya farklı işte.

Jisung: Peki öyle olsun.

Minho: Hazır böyle yürürken birbirimize soru soralım.

Jisung: Ne sorusu?

Minho: Birbirimizi daha iyi tanımak için.

Jisung: Peki o zaman ilk ben soruyorum.

Minho: Sor.

Jisung: Bana ilk ne zaman aşık oldun?

Minho: Güzel soru. Okulun 2. haftası seni kantinde görmüştüm. O zaman yanımda Hyunjin de vardı. Aslında Hyunjin seni işaret etmişti. Çok tatlı yanakların olduğunu söylemişti. O anda içimde bazı hisler uyandı.

Jisung: Vay. İlk görüşte aşk demek?

Minho: Evet. Sıra benim sorumda.

Jisung: Sor bakalım.

Minho: Daha önce hiç sevgilin oldu mu?

Jisung: Hayır. Ben sevgili yapmaya çok meraklı biri değildim. Bu yüzden çok fazla kişiden hoşlanmışlığım bile olmadı.

Minho: Güzel.

Jisung: Ne güzel?

Minho: Hiç. Sor hadi sorunu.

Jisung: Şu sokak kavgası işi... Ona gerçekte nasıl başladınız?

Minho: Demiştim ya. Hyunjin buldu diye.

Jisung: Buna inanacağımı mı sandın Minho?

Minho: Ah peki. 2 sene önce Hyunjin ve ben zor durumdaydık. Paramız bize yetmiyordu. Daha sonra ufak bir barda kafa dağıtmaya gittik. Çok fazla paramız olmadığı için sadece dans ediyorduk. O zaman Changbin ile tanıştık. Daha sonra her şey başladı.

Jisung: Peki iyi kazanıyor musun?

Minho: Evet. İşler büyüdükçe para da artıyor.

Jisung: Anladım.

Minho: Sen 2 tane soru sordun ama.

Jisung: O zaman sen de 2 tane soru sor.

Minho: Tamam. Orta okuldayken nasıl bir hayatın vardı?

Jisung: Normal.

Minho: Onu sormuyorum Jisung. Aynı şeyler orta okuldayken de var mıydı?

Jisung: Yani vardı ama lisedeki kadar değildi.

Minho: Bebeğim.

Durdu ve bana sarıldı sıkıca.

Minho: Ben senin yanındayken kimse sana dokunamaz.

Jisung: Biliyorum.

Bir süre öyle kaldıktan sonra ayrıldık ve yürümeye devam ettik.

Minho: İkinci sorumu soracağım.

Jisung: Tamam.

Minho: Seojun seninle hiç iletişime geçti mi?

Jisung: Hayır.

Minho: Güzel.

Jisung: Sıra bende. Hyunjin'le ilkine zaman tanıştınız?

Minho: Ortaokulda.

Jisung: Aynı liseye düşmeniz tesadüf mü?

Minho: Pek tasadüf olmayabilir aslında. Sınavlarda birbirimizden kopya çekerdik. Bu yüzden notlarımız neredeyse aynıydı.

Jisung: Çok iyi taktik.

Minho: Aslında ikimiz de bunu hiç düşünmemiştik. Sadece notlarımızı yüksek tutmak için kopya çekiyorduk. Bu arada yine 2 tane soru sordun.

Jisung: Sende her şeyin hesabını tut.

Minho: İşime geliyor.

Jisung: Sor hadi 2 sorunu.

Minho: Soruyorum. Seojun hastalığını nasıl öğrendi?

Jisung: Tesadüfen annemle telefon konuşmamı duymuş.

Minho: O piçin de her yerde kulağı var. Sıradaki sorum. Felix'le neden çük kavgası yapıp duruyorsunuz?

Sorduğu soruyla ufak bir kahkaha attım.

Jisung: Gerçekten bunu mu soruyorsun?

Minho: Evet.

Jisung: Biz Felix'le küçükken yani daha anaokuluna giderken beraber duş almıştık bir akşam. O sırada baktık hangimizinki daha uzun diye. Benimki daha uzun çıktı. İşte Avusturalya'dan geri gelince 'benimki uzadı' falan dedi. Sonra yine birkaç kez tartıştık bu konu hakkında. Öyle yani.

Minho: Peki Felix Avusturalya'dan dönünce hiç gösterdiniz mi birbirinize?

Jisung: Hayır.

Minho: Oh iyi.

Jisung: Hadi benim sorumda sıra.

Minho: Tamam.

Jisung: Belki biraz özel olacak ama... Annen ve babana ne oldu?

Minho: Ah onlar öldüler. Ben 12 yaşımdayken bir trafik kazası geçirdiler.

Jisung: Anladım. Aklına getirip seni üzdüysem özür dilerim.

Minho: Artık üzülmüyorum. Uzun zaman geçti üstünden. Hadi sırada benim sorum var.

Jisung: Peki sor.

Minho: En sevdiğin renk?

Jisung: Bu çok zor bir soruymuş. Siyah.

Minho: Güzel seçim.

Jisung: Senin en sevdiğin renk ne?

Minho: Benim de siyah. Peki en sevdiğin yemek?

Jisung: Bibimbap olabilir. Seninki?

Minho: Ramen. En sevdiğin içecek ne diye soracağım ama onu zaten biliyorum.

Jisung: Öyle mi? Neymiş?

Minho: Çikolatalı süt.

Jisung: Doğru. Senin en sevdiğin içecek ne?

Minho: Bira.

Jisung: Iyyy zevksiz şey.

Minho: Hiç içmediğin için tadını bilemezsin.

Jisung: O zaman bir ara içelim.

Minho: Bana verdiğin sözü ne çabuk unuttun? (5. Bölüm)

Jisung: Ah doğru. Marketteki o gün.

Minho: Evet.

Jisung: Her neyse. Soru sorma sırası bende.

Minho: Sor bakalım.

Jisung: En çok ne yapmayı seversin?

Minho: Seninle vakit geçirmeyi.

Jisung: Doğru düzgün cevap ver.

Minho: Bu gayet doğru düzgün bir cevap.

Jisung: Öyle olsun.

Minho: Sıra bende. En sevdiğin çiçek?

Jisung: Siyah gül.

Minho: Siyah gül mü? Öyle bir çiçek mi var?

Jisung: Evet. Sadece Türkiye'de bir yerde yetişiyor. Ama çok güzel.

Minho: Görmek isterdim.

Jisung: Bende... Senin en sevdiğin çiçek ne?

Minho: Sümbül.

Jisung: Ah onların kokuları çok güzel oluyor.

Minho: Evet.

Jisung: Geri mi dönsek artık? Fazla uzaklaştık sanırım?

İkimizde etrafa bakındık. Konuşmaya dalıp fazla yürümüştük.

Minho: Peki dönelim.

Geldiğimiz yollardan geri gitmeye başladık.

(2 saat sonra)

Kampa en sonunda varmıştık. Yolun yarısında yorulduğum için Minho beni sırtında taşımıştı ve o daha fazla yorulmuştu. Şimdi çadırda ona masaj yapıyordum.

Jisung: Sana yürürüm demiştim Minho.

Minho: Tabi kesin yürürdün. Kampa vardığımızdan benden daha fazla yorgun olurdun.

Jisung: Şimdi sen yoruldun ama.

Minho: Boşver.

Jisung: Ne demek 'boşver'?

Minho: Boşver ve masaja devam et.

Jisung: Tabi.

O sırada Minho'nun telefonundan bildirim sesi geldi. Hemen benim yanımda olduğu için ilk ben baktım. Kayıtlı olmayan bir numaradan mesaj gelmişti.

Jisung: Kayıtlı olmayan numaradan mesaj geldi sana Minho.

Minho: Öyle mi? Telefonu versene.

Telefonu aldım ve Minho'ya verdim.

Minho: Hemen geleceğim Jisung.

Kalktı ve çadırdan çıktı.

...

Minho çadırdan çıkalı neredeyse yarım saat olmuştu. Çadırda öylece oturup onu bekliyordum. Çıkarken yüzünde biraz endişe vardı. Bu beni de endişelendiriyordu.

Düşüncelerime dalmışken çadırın kapısı açıldı ve içeriye Minho girdi.

Jisung: Ne oldu Minho? İyi misin?

Minho: Evet.

Yüzünde bir gram mimik oynamıyordu. Çok soğuk bakıyordu.

Jisung: Emin misin?

Minho: Evet dedim ya Jisung!

Bana sevgili olduğunuzdan beri ilk defa sesini yükseltiyordu. Bu garipti.

Jisung: Sesini yükseltmene gerek yok Minho.

Minho: O zaman sende soru sorup durma!

Jisung: Neden böyle yapıyorsun? Daha şimdi hiç bir şey yoktu. Yarım saatte ne değişti?

Minho: Hiç bir şey!

Jisung: Sana mesaj atan kişi ile mi ilgili?

Minho: Hayır. Ne alaka?

Jisung: Ona kızıp sinirini benden mi çıkarıyorsun Minho?

Minho: Ona kızgın falan değilim. Sana kızgınım.

Jisung: Neden?

Minho: Çok soru sorup sinirlerimi bozuyorsun.

Jisung: Abartma Minho. Sadece senin için endişelendim.

Minho: Endişelenme. Benim için endişelenme Jisung!

Jisung: Sevgilin olarak senin için endişelenemez miyim Minho!?

Minho: Endişelenemezsin! Çünkü artık sevgilim değilsin!

Jisung: N-Ne?

Minho: Senden ayrılıyorum Jisung. Bitti!

Jisung: Hayır...

Minho: Artık benim hiç bir şeyim değilsin!

-

Sizce Minho'ya yazan kişi kim? Bence hepimiz biliyoruz-

2. Kitap yayınlandı!

2. Kitap adı: You Are Not My Hero -Minsung-