30. bölüm · My Hero -Minsung-

30. Bölüm: Evlenmeden olmaz

luna ✿

Kamp alanına yaklaşmıştık. Artık yollar taş ve topraklıydı. Bu yüzden de biraz bozuktu. Arada çukurlar ve tümsekler vardı.

Ve şu anda tam o kısımda geçiyorduk. Bütün otobüs sarsılıyordu.

Hyunjin: Felix düzgün dursana!

Felix: Durabilsem duracağım!

Felix resmen Hyunjin'in kucağında zıplıyordu. Benim de bir farkım yoktu açıkçası.

Jisung: Yola sıçayım.

Minho: Küfür etmesene.

Jisung: Sen oturuyorsun tabi koltukta. Dünya sana rahat.

Minho: Şu anda ne kadar zor durumda olduğumu bir bilsen...

Jisung: Ne?

Minho: Yok bir şey.

Minho camdan dışarıyı izlemeye başladı. Benim jetonum ise 2 saat sonra düştü. Felix'i kendime doğru çekip kulağına fısıldadım.

Jisung: Akşama çekeceğimiz var.

Felix: Ne?

Jisung: Bunlar bizim sevgililerimiz değil mi?

Felix: Evet?

Jisung: Ve biz şu anda üstlerinde zıplıyoruz resmen.

Felix: Siktir.

Jisung: Değil mi!?

Felix çekildi ve sabit durmak için çabalamaya başladı. Bende aynı şekildeydim.

Jisung: Minho.

Minho: Hım?

Camdan gözlerini çekip bana baktı.

Jisung: Yardım etsene.

Minho: Neye?

Jisung: Sabit durmama.

Kollarından birini belime sardı. Diğerini ise kafama koydu ve başımı omzuna yatırdı. Bana sıkıca sarılıyordu. Bende kollarımı onun beline doladım.

Birbirimize sıkıca sarılıyorduk. Felix ise hala aynı şekildeydi. Salak.

...

Gözlerimi Minho'nun sesiyle açtım.

Minho: Jisung?

Ne zaman uyuduğumu dahi hatırlamıyordum.

Jisung: Hım?

Minho: Geldik. Kalkman lazım.

Başımı omzundan kaldırdım ve etrafa bakındım. Otobüste kimse yoktu. Sadece biz kalmıştık.

Jisung: Ne zaman uyudum ya..?

Minho: Yaklaşık yarım saat önce falan.

Jisung: Yarım saatte bir şey.

Minho'nun kucağından kalkıp otobüsten indim. Hemen arkamdan Minho'da geldi. Elimi tuttu ve diğer sınıfların yanına gittik.

Jisoo hoca klasik kurallardan bahsediyordu. Onu pek dinlemedim açıkçası. Sadece her çifte 1 çadır vereceğini söylediği kısmı dinledim.

Minho: Çadırlar hazır olsa uyandırmazdım seni.

Jisung: Bir şey olmaz. Akşama yine uyurum.

Minho: Hala uykun var mı?

Jisung: Evet.

Minho: Ben çadırı kurarım. Sen bir sandalyede oturup uyu. Sonra seni çadıra taşırım.

Jisung: Bende yardım edeceğim.

Minho: Gerek yok. Nasıl yapılacağını biliyorum. Sen dinlen.

Çok fazla ısrar edemedim. Benim de uykum vardı çünkü.

Jisung: Tamam.

Jisoo hocanın yanında duran çadırlardan bir tane aldık. Büyük bir çadırdı. Rahat rahat yatabilirdik.

Minho benim için bir sandalye buldu ve çadırı kuracağı yerin yakınına koydu.

Minho: Çok rahat değil ama idare et.

Jisung: Olsun. Şu anda ona takılamayacağım.

Sandalyeye oturdum ve gözlerimi kapattım. Kapatmadan önce de biraz Minho'yu izlemeyi ihmal etmedim. Gerçekten çadır kurmayı biliyordu galiba?

...

Gözlerimi araladığımda yıldızlar ile karşılaştım. Sanki havada uçuyordum?

Minho: Uyandırdım mı?

Minho'nun sesini duymam ile kafamı biraz sola çevirdim. Minho üstten bana bakıyordu.

Minho: Seni çadıra götürüyordum.

Jisung: Bu saate kadar çadırla mı uğraştın?

Minho: Evet. Büyük olduğu için uzun sürdü.

Kısa bir yürüyüşün ardından çadıra girdik. Minho beni yavaşça şişme yatağın üstüne bıraktı.

Minho: Burası rahat mı bari?

Şişme yatakta biraz kıpırdandım ve rahat bir pozisyona geldim.

Jisung: Daha iyi.

Minho: Beğenmedin yani?

Jisung: Senin yatağın daha rahattı.

Yüzünde bir sırıtış belirdi.

Minho: Öyle mi?

Jisung: Ya! Her şeyi fesat anlamasana! Eskiden böyle değildin.

Minho: Eskiden sevgilim değildin çünkü?

Jisung: Olsun. İyice şımardın sen.

Minho: Böyle güzel bir sevgilim olunca nasıl şımarmayayım?

Yanıma yattı. Kollarını belime doladı ve kafasını boyun girintime soktu.

Jisung: Güzel miyim?

Minho: Hem de çok.

Boynuma küçük bir öpücük kondurdu. Bu huylanmama neden oldu.

Minho: Aç mısın? Kaç saattir bir şey yemedin.

Jisung: Biraz acıktım. Yemekte ne olduğunu biliyor musun?

Minho: Hayır. Ama istersen bakbilirim.

Jisung: Olur.

Yataktan kalktı. Onunla birlikte ben de kalktım.

Minho: Sen nereye?

Jisung: Dışarıya.

Minho: Sen yat burada. Ben getireceğim.

Jisung: Ya ne alaka? Ben de geleceğim.

Minho: Hayır. Yat dinlen.

Beni dinlemeden çadırdan çıktı.

Jisung: Şu hallere bak. İyice sahiplenici sevgili kesildi başımıza.

Kendi dediğim şeye güldüm ve yatağa geri uzandım.

...

Kısa bir süre sonra Minho geri döndü.

Minho: Ramen, kimbap, kimchi ve tatlı olarak da bingsu var.

Jisung: Bana sadece kimbap ve bingsu alır mısın?

Minho: Tamam bebeğim. Bingsu neyli olsun?

Jisung: Hangilerinden var?

Minho: Mango, çilek ve çikolatalısı var.

Jisung: Çikolatalı olsun.

Minho: Peki. Hemen getiriyorum bebeğim.

Minho tekrar çadırdan çıktı. Bende geri yerime uzandım.

...

Bir süre sonra Minho elinde koca bir tepsiyle geri geldi. Hem benim istediğim yiyecekler vardı hem de Minho'nun kendine aldığı yiyecekler vardı.

Minho kendine ramen ve küçük bir tabağa kimchi almıştı.

Jisung: Teşekkürler.

Yüzümdeki koca gülümsemeyle önce kimbap tabağını aldım. O sırada Minho tepsiyi ikimizin ortasına koydu ve karşıma oturdu.

Kimbapı tekte ağzıma atmayı başardım.

Minho: Yavaş ye Jisung. Boğulacaksın.

Jisung: Hı hı.

Ağzım dolu olduğu için doğru düzgün cevap veremiyordum. Bu sırada Minho ramenini çoktan yemeye başlamıştı bile. Benim aksime daha düzgün yiyordu.

Elimdeki kimbap bitmişti. Sıra tatlıdaydı! Önümdeki koca bingsuyu elime aldım. Diğer elime de kaşığı aldım. Güzelce yemeye başladım.

Ben bingsumu yerken Minho çoktan kendi yemeklerini bitirmişti bile. Olduğu yerden beni izliyordu.

Jisung: Ne var?

Minho: Çok tatlısın. Yanaklarını ısrımak istiyorum.

Jisung: Sonra.

Minho: Vay izinveriyorsun demek. Elimden kaçamazsın söyliyim.

Jisung: Gerek duymuyorum.

Minho: Peki o zaman Hannie~.

Duyduğum şey ile elimdekileri tepsiye geri bıraktım. Minho'ya sert bakışlar göndermeye başladım.

Jisung: Seni var ya döverim.

Minho: Ne? Neden?

Sanırım 'Hannie' kelimesinin geçmişini unutmuştu.

Jisung: Bana sakın 'Hannie' deme!

Bütün sinirlerim tepeme çıkmıştı.

Minho: Ne oldu Jisung?

Jisung: Unuttun mu Minho!?

Minho: Neyi?

Hatırlamamakta ısrarcı galiba arkadaş.

Onu geçip çadırdan çıktım. Hızlıca Felixlerin çadırını aramaya başladım. Her çadıra dikkatlice bakıp geçiyordum. En sonunda bir çadırda tek başına oturan Felix'i gördüm.

Jisung: Felix.

Felix: Jisung?

Bakışlarını telefonundan bana çevirdi.

Jisung: İki dakika gelir misin?

Felix: Tamam... Ne oldu?

Çadırdan çıkarken sordu.

Jisung: Bir köşeye geçelim anlatacağım.

Felix: Tamam.

İkimiz de herkesten uzak bir yere geçtik.

Felix: Ne oldu?

Jisung: Minho bana 'Hannie' dedi!

Felix: Oha! Ciddi misin!?

Jisung: Evet! Bir de sonra hatırlamadı o kelimenin anlamını.

Felix: Kanka ayrılma sebebi yemin ediyorum.

Jisung: Aşık olmasam ayrılmıştım var ya!

Felix: Gerçekten hatırlamadı mı?

Jisung: Hatırlamadı!

Felix: Jisung. Bebeğim. Bu akşam beraber aynı çadırda kalalım.

Jisung: Hyunjin?

Felix: Onu gönderirim ben. Zaten sinirlerimi bozdu.

Jisung: O ne yaptı?

Felix: Bana bu akşam için seks teklif etti.

Kulağıma yaklaşarak ve biraz fısıldaysrak söylemişti. Bunu duymamla gözlerim faltaşı gibi açıldı.

Jisung: Ciddi ciddi mi dedi!? Belki şaka amaçlı söylemiştir?

Felix: Hayır! Biz çadırda öpüşüyorduk sonra ayrıldı bana dedi ki; 'Akşam devamını getirelim.' o anda karnına bir yumruk geçirmişim var ya offf!

Jisung: Kanka belki sadece ön sevişme yapacaktınız?

Felix: Evlenmeden olmaz!

Jisung: Tamam Felix. Sen yolla o yellozu zaten Minho'yla küstüler hem barışmış olurlar.

Felix: Mük fikir Hanji bebeğim.

Jisung: Olum sen de iyice Minho kesildin başıma.

Felix: Tabe.