3. bölüm · My Hero -Minsung-

3. Bölüm: Kuzen

luna ✿

Eve 14.15 gibi gitmiştim. Normalde de bu saatlerde evde oluyordum zaten.

Eve girerken ayakkabılara baktım. Normalden daha fazla ayakkabı vardı. Misafirimiz mi vardı? Bizim eve ya anneannemler gelir ya da babaannemler. Ama bunlar iki tarafın da ayakkabılarına benzemiyordu. Hatta bir converse bile vardı. Hızlıca ayakkabılarımı çıkarıp içeriye girdim. Daha salona girmeden anneme seslendim.

Jisung: Anne!?

Bayan Han: Salondayız oğlum.

Salona gittiğimde az kalsın şok geçiriyordum.

Jisung: Lee Felix!?

Felix: Han Jisung!?

Beni gördüğü gibi ayağa kalktı. Bende koşarak ona sarıldım.

Jisung: Özlettin kendini!

Felix: Biliyorum!

Sanırım Felix' in kim olduğunu anlatmalıyım. Felix annemin kardeşinin oğlu. Onunla 7 yaşımıza kadar hep beraberdik. Ama daha sonra onların Avusturalya' ya taşınması gerekti. O günden beri onunla hiç görüşmemiştim. Yıllar sonra onu görmek baya iyi hissettirdi. O benim bu hayattaki tek arkadaşım.

Bayan Lee: Beni hiç özlemedin mi Jisung?

Jisung: Seni de özledim tabi ki de teyze.

Felix' den ayrılıp teyzeme sarıldım.

Bayan Lee: Ne kadar da büyümüşsün böyle? En son ufacık bir şeydin.

Jisung: Yıllar geçti teyze. Felix bile büyümüş ben nasıl büyümeyeyim?

Bayan Lee: Haklısın Jisung. İkiniz de çok büyüdünüz.

Bayan Han: Beraber parkta oyun oynadıkları zamanlar dün gibi aklımda.

Bayan Lee: Benimde.

Jisung: Benim odama gidelim.

Felix: Tamam.

Jisung: Anne biz odamdayız.

Bayan Han: Tamam oğlum.

Felix' le beraber yukarıya odama çıktık. Odama girdiğimizde ben yatağımın üstüne oturdum. Felix ise odamı incelemeye başladı.

Felix: Odan baya değişmiş.

Jisung: Aradan yıllar geçti Felix. Tabi değişecek.

Yanıma gelip oturdu.

Felix: Hastalığın?

Jisung: Aynı.

Felix: Gerçekten tedavisi yok mu?

Jisung: Yok. Avusturalya' da siz de araştırdınız Felix. Annemler bilmediğimi sanıyor ama ben her şeyi biliyorum.

Felix: Gerçekten mi!?

Jisung: Evet. Avusturalya' ya gitme sebeplerinizden birinin bu olduğunu biliyorum.

Felix: Annenler senden saklamak için çok uğraşmıştı.

Jisung: Ama telefon konuşmalarını dinlediğimden habersizdiler.

Felix: Gerçekten dinledin mi?

Jisung: Başka nasıl öğreneyim?

Felix: İnanamıyorum Jisung!

İkimiz de gülmeye başladık.

Jisung: Seni gerçekten özledim.

Felix: Bende.

Jisung: Eee? Avusturalya' da ne yaptın?

Felix: Çok fazla bir şey yapmadım. Chan adında bir tane arkadaşım var.

Jisung: Vay! Demek arkadaş yaptın!?

Felix: Sanki sen yapmadın!?

Jisung: Yapmadım tabi ki de! Ben senin gibi satıcı değilim!

Felix: Seni aldatmışım gibi konuşuyorsun!

Jisung: E zaten?

Felix: Ben Avusturalya' ya geri dönüyorum!

Jisung: Kapı orada.

Bir anda yüzünde bir gülümsemeyle bana döndü.

Felix: Jisuuung.

Jisung: Yağcı.

Felix: Ne alaka canım benim?

Yine gülmeye başladık.

Bayan Lee: Çocuklar sofraya gelin!

İkimiz de teyzemin sesini duymamızla odadan çıktık. Aşağıya sofraya indik. Masadaki kişilere baktığımda babam ve eniştem oturuyordu.

Jisung: Enişte!

Bay Lee: Ah Jisung!

Masadan kalktı ve bana sarıldı.

Bay Lee: Ne kadar da büyümüşsün Jisung!

Jisung: Sen hiç değişmemişsin enişte. Her zamanki gibi genç ve yakışıklısın.

Bay Lee: Hahaha Jisung! Gerçekten hiç değişmemişsin!

Birbirimizden ayrıldığımızda herkesin masaya oturduğunu gördüm. Eniştem yerine geçip oturdu. Bende Felix' in yanına oturdum.

Masada 6 kişiydik. Annem ve babam masanın uç kısımlarında oturuyordu. Karşımda teyzem ve eniştem yanımda da Felix vardı.

Bay Han: Yıllar sonra yeniden aynı masada olmak çok güzel.

Bay Lee: Evet. Keşke daha önce dönseydik.

Bayan Lee: İşlerimiz vardı biliyorsunuz.

Bay Han: Tabi ki de biliyoruz.

Bay Lee: Ama artık buradayız. Artık ne zaman istersek görüşebiliriz.

Felix: Yoksa artık buraya mı taşınıyoruz baba?

Bay Lee: Evet Felix. Jisung' la vedalaşmana gerek kalmayacak.

Felix' le birbirimize bakıp güldük. Artık hep Felix' le beraber olabilecektim yani!

Bayan Lee: Bir süre burada kalacağız. Eski evimizin biraz bakıma ihtiyacı varmış. Orası hazır olana kadar burada kalacağız.

Jisung: Gerçekten mi!?

Felix: Yaşasın!

Bayan Han: Bu arada Jisung.

Jisung: Efendim anne?

Bayan Han: Felix sizin okula başlayacak.

Jisung: Gerçekten mi!?

Felix: Artık peşini bırakmam Jisung!

Bu habere sevinmem gerek değil mi? Ama ben neden üzülüyorum? Bu olamaz! Felix bizim okula gelirse... Olmaz! Kesinlikle olmaz!

Bay Lee: Neden üzgün duruyorsun Jisung? Sevinmedin mi?

Jisung:, Sevindim tabi ki de. Ama...

Bayan Lee: Ne oldu Jisung?

Jisung: Bizim okul bence Felix' e uygun değil.

Bayan Lee: Neden?

Jisung: Okulda çok fazla zorbalık oluyor. Eğer zorbalardan biri gözüne Felix' i kestirirse hiç iyi olmaz.

Bayan Lee: Gerçekten mi!?

Bay Han: Ben öyle bir şey hiç duymadım Jisung. Veli toplantılarında zorbalıkla ilgili bir şey söylenmedi.

Bayan Han: Evet bana da söylenmedi.

Jisung: Hocalar okulun onuru yüzünden söylememiş olabilir. Sonuçta bilinen bir okul. Eğer böyle bir şey duyulursa okul gerçekten büyük zarara uğrar.

Bayan Lee: Peki sen Jisung?

Jisung: Ben?

Bayan Lee: Sen zorbalık mı görüyorsun Jisung?

O anda donakalmıştım. Aklıma bana yaptıkları bütün zorbalıklar geldi. Ah sanırım gözlerim doluyor. Buna izin veremem. Eğer zorbalık gördüğüm öğrenilirse bu benim ve ailem için hiç iyi olmaz. Seojun' un babası vali. Oğlunun hapse gireceği yerde biz hapse gireriz. Bunun olmasını istemiyorum.

Jisung: Hayır tabi ki de teyze. Ben öyle kişilerden uzak duruyorum.

Bay Lee: Zorba da değilsin değil mi?

Bunu dedikten sonra güldü. Masadaki herkes gülmeye başladı. Ben bir yandan gülüyor bir yandan da konuşuyordum.

Jisung: Benim gibi biri nasıl zorba olabilir ki enişte?

Bay Lee: Haklısın. Sadece dalga geçiyorum.

Bay Han: O zaman yemeklere başlayalım. Yarın da Felix' in okul kayıtlarını hallederiz.

Bay Lee: Tamam.

...

Yemeklerimizi yemiş ve odalarımıza dağılmıştık. Felix ve ben odamda yatacaktık.

Jisung: Giyindin mi Felix?

Felix: Evet.

Felix' in pijamalarını giyinmesi için arkamı dönmüştüm.

Jisung: Küçükken sanki hiç seni çıplak görmedim.

Felix: O anıları siliyorsun hemen.

Jisung: Seninki biraz kısaydı uzadı mı?

Felix: Hannie!

Eline yastığı aldığı gibi bana vurmaya başladı. Hem gülüyorduk hem de tartışıyorduk.

Jisung: 2 santim.

Felix: Hannie! Seninki çok uzunmuş gibi konuşma!

Jisung: Uzun tabi olum!

Felix: Sanki görmedik!

O anda kapı açıldı.

Bayan Lee: Çocuklar kapatın şu konuyu artık. Sesiniz bütün evde yankılanıyor.

İkimiz de üstümüzü başımızı düzeltip yan yana durduk.

Jisung: Pardon teyze.

Felix: Pardon anne.

Bayan Lee: Yatın uyuyun artık. Yarın okula gideceksiniz.

Teyzem kapıyı kapatıp odadan çıktı. O çıktığı gibi Felix' le gülmemek için kendimizi zor tuttuk. En sonunda dayanamayıp kahkahayı patlattık.

Felix: Sen o konuyu açmasaydın şu anda uyumuş olurduk.

Jisung: Senin bana yastıkla vurman yüzünden oldu.

Felix: Yat artık şuraya Hannie.

Jisung: Sen kimin evinde kime emir veriyorsun lan?

Alaylı bir şekilde söylediğim için kıkırdadı.

Felix: Kes lan.

Jisung: Bütün yatak benim Yongbok.

Felix: Kenara kay.

Jisung: Yoo.

Felix: Eniş-

Elimle ağzını kapadım.

Jisung: Sus sus!

Sessiz bir şekilde bağırarak söyledim. En sonunda ikimiz de uykumuza yenik düşüp birbirimizin üstünde uyuya kaldık.

(Yarın LGS sınavına giriyorum. Benim için şans dileyin.)