9. bölüm · Maskenin ardında
Maskenin ardından 8 bölüm
Koridorun sonunda açık pencerenin yanına geldik. Aras hâlâ omzumdan tutuyordu. Nefesim yeni yeni düzeliyordu. Soğuk hava yüzüme vurunca biraz kendime geldim.
Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.
Sonra Aras derin bir nefes aldı ve bana döndü.
“Derin… bunu sana neden yaptılar?”
Başımı hafifçe salladım.
“Bilmiyorum. Belki… beni zayıf gördükleri için.”
Aras’ın yüzü gerildi. Çenesini sıkıyordu.
“Zayıf değilsin,” dedi sertçe. “Kimse sana böyle davranamaz.”
“Aras…”
“Elimden geldiğince sakin kalmaya çalışıyorum ama…” dedi ve gözlerini bir an kapattı. “Seni o halde görünce gerçekten kendimi zor tuttum.”
Onun bu kadar öfkeli olduğunu ilk defa görüyordum.
“Elimi tuttuğunda… gerçekten sakinleştim,” dedim yavaşça.
Aras bana baktı. O sert ifade yavaşça yumuşadı.
“Çünkü yalnız değilsin artık.”
Bir adım daha yaklaştı.
“Bunu anlamaları gerekiyor.”
Ben bir şey söyleyemeden Aras kapıya doğru yürüdü.
“Nereye gidiyorsun?” diye sordum.
“Bu işi bitirmeye.”
Ses tonu sakindi ama kararlıydı.
Okul Müdürünün Odası
Yarım saat sonra Aras müdürün odasının kapısını çalıyordu. Ben de yanındaydım.
“Girin,” dedi içeriden bir ses.
İçeri girdiğimizde müdür masanın arkasında oturuyordu.
“Bir sorun mu var çocuklar?”
Aras hiç beklemeden konuştu.
“Evet var.”
Müdür kaşlarını kaldırdı.
Aras sakin ama ciddi bir sesle her şeyi anlattı. Odama giren kızları, yaptıkları şakayı, Derin’in nasıl korktuğunu…
Ben başımı eğmiş dinliyordum.
Müdürün yüzündeki ifade giderek sertleşti.
“Bunların hepsi doğru mu?” diye bana döndü.
Yavaşça başımı salladım.
“Evet…”
Müdür sandalyeye yaslandı.
“Bu ciddi bir durum.”
Aras hemen konuştu.
“Ben kavga çıkarmak istemedim. Sadece bunun tekrar olmamasını istiyorum.”
Müdür başını salladı.
“Olmayacak.”
Sonra kapıya doğru döndü.
“Bu kızları hemen buraya çağırın.”
Aras bana baktı.
Gözlerinde hâlâ o koruyucu ifade vardı.
Yurt Odası – Akşam
Akşam olduğunda yurt odası yine sessizdi. Ama bu sefer farklı bir sessizlikti.
Aras pencerenin yanında duruyordu.
Ben yatağın kenarında oturuyordum.
“Bugün gerçekten yoruldun,” dedi Aras.
“Sen de.”
Başımı kaldırıp ona baktım.
“Bütün gün benim için uğraştın.”
Aras hafifçe gülümsedi.
“Benim için sorun değil.”
Sonra yanıma geldi ve yatağın kenarına oturdu.
Bir süre birbirimize baktık.
Sonra Aras elimi tuttu.
“Derin.”
“Hmm?”
“Bir şey söyleyeceğim ama kızma.”
“Ne?”
Gülümsedi.
“Sen gerçekten çok güçlü birisin.”
“Ben mi?”
“Evet.”
Elimi biraz daha sıkı tuttu.
“Çünkü bütün bunlara rağmen hâlâ gülümseyebiliyorsun.”
Gözlerim doldu.
“Aras…”
“Evet, lekeli prensesim?”
Bu lakabı söylediğinde hâlâ kalbim hızlanıyordu.
“İyi ki varsın.”
Aras hafifçe başını eğdi.
“Ben de aynı şeyi söyleyecektim.”
Sonra alnımı kendi alnına yasladı.
O an odada sadece ikimizin nefesi vardı.
“Artık seni kimse incitemez,” diye fısıldadı.
“Çünkü ben buradayım.”
Gözlerimi kapattım.
Ve ilk defa gerçekten güvende hissettim.
