7. bölüm · Maskenin ardında
Maskelerin ardında 6 bölüm
Ertesi sabah, güneş hafifçe perdelerden içeri süzülüyordu. Aras yanımda uyanmıştı, başını hafifçe kaldırıp gözlerime baktı.
“Günaydın, lekeli prensesim,” dedi, hafifçe gülümseyerek.
“Günaydın…” dedim, hâlâ uykulu ama mutlu bir şekilde. Aras ellerimi tuttu ve parmaklarımız birbirine geçti. Bu basit temas, kalbimde sıcak bir dalga yaratıyordu.
Okula giderken yan yana yürüyorduk. Koridorlar, sınıf arkadaşlarının fısıldaşmalarıyla doluydu ama artık önemi yoktu. Aras yanımdaydı, omzuma hafifçe dokundu ve fısıldadı:
“Bak, bugün herkes fark edecek. Sen benim lekeli prensesimsin ve bundan gurur duyuyorum.”
İçimden hafif bir kahkaha geldi; gözlerim parlıyordu. “Ama sen… bazen fazla ciddisin, farkında mısın?”
Aras gülümsedi: “Belki… ama senin yanında olmak ve seni korumak benim görevim. Hem bunu zevkle yapıyorum.”
Sınıfa girerken herkesin bakışları üzerimizdeydi. Ama Aras bana sıkıca bakıyor ve hiçbir şekilde utangaç görünmüyordu. Ben de artık maskesiz, yüzümle, lekelerimle… yanında olabiliyordum. Bu güven ve mutluluk hissi tarifsizdi.
Ders arasında kantine giderken, birkaç kız hâlâ bana bakıyordu. Ama Aras yanımdaydı, gözlerimi yakaladı ve hafifçe elimi tuttu:
“Lekeli prensesim, kimseyi umursama. Ben buradayım, hep yanında olacağım.”
O an kalbimde bir sıcaklık yayıldı. İlk kez biri, sadece sevgili değil, aynı zamanda her an yanımda olacağını ve bana güven vereceğini söylüyordu.
Kantinde otururken konuşmaya başladık. Aras sessizce bana baktı:
“Biliyor musun, bugün seni gördükleri için biraz kıskanacaklar, ama boşver. Onlar sadece yüzeyde bakıyor. Ben seni içten görüyorum.”
“İçten görmek… öyle kolay mı?” diye sordum, hafifçe gülümseyerek.
“Kolay değil tabii ki… ama senin yanında her şey doğal geliyor. Bu yüzden endişelenme, ben buradayım,” dedi Aras, gözlerimi yakalayıp hafifçe elimi sıkarak.
Dersler boyunca yan yana oturduk, gözlerimiz bazen birbirine takıldı, bazen de küçük gülümsemelerle birbirimize bakarak sessiz konuşmalar yaptık. Aras bana notlar verdi, kalemimi paylaştı, ama en güzeli gözlerindeki o güven dolu bakıştı.
Öğle arasında tekrar koridorda yürürken Aras bana yaklaştı:
“Bugün sana gösterdim ki… artık maskene gerek yok. Herkes seni görebilir, ama sadece ben seninle ilgileniyorum. Kimse seni anlamıyor, ama ben anlıyorum, lekeli prensesim.”
Kalbim hızlı hızlı çarpıyordu. “Aras… bu kadar hanımcı olacağını hiç düşünmemiştim,” dedim, hafifçe gülümseyerek.
“Hanımcı değilim, sadece seni seviyorum. Senin yanında olmak ve seni korumak… doğal bir şey benim için,” dedi, gözlerimden bakışımı kaçırmadan.
O gün boyunca, okulda, sınıfta ve koridorda her adımda yanımdaydı. Her dokunuş, her bakış, küçük ama güçlü bir bağ yaratıyordu aramızda. Artık sadece sevgili değildik; birbirimizin güven kaynağı, maskelerin düşmüş, korkuların silinmiş haliydik.
Akşam yurt odasına dönerken, Aras hafifçe elimi tuttu:
“Bak, lekeli prensesim… bugün herkes gördü. Seninle olmak bana huzur veriyor. Bu, sadece bir başlangıç. Birlikteyiz ve artık kimse bizi ayıramaz.”
O an, Derin Karan olarak maskemi tamamen indirdim. Aras’a, kendime ve dünyaya güveniyordum. Artık sadece sevgili değil, hayatımın en güvenilir parçasıydı. Ve bu güven, aşkımızı her geçen gün daha da güçlendiriyordu.
