15. bölüm · Maskenin ardında
Maske'nin ardında 14 bölüm
Gece hâlâ ilerliyordu ama uyku bana uğramaya hiç niyetli görünmüyordu.
Masada oturmuş Gece’yi izliyordum. Küçük salyangoz marul yaprağının üstünde ağır ağır ilerliyordu. Onun bu yavaş hareketleri tuhaf bir şekilde insanı sakinleştiriyordu.
Aras hâlâ odadaydı. Kapının yanında duvara yaslanmış beni izliyordu.
“Sen gerçekten onunla konuşuyorsun,” dedi hafifçe gülerek.
Omuz silktim.
“Dinliyor en azından.”
Aras başını hafifçe eğdi.
“Ben de dinliyorum.”
“Biliyorum.”
Bir süre sessizlik oldu. Ben masanın üstündeki eşyaları karıştırmaya başladım. Kalemler, küçük not kâğıtları… sonra çekmecenin içinde ince bir defter buldum.
Boş bir defterdi.
Kapağı biraz eskimişti ama sayfaları tertemizdi.
Kalemi elime aldım.
Aras merakla yaklaştı.
“Ne yapıyorsun?”
“Çizeceğim.”
“Ne çizeceksin?”
Omuz silktim.
“Bilmiyorum. Aklıma ne gelirse.”
Defteri açtım. Kalemin ucu sayfaya değdi.
İlk başta birkaç çizgi attım.
Sonra yavaş yavaş şekil oluşmaya başladı.
Bir yüz çiziyordum.
Abartılı gözler, biraz komik bir ağız… küçük bir karikatür gibi.
Aras sandalyenin arkasına yaslandı.
“Karikatür mü?”
“Evet.”
“Kim bu?”
Çizimi biraz daha tamamladım.
Sonra defteri ona doğru çevirdim.
“Sen.”
Aras birkaç saniye baktı.
Sonra gülmeye başladı.
“Ben böyle mi görünüyorum?”
“Biraz.”
“Biraz mı?”
“Tamam… biraz daha fazla.”
Aras başını salladı.
“Bu hiç adil değil.”
“Karikatür zaten abartı demek.”
Aras masanın kenarına oturdu.
“Peki beni böyle çiziyorsan kendini nasıl çizersin?”
Bir an düşündüm.
Sonra yeni bir sayfa açtım.
Bu sefer biraz daha dikkatli çizmeye başladım.
Yüz hatları… saçlar… ve tabii ki yanaklarımdaki lekeler.
Ama onları gizlemedim.
Tam tersine özellikle çizdim.
Aras sessizce izliyordu.
Bir süre sonra kalemi bıraktım.
Defteri ona uzattım.
Aras çizime baktı.
Yüzündeki gülümseme biraz değişti.
“Bu sensin.”
“Evet.”
Bir süre daha baktı.
Sonra yavaşça söyledi.
“Güzel olmuş.”
“Karikatür ama.”
“Yine de.”
Sonra bana baktı.
“Sen çizim yapmayı bayağı seviyorsun galiba.”
“Beni rahatlatıyor.”
Gerçekten de öyleydi.
Kalemle çizgi çizmek bazen düşüncelerimi susturuyordu.
Saatin ilerlediğini fark etmemiştim bile.
Aras bir süre sonra saati kontrol etti.
“Derin.”
“Hmm?”
“Gece üç olmuş.”
Gözlerimi büyüttüm.
“Ciddi misin?”
“Evet.”
Ben hâlâ uykulu hissetmiyordum ama gözlerim biraz ağırlaşmaya başlamıştı.
Aras ayağa kalktı.
“Tamam.”
“Ne tamam?”
Bir anda bana doğru yaklaştı.
Hiç beklemediğim bir anda beni kucağına aldı.
“Aras!”
“İtiraz kabul edilmiyor.”
“Ben yürüyebilirim.”
“Biliyorum.”
Ama yine de beni bırakmadı.
Yatağa doğru yürüdü.
Beni yavaşça yatağa bıraktı.
Battaniyeyi üzerime çekti.
“Uyku vakti.”
“Uyuyamam.”
Aras yatağın kenarına oturdu.
“Deneyeceksin.”
Başımı yana çevirdim.
“Bilmiyorum.”
Aras elini saçlarıma götürdü.
Yavaşça saçlarımı okşamaya başladı.
O kadar sakin bir hareketti ki istemeden gözlerim biraz daha kapandı.
“Derin.”
“Hmm…”
“Bugün çok korktun.”
Sessizce başımı salladım.
“Evet.”
“Normal.”
Bir süre daha saçlarımı okşadı.
“Bazen insanın böyle günleri olur.”
“Ben bayıldım.”
“Evet.”
“Utanç verici.”
Aras hemen başını salladı.
“Hiç değil.”
Gözlerimi biraz açtım.
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
Sonra biraz gülerek ekledi:
“En fazla dram kraliçesi gibi göründün.”
“Sağ ol.”
Aras güldü.
Ben de hafifçe gülümsedim.
O hâlâ saçlarımla oynuyordu.
O hareketler insanın içini yavaş yavaş sakinleştiriyordu.
“Aras.”
“Evet?”
“Burada olduğun için teşekkür ederim.”
Aras birkaç saniye sustu.
Sonra yumuşak bir sesle cevap verdi.
“Her zaman.”
Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu.
Son duyduğum şey Aras’ın sesi oldu.
“İyi geceler, lekeli prensesim.”
Ve o gece, sonunda uyku sessizce beni buldu. 🖤
