9. bölüm · Masanın Diğer Tarafı
Bu Odayı Sen Seçtin
Bu odayı sen seçtin
Bunu sana ilk başta söylemedim çünkü bazı gerçekler hemen söylendiğinde insan onları reddeder, ama zaman geçtikçe ve sessizlik uzadıkça o gerçek kendi kendine büyür ve insan artık onu inkâr edemez hale gelir.
Masaya ilk oturduğunda gözlerin odanın içinde dolaştı. Duvara baktın. Lambaya baktın. Sonra bana baktın. Bu bakış sıradan bir bakış değildi. Bu, bir yabancının bakışı değildi. Bu, daha önce burada bulunmuş birinin bakışıydı.
Sen bunu o anda fark etmedin. Ama ben fark ettim.
Ellerini masanın üzerine koyduğunda tereddüt etmedin. Bu hareket alışılmış bir hareketti. İnsan bilmediği bir yerde ellerini nereye koyacağını bilemez. Ama sen biliyordun. Çünkü burası sana yabancı değildi.
“Burayı hatırlıyor musun?” diye sordum.
Sesim sakindi. Seni zorlamadım. Sadece izledim.
Kaşların hafifçe gerildi. Bu soru seni rahatsız etti. Çünkü cevabını bilmiyordun. Daha doğrusu, bilmek istemedin.
“Bu sadece bir sorgu odası,” dedin.
Bunu söylerken sesin normaldi. Kendinden emindin. Ama gözlerin aynı şeyi söylemedi. Gözlerin odanın köşelerine tekrar baktı. Sanki gözlerin senden önce hatırlamaya başlamıştı.
Başımı hafifçe eğdim.
“Burada daha önce bulundun,” dedim.
Bu bir tahmin değildi. Bu bir bilgiydi.
Sen hemen cevap vermedin. Dudakların hafifçe aralandı ama kelimeler çıkmadı. Çünkü zihnin bir şey arıyordu. Bir görüntü. Bir an. Bir his.
Hatırlamaya çok yaklaştığını gördüm.
Sessizlik uzadı. Odanın içindeki lambanın hafif uğultusu duyuluyordu. Nefesini duydum. Daha yavaştı artık.
“Bu sandalyede daha önce oturdun,” dedim.
Gözlerin sandalyeye kaydı. Sonra tekrar bana döndü.
Ve o an, içinde küçük bir çatlak oluştuğunu gördüm.
İnsan bazen bir yeri unutmaz. Sadece unutmuş gibi yapar. Çünkü hatırlamak, bazı şeyleri geri getirir. Ve bazı şeyler geri geldiğinde, insan artık eskisi gibi kalamaz.
Sen bunu hissettin.
Ama henüz kabul etmedin.
Ben bekledim.
Çünkü acelem yoktu.
Hiç olmadı.
