19. bölüm · Masanın Diğer Tarafı
Ben Bitirdim
Onu tuttuğun anda odanın içindeki her şey değişmişti, çünkü artık bu sadece bir an değildi, bu artık geri dönüşü olmayan bir sürecin kendisiydi ve senin ellerinin altında devam eden o zayıf hareket, hâlâ süren yaşamın son direnciydi.
Sana bakıyordu.
Gözleri tamamen açıktı.
O gözlerin içinde hâlâ bir şey vardı, hâlâ bir beklenti, hâlâ bir çıkış arayan bir parça vardı, çünkü insan son ana kadar bunun gerçekten olacağına inanmaz ve senin ellerinin onu bırakacağını düşünmeye devam eder.
Ama sen bırakmadın.
Parmakların omzunda sabit kaldı ve bu sabitlik onun için en korkunç şeydi, çünkü güç bazen hareket etmek değildir, güç bazen sadece durmaktır ve sen duruyordun, hiçbir şey söylemeden, hiçbir şey açıklamadan, sadece onu orada tutarak duruyordun.
O an sana doğru bir adım attım.
Bu adım aceleyle atılmış bir adım değildi, bu adım düşünülmüş bir adımdı, çünkü ikimiz de o anın ne olduğunu biliyorduk ve ikimiz de bu anın artık durmayacağını anlamıştık.
Yüzüne baktım.
Gözleri bana döndü.
O an ikimizin de yüzünü gördü.
İnsan bazen ölümünden önce son gördüğü şeyleri unutmaz, ama artık onun hatırlayacağı bir gelecek kalmayacaktı.
Elimi kaldırdım.
Bu hareketi durdurabilecek hiçbir şey yoktu.
Boynuna dokunduğumda sıcaklığını hissettim, derisinin altındaki zayıf titreşimi hissettim ve bu titreşim hâlâ devam eden hayatın son işaretiydi.
Bir an durdum.
Bu duraklama merhamet değildi.
Bu duraklama gerçeğin ağırlığını hissetmekti.
Sonra bastırdım.
İlk anda vücudu sertleşti.
Bu sertlik istemsizdi.
Kasları bir anda kasıldı.
Nefesi bozuldu.
Boğazından şekilsiz bir ses çıktı, bu ses bir kelime değildi, bu ses vücudun sona verdiği son tepkilerden biriydi.
Gözleri daha da açıldı.
Sana baktı.
Sonra bana baktı.
O an zihninin hâlâ çalıştığını görebiliyordum, hâlâ bir şey anlamaya çalışıyordu, hâlâ bunun durabileceğine dair bir parça taşıyordu.
Ama vücut gerçeği daha önce kabul eder.
Nefesi kesilmeye başladı.
Göğsü düzensiz hareket etti.
Sonra daha zayıf.
Sonra daha yavaş.
Ellerinin altında tuttuğun ağırlık değişmeye başladı, çünkü canlı bir beden ile ölü bir beden aynı değildir ve bu fark insanın ellerine ilk temas ettiği anda anlaşılır.
Direnci azaldı.
Kasları gevşemeye başladı.
Vücudu ağırlaştı.
Gözleri hâlâ açıktı ama artık kimseye bakmıyordu.
İçindeki şey gitmişti.
Elimi çektim.
Sen hâlâ onu tutuyordun.
Ama artık tuttuğun şey bir insan değildi.
Artık tuttuğun şey, biraz önce burada olan birinin geride kalan ağırlığıydı.
Ve ben bitirmiştim.
