9. bölüm · Lara - gerçek ailem

8 Bölüm

Melisa Mis

Tehlikeli Gerçekler – Lara & Timur

Elimde tuttuğum dosyanın sayfalarını hızla çevirdim. Her bir belge, Timur’un masumiyetini kanıtlayan ama aynı zamanda onu içeri atan kişilerin kim olduğunu gösteren delillerle doluydu. Kadir Sagın, yalnızca sahte tanıklar ve yalan raporlarla yetinmemiş, mahkemeye kadar sızarak kararları da etkilemişti.

Gözlerimi masanın başındaki adama diktim. “Bunu neden bana veriyorsun?”

Adam kollarını bağladı, yüzünde en ufak bir duygu belirtisi yoktu. “Çünkü yanlış tarafa oynadım ve pişman oldum. Eğer bu belgeler elimde kalırsa, beni de öldürürler.”

Derin bir nefes aldım. Buraya gelirken zaten tehlikeli bir oyunun içine girdiğimi biliyordum ama artık elimde somut deliller vardı. Timur’u kurtarabilirdim.

Ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum.

“Eğer mahkemeye sunarsam, Kadir’in bana ulaşması uzun sürmez.” diye mırıldandım.

Adam başını salladı. “Bu yüzden dikkatli olmalısın. Artık seni de izliyorlar.”

İçimde bir ürperti hissettim. O ana kadar sadece bir avukattım, ama şimdi… Şimdi bir hedef haline gelmiştim.

Dosyayı sıkıca kavrayarak ayağa kalktım. “Bunu çözeceğim.”

Adam hafifçe gülümsedi. “Eminim Timur aslan Karahan da senin gibi düşünüyor.”

Tam kapıya yönelirken arkamdan gelen sözler beni durdurdu.

“Umarım yaşarsınız.”

Bu cümledeki karanlık ima, boğazımı düğümledi.

---

Ziyaret Saatleri – Timur & Lara

Hapishaneye vardığımda ellerim hâlâ titriyordu. Dosyayı sıkıca kavrayarak ziyaret odasına girdim. Camın diğer tarafında, beklediğim kişi vardı. Timur Karahan.

Beni gördüğünde kaşlarını hafifçe çattı. “Avukat Hanım, umarım iyi haberlerle geldiniz.”

Telefon ahizesini kaldırarak ona baktım. “Sana gerçekten ne olduğunu gösterecek bir şey buldum.”

Gözleri, elindeki dosyaya kaydı. Birkaç saniye boyunca sustu, sonra sesi biraz daha alçalarak konuştu. “Bunun için ne yaptın?”

Yutkundum. “Beni boş ver. Artık çıkman için gerçek bir şansın var.”

Timur, derin bir nefes alarak başını eğdi. “Sana kaç kez söyledim, Lara? Bu dünyaya ne kadar girersen, çıkman o kadar zor olur.”

Ahizeyi daha sıkı kavradım. “O zaman çıkmama yardım et.”

Gözlerini bana dikti. “Önce beni buradan çıkar, sonra seni korurum.”

Timur’un yüzünde bir kararlılık vardı. İlk kez, gerçekten ona güvenmem gerektiğini hissettim.

Bu davayı kazanmaktan başka seçeneğim yoktu.

Ama savaş yeni başlıyordu.

Ve benim için kaçış yolu artık yoktu.

Sınırları Zorlamak – Lara & Timur

Timur’un kararlılığı, içimde farklı bir şey uyandırıyordu. Tehlikeli bir dünya, kural tanımayan adamlar ve kirli oyunlar… Ama buradaydım. Bu davaya baş koymuştum ve geri dönüş yoktu.

Ahizeyi sımsıkı kavrayarak fısıldadım, “Seni buradan çıkaracağım.”

Timur başını hafifçe yana eğdi, gözleri buz gibi soğuktu ama içinde bir kıvılcım parlıyordu. “Bunu söyleyen herkes ya öldü ya da kayboldu, Avukat Hanım. Sen hangisi olacaksın?”

Gözlerimi kırpmadan ona baktım. “Ne olursa olsun, ben kaybolmam.”

Beni birkaç saniye daha inceledi, sonra dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi. “O zaman acele et. Çünkü vaktimiz daralıyor.”

Tam kalkmaya hazırlanırken sesi tekrar yükseldi. “Lara.”

Durdum.

“Sakın kimseye güvenme.”

Başımı hafifçe sallayıp kapıya yöneldim. İçimde garip bir huzursuzluk vardı. Bu dava, sadece bir mahkeme meselesi değildi. Beni içine çeken, daha büyük bir savaştı.

Ama ben pes edecek biri değildim.

---

Gölge Gibi Takip

Cezaevinden çıktığımda, havanın ne kadar kasvetli olduğunu fark ettim. Gökyüzü griydi, rüzgâr sert esiyordu. Ellerimi paltomun cebine sokarak hızlı adımlarla otoparka yöneldim.

Anahtarımı çantamdan çıkarırken bir gölge fark ettim. Arkamda biri vardı.

Bedenim istemsizce gerildi ama belli etmedim. Dik yürüdüm, etrafımı göz ucuyla süzerek kapıları kilitledim.

Tam arabaya binerken, bir ses duydum.

“Gece uyuyabiliyor musun, Avukat Hanım?”

Tüylerim diken diken oldu. Biri arkamda duruyordu.

Yavaşça döndüğümde siyah takım elbiseli, orta yaşlarda bir adamla karşılaştım. Sert hatlı yüzü, gözlerindeki tehditkâr bakışlarla birleşince kimin tarafında olduğu açıktı.

Soğukkanlılığımı koruyarak karşılık verdim. “Siz kimsiniz?”

Adam hafifçe gülümsedi. “Ben önemli biri değilim. Ama sana bir uyarı getirdim.”

Gözlerimi kısmadan ona baktım.

Adam yaklaşıp fısıldadı. “Timur Karahan, içeride kalmalı.”

İçimde öfke yükseldi ama belli etmedim. “Kim söyledi bunu?”

Adam geriye çekilip alaycı bir ifadeyle başını iki yana salladı. “Yanlış sorular soruyorsun. Doğru soru şu: Timur’un senin için ne kadar tehlikeli olacağını biliyor musun?”

Bedenim gerildi. “Timur tehlikeli olabilir ama onu buraya kimlerin soktuğunu biliyorum.”

Adam başını eğerek hafifçe gülümsedi. “O zaman seni izlemeye devam edeceğiz, Avukat Hanım. Bir adımını bile kaçırmayacağız.”

Sonra yavaşça uzaklaştı.

İçim sıkıştı ama korkmuyordum. Onlar bana gözdağı vermeye çalışıyordu.

Ama bilmiyorlardı ki ben çoktan bu savaşın içine girmiştim.

Ve kaybetmeye niyetim yoktu.

---

Lena ile Yüzleşme

Eve vardığımda, hala zihnimde dönen sorularla baş etmeye çalışıyordum. Timur’u kimler istemiyordu? Onu buraya sokanlar neyin peşindeydi?

Kapıyı açar açmaz Lena’yla burun buruna geldim. Gözleri endişeliydi.

“Lara, bu ne hâl?” diye sordu.

Üzerimdeki gerginliği fark ettiğini biliyordum. Ceketimi çıkarıp kanepeye attım, derin bir nefes aldım.

“Lena… Bu dava, düşündüğümüzden çok daha büyük.”

Lena kaşlarını çattı. “Ne oldu? Sen iyisin, değil mi?”

Başımı salladım. “Ben iyiyim ama… takip ediliyorum.”

Lena’nın gözleri büyüdü. “Ne? Kim?”

Omuz silktim. “Bilmiyorum. Ama bana açık bir mesaj verdiler. ‘Timur içeride kalmalı.’”

Lena hızla yanıma oturdu. “Lara, bu adamlar tehlikeli. Belki de bu işten çekilmelisin.”

Başımı iki yana salladım. “Hayır. Artık geri dönüş yok. Onların neden bu kadar korktuğunu öğrenmem lazım.”

Lena, endişeli gözlerle bana baktı ama sesindeki gururu saklayamadı. “O zaman bunu beraber çözeceğiz.”

O an, yanımda gerçekten birinin olduğunu hissettim.

Ama asıl soru şu idi: Timur’u kim içeride tutmak istiyordu?

Ve ben bu sorunun cevabını bulduğumda, geriye dönmek için çok geç olacak mıydı?

______

Geri Dönüş Yok – Lara & Timur

Lena’nın kararlı bakışları içimde bir rahatlama hissettirse de, işlerin ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordum. Bu dava sıradan değildi. Timur’u içeride tutmak isteyenler güçlüydü ve ben şimdi onların oyun alanına girmiştim.

Salonda sessizce otururken, Lena gözlerini kısmış bir şekilde beni süzüyordu. “Peki, şimdi ne yapacağız?”

Derin bir nefes aldım. “Öncelikle Timur’la tekrar konuşmam lazım. Onun neden bu kadar önemli olduğunu çözmem gerekiyor.”

Lena kaşlarını çattı. “Ama senin takip edildiğini biliyoruz. Cezaevine gidersen, kim bilir kimler seni izliyor olacak?”

Başımı salladım. “Eğer geri adım atarsam, korktuklarını göstereceğim. O yüzden tam tersine, onların bana kim olduğunu göstermelerini sağlayacağım.”

Lena dudaklarını ısırarak başını iki yana salladı. “Delisin, Lara.”

Gülümsedim. “Bunu zaten bilmiyor muydun?”

---

Cezaevi Ziyareti

Ertesi sabah, yüksek güvenlikli cezaevinin soğuk duvarları arasında yürürken her adımım yankılanıyordu. İçimde tuhaf bir gerginlik vardı ama korkmuyordum.

Timur’un oturduğu masaya yöneldim. Ellerini masanın üzerinde birleştirmiş, dikkatle beni izliyordu. Gözlerindeki derinlik, içimde istemsiz bir merak uyandırıyordu.

“Avukat Hanım,” dedi, hafif bir gülümsemeyle. “Beni özlediniz mi?”

Gözlerimi devirerek karşısına oturdum. “Takip ediliyorum.”

Gülümsemesi silindi. “Kim?”

“Bilmiyorum,” dedim ciddi bir şekilde. “Ama ‘Timur içeride kalmalı’ dediler.”

Timur başını hafifçe yana eğdi, parmaklarını masanın üzerine hafifçe vurarak düşündü. Sonra gözleri benimkilerle buluştu.

“Demek ki doğru yerdesin, Avukat Hanım.”

İçimi bir ürperti kapladı. “Bana gerçeği söyle, Timur. Seni bu kadar tehlikeli yapan ne?”

Derin bir nefes aldı, arkasına yaslandı. “Beni içeri tıkanlar, Rize’nin yer altı dünyasını kendi istedikleri gibi şekillendirmek istiyorlar. Ama benim varlığım onları engelliyor. Ben içerideyken daha rahat hareket edebileceklerini sanıyorlar.”

Gözlerimi kıstım. “Peki ya sen? Sen neden hâlâ hayattasın?”

Timur hafifçe gülümsedi. “Çünkü beni öldürmek, şu an için fazla gürültü çıkarır.”

Bu cevap midemi düğümledi.

Eğildim, sesimi alçaltarak sordum. “Bu savaşı kazanabileceğine inanıyor musun?”

Gözlerimin içine baktı. “Eğer doğru müttefiklere sahip olursam, evet.”

Anlamıştım. Bana ihtiyacı vardı. Ama ben ona gerçekten güvenebilir miydim?

Ayağa kalktım. “O zaman oyunu değiştirme vakti geldi, Timur.”

O da bana bakarak hafifçe başını salladı. “Bakalım, Avukat Hanım. Sen bu savaşta nereye kadar gideceksin?”

Ona son bir bakış atarak cezaevinden çıktım. İçimde fırtınalar kopuyordu ama bir şeyden emindim:

Bu artık sadece bir dava değildi.

Bu benim savaşımdı.

Ve ben kaybetmeyecektim.

---

Devam edecek…