11. bölüm · Lara - gerçek ailem

10 Bölüm

Melisa Mis

Güç Dengesi – Oyun Başlıyor

Ertesi sabah erkenden uyandım. Bugün, her şeyi değiştirecek hamleyi yapacaktım. Komiser Celal Yavuz’un açığını bulmak, onu köşeye sıkıştırmak ve konuşmaya zorlamak için elimizde yeterince kanıt vardı. Savcı’nın iş birliğiyle, Timur’un davasında büyük bir adım atacaktık.

Telefonum çaldığında, arayanın kim olduğunu görmek için ekranı kaydırdım. Timur.

Gülümseyerek açtım. “Sabahın bu saatinde bir avukatı uyandırmak suç değil mi?”

Telefonun diğer ucundan o tanıdık, derin sesi duydum. “Uyuduğunu sanmam.”

Gözlerimi devirdim. “Haklısın.”

“Savcıyla görüştün mü?” diye sordu doğrudan. Timur’un sabırsız olduğu anları nadiren görürdüm ama bu dava onun için her şey demekti.

“Evet.” dedim, pencerenin önüne geçerek. “Savcı bizimle çalışmaya razı. Celal Yavuz’un açığını kullanarak onu ifade vermeye zorlayacağız.”

Telefonun diğer ucunda bir sessizlik oldu. Sonra, Timur’un sesi daha alçak bir tonda geldi. “Dikkatli ol, Lara.”

Gözlerimi kıstım. “Endişeleniyor musun?”

“Her zaman.” dedi, hiç tereddüt etmeden. “Ama senin zeki olduğunu biliyorum. Sadece, bu adamlar pis işler çevirir. Eğer üzerine çok gidersen, seni durdurmaya çalışırlar.”

Gülümsedim. “Beni kimse durduramaz.”

Timur hafifçe güldü. “Bunu seviyorum.”

Tam bir şey söyleyecekken, kapım çaldı. Demir’di. “Gidiyoruz mu?” diye sordu.

Telefonu diğer elimle tutarken başımı salladım. “Hazırım.”

Timur’un sesi tekrar geldi. “Dikkatli ol, Lara.”

Telefonu kapatmadan önce fısıldadım. “Her zaman.”

---

İlk Hamle

Demir’le birlikte adliyeye vardığımızda, Savcı Tolga çoktan bekliyordu. Elindeki dosyayı masaya bıraktı ve bize ciddi bir bakış attı. “Celal Yavuz’a baskı yapacak delilleri hazırladım. Ama onun tek başına itiraf etmesini beklemeyin. Muhtemelen Karayel’in adamları hâlâ onu koruyordur.”

Kollarımı kavuşturdum. “Bu yüzden planım var.”

Tolga gözlerini kıstı. “Ne planı?”

Gülümsedim. “Onu, ifadesini vermeye zorlayacağız. Elimizde, yolsuzluk belgeleri ve yasa dışı ilişkilerini gösteren kanıtlar var. Eğer itiraf etmezse, bu belgeleri basına sızdıracağımızı söyleyeceğiz.”

Tolga başını iki yana salladı. “Bunu yaparsak, Karayel bu davadan haberdar olur.”

Demir araya girdi. “O zaten biliyor.”

Tolga derin bir nefes aldı. “Öyleyse, oyunu kuralına göre oynayalım.”

Dosyayı önüme çekip göz gezdirdim. Celal Yavuz’un rüşvet aldığı, Karayel için bilgi sızdırdığı belgeler açıkça ortadaydı. Ama en önemlisi, onun doğrudan Timur’un davasını manipüle ettiğini gösteren bir kanıt vardı.

Bu, her şeyi değiştirirdi.

Başımı kaldırıp Tolga’ya baktım. “Görüşmeye ne zaman gidiyoruz?”

Savcı saatine baktı. “Şimdi.”

---

Komiser Celal Yavuz – Sıkışan Adam

Celal Yavuz, oturduğu sandalyede kendinden emin bir tavırla bize baktı. Ellerini masaya koymuş, sanki buradaki herkesin üzerinde bir üstünlüğü varmış gibi gülümsüyordu.

“Avukat Hanım, beni görmek istemişsiniz.” dedi alaycı bir sesle.

Gözlerimi kırpmadan ona baktım. “Evet. Sizinle konuşmamız gereken çok şey var, Komiser Yavuz.”

Demir, elindeki dosyayı masaya koydu ve belgeleri tek tek yaydı. “Bunlar, sizin Karayel için çalıştığınızı gösteren belgeler. Rüşvet aldığınız, sahte delil ürettiğiniz ve özellikle Timur’un davasında oynadığınız kirli oyunların kanıtları.”

Celal Yavuz’un yüzü anında gerildi. Ama hemen ardından alaycı bir gülümseme yerleşti dudaklarına. “Bunlar hiçbir şey kanıtlamaz.”

Geriye yaslandım ve gözlerimi kıstım. “Siz öyle sanın.”

Tolga konuşmaya başladı. “Elimizde daha fazlası var, Komiser. Eğer bu belgeler basına sızarsa, mesleğiniz bir gecede biter. Ama sadece işinizden olmakla kalmazsınız.” Eğildi, sesi daha tehditkâr bir hâl aldı. “Karayel de sizin hakkında bilgi sızdırdığınızı düşünebilir. Ve emin olun, onun gazabına uğramak istemezsiniz.”

Celal Yavuz’un gözlerinde kısa bir korku belirdi. Ama hemen ardından toparlandı. “Ne istiyorsunuz?”

Masaya eğildim. “Timur’un davasındaki sahte delilleri kimin koyduğunu söylemenizi.”

Yüzü sertleşti. “Bunu yaparsam, beni yaşatmazlar.”

Gülümsedim. “Bunu yapmazsanız, biz de sizi yaşatmayız.”

Derin bir nefes aldı. Sonra gözlerini Tolga’ya dikti. “Beni koruyabilir misiniz?”

Tolga başını salladı. “İtiraf ederseniz, size tanık koruma programı ayarlayabilirim.”

Uzun bir sessizlik oldu. Celal Yavuz başını eğdi, dudaklarını sıkıca kapattı. Sonra gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

Ve sonra, usulca fısıldadı.

“Sahte delil yerleştirme emrini doğrudan Necdet Karayel verdi.”

Demir ve ben birbirimize baktık. Bunu başarmıştık.

Timur’un suçsuz olduğunu kanıtlayacak en büyük adımı atmıştık.

Celal Yavuz yavaşça başını kaldırdı. “Ama onunla tek başınıza baş edemezsiniz.”

Gülümsedim. “Bunu düşünmek benim işim.”

---

Timur’a Haber

Adliyeden çıkar çıkmaz telefonumu çıkarıp Timur’u aradım. Telefonda derin bir sessizlik oldu, sonra sesi geldi.

“Ne öğrendin?”

Derin bir nefes aldım, heyecandan kalbim hızla çarpıyordu. “Celal Yavuz itiraf etti. Sahte delilleri Karayel’in yerleştirdiğini söyledi.”

Telefonun diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu. Sonra, Timur’un sesi daha kararlı bir hâl aldı.

“Bunu mahkemeye taşıyacak mısın?”

Başımı salladım. “Evet. Timur, bu iş bittiğinde özgür olacaksın.”

Timur derin bir nefes aldı. Sonra fısıldadı.

“Biliyorum.”

Gülümsedim. “Hazır mısın?”

Timur’un sesi hiç olmadığı kadar keskin ve netti.

“Ben her zaman hazırım.”

__________

Gerçekler Gün Yüzüne Çıkıyor

Timur’la yaptığım telefon görüşmesinden sonra içimde hem büyük bir rahatlama hem de yaklaşan fırtınanın gerginliği vardı. Celal Yavuz’un itirafı elimizdeydi ama bu, işin bittiği anlamına gelmiyordu. Karayel gibi biri kolay kolay devrilecek bir adam değildi ve onun köşeye sıkıştığını fark ettiğinde, ne kadar tehlikeli olabileceğini hepimiz biliyorduk.

Demir arabayı kullanırken, ben de elimdeki dosyalara göz gezdiriyordum.

“Bundan sonra ne yapacağız?” diye sordu, gözlerini yoldan ayırmadan.

Derin bir nefes aldım. “Savcı Tolga, Celal Yavuz’un tanıklığını resmileştirecek. Onun ifadesiyle birlikte, Timur’un yeniden yargılanmasını talep edeceğiz.”

Demir başını salladı. “Peki Karayel? O boş durmaz, biliyorsun.”

Gözlerimi kıstım. “Biliyorum. O yüzden her şeyin resmiyet kazanmasını beklemeyeceğim.”

Demir kaşlarını çattı. “Ne demek bu?”

Telefonumu çıkardım ve Savcı Tolga’nın bana gönderdiği dosyanın fotoğraflarını açtım. Karayel’in yasa dışı işlerine dair elimizde çok şey vardı ama en önemlisi, onun en büyük gücü olan polis teşkilatı içindeki adamlarını kullanarak suçlarını örtbas etmesiydi.

Gözlerimi Demir’e diktim. “Bu dosyayı basına sızdıracağım.”

Demir frene sertçe bastı ve araba bir anda yol kenarında durdu. Şaşkınlıkla bana döndü. “Lara, delirdin mi?! Bu adamın medyadaki gücünü bilmiyor musun? Bir hamleyle bizi yalan haber yapmak için elinden geleni yapar!”

Gülümsedim. “Onun medyada adamları varsa, bizim de var. Tarafsız bir gazeteci buldum. Bu işin peşini bırakmayacak biri.”

Demir kaşlarını çatmaya devam etti ama gözlerinde beni onaylayan bir bakış da vardı. “Bunun geri dönüşü yok, biliyorsun değil mi?”

Telefonumu kaldırıp mesajı gönderdim. “Zaten hiç olmamıştı.”

---

Karayel’in Tepkisi

Dosyanın basına sızdırılmasının ardından, şehirdeki dengeler hızla değişmeye başladı. Karayel’in adı, büyük başlıklarla gazetelere düştü.

“Emniyette Büyük Skandal: Komiser Celal Yavuz’un Şok İtirafı”

“Yeraltı Dünyasının Karanlık Yüzü: Necdet Karayel’in Yıllardır Süregelen Suç Ağı Ortaya Çıktı”

Haberler yayıldıkça, Karayel’in bağlantıları da teker teker açığa çıkıyordu. Polis içindeki adamları, kendilerini kurtarmak için ona sırt çevirmeye başlamıştı. Savcı Tolga’nın ofisinde otururken, telefonlarımız susmak bilmiyordu.

Tolga dosyaları karıştırırken bana baktı. “Senin bu cesaretin beni şaşırtıyor, Lara.”

Gülümsedim. “Timur’u içeri attıklarında da böyle şaşırmış mıydın?”

Tolga gözlerini devirdi. “Bu işin sonu ya zafer ya da felaket olacak. Karayel gibi adamlar kolay kolay yıkılmaz.”

Sandalyeye yaslandım. “Ama paniklerler.”

Tam o sırada kapı hızla açıldı. İçeri giren adamı görünce içgüdüsel olarak ayağa kalktım.

Necdet Karayel.

Üzerinde her zamanki şık takımı vardı ama yüzü öfkeyle gerilmişti. Bana dik dik baktı. “Beni bitirebileceğinizi mi sandınız?”

Tolga kaşlarını kaldırdı. “Sayın Karayel, burası bir savcılık makamı. Böyle patavatsızca içeri giremezsiniz.”

Karayel umursamaz bir kahkaha attı. “Savcı Bey, siz de benim kim olduğumu unutmuşsunuz galiba.” Sonra bana döndü, gözleri tehlikeli bir şekilde kısıldı. “Ama asıl sen… Küçük avukat. Oyunu kurallarına göre oynadığını mı sanıyorsun?”

Gözlerimi kırpmadan ona baktım. “Oyununuzu bozuyorum, Karayel. Ve buna alışsan iyi olur.”

Yüzü sertleşti, sonra alaycı bir gülümseme belirdi dudaklarında. “Kiminle dans ettiğini bilmiyorsun, Lara. Ama öğrenmek üzere olduğuna emin olabilirsin.”

Bunu söyleyerek kapıyı hızla çarpıp çıktı. Tolga, ona arkasından bakarken iç çekti. “Bu iş gerçekten çok büyüyor.”

Başımı salladım. “Evet. Ve artık geri dönüş yok.”

---

Timur Özgür Kalıyor

Birkaç gün içinde işler hızla gelişti. Mahkeme, Celal Yavuz’un tanıklığını resmî olarak kabul etti ve Timur’un davası yeniden açıldı. Duruşma günü geldiğinde, salon tıklım tıklımdı. Gazeteciler, Karayel’in çöküşünü izlemek için hazır bekliyordu.

Hakim, Celal Yavuz’un ifadesini dinledikten sonra, belgeleri inceledi ve kararını açıkladı.

“Sanık Timur Demirkan’ın suçsuz olduğuna kanaat getirilmiş olup, derhal serbest bırakılmasına karar verilmiştir.”

Salonda bir anlık sessizlik oldu, sonra insanlar fısıldaşmaya başladı. Ben olduğum yerde nefesimi tuttum, sonra gözlerim Timur’a kaydı.

Oturduğu yerde dimdik duruyordu ama gözlerindeki alev daha da harlanmıştı. Özgürdü. Ama savaş henüz bitmemişti.

Timur gözlerini bana dikti, bir an boyunca kimse konuşmadı. Sonra, yavaşça yerinden kalktı, elleri kelepçesiz olarak yanına düştü.

Yanına yaklaşırken, “Özgürsün.” dedim fısıltıyla.

Timur, gözlerimin içine baktı. “Ve şimdi, sıra bende.”

Karayel’in oyununu bozmuştuk. Ama hala bir hesaplaşma vardı.

Ve bu, sadece başlangıçtı.

DEVAM EDECEK…