19. bölüm · Lara - gerçek ailem
18 Bölüm
Son Hesaplaşma - Lara & Timur
Kulübün içinde gerilim zirveye çıkmıştı. Petrovski, arkasındaki silahlı adamlarıyla bize bakıyordu. Biz ise tamamen hazırlıklıydık. Artık bir geri dönüş yoktu.
Timur, silahını kaldırdı. "Bize Volkov'un yerini söyle, Petrovski. Yoksa buradan sağ çıkamazsın."
Petrovski gülümsedi, ama gözlerinde korkunun izleri vardı. "Volkov'un seni bu kadar önemsediğini sanmıyordum, Timur. Görünüşe göre Lara onun için büyük bir mesele olmuş."
O an anladım. Volkov'un gözünde ben, sadece bir hedef değildim. Onun dünyasında, kontrol edemediği bir parça olmak onu rahatsız ediyordu.
Agâh, silahını masaya sertçe vurdu. "Biz burada sabrımızı denemeye gelmedik. Konuş ya da öl."
Petrovski bir anlığına duraksadı, sonra iç çekti. "Tamam. Onun nerede olduğunu söyleyeceğim."
Ama tam o anda, içeriye bir el bombası fırlatıldı.
Kaos Başlıyor
"Kapaklanın!" diye bağırdı Demir Savcı.
Hepimiz hızla yere yatarken bomba patladı ve kulübün içi dumanla doldu. Silah sesleri yankılanmaya başladı. Volkov'un adamları bizi tuzağa düşürmüştü.
Bora hızla bir adamın üzerine atlayıp yumruğuyla yere serdi. Araf, gözleriyle hedefini seçmiş ve birkaç isabetli atışla iki adamı yere indirmişti.
Bars, etrafına bakarak bir çıkış yolu aradı. "Burada fazla duramayız!"
Timur elini tuttuğumdan emin olmak için bana döndü. "İyi misin?"
Başımı salladım. "Buradan çıkmamız lazım."
Ama tam o anda Petrovski kaçmaya çalıştı. Timur hızla ona ateş etti, bacağına isabet eden kurşunla yere düştü.
"Hiçbir yere gitmiyorsun!" dedi Timur, silahını ona doğrultarak.
Petrovski inledi, ama gözlerindeki korku artmıştı. "Volkov... geliyor," diye fısıldadı.
Son Buluşma: Volkov'un Kalesi
Petrovski'den aldığımız bilgilerle Volkov'un saklandığı yeri bulduk. Eski bir liman deposuydu. Orada büyük bir operasyon hazırlıyordu. Eğer onu orada yakalayamazsak, sonsuza kadar kaçabilirdi.
Hazırlıklarımızı yaptık. Silahlarımızı kuşandık. Ve son kez, bir araya geldik.
Agâh, takım elbisesini düzelterek konuştu. "Bu iş bu gece bitecek."
Demir Savcı, "Kan akacak, ama kim kazanırsa o hayatta kalacak."
Araf, tabancasını kontrol etti. "Bu dünyada adalet yok. Ama biz getireceğiz."
Bars, "Volkov, bu gece sona erecek."
Bora, eldivenlerini taktı. "Ve ben de onun yüzünü paramparça edeceğim."
Timur bana döndü. "Bundan sonra ne olursa olsun, yanında olacağım."
Elini tuttum. "Bu gece kazanacağız."
Ve gece çöktüğünde, harekete geçtik.
Son Savaş
Volkov'un deposuna vardığımızda, içeride çok fazla adam vardı. Ama biz de hazırdık.
Araf, birkaç adamı sessizce etkisiz hale getirdi. Demir Savcı, karanlıkta ilerleyerek içerideki kameraları devre dışı bıraktı.
Bars, patlayıcıları yerleştirirken, Agâh bize zaman kazandırmak için dikkat dağıttı.
Ve Bora... Bora hiçbir şeye aldırış etmeden adamlara yumruklarını geçirerek ilerliyordu.
Ama asıl savaş, Volkov ile Timur arasında olacaktı.
Onu, deponun en arkasındaki büyük ofiste bulduk.
Silahını kaldırdı. "Demek buraya kadar geldiniz."
Timur, gözlerini kıstı. "Bu gece burada bitiyor, Volkov."
Gülümsedi. "Öyle mi?"
Ve savaş başladı.
Son Darbe
Volkov, hızlı ve acımasızdı. Ama Timur da öyleydi.
İkisi, silahları bırakarak birbirlerine saldırdılar. Yumruklar, sert darbeler havada uçuşuyordu.
Volkov bir an Timur'u duvara yasladı. "Sen asla kazanamayacaksın."
Timur gülümsedi. "Ben kazanmıyorum, biz kazanıyoruz."
Tam o anda, ben silahımı kaldırdım ve Volkov'un dizine ateş ettim.
Çığlık attı ve yere düştü.
Timur, nefes nefese bana baktı.
"Bitir onu," dedi Agâh.
Timur, silahını kaldırdı ve Volkov'un başına doğrulttu.
Volkov, acıyla gülümsedi. "Beni öldürmek seni değiştirecek, Timur."
Timur, soğukkanlı bir şekilde tetiği çekti.
Ve Volkov öldü.
Yeni Bir Başlangıç
Rıhtımda, sabaha karşı hepimiz sessizce durduk.
Demir Savcı, "Bu iş bitti," dedi.
Araf, "Ama biz değiştik."
Bars, "Ve artık geri dönüş yok."
Bora, "Ama en azından kazandık."
Timur yanıma geldi. "Ne yapacaksın şimdi?"
Derin bir nefes aldım. "Bilmem. Ama artık korkmuyorum."
Gülümsedi. "Ben de."
Güneş doğarken, biz artık eski insanlar değildik.
Ve yeni hayatımız başlıyordu.
Eve Dönüş - Lara & Timur
Volkov'un ölümünden sonra, her şey bir süre sessiz kaldı. Savaş bitmişti. Ama içimde bir boşluk vardı.
Aylardır kaçıyordum. Korkularımdan, düşmanlarımdan, geçmişimden... Ama en çok da ailemden. Onları korumak için uzak kalmıştım, ama artık geri dönme zamanıydı.
Timur'un eli, yol boyunca sıkıca elimi tutuyordu. Arabada, yanı başımızda Agâh, Bora, Bars, Araf, Demir ve Safir vardı. Hepimiz savaşın izlerini taşıyorduk ama içimizde bir huzur vardı.
Beni evime götürüyorlardı.
Aylardır görmediğim aileme...
Evin Kapısında
Arabalar evin önünde durduğunda, kalbim deli gibi çarpıyordu. ev, hâlâ yerli yerindeydi. Büyük bahçe, yüksek taş duvarlar, verandanın üzerindeki asma çardak... Hiç değişmemişti.
Ama ben değişmiştim.
Kapının önünde bir kalabalık vardı. Annem Almira, babam Alpay, babaannem Melek... Ve en çok görmek istediğim kişi, Lena.
Lena, her zaman bana en yakın olan kişiydi. Kuzenim Agâh'ın eşi ama benim için bir abla, bir sırdaş gibiydi. Yanında oğlu Aslan vardı, kocaman olmuştu. Ve Lena'nın abisi Barlas, o da bana her zaman bir abi gibi olmuştu.
Gözlerim doldu. Nefesim kesildi.
Ve sonra annem bana doğru koştu.
"Lara!"
Kendimi onun kollarına bırakırken, gözyaşlarım durdurulamaz şekilde akmaya başladı.
Annem yüzümü ellerinin arasına aldı. "Seni bir daha göremeyeceğim sandım!"
"Ben de, anne," diye fısıldadım.
Babam, asker duruşunu bozarak yanıma geldi. Sert, disiplinli adam, şimdi gözleri dolmuş bir baba olmuştu. Omuzlarıma baktı, sonra beni kollarına çekti.
"Evine hoş geldin, kızım," dedi, sesi titreyerek.
Babaannem Melek, bastonuna yaslanarak yanıma geldi, ellerini yüzüme koydu. "Ah, benim güzel torunum... Seni hep dualarımla korudum."
Gözyaşlarımı silip onun ellerini öptüm. "Biliyorum, babaanne. O dualar olmasa buraya gelemezdim."
Aileyle Yeniden
Lena yanıma geldiğinde, beni sıkı sıkı sarıldı. "Seni kaybedeceğim diye çok korktum," dedi, sesi boğuk bir şekilde.
"Ben de," dedim, ona daha da sıkıca sarılarak.
Aslan, annesinin yanından çekinerek bana baktı. "Teyze, sen gerçekten kötülerle savaştın mı?"
Gülümsedim. "Evet, ama hep yanımda olan güçlü insanlarla."
Bunu söylediğimde, arkamdaki adamlar sessizce birbirlerine baktılar. Bu savaşta yalnız değildim.
Demir abim, ağır adımlarla babama yaklaştı. Göz göze geldiler. İkisi de birbirlerine saygı duyan adamlar olarak el sıkıştılar.
Araf, babama hafifçe gülümsedi. "Lara'nın hep arkasındaydık, komutanım."
Babam başını salladı. "Biliyorum. Size minnettarım."
Bars, bir adım öne çıktı. "bizim de evimiz"
Annem, gözyaşlarını silerek gülümsedi. "Tabii ki, hepiniz bu ailenin bir parçasısınız."
Bora kollarını açtı. "O zaman büyük bir yemek yapmanın zamanı gelmiş!"
Herkes hafifçe güldü.
Ama gözlerim, hep bir kişiyi arıyordu.
Timur, biraz geride durmuş, sessizce beni izliyordu.
Ona döndüm ve elini tuttum.
Babamın gözleri Timur'a dikildi.
"Sen Timur'sun," dedi sert bir sesle.
Timur dik durdu, gözlerini kaçırmadan babama baktı. "Evet, efendim."
Babam ona yaklaştı, yüzünü inceledi. "Kızımı korudun."
"Elimden geleni yaptım," dedi Timur, sesi ciddi ve netti.
Babam birkaç saniye daha baktı. Sonra elini uzattı.
"Teşekkür ederim."
Timur elini sıktı. "Onun için her şeyi yaparım."
Babam başını salladı ve hafifçe gülümsedi. "Bunu görebiliyorum."
Herkes içeri girerken, ben son kez eve baktım.
Burası benim yuvamdı.
Ve artık hiçbir şey bizi ayıramazdı.
Timur elimi tuttu. "Gerçekten eve döndün."
Gülümsedim. "Evet. Ve artık buradayım."
Güneş batarken, ailem, dostlarım ve sevdiklerimle birlikte sofraya oturdum.
İlk kez gerçekten huzurlu hissettim.
Bu, gerçekten bir son değil, yeni bir başlangıçtı.
DEVAM EDECEK...
