20. bölüm · Lara - gerçek ailem

19 Bölüm

Melisa Mis

Aşk ve Karanlık – Lara & Timur

Günler, haftalara döndü.

Eve dönüş, geçmişin izlerini silmemişti ama içimde bir sıcaklık yaratmıştı. Ailemin yanında olmak, nefes almak beni iyileştiriyordu. Ama en büyük değişim, Timur'laydı.

Savaş bitmişti ama o hâlâ benim yanımdaydı.

Geceleri, rıhtımda yürürken ellerimizi sıkıca tutuyordu. Konuşmadan, sadece dalgaların sesini dinliyorduk. O, hep yanımdaydı. Ama içimde bir korku vardı.

"Gerçekten yeni bir hayata başlayabilir miyiz?"

Bir gece, verandada oturuyorduk. Hava serindi. Timur, derin bir nefes aldı ve bana döndü.

"Bu hayata alışabilecek misin?" diye sordu.

Ona baktım. Yüzü, savaşın izlerini taşıyordu ama gözlerinde bir yumuşaklık vardı.

"Sen yanımda olursan, evet," dedim.

Gülümsedi. Ama sonra gözleri ciddileşti.

"Ben... senin için doğru adam mıyım, Lara?"

Bu soru beni hazırlıksız yakaladı.

Ona doğru döndüm, yüzünü avuçlarımın arasına aldım. "Timur, sen olmasaydın ben çoktan ölmüştüm. Ama mesele bu değil. Sen olmasaydın, ben kim olduğumu bile unutmuştum."

Ellerini yüzümde gezdirdi. "Seninle tanışmadan önce, hayatım sadece hayatta kalmaktan ibaretti. Ama şimdi... ilk kez gerçekten yaşamak istiyorum."

O an, içimde bir şeyler kırıldı.

Daha önce hiç kimse bana böyle bakmamıştı.

Yavaşça bana yaklaştı, nefesi tenime değdi.

"Lara..." diye fısıldadı.

"Ne?" dedim, kalbim hızlanmıştı.

"Sana dokunmaktan korkuyorum."

Nefesim kesildi. "Neden?"

"Çünkü seni kaybetmek istemiyorum."

O an, her şeyi anladım.

Timur’un sevgisi, benden daha büyüktü. Onun için ben sadece bir kadın değildim. Ben, onun en büyük savaşıydım.

Yavaşça, parmaklarımı saçlarının arasına geçirdim. "Beni kaybetmeyeceksin."

Ve sonra dudaklarıma dokundu.

Önce yavaş, sonra derin bir tutku ile.

Beni kendine çekerken, kollarının arasındaki sıcaklık içimi sarıyordu. Yılların acısı, korkusu ve karanlığı o an silinmiş gibiydi.

Geçmişin yaraları vardı ama biz hâlâ buradaydık.

Ve o an, artık hiçbir şeyden korkmuyordum.

Çünkü aşk, bizi her şeyden güçlü kılmıştı.

Aşkın ve Sonsuzluğun Kıyısında – Lara & Timur

Geceler artık savaşın, kaçışın ya da ölüm korkusunun değil, fısıltılarla doluydu.

Timur’un dokunuşu, bir zamanlar kan ve acıyla sertleşmiş elleri, artık bana huzur veriyordu. Ellerini saçlarımın arasına geçirirken, gözleri her seferinde içimi okur gibi derinleşiyordu.

Bu bir başlangıç mıydı, yoksa çok geç kalmış bir teslimiyet mi?

Bilmiyordum. Tek bildiğim şey, onun yanındayken güvende hissettiğimdi.

Bir akşam, deniz kenarında otururken sessizlik içinde elimi tuttu. Parmakları, bileğimdeki eski yaraların üzerinden geçti.

"Lara..." diye fısıldadı.

Başımı ona çevirdiğimde gözlerindeki o bakışı gördüm. Ciddiyet, kararlılık ve biraz da korku.

"Ne oldu?" diye sordum.

"Bu hayatı gerçekten istiyor musun?"

Kaşlarımı çattım. "Ne demek istiyorsun?"

Timur gözlerini denize dikti. "Biz savaşarak tanıştık, Lara. Hayatta kalmak için öldürdük, kaçtık, saklandık. Ama şimdi… şimdi başka bir şeyin içindeyiz. Ve ben, senin gerçekten mutlu olup olmayacağını bilmiyorum."

Ellerimi onunkilerin arasına aldım. "Timur, ben ilk kez gerçekten mutluyum."

Bana döndü, gözlerinde bir parça şüphe vardı.

"Ya bir gün sıkılırsan? Ya bu hayat, sana yetmezse?"

Gülümsedim. "Sen yanımda olursan, hiçbir şey eksik olmaz."

Derin bir nefes aldı. Sonra cebinden küçük bir kutu çıkardı.

Kalbim duracak gibi oldu.

"Lara…" dedi, sesi yumuşaktı ama içinde her zaman taşıdığı kararlılık vardı.

Kutuyu açtı. İçinde, sade ama anlamı ağır bir yüzük vardı.

"Savaşlarda hayatta kaldık, ölümden döndük. Ama ben artık bir hayat istiyorum. Seninle."

Gözlerim doldu.

"Benimle evlenir misin?"

Söyleyecek kelime bulamadım. Gözlerimden yaşlar süzülürken başımı hızla salladım.

"Evet, Timur. Evet."

Yüzüğü parmağıma takarken, hayatımın en doğru kararını verdiğimi hissettim.

Bu, sonsuza kadar sürecek bir başlangıçtı.

Ve biz, artık sadece hayatta kalmıyorduk.

Biz, gerçekten yaşıyorduk.

Sonsuzluğa İlk Adım – Lara & Timur’un Nişanı

Zaman nasıl bu kadar çabuk geçmişti?

Timur’un bana evlenme teklif etmesinin üzerinden tam dört ay geçmişti. Dört ay boyunca, savaşın ve kaosun ardından hayatın nasıl bir şey olduğunu öğrenmeye çalışmıştım.

Ama o gün… O gece… İlk kez her şey gerçek hissettirmişti.

Bugün, Timur ve ben sonsuzluğa adım atıyorduk.

Bugün, nişanımızdı.

Hazırlıklar – Bekleyişin Tatlı Heyecanı

Lena, saçlarımı özenle tararken gülümsedi. "Seni böyle mutlu görmeyi o kadar özledim ki, Lara."

Elini tuttum. "Ben de. Ama hala gerçek gibi gelmiyor."

Lena, aynadaki yansımama baktı. "Çünkü ilk kez bir şeyleri düşünmeden yaşıyorsun."

Aslan, odanın kapısından başını uzattı. "Teyze, Timur amca çok heyecanlı!"

Gülümsedim. Timur’un gerçekten heyecanlanabileceğini düşünmezdim. Ama bu gece, belki de benim kadar gergindi.

Safir kapıya yaslanmış bizi izliyordu. "Hazır mısın?" diye sordu.

Derin bir nefes aldım. "Hiç olmadığım kadar."

Aile ve Dostlarla Birlikte

Bahçede uzun masalar kurulmuştu. Beyaz ışıklar ağaçların dallarına asılmış, rüzgar hafifçe fenerleri sallıyordu. Babaannem Melek, misafirlere tatlı dağıtırken gözlerinde mutluluk vardı. Annem Almira, babam Alpay ile birlikte gelenleri karşılıyordu.

Agâh ve Lena, yan yana duruyorlardı. Lena bana göz kırptı, Agâh ise her zamanki gibi ciddi duruyordu ama gözlerinin içi gülüyordu.

Bars ve Araf, Bora’yla birlikte bir köşede duruyor, aralarında sessizce şakalaşıyorlardı.

Ve sonra… Timur’u gördüm.

Siyah takım elbisesinin içinde, her zamanki güçlü duruşuyla, ama gözlerinde bambaşka bir ışıkla bana bakıyordu.

Gözlerim kilitlendi.

Bu adam, benim kaderimdi.

Bu adam, benim hayatımdı.

Yüzüklerin Takılması

Ailelerimiz masanın etrafında toplanmıştı. Yüzükler, babaannemin ellerindeydi. Yüzleri mutlulukla doluydu.

Babam, ciddiyetini bozmadan Timur’a baktı.

"Kızıma gözün gibi bakacağına söz veriyor musun, Timur?"

Timur, gözünü bile kırpmadan cevap verdi.

"Ona hayatımı adıyorum."

Babaannem Melek, yüzükleri elimize bıraktı. "Bu yüzükler, sadece birer takı değil. Bu, iki insanın kalplerinin birleştiğinin sembolü."

Timur, yüzüğü eline aldı ve parmağıma takarken gözlerimin içine baktı.

"Benimle sonsuza kadar yürür müsün, Lara?"

Gözlerim doldu.

"Evet."

Elim titreyerek onun yüzüğünü taktım.

Ve herkes alkışlarken, biz sadece birbirimize bakıyorduk.

Bugün, hayatımızın ilk adımıydı.

Ve biz, sonsuzluğa yürüyorduk.

DEVAM EDECEK...