12. bölüm · Lara - gerçek ailem

11 Bölüm

Melisa Mis

Fırtına Öncesi Sessizlik

Timur'un özgürlüğüne kavuştuğu an, benim için zafer gibi görünüyordu ama içimde huzur yerine tuhaf bir gerginlik vardı. Mahkeme salonundan çıkarken, gazeteciler etrafımızı sardı. Sorular, flaşlar, çığlıklar… Ama Timur, hiçbirine cevap vermedi. Sadece derin bir nefes alıp gözlerini bana dikti.

"Buradan gitmemiz lazım."

Başımı salladım. Demir ve Bora yolu açarken, hızla binaya çıkan merdivenleri indik. Dışarı çıktığımızda, hava kapalıydı. Rize’nin rüzgarı sertleşmiş, yağmurun habercisi olan soğuk bir esinti sokakları dolaşıyordu.

Fırtına yaklaşıyordu.

Arabaya bindiğimizde, Timur yanımda oturuyordu. Demir sürücü koltuğuna geçti, Bora ise ön tarafa oturdu. Araba hareket ettiğinde, Timur camdan dışarı baktı. Onun için dört duvar arasında geçen yılların ardından, sokakları tekrar görmek nasıl bir histi bilmiyordum ama yüzündeki ifadeden bir şeyler kopmuş gibi duruyordu.

"Ne hissediyorsun?" diye sordum.

Birkaç saniye cevap vermedi, sonra başını bana çevirdi. Gözlerindeki karanlık neredeyse elle tutulur gibiydi.

"Özgürlük güzel bir şey ama bunun bir bedeli var, Lara."

Boğazım düğümlendi. Evet, bedeli vardı. Karayel’in isminin lekelendiğini herkes biliyordu ama bu onu durdurmazdı. Bunu Timur da biliyordu, ben de.

"Ne yapacaksın?" diye sordum.

Timur hafifçe gülümsedi ama bu gülümseme, içinde kasırgalar saklayan bir adamın gülümsemesiydi. "Benim için hesap vakti geldi."

---

Karayel’in Hamlesi

Timur’un serbest kalmasının ertesi günü, şehirde büyük bir patlama oldu. Eski bir depo, gece yarısı havaya uçurulmuştu. O depo, yıllardır Karayel’in gizli işler yürüttüğü bir yerdi. Polis, yangını söndürmeye çalışırken, içeriden çıkan cesetlerden bazıları onun adamlarına aitti.

Bu, bir mesajdı.

Ama asıl mesaj, ertesi sabah geldi.

Eve döndüğümde, kapının önünde bir zarf buldum. İçinde sadece bir cümle yazılıydı:

“Dokunursan, yakarım.”

Bunu görünce içimde buz gibi bir korku yayıldı. Çünkü kimin gönderdiğini biliyordum. Karayel, bana doğrudan mesaj yollamıştı.

Elimde kağıdı sıkarken, arkamdan bir gölge belirdi. Timur’du. Notu elimden aldı, gözleri hızla satırları taradı. Sonra kağıdı buruşturup cebine attı.

"Seni tehdit ediyor."

Başımı salladım. "Ve bu sadece başlangıç."

Timur, bir adım yaklaşıp gözlerimin içine baktı. “Lara, artık geri dönemezsin. Bunu biliyorsun, değil mi?”

Gözlerimi kısmadan ona baktım. “Dönmeyi hiç düşünmedim.”

O an, ikimiz de fark ettik. Bu artık bir hukuk savaşı değildi. Bu, hayatta kalma savaşıydı.

Ve biz, ya kazanacaktık…

Ya da tamamen kaybolacaktık.

---

Sessiz Toplantı

O gece, herkes gizli bir toplantı için bir araya geldi. Demir, Bora, Bars, Araf, Safir, ve tabii ki Timur… Hepimiz eski bir hangarda toplandık. Masanın ortasında Karayel’in bağlantılarını gösteren bir harita duruyordu.

Timur, kağıdı eline aldı ve masaya bıraktı. "Bizi yok etmek istiyor. Ama önce biz onu yok edeceğiz."

Demir kollarını kavuşturdu. "Ne öneriyorsun?"

Timur gözlerini masadaki herkese tek tek gezdirdi. "Onu yalnız bırakacağız."

Bora kaşlarını kaldırdı. "Ne demek yalnız bırakacağız?"

Timur, Karayel’in adamlarını işaret etti. "Ona sadık olan kimseyi bırakmayacağız. Tek başına kaldığında, o imparatorluğu kendi çökecek."

Herkes sustu. Çünkü hepimiz bunun anlamını biliyorduk. Bu, büyük bir savaştı.

Timur bana döndü. "Hazır mısın, Lara?"

Başımı dik tuttum. "Ben zaten çoktan başladım, Timur."

Gülümsedi. "O zaman, Karayel için son perdeyi açalım."

---

Kapanan Perdeler – Lara & Timur

O gece, karar verilmişti. Karayel yalnız bırakılacaktı. Ama bu, onun tek başına çöküşünü izlemek anlamına gelmiyordu. Onun bağlantılarını, parasını, adamlarını teker teker koparmamız gerekiyordu.

Timur, masanın başında dik duruyordu. Gözleri kararlı, bakışları sertti. "İlk hamle bizden gelecek."

Demir kollarını kavuşturdu. "Ne yapmayı düşünüyorsun?"

Timur’un gözleri bana döndü. "Önce onun kirli paralarını kimin akladığını bulacağız. Senin hukuk bağlantılarına ihtiyacım var, Lara."

İçimdeki adrenalin yükseldi. "Eğer Karayel’in parasını kesersek, nefes almasını zorlaştırırız."

Bars hafifçe güldü. "Ve parası biten herkes, eninde sonunda hata yapar."

Timur başını salladı. "Aynen öyle."

Herkes ne yapması gerektiğini biliyordu. Plan devreye girmişti. Ama içimde hâlâ bir huzursuzluk vardı. Karayel gibi adamlar köşeye sıkıştığında daha da tehlikeli olurlardı.

Ve bu savaşın henüz son perdesi açılmamıştı.

---

İlk Hamle

Ertesi gün, hukuk büromdaydım. Önümde Rize’deki tüm büyük finans şirketlerinin kayıtları vardı. Karayel’in parasını kimlerin akladığını bulmam gerekiyordu. Telefonuma gelen şifreli bir mesajı açtım. Timur’dan geliyordu.

"Saat 23:00. Limanda buluşalım."

Nedenini sormadım. Çünkü biliyordum.

Saat tam 23:00’te limana vardığımda, uzakta Timur’un silueti göründü. Deniz karanlıktı, rüzgâr soğuktu ama içimdeki ateş sönmemişti.

"Bulduk mu?" diye sordu.

Başımı salladım. "Evet. Karayel’in parası üç farklı finans şirketi üzerinden aklanıyor. Ama en büyük bağlantı, İçkal Holding."

Timur hafifçe gülümsedi. "Demek en büyük darbeyi oradan vuracağız."

Derin bir nefes aldım. "Bunu yaparsak, savaş resmen başlamış olacak."

Timur bana yaklaştı, gözleri gözlerime kilitlendi. "Bu savaş zaten başladı, Lara. Sen ve ben, bu işin içindeyiz."

Yutkundum. Evet, geri dönüş yoktu.

"O zaman başlayalım." dedim fısıltıyla.

---

Karayel’in İlk Tepkisi

İçkal Holding’e yapılan ani bir denetim, tüm finansal akışı çökertti. Karayel’in paraları dondurulmuş, kirli işler bir bir ortaya çıkmaya başlamıştı.

Ama Karayel’in sessiz kalacağını düşünmek saflık olurdu.

O gece ofisime dönerken, yolun ortasında siyah bir araba durdu.

İçim buz kesti.

Telefonuma bir mesaj geldi.

"Oyun oynuyorsun, Lara. Ama bu oyunun sonu iyi bitmeyecek."

Bunu gördüğüm anda, arabadan inen adamları fark ettim.

Ama ben de boş değildim.

Arkamdan hızla başka bir araba yaklaştı. Farlar üzerime döndü. Bir kapı açıldı.

Timur’un sesi yankılandı.

"Arabaya bin, Lara!"

Koşarak Timur’un arabasına atladım. O an silah sesleri yankılandı. Ama Timur hiç paniklemedi. Araba hızla hareket etti ve gecenin içinde kaybolduk.

O an anladım.

Bu savaş, artık ölüm kalım meselesiydi.

Ve biz, bu işten ya galip çıkacaktık…

Ya da hiç çıkamayacaktık.

____

Karanlık Yol – Lara & Timur

Araba karanlık sokaklardan hızla geçerken, kalbim deli gibi atıyordu. Arkamızda yankılanan silah sesleri hâlâ kulaklarımdaydı. Ellerimi sıkıca koltuğa bastırmıştım.

"Bu adamlar Karayel’in mi?" diye sordum, nefesim düzensizdi.

Timur, gözlerini yoldan ayırmadan sert bir şekilde direksiyonu kırdı. "Başka kim olabilir? Onun paralarını dondurduktan sonra bir hamle yapacağını biliyordum ama bu kadar çabuk beklemiyordum."

Elimi saçlarımdan geçirdim, içimdeki adrenalin hâlâ yüksekti. "Bizi öldürmeye mi çalışıyor?"

Timur, çenesini sıktı. "Hayır. Henüz değil. Önce korkutmak istiyor. Ama bu sadece başlangıç, Lara."

Derin bir nefes aldım. Gözlerimi camdan dışarı çevirdiğimde, sahile yakın eski bir depoya doğru ilerlediğimizi fark ettim.

"Nereye gidiyoruz?"

Timur kısa bir bakış attı. "Bize biraz zaman kazandıracak bir yere."

---

Gizli Sığınak

Eski, terkedilmiş gibi görünen bir depoya girdik. İçeriye adım attığımda, buranın aslında iyi korunmuş bir yer olduğunu fark ettim. İçeride birkaç adam oturuyordu, hepsi silahlıydı.

Timur’a başlarını salladılar ama tek kelime etmediler.

"Burası nedir?" diye sordum.

Timur, ceketini çıkarıp masaya bıraktı. "Burası benim yeraltındaki güvenli bölgelerimden biri. Karayel’in burayı bildiğini sanmıyorum. En azından şimdilik."

İçimde bir ürperti vardı. "Beni buraya neden getirdin, Timur?"

Adamın gözleri ciddiyetle gözlerime kilitlendi. "Çünkü şu an dışarıda olman güvenli değil, Lara. Karayel’in adamları seni izliyor olabilir. Sen benimle olmalısın."

Sözleri içimde garip bir duygu uyandırdı. Korunduğumu hissetmek… alışkın olduğum bir şey değildi. Ama bir yandan da bağımsızlığımı kaybetmekten korkuyordum.

"Ben korunmaya alışkın değilim, Timur."

Timur hafifçe gülümsedi. "Biliyorum. Ama bu, şu an önemli değil. Sen benim yanımda kalacaksın, çünkü eğer sana bir şey olursa… bunu kaldıramam."

Sözleri havada asılı kaldı. Kalbim biraz daha hızlandı.

---

İlk Yakınlaşma

Ortam sessizleşti. Sadece duvarlardaki hafif tıkırtılar duyuluyordu.

Timur bir adım bana yaklaştı, gözleri gözlerime kilitlenmişti.

"Sen bu savaşa girdiğinde ne olacağını biliyordun, değil mi Lara?"

Başımı salladım. "Evet."

"Peki, pişman mısın?"

Saniyeler süren bir sessizlik oldu. İçimde bir şeyler yanıyordu.

"Hayır."

Timur, başını eğdi. Yüzüme daha da yaklaştı. İçimdeki çırpınışı, karnımdaki o garip duyguyu bastırmaya çalışıyordum.

"İlk defa birine gerçekten güveniyorum," diye fısıldadı.

Gözlerim dudaklarına kaydı. O an, kelimeler anlamsızdı. İçimdeki savaş, aklım ve kalbim arasındaki çekişme, her şey bir anda sustu.

Ve sonra…

Aramızdaki mesafe kapandı.

Dudakları, sıcak ve kararlı bir dokunuşla benimkileri buldu.

Her şey unutuldu. Savaş, Karayel, tehditler…

Sadece ikimiz vardık.

Ve bu, geri dönüşü olmayan bir andı.