Küllerden Pençe kitap kapağı

11. bölüm / 17

ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?

-Derya...
Gözlerimi kapamış bu oyunun sonunu beklerken çıkagelmişti Aras. Onu ve yanındaki halkı görmemle ilk defa bu kadar gülümseyebilmiştim.
-Noluyo lan burda!, diyen babamı aldırmadan onu izliyordum. Heybetiyle büyük kalabalığın içine girmiş etrafa sıka sıka yaklaşıyordu bana.
Babamın ellerimi çözmesiyle kıpırdanmaya başlamıştım.
-Seni bırakacağımı mı zannettin tatlım, demesiyle kaçmak için daha çok hırpaladım kendimi ama adamların yine iki kolumu tutmasıyla kaçmamı engelliyorlardı. Aras bize yetişmeye çalışsa da o da tıkanmıştı bir yerde. Onu görmeyi bırak sesini bile duyamıyordum. Çıkışa doğru yaklaşırken aniden Arasın babasıgilin de haberimizi alıp gelmesiyle büyük bir şoka girmiştim. Ortalık elli altı atarken silahların bize doğrulmasıyla gözlerimi kapatmam bir olmuştu.
-Durun artık! diye bağıran Tarık abinin öne atılmasını hiç beklemiyordum. Muhtemelen aradan çıkarken bıçak darbesi yemişti ki kolu kanıyordu ve nefes nefese kalmıştı. Ama onun sesi bir yaprağı bile durdurmaya yetmişti. Herkes olduğu konumda Tarık abiyi izliyor hareket dahi etmiyordu. Oluşan sessizlik sadece hızlı alınıp verilen nefes sesleriyle doluydu o kadar. İki tarafında tam ortasındaydı Tarık abi.
-Artık durun iki tarafta artık durmalı. Görmüyor musunuz? Gittikçe daha da kötü bir hal alıyor. Siz, diyerek babamı gösteriyordu
-Allah bağışlasın çok akıllı bir kızınız var. Ne yaptığını bilen her seferinde başına gelen işleri halleden etrafına neşe saçabilen bir kız. Çok şanslısınız ama siz bunu görmeyip sanki kölenizmiş gibi eğitimden bahsediyorsunuz. Kızınız büyüdü. Sizden kaçmayı öğrenecek kadar büyüdü, dediğinde babamın nefes alışverişleri sakinlemiş kırışmış alnıyla dikkatlice Tarık abiye bakıyordu. Tarık abi bu sefer Arasın babasına dönmüştü.
-Ya siz. Maşallah kardeşini düşünen ailesini düşünen pırlanta gibi bir oğlunuz var, dediğinde arasın babası başta bi gülmüştü.
-Ama oğlunuzu baskılamaktan çocuk kendini unutmuş. Allahtan Derya kızım var da beraber birbirlerine destek oluyorlar. Zaten Nergisinde kendini toparlayıp destek çıkması abisine yani bir insan niye kendi otoritesi için geçtim yabancıyı kendi çocuğunu ya çocuğunu nası sürekli üzerine biner.
Arasın babasının yüzü Tarık abi konuştukça düşmüştü.
-Şimdi sizden tek istedikleri sizin onları bırakıp kendilerine güzel bir hayat oluşturmak bu size çok mu batıyor. Yazık günah değil mi o kadar çektirmişsiniz zaten bi salın, dediğinde sanki herkes kendine gelir gibi olmuştu fakat hala kimse konuşmuyor sadece keskin sessizliğin bir parçası oluyordu.
-İkinizde ne iyi bi yöneticisiniz ne de iyi bir babasınız o yüzden bırakın da gidelim.
Bu haykırışlar hepimizin sesi olmuştu. Ben etrafıma bakarken hala kimseden bir hareket yoktu bende bunu fırsat bilip görevlilerin elinden kurtulup Tarık abiye doğru koşmuştum. Onun bana gülen yüzünü görüp kollarını açmasıyla daha hızlı koşmuştum. Ancak bir şey benden daha hızlı olmuş bu sessizliğe son vermişti. Bir silah sesi ve saniyeler içinde durup arkamı dönmemle babamda kan görmeyi hiç beklemiyordum.
-BABA!, çığlığımla ona doğru koşarken babam yere yığılmış ben ise ayağım yere takılıp düşmüştüm. Uzaktan onun kalbini tutarak yerde kıvranmasını seyrederken bir silah sesiyle kulaklarımı ve gözlerimi tıkayıp olduğum yerde tesbih böceği gibi yatmış geriye kalan hiç bir sesi duymuyordum. Aniden yanıma uzun bir araba yaklaşmasıyla birinin beni çekmesiyle ne olduğunu anlamadan arabanın içindeydim.
-Derya abla iyi misin?, Osman'ın tanıdık sesiyle gözlerimi açtım. En arkada Osmanlaydık diğerleri yoktu.
-Noldu? Asıl sen iyi misin?, hemen ayaklanıp Osman'ın kollarına sırtına bacağı ayağı her yerine baktım.
-Oh şükür, diyip göğsüme bastırıp yanacıklarına öpücük yağmuruna tutunca o da kıkırdadı.
-Derya abla ben iyiyim merak etme. Sen nasılsın?
-İyiyim canım iyiyim de diğerleri nerde?
-Nergis abla araba kullanıyor Aras abi de babamla arkadan motorla geliyor.
-Oh iyi madem ben şu Nergise bakayım bir sen otur benim şekerim, diyip yanaklarını iyice sıkmıştım o ise sadece gülüyordu şapşik.
Öne ilerleyip arabaya iyice baktığımda baya şatafatlı bir şeydi. Fırsattan istifade çalıp kaçmadılarsa ben de Derya değildim. Deliler...
Öne geldiğimde Nergisin sesi çoğalmaya başlamıştı.
-Aha seni de geçtim huhuuu işte bu. Heh al sana da hucüm. Hıh.
-Nergis.
-A Derya hoş geldin baksana araba fena değil mii?, diyerek hayranlıkla sürüyordu.
-Sen nerden biliyosun araba kullanmayı diyeceğim ama sormak hata olur. Maşallah abi kardeş her iş geliyo elinizden, dediğimde gülüşüyorduk.
-Kız iyisin di mi olmadı bir yerine bir şey?
-Yok yok asıl sana bir şey oldu mu düştüğünü gördüm ama araba çalmam gerekti kusura bakma, dediğinde gülmekle beraber onu da kocaman öpmüştüm.
-Kız dur kaza yapacağım hee manyak, diyip o da gülüyordu.
-A bak abim arkada, dediğinde aynaya doğru bakmıştım. Tarık abiyle arkamızdaydılar ama aniden gaza basmasıyla önümüze geçmişlerdi.
-Bak sen çakala. Ah şu koca oğlan olmayacaktı altımda tozunu yuttururdum sahalarında neyse... diyip en hızlı şekilde gidiyordu zaten. Arkamdan Osman da çıkıp gelmişti.
-A babam
Önlü arkalı bir süre giderek Aras'ı takip ettik. Ormanlık bir yere girdiğimizde yavaşlamaya başlamıştık. Durduğumuzda kapıyı açmış koşarak Aras'a koşmuştum. O da bunu bekler gibi kollarını kocaman açmıştı. Boynuna atladığımda o kafasını boynuma gömerken ben kokusunu çekmekle meşguldüm. Ellerimi saçlarının arasında gezdirirken kolu yeni aklıma gelmişti. Geri çekilmeye çalıştığımda bırakmamıştı.
-Aras kolun.
-Dur be yavrum. Az daha hasret gidereyim bırakacağım.
-Ohoo abi aşk olsun valla hemen pabucumuz dama atıldı, diyen Nergisle ayrılmıştı sonunda benden.
-Gel buraya eşek sıpası.
Birazda onlar sarılmıştı. Tarık abi de oğluna sarılırken iyi olup olmadığını sorduğumda iyiyim der gibi kafa sallasa da kolundaki bıçak yarası geçmemişti.
-Kızım arabanın bagajına bak bir ilk yardım çantası olması lazım. Aras'ın kolunda kurşun var çıkarılması lazım hadi kap gel çantayı, demesiyle kafamı sallayıp arabaya gitmiş çantayı alıp yanlarına gelmiştim.
-Derya sen Tarık abiye dikiş atıver ben de şu kurşunu çıkarayım, dediğinde onaylayıp Tarık abini soluna geçmiştim. Tam tendürdiyot yapıcaktım ki bileğimden tutmuştu.
-Geçer kızım geçer siz Aras'a yapın.
-Ay olur mu Tarık abi o camışa tendürdiyot yetmez. Bakma sen ona diyip başlamıştım. Arasın ters bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Nergis ise Osmanla kıkır kıkır gülüyordu.
-Teşekkürler çocuklar valla siz olmasanız ne halk ne biz kurtulurduk.
Babamı düşünüyordum. Vurulmuştu. Ağlamamıştım. Ağlamaya hakkım yoktu zaten. Ondan kaçmaya çalışırken vurulmasına üzülebilir miydim ki? O beni bir kere düşünmemişti bir de ben ağlayacak mıydım onun için? Ama babamdı. Yoktu artık olmayacaktı. Olmasını istiyor muydum ki?
-Abi asıl sen ne yaptın öyle yaa. Valla helal olsun. Belki ölmeseler senden ders bile alırlardı.
-Ölmeseler?
-Babam öldü, diyen Nergisle nefesim durmuştu sanki.
-Nası?
-Abim vurdu.
Derin bir sesszilik. Yaşananların ağırlığı beynime vurmuştu sanki. Kafam öyle ağrıyordu ki. Bir süre sessiz kalmıştık. İşimiz bittikten sonra da hepimiz bir yere oturmuş bir şeyler düşünüyorduk. Kafamı kaldırdığımda en üzüldüğüm Osmanın böyle anlara şahit olmasıydı. Daha çocuktu haketmiyordu bu hayatı. Ona daha iyisi yakışırdı. Ya da Nergis genç kızdı. Daha yeni bunları anlatırken babasının ölümü. Aniden ağlayıp öbür tarafa giden Nergisi görünce Arasla göz göze gelmiştik. Çok şey kaybetmiştik. Belki de ayrı olsak bunlar başımıza gelmezdi. Bunun ağırlığıyla önüme döndüm. Düşünebilmek için bile bir zamanımız yoktu anca olanları idrak edebiliyorduk. Aras Nergisin yanına gittiğinde Nergis arkasını dönmüştü ona.
-Aras gel evladım, ağlasın, döksün içini, diyen Tarık abiyi dinleyip geri yerine oturmuştu Aras.
Benim babamı onun babası onun babasını ise kendi öldürmüştü. Belki pişmandı belki o da bilmiyordu ne yaptığını ama olan olmuş geriye enkaz bırakmıştık.
-Halk nası?
-Valla kızım ben genel olarak köyle konuşmuştum zaten ne olursa olsun bizimleydiler ama şu ölümlerden sonra köy de evlerini terk etmemeye karar verdiler. Kendi kendilerine ilerletcekler. Kurulu bir düzenleri de var sonuçta.
Konuşacaktı ki sonra vaz geçmiş gibi susmuştu.
-Sonra?, dediğimde yüzüme bakmamıştı.
-Sizin başa geçmenizi de istediler aslında hatta bu kalkınmayı başlatan ilk siz olduğunuz için sizin devam ettirmenizi istediler.
Bununla beraber Aras Nergise bakmıştı. Nergis hala ağlıyor hıçkırıklarıyla boğuşuyordu. O kadar yakıp yıktık şimdi de başa geçmek ha?
Nergis sonunda derin nefesler alıp yanımıza geri dönmüştü.
-Daha iyi misin kızım?
-Sağol Tarık abi, diyip sessizliğe bürünmüştü ortalık. Osman'ın sorusuna kadar...
-Şimdi ne yapacağız?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

48okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…