Bölümler 17Şu an: GAZ LAMBASI
- 1 GERÇEKLER622 kelime
- 2 GAZ LAMBASI669 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 YÜZLEŞME750 kelime
- 4 NE ÖLÜNE NE DİRİNE729 kelime
- 5 SENİ HEP SEVDİM619 kelime
- 6 UÇUŞ BAŞLIYOR737 kelime
- 7 ÖPMEYE RAMAK KALA1.034 kelime
- 8 ASLA BIRAKMAM SENİ998 kelime
- 9 BIRAKIN BENİ666 kelime
- 10 ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?1.212 kelime
- 11 ARTIK BİZ VARIZ!1.262 kelime
- 12 KADİFE TATLIM1.128 kelime
- 13 GÜVENDEYİZ1.200 kelime
- 14 MUTLUYUZ VE BERABERİZ1.151 kelime
- 15 DİKKAT EDİN1.172 kelime
- 16 SENİNLE EVLENEBİLİR MİYİM?1.272 kelime
- 17 YARIN EVLENMEK İSTİYORUM1.004 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aşağıya atladığımda konağa tekrar bakmış arkamı dönerek koşmaya başlamıştım. Üzerimde üstüme yapışan tişörtle rahat bir şort giymiştim. Deri çeketimi de atarak siyahlara bürünmüştüm. Merkeze indikçe evler küçülüyor renkler gecenin karanlığı azalıyordu sanki. Köyde ışık bile yoktu önümü görememeye başladığımda tamamen duygularıma göre gitmeye karar verdim ama önümde duran kovaya çarpıp düşmemle uyandırmıştım bir evi. Anca onun ışığı ile anlamıştım kovaya çarptığımı. Işıkları yanan evden sopa ile çıkan adamı görünce ellerimi kaldırmıştım sadece. Korkutmak istememiştim ki zaten beni tanıdığında indirmişti elindeki sopayı diğer elindeki gaz lambasını da yere bırakıp kaldırmıştı beni yerden.
-Efendim kusura bakmayın, diyerek başını öne eğmişti.
-Yok yok ben Derya. Önümü göremedim kusura bakmayın kovanıza çarptım sanırsam.
-Estağfurullah efendim. Buyrun gaz lambamı vereyim.
-Öncelikle bana efendim deme. Ben Derya.
-Ama siz Şahin kralımızın kızısınız. Efendim bile az kalır.
-Üfff sıkıcı. Düz Derya işte kasmayalım bu kadar. Senin adın ne?
-Taner Derya hanım, dediğinde daha sert bakmıştım karanlıkta zar zor belli olan yüzümle.
-Derya. Ne istersin?
-Ben burada Osman diye bir çocuğa bakmıştım.
Adam şaşkınlığını gizleyememişti.
-Şey benim oğlum ama neden sormuştunuz?
-Aa ciddi misiniz çok iyi denk geldi. Baksanıza şu kaderin işine, dediğimde hafif kıkırdamıştım.
Elimdeki çantayı eline tutuşturuvermiştim. Ardından olanları anlattığım da bana her şeyi detaylıca anlatmış köylünün durumlarından bahsetmişti. Durumun düşündüğümden de vahim olduğunu öğrendiğimde mahvolmuştum.
Evet hayat zordu ama bu hayatı onlara daha da zorlaştıran ailem olduğunu bilmek beni biraz daha yaralamıştı.
Biraz daha konuştuktan sonra onu daha fazla tutmamak için iyi uykular dileyip ayrılmıştım oradan. Bana gitmeden önce el fenerini vermesine de ayrı burkmuştu yüreğimi. Dolu gözlerimle teşekkür ederek aşağıya doğru devam etmiştim. Tiksinmiştim ailemden. Yıllardır yanlarında yaşadığım kişilerden midem bulanmıştı.
O kadar çok yürümüştüm ki düşünmekten nereye geldiğimi bilmiyordum. Ta ki bilincimi kaybedene dek bu kadar kaybolduğumu hissetmemiştim.
Gözlerimi açtığımda kafamda büyük bir sancı ile uyandım resmen beynim zonkluyordu. Etraf bulanıklıktan arınıp netleşmeye başladığında demir parmaklıkların arkasında elimin de parmaklara kelepçelendiğini fark etmem uzun sürmedi. Serbest elimle belimi kontrol ettiğimde silahım yoktu ama ayakkabımdaki bıçağm yerindeydi. Gerizekalılar bulamamışlardı. Burası samanlıkla doldurulmuş mahzendi resmen. Ama kimin mahzeni çıkaramıyordum.
Ta ki karşımda dikilen danayı görene kadar. Aras...
-Bak bak bak demek kralın tatlı mu tatlı kızı kapana kısılmış. Nasıl oldu bu iş yahu?
-Kapar mısın çeneni?
-A a neden Deryacım kafan mı ağrıyor?, dediğinde kendimde kestane gözlerine bakma cesareti bulmuştum. Aynı bakıyordu gözleri sanki hala her an beni sevebilecekmiş gibi. Halbuki aynı gözler ihanet etmişti bana. Gözlerini ilk o çekmişti.
Elini cebine atarak hap tarzı bişi çıkarmıştı. Uzattığında almayı bırak onun olduğu tarafa arkamı dönmüştüm.
-Ağrı kesici. Kafan çatlıyor olmalı, dediğinde yüzümü dönmüştüm.
-Şifamın senden geleceğini bilsem yine güvenmem sana, dediğimde demir parmaklıkların kilidini açmıştı sinirle. Tam kendimi savunacakken önümde eğilip bağcıklarımdan birini bağlamıştı. Ardından aniden ayakkabımdaki silahı alınca içimden binlerce kez hakaret etmiştim. Bıçağı elinde havada tutup yüzüme yaklaşmıştı. Çok yakındık ama öfke kusuyorduk.
-Güvenmemeye devam et o zaman Kralın kızı, diyip gitmişti. Nefesimi turtuğumu nefesimi düzeltmeye çalıştığımda fark etmiştim.
Bıçağımı da almıştı şerefsiz. Ah Derya ah... Buluyosun böylelerini ha.
~Aras~
Yukarı bizimkilerin yanına çıktığımda planımız çoktan hazırdı. Kral ya araziyi bize verecekti ya da kızının ölüm haberini bekleyecekti. Yıllar önceki gibi...
-Ee kız nasıl?
-Uyanmış kralım. Üstü de güvenli, diyip su içmek için sürahinin yanına gitmiştim. Bir yandan da bizimkileri dinliyordum.
-Bu sefer bunu babası da kabul etmicek gibi, dediğinde babama dönmüştüm.
-Nasıl yani?
-Valla ne yalan söyleyeyim isteksiz gördüm, hafif bir kahkaha patlamıştı.
-Sen git yıllar önce babanı kurtar ama baban seni kurtarmasın vallahi üzüldüm kıza, diyerek bana dönmüştü.
-O kıza acıdığın an bizimle işin biter Aras bunu da tut bir aklında tut. Sonuçta tek dalın biziz, dediklerinde yumru oturmuştu boğazıma.
Evet aramızda çok şey yaşandı ve sanki hala daha içimizdeki o fırtına kasıp kavuruyordu etrafı. Onu o kadar iyi tanıyordum belki bir bıçak belinden bile çıkarabilirdi. Ama ona kendini savunması için var olması yeterdi. Çünkü beraber eğitmiştik birbirimizi. Herkesi yerdik birbirimizi yedirtmezdik şimdi ise tam tersiydi.
Garip hissetmiştim kendimi anlık da olsa. Yine de ne olursa olsun tamam demek zorunda kalmıştım. Aileme olan zaafım getirmişti beni bu hale. Ne olursa olsun ne kadar sevdalı olursam olayım uğratmayacaktım hayal kırıklığına ailemi.
Bölüm etkileşimi
