1. bölüm / 17
Küllerden PençeGERÇEKLER
Bölümler 17Şu an: GERÇEKLER
- 1 GERÇEKLER622 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 GAZ LAMBASI669 kelime
- 3 YÜZLEŞME750 kelime
- 4 NE ÖLÜNE NE DİRİNE729 kelime
- 5 SENİ HEP SEVDİM619 kelime
- 6 UÇUŞ BAŞLIYOR737 kelime
- 7 ÖPMEYE RAMAK KALA1.034 kelime
- 8 ASLA BIRAKMAM SENİ998 kelime
- 9 BIRAKIN BENİ666 kelime
- 10 ŞİMDİ NE YAPACAĞIZ?1.212 kelime
- 11 ARTIK BİZ VARIZ!1.262 kelime
- 12 KADİFE TATLIM1.128 kelime
- 13 GÜVENDEYİZ1.200 kelime
- 14 MUTLUYUZ VE BERABERİZ1.151 kelime
- 15 DİKKAT EDİN1.172 kelime
- 16 SENİNLE EVLENEBİLİR MİYİM?1.272 kelime
- 17 YARIN EVLENMEK İSTİYORUM1.004 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derya~
23 yaşında çocuklara savaş dersi veren biriydim. Yanlış da anlaşılmasın tabi de kendilerini korumaları için annem babam hükümettendiler. Bu ülkenin yarısı bizim yarısı kan davalı olduğumuz birilerindi. Ama oradakileri ne gördüm ne duydum savaş zamanları beni savaşa sokmazlardı. Özellikle onlarlaysa... Çünkü benim cezamda buydu. Yıllar öncesinden başlamıştı cezam. Aşık olmak gibi bir hataya düşerek. Çok kırılıp çok yıpranmıştım. Ama şimdi tekrar hatırlamanın sırası değildi çocuklarla dersimiz bitmiş hepsiyle vedalaşıp ailelerine teslim edilmişti. Onları askerler verirlerdi ailelerine. Şahsen oturup konuştuğum bir aileyi bırak doğru düzgün dışarı çıkarmıyorlardı. Sonra birden kapıda düşüp bayılan oğlanı görünce koşarak yanına gitmiştim.
-Ben size demiyor muyum biraz daha iyi beslenin diye yine mi yaramazlık yaptın bakayım sen dediğimde kollarıma yığılan çocuk gülümsemeye başlamıştı. Hadi gel benle bugün ki yemeğin benden, dediğimde nöbetçiler kolumdan rahatsız bir şekilde tutmuştu.
-Kralımız kızmasın, dediklerinde ellerimi sertçe çekmiştim.
-Siz ne kadar kralınıza itaat etseniz de bende onun kızıyım ve şuan bu çocukla karşılıklı yemek yemek istiyorum, dediğimde geri çekilip muhtemelen babama yetiştirmeye girmişlerdi. Ama ben onlara aldırmayıp çocuğu kucaklayarak mutfağa getirmiştim.
-Ne ister bu küçük bey?
-...
-Çekinme çekinme istersen kendinde seçebilirsin? diyerek buzdolabını açtığımda gözleri yerinden çıkacak gibi olmuştu.
-Vaaoovvv ne kadar çok yemek varr! dediğinde gülmüştüm.
-Evett ama yemediğin yemek yoktur diye seçimi sana bırakmıştım. Sonuçta sana ye diye bir çok tembih ettim, dediğimde kafasını eğmiş ayakkarına bakıyordu. Sonra egilmemi ister gibi bir işaret yapıp kulağıma yaklaştı.
-Size bir şey söylesem kızar mısınız?
-Hayır tabiki hatta bana her şeyini anlatabilirsin. Açıkçası arkadaşım yok ve sana çok ihtiyacım var, demiştim çocuksu heyecanla.
-Bizim evde yemek yok, dediğinde duraksamış zamanı durdurmuştum kafamda.
-B-biraz daha açıklar mısın tatlım?
-Yemek yemiyorum değil yiyemiyorum çünkü bu kadar dolu değil evimiz. Hatta bir sürü ev kötü durumda.
Kanım donmuştu: Bir çocuğun yemek yiyemediği için bayılması. Tam soru sormaya devam edecekken babam girdi içeriye.
-Derya güzelim hayırdır?
-Baba şey Osman biraz acıkmıştı da ona yemek hazırlayacaktım.
-Tamam kızım da sen boşver bu işleri hizmetliler halleder onu, diyip koluma girdiğinde onunla sürüklenmiştim. Arkama bile bakamamıştım. Bunun hırsıyla da ağzımdan şu kelimeler döküldü.
-Baba ben artık dışarı çıkmak istiyorum, dediğimde aniden durmuştu.
-Bu konuyu kapattığımızı sanıyordum.
-Baba ne kapatması ben senin sakinleşmeni bekledim ama bir türlü sakinleşmedin. Sonsuza kadar beni bu dört duvarın içinde mi tutacaksın?
-Sen benim kızımsın ve sen burada kalman güvenli dıyorsam burada kalacaksın.
-İstemiyorum baba, dediğimde sinirlerini yatıştırmaya çalıştığı apaçıktı.
-Ne istiyorsun Derya?
-En azından çarşıya çıkmak ya da gezmek olabilir.
-E tamam söyle bizim çocuklara bir ihtiyacın varsa hallederler.
-Tamam o zaman savaşlara katılacağım.
-Derya git gide sabrım taşıyor sonu kötü olacak, dediğinde arkamı dönüp odama çıkmıştım sinirle ayaklarımı sertçe çarpa çarpa.
Odama girip şu şöhrete bir kez daha göz gezdirmiştim. Bunun ben olmadığını küçüklüğümden beri biliyordum. Gösteriş, süs, varlık... Oysaki hep bir köy ev istemişimdir. Bahçesinde köpek kedilerin koşturduğu arka da çocuklarımın girebileceği küçük bir havuz. Böyle minimalist bir ev. Yeter de artardı bana.
Başımı pencereden uzattığımda öğle vakti kavurucu bir sıcak vurmuştu. Aşağıya çevirdiğimde kafamı Osman'ı görmüştüm elinde ekmeği pıtı pıtı yürüyordu. Ama sadece bir ekmek vardı. E bu çocuğun ailesi halk ne durumdaydı?
Hemen odadan ayrılarak mutfağa geçtim büyük bir çuval alarak içini buzdolabından ne bulduysam doldurdum. Kimse görmeden de odama çıkmıştım. Zaten bu saatlerde herkes yani maalesef ki ailem buzlu içeceği ile bronzlaşmaya çalışıyorlardır. Ben onlara pek ayak uyduramadığım için beni çağırmaya yeltenmezler.
Odama çıkıp geceyi beklemiş geceye kadar da hazırlık yapmıştım. Kıyafetlerimi tek tek uç uca bağlayıp uzun bir halat oluşturmuştum.
Tek tek bağla bağla saat 00.00 ı geçmişti. Herkes net uyumuştu. Uyumazlarsa göz altları morarabilirdi. Ne saçma şeyleri vardı aslında genel olarak bakacak olursak. Akşam yemeğine de davet etmişlerdi ama ben tenezzül etmedim. Sadece zamanı bekledim ve o zaman da gelmişti. Kapıyı kilitleyip anahtarı yatağın altına atmıştım. Halatımı aşağı fırlatıp ucunu da yatağıma bağlamıştım. Artık göreve başlama vaktiydi.
Bölüm etkileşimi
