Küllerden Pençe kitap kapağı

8. bölüm / 17

ASLA BIRAKMAM SENİ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: ASLA BIRAKMAM SENİ

-Sayın Aras Bey uçağı indirin lütfen. Ne cürret de sen bizden kaçmaya cesaret edebilirsin.
Aras önce duraksamış sonra ağzı konuşmaya aralandı.
-Ne olursa olsun ölürüm ama bu uçağı indirmem, dediğinde bana dönmüştü. Bende sanki ona güç vermek ister gibi tebessüm etmiştim.
-Canım oğlum hadi üzmeyin bizi kardeşini de almışsın zaten hadi durun biz sizi alalım, dediğinde sesi biraz daha yumuşamıştı. Sanki manipüle ediyordu.
-Baba sonunda özgürlüğüme kavuştuğumu hissediyorum biliyor musun? Lütfen rahat bırak bizi. Ben iyi bakcam herkese lütfen.
Babasına karşılık kendi sesi de yumuşamıştı.
-Sen mi bakcan lan puşt. Sen düz yolda yürümeyi bilmezsin. Aras indin indin inmedin mi? Seni takip eder yine buluruz çünkü sen kaçmayı bile beceremezsin.
Arasın derin bi nefes çekişiyle sıkkınlığını hissedebiliyordum. Yanına ilerleyip omzunu okşar gibi
dokunduğumda mahzun yüzüyle karşılık verdi bana. Telsizi bırakıp elimi tutup dudaklarına götürdüğünde avuç içimden uzunca öptü.
-Sakın bırakma beni.
-Asla bırakmam seni, dediğimde yüzüne tebessüm gelmişti.
-Hadi geçelim, dediğinde elimi bırakmamış arkasından çekiştirmişti beni.
-Bir sıkıntı mı var evladım?
-Yok yok Taner abi gece oldu ya hani onla alakalı bir alarm sıkıntı yok, demişti ama moodu düşmüştü belliydi.
-Baba ben uyumak istiyorum artık.
-Aslanım hadi geç babanın odasına beraber yatarsınız Nergis sende diğer odaya geçersin.
-Yok abi ben uyurum burda siz uyuyun orda iki kişisiniz sonuçta.
-Yok, dediğinde göz ucuyla bana bakıyordu.
-Derya hanım benle aynı yatakta yatmayı bırak aynı uçakta kalmazdı da zorunluluktan işte, dediğinde herkesi bir kıkırtı almıştı.
-Ne alaka yaa, diyip tek mızmızlanan bendim herhalde. Herkes gülerken Taner abi Osman'ın elinden tutmuş kalkmışlardı.
-Hadi Allah rahatlık versin çocuklar bişi olursa haber verin elimden geleni yapmaya çalışırım, dediğinde hepimiz kafamızı sallamış iyi geceler diyerek uğurlamıştık. Nergis de iyi geceler diyerek odasına girdiğinde ikimiz kalmıştık.
Aras kırmızı pikeyi almış bacaklarını örtecek şekilde örtüp dışarıya dalmıştı. Bende karşısına oturmuş onu izliyordum.
-İyi misin? dediğimde sonunda bana bakmıştı.
-İyiyim, diyip battaniyeyi açmıştı gelmem için. Ufacıkta piç gülüşü görmüştüm yüzünde ama yorgunluktan onu da yapamıyordu.
Bende vakit kaybetmeden girivermiştim pikenin içine. Üstümüzü örttüğünde bu minnoşluğumuza katlanamayıp sarılıp bacağımı karnına attığımda derin bir nefes alarak rahatladığını hissetmiştim. Resmen oyuncak ayımmış gibiydi şuan. Kafamın üstünden öptüğünde kokusuyla mayıştığımı hissedebiliyordum.
~Aras
Sabah gözlerimi açtığımda Derya'm karşılamıştı beni. Bana hala ayıya sarılır gibi sarılıyordu. Bu halimize sırıttığımda yavaşça önce bacaklarını sonra da kollarını çekip yanından sıyrılıp kokpite geçmiştim hava daha yeni yeni aydınlanıyordu. Gece fazla uyuyamamıştım. Kafam uğulduyordu. Hemde fazlasıyla.
Ayarları kontrol ederken hala babamın sesi vardı her yerde. Beceremezsin, yapamazsın, sen kimsin, kendini ne sanıyorsun...
-Aras.
Tarık abinin sesiyle kendime geldim.
-Hah günaydın abi duymamışım.
-Üçüncü seslenişim Aras asıl sana günaydın.
-Kusura bakma abi kafam biraz dağınık.
-Belli belli. Arasım, abim valla özür dilerim biz sana da yük oluyoruz. Elimizden de bir şey gelmiyo.
-Abi tamam duymamış olayım. Bizi Allah birleştirdi sizi öyle yarıda bırakmam ben. Belki Osman olmasa Derya uyanmayacaktı bende asla kaçma planlarımı gerçekleştiremeyecektim. Siz olmasaydınız biz burda değildik. Sakın abi bir daha duymayayım. Ben seni öz abim gibi görüyorum valla hiç abim olmadı ama artık var, iyi ki de varsın, dediğimde yüzüne tatlı bi gülümseme oluştuğunda içini rahatlatmam iyi hissettirmişti bana da.
Herkes uyanana kadar kokpitte yanıma oturmuş sohbet etmiştik. O kendinden bahsetti ben kendimden bahsettim derken yavaş yavaş herkes uyanmıştı.
-Hadi abi kahvaltı edelim. Yolun yarısından fazlası bitti gece yarısı ineriz, dediğimde kafa sallayıp omzuma vurmuştu destek çıkar gibi.
İçeri geçtiğimizde Osmanla Nergis oyun oynarken Derya'm güzel gülüşüyle ortalığı renklendiriyordu. Köşedeki yiyecekleri çekip ortaya koyduğumda herkes karnını doyuracak kadar yiyip geri çekilmişti.
Derya~
Karnımı doyurduktan sonra Nergisle Osman'ın oyununu izlemeye devam etmiştim. Ne zamandır oyun oynayan kişileri izlemiyordum. Çok iyi gelmişti. Bu yüzden de otuz iki diş sırıttırıyordu.
Ocak Şubat diyip birbirlerinin eline vuruyorlardı. Aralığa denk gelen kişi de diğerinin eline vurmaya çalışıyordu. Nergis her seferinde Osman'ın kazanmasına izin veriyordu.
Oyuna Aras'ın girmesine şaşırmıştım. Onun oyun bildiğini düşünmezdim. O da muhtemelen şaşıran suratıma baktığında anlamış olmalıydı.
-Nergisle çok oyun oynardık küçükken. Bilmediğim oyun yoktur övünmek gibi olmasın.
-Aman banane canım ne halt edersen et.
-E sende gel.
-Yok ben ne biliyim oyun filan. Hem ben çocuk muyum senin gibi.
Bu sefer de Nergisin ters bakışlarına yakalanmayı beklemiyordum.
-Aşk olsun Derya.
-Ay yok kız ondan değil... Üff timam kayın bende oynayacam. Tarık abi sende gel hadi, dememle Tarık abi bugünü bekliyormuş gibi koşup geldi.
-Ocak
-Şubat
.
.
.
-Kasıımm, sıra Nergisteydi ve bana vuracaktı. Ben de o heyecanla kendimden geçmiştim.
-Aralık, diyip beni gafil avlamasıyla of yaa diyerek geri çekilmiştim.
-Ohoo hanımefendi siz böyle mızıkçılık yapacaksanız oynamayalım, demesiyle kavuşturduğum kollarımı ayırmamıştım.
Aras da gülerek yanıma kaymış "siz devam edin" diyerek onları kendi haline bıraktırtmıştı.
-Noldu benim canımın içine söyle gülüm, dediği an sanki sinirlendiğim şeyi unutmuşta onun büyüsüne kaptırmıştım kendimi.
-Yoo olmadı bişi aslında ben oyun oynarken biraz mızıkçılık yapmış olabilirim, derken elimle de o birazcık kısmı gösteriyordum. Aras buna sırıtırken içerden yanan ışıklarla yine gerilmiştik. Herkes durmuş Aras'a bakıyordu. Aras hemen kalkıp kokpite geçtiğinde arkasından bende gittim. Fark ettim ki bir anda herkes peşimden gelmiş.
-Bir sıkıntı yok değil mi abi?
Aras cevap vermemiş düğmelere basıp ekranı kontrol ediyordu.
Biraz zaman geçti ve ışıklar sönmüştü ama sanki uçakta eğim almış gibiydi. Aras bize dönebilmişti sonunda.
-Sıkıntı yok ama benzin bitiyor. Tabi bunu da haber etmesi gerekiyordu. Şimdi en yakın ormanlıkta inip şehre ineceğiz orda bir şekil geçineceğiz bizim gideceğimiz yere kadar.
-E oğlum o şehir de yaşasak ya.
-Yok Tarık abi babam hakim oralara benim aklımda başka bir yer var.
-Maşallah çocuğum sizde de neler çıkacak daha kim bilir?
-Dedem sağolsun hem yönetim kendindeyken hem de bizi severdi yaptı bir şeyler işte. Ne kadar babamdan gizli de olsa... dediğinde derin bi sessizlik oluşmuştu.
-Biz o zaman bir müddet burda kalırız yakıt yakacak parayı kazandığımızda vınn... dediğimde kimse tepki vermemişti çünkü öyle olacaktı.
Aras'ın kokpite yürümesiyle bu sefer kimse peşinden gitmemişti sonuçta uçağı indirecekti.
Sarsıntılı da olsa iniş yaptıktan sonra kapılar açılmış ve bomboş bir arazi de batan güneşe selam veriyorduk. Aslında yolumuz az kalmıştı. Çünkü şuan yolda olsaydık gece inecekti yere. Manzaranın güzelliğini seyrediyorduk.
-Hoş geldiniz bakalım, diyen Aras'a gülerek baktım.
-Hoş bulduk, diyen yabancı bir sesle arkamızı dönmemiz bir olmuştu. Yaşadığımız şokla olduğumuz yerde kalmıştık.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

66okunma 6beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…