KIRMIZI İP kitap kapağı

24. bölüm / 24

KIRMIZI İP

23.

Vaveyla Yazarı: Esra

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 24Şu an: 23.

Kapıya kadar geçirdi Nadriel.

Yaşlı kadın, “Kızım, gitmeden bir bardak su verir misin?” dedi.

Nadriel hızlıca suyu doldurdu ve kapıya doğru ilerledi.

Kapıya geldiğinde ortalıkta yaşlı teyze yoktu. Etrafa bakındı.

“Teyzecim? Suyu getirdim!” dedi ama tek bir kuş bile uçmuyordu.

Nadriel düşündü: Bir dakika içinde nereye gidebilir ki? Çok yavaş

ilerliyordu. Nasıl olur da bir anda gözden kaybolur?

Kapıyı örtüp yemek sofrasına tekrar oturdu. Bir anda fark etti ki yaşlı

kadının çatal ve kaşığı tertemiz duruyordu. Kadına doldurduğu çay

soğumuş ve hiç içilmemişti.

Çok garipti… Rüyada mıydı yoksa gerçekten olmuş muydu?

Kendisini cimcikledi, canı yandı.

Bu rüya değildi.

Ama biliyordu: Bir yaşlı teyze vardı, onunla konuştu, yemek yedi.

Lakin her şey durduğu yerde öylece soğumuş ve tertemiz duruyordu.

Kahvaltı sofrasını topladıktan sonra evi toplamaya başladı.

Evi süpürürken kapı tekrar çaldı. Kapıyı açmaya gitti.

Açtığında kimse yoktu. Kapıyı örttü ve arkasına döndü.

Tekrar kapı üç kere tıkladı.

Yeniden açtı, yine kimse yoktu.

Tedirgin bir şekilde,

“Hey! Kim var orada? Köyün çocukları mı? Yaramazlık yapmayın! Başka

kapıya gidin!” diye bağırdı.

Kapıyı örttü. Evi süpürmeye devam ederken diğer odadan bir şeyin evin

içinde tepelendiğini duydu.

Elindeki süpürgeyi aniden attı.

“Kim var orada? Çocuklar? Benimle dalga mı geçiyorsunuz?” diyerek

kendini avuttu.

Odanın kapısını aralayan elleri gördü…

Simsiyah ve uzun tırnaklıydı.

Nadriel eline aldığı soba demiriyle odaya doğru yürüdü.

Tam kapıya yaklaştığında kapı suratına kapandı.

Nadriel korkuyla hızla kapıyı açtı.
Odanın içinde kendisini yerde yatarken gördü…

Ve üzerinde bir siyah varlık, onun yüzünü yalıyordu.

Nadriel yutkundu ve gözlerini korkuyla açarak izliyordu.

Yerde yatan kendisiydi ama o ayaktaydı.

Gözleri yerde yatanın gözlerine baktı: kanlar içinde, bembeyazdı.

Üzerindeki varlık bir anda ona yüzünü döndü ve Nadriel’e konuştu:

“Kaçış yok Nadriel. Sen olmayı sevdim…”

diyerek yerde duran Nadriel’in boğazını koparttı.

Varlık bir anda tavana kadar uzadı.

Nadriel korkudan nutku tutulmuştu.

“Bu gerçek değil!” diye bağırmaya başladı.

“Zihnim benimle oynuyor!”

Varlık kapıya doğru hızla geliyordu.

Nadriel arkasına bakmadan dış kapıya koştu ama kapılar nasıl olduysa

kilitliydi.

Hızla gelen varlık,

“Sana kaçışın olmadığını söyledim… Artık ruhun benim.” diyerek

Nadriel’in göğsüne tırnaklarını batırdı.

Elbisesinin üstünden kanlar belli oluyordu. Nadriel çığlık atıyordu,

dehşet içindeydi.

Carlos, Nadriel’in evinin önündeydi.

Kapıyı sürekli tıklattı ama açan olmadı.

Nadriel bu sesleri duymuyor, sadece o varlığa odaklanmıştı.

Carlos, pencerenin perdesinin açık olduğunu gördü ve içeri baktığında

Nadriel’i gördü…

Ayakları yere değmiyor, göğsünün önünde kanlar vardı ve gözleri

bembeyaz olmuştu.

Carlos, “Nadriel!” diye bağırdı.

Camı kırarak içeri girdi ve Nadriel’i tuttu.

O sırada Nadriel, olanlardan habersiz hâlâ varlığa bakıyordu.

Bir anda o varlık kayboldu.

Nadriel baygınlık geçirdi.

Carlos korkuyla köy doktorunu çağırdı.

Akşam vakti onu yalnız bırakmazdı, ne olduğundan habersizdi.

Doktor, vücuduna baktığında yaralandığı hiçbir yerinin olmadığını söyledi.

“Ani bir kriz geçirmiş sadece.” dedi.

Carlos kendi gördüğünü açıklamaya çalışıyordu.

Doktor dalga geçer gibi,

“Evet, sen de kriz geçirdin galiba.” diyerek güldü.

Carlos sinirlenip,

“Tamam doktor, çık artık.” diyerek onu dışarı etti.

Kapıyı örttü ve arkasına döndü.

Carlos, Nadriel’i tam karşısında otururken gördü.

Nadriel, gözlerini Carlos’a dikmiş bir şekilde onu izliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.