7. bölüm / 7
Kilitli Okul7.Bölüm
Bölümler 7Şu an: 7.Bölüm
- 1 1. Bölüm1.223 kelime
- 2 2. Bölüm1.620 kelime
- 3 3. Bölüm1.411 kelime
- 4 4. Bölüm762 kelime
- 5 5. Bölüm1.297 kelime
- 6 6. Bölüm1.073 kelime
- 7 7.Bölüm984 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kantinin kapısının önünden geçtiğini düşündükleri sesin ardından herkes olduğu yerde kalmıştı. Beril'in elindeki dosya hâlâ açılmamıştı. Birkaç saniye boyunca hiç kimse konuşmadı. Koridordan başka bir ses gelmeyince Ayaz yavaşça kapıya doğru ilerledi. Kapının camından dışarı baktı ama koridor tamamen boştu. Telefonunun ışığını açıp iki yana tuttu. “Kimse yok” dedi. Burak masanın üzerinden ona bakarak “Emin misin?” diye sordu. Ayaz başını salladı. Karan kapıya kadar geldi. “Belki gerçekten biri geçmiştir.” dedi. Beril dosyayı masanın üzerine bıraktı. Kapağındaki yazıya bir kez daha baktı. 12 Aralık Kilitli Okul 12 Kişi. Yazının altında başka hiçbir şey yoktu. Ne bir isim ne de açıklama. Sadece bu üç satır vardı. “Bunu burada daha önce görmüş olan var mı?” diye sordu. Herkes birbirine baktı. Hiç kimse cevap vermedi. Ege dosyayı eline alıp kapağın kenarlarını inceledi. “Bu okulun dosyalarına benzemiyor.” dedi. Beril ona döndü. “Nereden anladın?” dedi. Ege dosyanın kapağını gösterdi. “Okulda kullanılan dosyaların üzerinde genelde kurum adı ve arşiv numarası olur. Bunun üzerinde hiçbir şey yok. Ayrıca dosya yeni, toz yok. Kapağı da yıpranmamış.” dedi. Yasmin hemen araya girdi. “Yani biri bunu buraya yeni koymuş.” dedi. Ege başını salladı. “Büyük ihtimalle.” dedi. Burak masaya yaslandı. “Peki neden on iki kişi yazıyor?” Bu kez kimse cevap vermedi. Arda biraz geride durmuş, dosyaya bakıyordu. Beril onun yüzündeki ifadeyi fark etti. Sanki kapağın üzerindeki yazı ona diğerlerinden daha fazla şey hatırlatmıştı. “Arda?” dedi. Arda başını kaldırdı. “Efendim?” dedi. Beril dosyayı gösterdi. “Bunu daha önce gördün mü?” Arda birkaç saniye sustu. “Hayır.” dedi. Sonra bakışlarını dosyadan kaçırdı. “Ama” dedi. Herkes ona döndü. Arda cümlesinin devamını getirmeden önce bir süre düşündü. “Beni buraya getiren kişi beni bir odaya bıraktığında duvarda bir şey vardı.” dedi. Ayaz hemen sordu. “Ne vardı?” Arda gözlerini kapatıp hatırlamaya çalıştı. “Bir kâğıt. Tam göremedim. Ama üzerinde bir sürü sayı vardı.” dedi. Ege yaklaşarak “Kaç tane?” diye sordu. Arda başını iki yana salladı. “Bilmiyorum.” dedi gördüklerini tam hatırlamıyordu. Beril dosyayı yeniden eline aldı. İçini açmak üzereydi ki kantinin üstündeki hoparlörden bir cızırtı duyuldu. Herkes aynı anda irkildi. Burak elindeki bardağı masaya bıraktı. İnci'nin yüzündeki ifade değişti. Akın hemen onun yanına geçti. Hoparlörden birkaç saniye boyunca yalnızca parazit sesi geldi. Sonra o sakin ses yeniden duyuldu. “Yemeğinizi bitirdiyseniz artık konuşabiliriz.” dedi. Kimse cevap vermedi. “Dosyayı bulduğunuzu biliyorum.” diye devam etti. Beril'in eli dosyanın üzerinde sıkılaştı. Ayaz başını kaldırıp hoparlöre baktı. “Bizi izliyorsun” dedi. Kısa bir sessizlik oldu. Ardından yabancı güldü. Çok hafif, neredeyse duyulmayacak bir gülüştü. “Bunu anlamanız uzun sürmedi.” dedi. Karan öne çıktı. “Sen kimsin?” diye sordu. “Bunun cevabını henüz hak etmediniz.” dedi. Banu sinirle “Bizimle oyun oynayıp duruyorsun” diye bağırdı. Hoparlörden yine aynı sakin ses geldi. “Oyun oynadığımı düşünüyorsanız, kuralları hâlâ anlamamışsınız demektir.” dedi. Ege hemen araya girdi. “Dosyadaki 12 kişi ne demek?” Bu kez yabancı birkaç saniye sustu. Sonra “Dosyada gördüğünüz her şey size ait değil” dedi. Beril'in kaşları çatıldı. “Ne demek bu?” dedi. “Bazen bir insanı tanımak için onun hakkında bildiğiniz şeyler yeterli değildir. Bazen onu, arkadaşlarının gözünden görmeniz gerekir.” dedi. Hoparlör kısa bir süre cızırdadı. “Yeni göreviniz basit.” diye devam etti. Herkes birbirine baktı. “Önünüzde on iki sandalye olacak. Her biriniz bir sandalyenin üzerine geçeceksiniz. Sandalyelerin üzerinde isimleriniz bulunacak. Fakat kendi isminizin olduğu sandalyeye oturmayacaksınız. Her biriniz, başka bir arkadaşınızın sandalyesine oturacaksınız. Ancak kimin sandalyesine oturacağınızı siz seçmeyeceksiniz. Karşınızdaki kişiyi ne kadar tanıdığınızı kanıtlamak için, onun hakkında soracağım üç sorunun cevaplarını bilmeniz gerekecek.” diye sonlandırdı konuşmasını. Nehir kaşlarını çattı. “Bunu neden yapıyoruz?” dedi. Yabancı ise “Çünkü buradaki herkes birbirini tanıdığını düşünüyor.” diye cevap verdi. Sesindeki sakinlik, cümleyi daha da rahatsız edici hâle getiriyordu. Hoparlör sustu. Herkes birkaç saniye boyunca sessizce birbirine baktı. Sonra yeniden cızırtı geldi. “Beş dakika içinde spor salonuna gelin.” dedi ve bu kez ses kesildi. Burak derin bir nefes verdi. “Hiçbir şey anlamadım.” dedi. Karan başını salladı. “Ben de.” dedi. On iki kişi kantinden çıktığında koridor yeniden sessizdi. Birkaç dakika önceki rahatlıkları tamamen kaybolmuştu. Beril dosyayı göğsüne bastırmış, spor salonuna doğru ilerliyordu. Arda hemen arkasındaydı. Beril bir süre sonra ona dönüp “Biraz önce söylediğin şey gerçekten doğru mu?” diye sordu. Arda neyi kastettiğini anlamış gibi başını salladı. “Duvardaki kâğıdı mı?” diye teyit etmek için sordu. Beril başını salladı. Arda birkaç saniye düşündü. “Tam olarak hatırlamıyorum, karanlıktı. Gözlerim bağlıydı ama bir ara başımı kaldırdığımda duvarı görebildim. Kâğıtta sayılar vardı. Bazılarının yanında isimler de olabilir.” dedi hafızasını zorlayıp iyice hatırlamaya çalışıyordu. Beril'in yüzündeki ifade değişti. “İsimler mi?” diye sordu iş daha karmaşık hale geliyordu. Arda başını salladı. “Emin değilim.” dedi. Önden yürüyen Ayliz onların konuşmasını duymuştu. Geri dönüp Arda'ya baktı. “Odayı tarif edebilir misin?” diye sordu. Arda biraz düşündü. “Çok küçük değildi. Penceresi yoktu. İçeride metal bir masa vardı. Bir de duvarda saat vardı.” dedi. Ayliz’in dikkat kesildiği belliydi. “Saat çalışıyor muydu?” diye sordu tekrardan. Arda başını salladı. “Hayır. 03.17'de durmuştu.” Ayliz birkaç saniye sessiz kaldı. “Bunu neden hatırlıyorsun?” dedi. Arda omuzlarını kaldırdı. “Çünkü uzun süre o saate baktım.” dedi. Ayaz, Ayliz’e baktı. “Bir şey mi düşündün?” dedi. “Henüz değil ama odayı bulursak belki bir şey öğrenebiliriz.” diye cevapladı Ayliz. Spor salonunun kapısına geldiklerinde Beril kapıyı açmadan önce durdu. İçeriden hiçbir ses gelmiyordu. Ayaz öne geçti ve kapıyı yavaşça açtı. Spor salonunun ortasında gerçekten de on iki sandalye vardı. Sandalyeler yuvarlak olarak dizilmişti. Her sandalyenin üzerinde bir isim yazıyordu. Beril birkaç saniye boyunca isimlere baktı. Kendi adını gördüğünde garip bir hisse kapıldı, ürpermişti. Sandalyelerin hemen arkasındaki duvara büyükçe bir yazı yazılmıştı
“SİZİ EN İYİ KİM TANIYOR?”
Burak içeri girip sandalyelere baktı. “Bu görev hiç hoşuma gitmedi.” dedi. Banu ona döndü. “Önceki hoşuna gitmiş miydi?” dedi. Burak, Banu'ya dönüp alay edercesine bir mimik yaptı ve önüne döndü. Herkes kendi adının yazılı olduğu sandalyenin önünde durdu. Arda'nın adı da vardı. Beril'in gözü hemen ona kaydı. Arda'nın adı daha onlar spor salonuna gelmeden önce yazılmıştı. Yabancı her şeyi en küçük ayrıntısına kadar planlamış ve yapmıştı. Beril bunu düşündüğü anda içindeki bütün rahatlık kayboldu. Dosyanın üzerinde yazan on iki kişi artık sadece bir sayı gibi görünmüyordu. Yabancı onları on iki kişi olarak planlamıştı. Ama asıl soru, bu planın içinde neden onların olduğuydu.
Bölüm etkileşimi
