Kilitli Okul kitap kapağı

4. bölüm / 7

Kilitli Okul

4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Sehrazatt _

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: 4. Bölüm

"Aşağı iniyoruz" dedi Ayaz, fenerini merdiven boşluğuna çevirerek. "Dur, saçmalama" diyerek kolundan yakaladı Ege. "Aşağı inersen kapı kapanır. Ağırlık azaldığı an mekanizma geriye fırlayacak. Yazıyı okumadın mı? Sistem kilitlenirse kütüphane bir daha asla açılmaz. İçeride ne olduğunu öğrenemeyiz." Dedi. "Aşağıda arkadaşlarımız var Ege, Akın'ın sesini duymadın mı? Ne olduğunu bilmiyoruz. Onları orada bırakıp içeri mi kaçacağız?" Dedi Karan. "Karan haklı. Onları orada öylece bırakamayız. Yangın kapısı kapandıysa kapana kısıldılar demektir." Dedi Nehir, gözlerini merdiven boşluğundaki zifiri karanlığa dikerek. "Ama aşağı insek bile o demir kapıyı açabileceğimizin bir garantisi var mı?" dedi Yasmin, sesi titreyerek ama mantığını korumaya çalışarak. "Yabancı, bizi bilerek bu plakanın üzerine sabitledi. Aşağı inip yukarıyı da kilitlersek, hepimiz koridorda açık hedef oluruz. İçeri girip kapıyı açık tutacak bir ağırlık bulmalıyız." Dedi Ayliz arkadaşını desteklercesine. Her saniye aleyhimize işliyordu. Aşağıdan çıt çıkmıyordu. "Beril, sen ne diyorsun?" diye sordu Ayaz, gözlerini bana çevirerek. "Gitmiyoruz" dedim derin bir nefes alarak. Gözlerimi kapının aralığındaki o karanlığa diktim. "Aşağı inmek şu an sadece panikle hareket etmek olur. Ege haklı, eğer bu kapı kilitlenirse yabancının oyununu tamamen kaybederiz. Yukarıda kalıp burayı çözmek zorundayız. Çocuklar ne yapacağını bilir. Burada kalıyoruz." Dedim. Ayaz yumruğunu sıktı, merdiven boşluğuna son bir kez baktı ve dişlerini sıkarak kafasını salladı. Risk büyüktü ama yukarıda kalmaya karar vermiştik.
Biz yukarıda bu kararsızlık ve korkuyla kalırken, birkaç dakika öncesine, yani alt kata, Akın, İnci ve Burak'ın yanına dönelim.
Bizim fenerlerimizin ışığı yukarı doğru tırmandıkça, merdiven sahanlığındaki üç fenerin ışığı baş başa kalmıştı. Akın adımlarını yavaşlatıp fenerini İnci'nin yürüdüğü tarafa doğru tuttu. "Önünü görebiliyorsun değil mi? Fener sayısı azalınca baya karanlık oldu" dedi. İnci kendi fenerini hafifçe kaldırarak yolu gösterdi ve hafifçe gülümsedi. "Görüyorum, sıkıntı yok teşekkür ederim." Burak merdiven tırabzanına yaslanmış, gözlerini zemin katın karanlığına dikmişti. "Yukarıdakiler kütüphane işini halledene kadar burayı kollamamız lazım. Ses çıkarmayın" diye fısıldadı. Aralarında sessiz bir bekleyiş başladı. Akın, İnci'nin hemen yanında duruyor, duvara yansıyan gölgelerini izliyordu. Tam o sırada, zemin kattan yukarıya doğru çok hafif, bir sürtünme sesi geldi. Sanki bir kumaş parçasının betona sürtünme sesi gibi. "Duydunuz mu?" diye fısıldadı İnci "Flaşları kapatın" dedi Akın anında. Sesi bir anda tamamen ciddileşmişti. Üçü de fenerlerini söndürdü. Merdiven sahanlığı bir anda zifiri karanlığa gömüldü. Sadece yukarıdan, indikleri katlardan gelen çok hafif ışık sızıntıları vardı. Sürtünme sesi tam altlarındaki basamakta durdu. Karanlığın içinde, birinin nefes alıp verişi duyulabiliyordu. Çok yakınlarındaydı. Burak tam fenerini o yöne doğru açıp hamle yapacaktı ki, devasa ve ağır metal yangın kapısı büyük bir hızla serbest kaldı. Kapı, muhtemelen yukarıdan elektronik bir komutla bırakılmıştı. Ağır metal kapı, büyük bir gürültüyle kasasına oturdu ve kilitlendi. Kapının oluşturduğu hava akımı yüzlerine vurdu. Ama asıl korkunç olan bu değildi. Kapı kapandığı an, Akın karanlıkta İnci'nin çığlığını ve arkasından gelen boğuşma sesini duydu. Bir el, İnci'yi karanlığın içine doğru hızla çekiyordu. "Hayır, olamaz" diye bağırdı Akın, fenerini panikle açarak. Işık yandığında, yabancı, İnci'nin ağzını kapatmış, onu karanlığa doğru sürüklüyordu İnci'nin feneri yere düşmüş, yabancının kollarında çırpınıyordu ama ne fayda. "İnci" diye bağırdı Burak ve doğrudan arkalarından koştu. Akın da hiç düşünmeden Burak'ın hemen arkasından koştu. Aşağısı tamamen sessizliğe gömülmüştü. Akın ve Burak hiç düşünmeden koştuklarından nerede olduklarına dikkat etmemişlerdi ama kendilerini dar, rutubetli ve nereye uzandığı belli olmayan zifiri karanlık bir koridorun içinde buldular. Hava o kadar basıktı ki, nefes almak bile zorlaşmıştı. "İnci" diye bağırdı Burak, fenerini panikle sağa sola sallayarak. Işık hüzmesi, toz bulutunun arasında ilerideki köşeyi dönen o gölgeyi anlık olarak yakaladı. Yabancı, İnci’yi sürüklemeye devam ediyordu. İnci kurtulmak için debeleniyor, ayaklarını betona sürterek yavaşlamaya çalışıyordu. "Bırak inciyi" Akın, hayatında hiç olmadığı kadar sert bir sesle bağırdı ve doğrudan o köşeye doğru koştu. Kulaklığı boynundan düşmüş, yerde kalmıştı ama umurunda bile değildi. Gözü sadece İnci'nin yerdeki fener ışığında gidip gelen siluetindeydi. Köşeyi döndükleri an, koridor ikiye ayrıldı. Sağ taraftan derin bir ayak sesi, sol taraftan ise bir şeyin yere düşme sesi geldi. Burak sol tarafa feneri tuttuğunda yerde İnci'nin tokasını gördü. "Sol tarafa gitti" dedi nefes nefese. "Burak, sağdan gelen ses çok daha ağır. Yabancı bizi bölmek istiyor olabilir. Tokayı bilerek düşürdü belki de." Dedi Akın. "Kumar oynayamayız Akın, incinin eşyası burada" Burak hiç düşünmeden sola doğru yöneldi. Akın bir saniye durdu. Sağdaki o ağır ayak sesleri tamamen kesilmişti. Yabancı tam o karanlığın içinde, onların bir hata yapmasını bekliyordu. Akın dişlerini sıktı, Burak'ı tek başına göndermemek için sola, İnci’nin tokasının olduğu yöne doğru hızlandı. Koridorun sonu eski bir kazan dairesine açılıyordu. İçeride devasa paslı borular ve terk edilmiş okul sıraları yığılıydı. Fenerlerini odaya tuttuklarında, odanın ortasında bir sandalyeye oturtulmuş, elleri arkadan bağlanmış birini gördüler. Başında siyah bir çuval vardı. İnci sanıp hızla oraya koştular. Burak tek bir hamlede çuvalı çekip çıkardı. Ama sandalyedeki kişi İnci değildi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 5beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.