Karanlığın varisleri 1 [Düzenleniyor] kitap kapağı

22. bölüm / 23

Karanlığın Oyunu

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: Karanlığın Oyunu

Mihat içeriye adımını attığı an geldikleri yeri tanıdı. Kırık taş duvarlar, toz içindeki yerler ve birkaç tane kırık dökük eşya… Burası o iki kadınla tanıştığı odaydı. Karanlığın oyununa katıldığı yerdi.

Huzursuzlanarak derin bir iç çekti. Eski püskü masanın içine itilmiş sandalyeyi çekti; demir ayaklıklar yere sürterek gıcırdadı. Aynı şekilde Doktor Arden de kendine askere yakın bir yerden bir sandalye bulup oturdu. Artık iki kişi karşılarında, beyaz tebeşir tozu içindeki tahtanın önündeki İsta’yı bekliyordu.

İsta kukuletasını çıkarıp uzun siyah saçlarını düzeltti. Ağzını kapayan maskesini de indirdiğinde açıklamaya başlamak için hazırdı. Eline tebeşirlerden birini alıp önüne döndü. Ona bakan iki kişiyi beklentiyle süzerken, “Üç farklı kişi ve üç farklı yer,” dedi.

Doktor planın çoğunu bildiğinden başıyla onaylasa da Mihat sadece tahtada yazan kelimeleri anlamaya çalışıyordu. Yeşil zeminin üzerinde üç yerin adı yazılıydı: Balo salonu, zindan ve prensin odası. Genç adam yerlerin anlamını pek çıkaramamıştı. Neden bu kadar alakasız yerler? diye düşündü.
İsta ise ona biraz zaman tanımıştı. Bağlantıları çözmesini elbette beklemiyordu fakat belki tahmin yürütebilirdi. Gerçi uzayan sessizlik ona bu durumun gerçekleşmeyeceğini söylüyordu. Tahtaya dönüp kelimelerin altına isimleri ekledi.

Mihat tebeşirin tıkırdamasını dinleyip mekânların altında yazan kişi eşleşmelerini okudu. Sonra şöyle düşündü: Balo salonunda doktorun ismi yazıyor, zindanda da kendi ismi var. Prensin odası bana kalmış, benim görev yerim orası mı olacak? Peki neden? Ona bir şey yapmamı mı istiyor? Bu olamaz, benim gücüm olmadığını biliyor. Ama neden beni oraya gönderiyor?

İsta tahtaya yaslandığı sırada Mihat’ın asık suratını fark etti. Anlaşılan ona açıklama yapma vakti gelmişti.
“Prensin odasındaki görevin hakkında korkmana gerek yok. Sadece bir şeyler bırakmanı isteyeceğim. İşin asıl sıkıntılı kısmı bizim olacak.”
Alt birlik askeri elini alnına götürüp ovuşturdu.
“Bana bunun sıkıntı olmayacağını mı söylüyorsun? Yakalanırsam ölürüm.”
“Yakalanmayacaksın.”
Mihat burnundan alayla güldü.
“Neden bu kadar eminsin?”
“Neden mi?... Yakalanman için bir sebep yok. Şatodaki askerlerin yarısından fazlası, hatta hepsi balo salonunu koruyacak. Koridor nöbetçileri olmayacak. Ayrıca prens bütün üst birlik askerlerinin salonda olmasını emretti. Yani seni fark edebilecek, sana saldıracak bir büyücü de bulunmayacak. Sadece kilit ve olası karşılaşabileceğin tuzaklar var.”
Asker bu uzun açıklamanın sonunda biraz afallamış, garip bir şekilde rahatlamıştı. Sırtını arkaya yaslayıp Arden ve İsta’yı süzdü. Meraklı bir ses tonuyla sordu:
“Peki, sizin kısmınızda ne var?”
Doktor oğlana yandan bir bakış atıp ellerini kirli masada birleştirdi.
“Ben bir üst birlik askeriyle baloya katılacağım. Orayı gözleyip yeni bilgiler toplayacağım.”
Mihat anladığını belirterek başını salladı. İsta’ya döndüğünde ise kızın ona cevap vermeyeceğini sezmişti. Fakat İsta öyle yapmadı; üstü kapalı bir şekilde planının küçük bir parçasını anlattı:
“Zindanda yeni bir dost edindim. Onu zincirlerinden kurtaracağım.”
Mihat kuşku ile başını aşağı yukarı hareket ettirdi. Sonra aklına birden bir soru takılıverdi.
“Benim prensin odasında işim ne?”
“Hiç sormayacaksın sandım,” diye sırıttı İsta. Hemen ufak bir karanlık bulutu oluşturdu. Birbirlerinin içinde dönen bu karanlık sis etrafa garip bir soğukluk yayarken boştaki elini içine daldırıp bir heybe çıkardı.
Onu direkt Mihat’a fırlattığı sırada doktor, planın bu bölümünü ona anlatıp anlatmayacağını merak ediyordu. Nitekim kızın bakışları da kararsız duruyordu. Kırmızı gözbebeklerinin kısılıp büyümesi bunu kanıtlar nitelikteydi.
İsta, Mihat’ın heybeyi açıp içindekileri incelemesine izin vererek Arden’e baktı. Zaten orada ne olduğunu biliyordu. O gizemli çuvalın içi, bütün planlarının başlangıcı olan o geceyi işaret ediyordu. Gerçi arkasında olan hikâyeyi bilmeden pek bir anlamı olmayacaktı. O yüzden dikkatini askere verdi.
“Ne görüyorsun?” diye sordu.
Mihat çuvalın içini iyice karıştırıp kanıtları uzunca inceledi. Kısık ışıkta gördüğü birkaç parça asker eşyasından ne gibi bir kanıya varması gerektiğini tahmin edemiyordu. Çenesini kaldırıp yanıtladı:
“Bir üniforma var, sade ve düz. Sonra şeffaf bir poşetin içinde bir hançer var. Ucu… kırmızı, paslı duruyor. Ayrıca üzerinde mührü kırılmamış bir parşömen, haberci notu var. Bir de… bir arma… Bir sembol… Yoksa bir belirgenç mi? Aslında tanıdık geliyor.”
İsta Mihat’la kısa bir an göz göze geldi. Ardından genç adam eşyaların anlamını kavrayarak yutkundu. Ellerini geriye çekerken, “Bunlar… bir askere ait. Bir suikastçının eşyaları,” dedi.
Kız alayla alkış tuttu. “İşte bunu demeni bekliyordum. O gördüklerinin hepsi komutan İlam tarafından gönderilen ve prensi öldürmeye çalışan askere ait.”
Mihat gergin ama garip bir hevesle güldü. Sonra İsta’nın son dediğini tekrar etti:
“Komutanın gönderdiği mi?”
“Evet, onun gönderdiği adam ve başarısızlığını dile getirdiği kısa bir haberci notu.”
Mihat ikinci defa sertçe yutkundu. Doktor Arden bile gerçeği bilmesine rağmen bakışlarını kaçırdı.
İsta onları sessizce izledi. Ardından lafına soğukkanlılıkla devam etti:
“Gerçeği de öğrendiğine göre sana planın son kısmını anlatmam gerekiyor. Fakat vaktim yok, zamanım az kaldı. Galiba detayları onunla konuşman gerekecek.” Arden’i gösterdi.
Mihat yüzünü keyifsizce buruşturdu.
“Devamı ne ki?”
İsta oğlana acıyarak baktı. Öğrendiği birkaç bilgi ve detayla tüm olaya hâkim olduğunu sanmıştı. Bilmediği durum ise asıl olayın balo sonrasında çıkacak kaosta olduğuydu. Ama bugün, hatta yarın için yeterince bilgi almıştı. Arden bazı küçük pürüzleri ona açıklayacaktı zaten. Tabii, İsta bu geceyi düzgün geçirebilirse...
İsta umutsuz düşüncelerle zihninin bulandığını fark etti. En iyisi hemen işe koyulmaktı. Doktoru ve Mihat’ı dikkatlice süzdü ve elini yan tarafa uzattı. Katı taşlar arasından sarmaşık misali çıkan karanlık büyüyüp ovalimsi bir yuvarlağa dönüştü. Karaltı boyutu için bir geçiş halkası sayılırdı.
Genç kız, ona takılı kalan gözlerle kukuletasını ve maskesini çekti. Karanlık girdaba yürürken Mihat’a göz kırptı. Sonra taşın sert dokusunu umursamadan, çağırdığı karanlığın içinden geçerek karaltı boyutuna döndü.
İşte şimdi başlıyoru, hazırlan Brükles.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 18beğeni 16yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…