Karanlığın varisleri 1 [Düzenleniyor] kitap kapağı

23. bölüm / 23

Gecenin İçindeki

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: Gecenin İçindeki

Ay tam tepeye çıktığında, zindandaki gardiyanlar için değişim zamanıydı. İsta bunu Brükles’i düzenli olarak ziyarete geldiğinden beri biliyordu. Onu her zaman nöbetçilerin değiştiği, içerideki mahkûm yerine kendi uykularını düşündükleri vakit görmeye gelirdi. Ayrıca bugün nöbetçi sayısı üçten ikiye düşmüştü.

Gerçi o hiçbir zaman normal kapıyı kullanmıyordu ki... Hep karanlık gölgelerde süzülüyor, küçük hücrenin duvarına karanlık portalını açıp usulca içeriye giriyordu. Yine onun için gelirken duvarın taş dokusunu yavaşça yardı. Elini uzattı ve girdabın yardımıyla karaltı boyutundan Brükles’in olduğu odaya girdi.

Brükles, ziyaretçisinin tanıdık tınısıyla eğik başını kaldırdı. Siyah pelerinin içinde süzülen İsta ile göz göze geldiğinde kalbi sertçe çarpmaya başlamıştı. Kadının kan kırmızısı irisleri derinlerindeki duyguları kabartıyor, bedenine serinlik ve rahatlama hissi yayıyordu.

İsta da karşısındaki Agrona’nın duygularının farkındaydı. Onun kendisine beslediği duygunun yoğunluğunu, gri denizleri andıran gözlerinin içindeki yanıp sönen kırmızı beneklerden anlamıştı. Üzerine giderek kukuletasını çıkardı ve zincirlerin tuttuğu oğlana yaklaştı.

Brükles’e gülümseyerek elini onun yanağına koydu. Genç adam ise farkında olmadan gücünü kullanmaya başlamıştı. Gözlerini tamamen kırmızıya döndürerek bedenindeki yaraları ve kesikleri iyileştirmeye başladı. Tüm bedeni hafifçe karıncalanıp sarsılırken İsta elini çekerek kulağına eğildi. Fısıltıyla, “Hazır mısın?” diye sordu.
Brükles iyice gevşeyerek “Evet,” dedi. Ona sokulan kadının gölgeli yüzünü seyredip içgüdüsüyle ona uzandı. Ama yavaş hareket etmişti; bu tereddüt demekti. İsta hemen geriye çekilerek uzaklaştı. Adamın prangalarla sarılı kolu ise havada kalmıştı.

Brükles hüsrana uğrayarak başını eğdi. O sırada İsta maskesini açarak konuştu:
“Daha iyi hissediyor musun?”
Genç asker zincirleri çınlatarak pozisyonunu değiştirdi. Sırtını dikleştirdiğinde artık İsta ile karşı karşıyalardı. Brükles sesindeki mutsuzluğu saklamadan, “İyiyim,” dedi.
İsta içinden, İşte şimdi istediğim kıvama geldi. Onu ziyarete gelmediğim için huzursuzlanıyor. Üstelik epey heyecanlı bakıyor. Belki ilerde...diye düşündü. Sonra bir anda başını iki yana salladı.

Onu adamı olması için kurtaracaktı. Balo salonundan sonraki dönem için saklama planını unutmamalıydı. Hem o kaosta İsta’nın kendisi bile güvence altında olmayacaktı. Çünkü Komutan İlam, Veliaht Prens Kuvira’yı çağıracaktı. En azından planı bu yöndeydi.

İsta planını bir kez daha sorguladı. Düşünceleri şöyleydi: Prensi kurtarak kendi notumu bıraktım. Suçluyu ben zannediyor. Ona gönderdiğim kanıtla asıl suçluyu görecek. Aklı karışacak;üstüne Mihat’ın arkadaşı da patlayıp gizli deneyleri anlatırsa... düzen bozulacak. Komutan deneyler için Başkent’e haber gönderirken Prens Kuvira kendi ayaklarıyla bana gelecek... Gerçi şu hizemli ikizleri çözmem lazım.

Brükles, İsta’nın aklına ne takıldığını merak etti. Nabzının atış hızının giderek arttığını duyuyordu. “Neyden endişe duyuyorsun?”
İsta ansızın zihin dünyasından çıktı. Burnuna dolan rutubet ve küf kokusuyla mahzende olduğunu hatırlamıştı. Brükles’in sorusuna cevap verirken odağını topladı.
“Sabah olacakları düşünüyorum… Baloyu düşünüyorum.”
Brükles zincirlerini tekrar hareket ettirdi. Kıza doğru yaklaşarak prangaların sınırını zorladı.
“Yalan söylüyorsun.”
İsta yerde dizlerinin üstünde duran genç adama baktı. Onun gerçek bir Agrona eğitimiyle ne kadar tehlikeli olabileceğini şimdi daha net görüyordu. Brükles ani duygu değişimlerini anlayabiliyor, kendini çok kısa bir sürede iyileştirebiliyordu.
İsta sırıtarak dizlerini kırdı. Brükles ile aynı hizada beklerken, “Öyle mi? Doğrularımı mı bilmek istiyorsun… Göstermemi ister misin?” diye sordu. Ardından beklenmedik bir şekilde ileriye gidip Brükles’in yanağını öptü.
Brükles kızararak geriye sıçradı. Zincirler ayağına dolanırken büyük bir gürültüyle yere düşüverdi. İsta ise garip bir özgüvenle kıkırdadı. İşte bu beklenmedik oldu.
İsta kapıdaki sesleri işiterek Brükles’i süzdü. Ona karşı yaptığı son hamle keyfini yerine getirmişti. Fakat nöbetçiler az sonra onu kontrol edeceklerdi. Genç kız kukuletasını başına geçirip maskesiyle ağzını kapattı. Ses çıkarmadan dudaklarını oynattı. Brükles’in maskenin altını görebileceğini biliyordu.
“Sabah görüşürüz Brükles.”
...
İsta karanlıkta yürüyor, boş dehlizlerde çıkardığı yankıları dinliyordu. Kulağına çalınan tek ses ayakkabılarının tıkırtısı değildi; fare ciyaklamaları ve su damlalarının ritmik sesi de işittiği tınılardı. Aslında şatonun altındaki, güneş görmeyen, bakımsız bir yer için pek şaşırtıcı sayılmazdı. Fakat şu an önemli olarak nitelendirilemezlerdi.

Genç kız sessizce yürüyerek ilerledi. Işığın aydınlattığı koridoru görünce durdu. Sesleri dinledi. Aynı zindandaki gibi iki kişinin horultuya benzer iniltileri geliyordu. Birazcık bekledikten sonra gücünü kullanarak odanın temellerine uzandı. Karanlığı içeriye yararken yavaşça sert parkelere batıp odanın zemininden çıktı.

Deney odasına geldiği sırada Martin gözlerini açtı. İsta’yı beklediği her halinden belliydi. Sarı irisli gözleri onu bulurken İsta etraftaki masaları, sandalyeleri ve eşyaları inceledi. Odada üç tarafı kaplayan tezgâhlar, cam tüpler, notlar, defterler vardı. Tabii bir de şiltenin üstünde oturan çocuk bulunuyordu.
“Bugün nasılsın Martin?” diye sordu İsta. Ayakta dikiliyordu.
Martin oturduğu yerde kıpırdandı. “Fena değil.”
İsta belli belirsiz başını salladı. Ellerini arkasında bağlayıp, “Heyecanlı mısın?” dedi.
“Pek değil.”
“Neden?”
“Ona zarar gelmesini istemiyorum.”
İsta istemsizce güldü.
“Van hedeflerimin arasında değil.”
Martin gözlerini kıstı.
“Hiç sanmıyorum.”
İsta ellerini çözerek diliyle dudaklarını ıslattı.
“Peki, nasıl istersen. Yalnız şunu bilmen lazım… Onu ikna edemezsen işimiz büyük sıkıntıya girer ve seni kurtaramayabilirim.”
Martin sarı gözlerini kırpıştırıp başıyla onayladı.
“Biliyorum… Beni kurtarman için Van’ın prensi deneylerden haberdar etmesi lazım.”
“Evet, anlamışsın.”
Martin gözlerini kapayarak Van için bir dua mırıldandı. O doktoru seviyordu. Ama bu yerden kurtulmak her şeye bedeldi.
İsta çocuğu biraz seyredip gücünü toparladı. Parkelerde portal açılırken odaya veda etti.
...
İsta kendine kuytu bir köşe bulmuş, soğuk zeminde oturarak bir kitaba göz gezdiriyordu. Aslında bir rapor defterini okuyordu. Sayfaları ardı ardına çevirirken aradığı iki isim vardı: Leydi Anya ve Leydi Lena.
Gerçi İsta’nın nezdinde katilden başka hiçbir kavramı karşılamıyorlardı. O iki leydi bozuntusu zamanında Işık Krallığı'nın Altın Karma ekibinde bulunmuşlardı. Yani İsta’nın tüm ailesini öldüren ekibin bir parçası olmuşlardı.
İsta bunu düşününce kitabın kapaklarını sertçe kavradı. Derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalışsa da gerginliği hat safhaya çıkmıştı. Yutkunup gözlerini tekrar kitap sayfalarına dikti. Beyaz kitap yapraklarını dikkatlice çevirerek isimlerin hepsini içinden okudu.
Sonunda o ikisinin olduğu sayfayı bulunca yazılara bakakaldı. İki yana açık sayfada onların Agronaları fark edebilen ruhanilerden olduğu yazıyordu. İsta bunun ne anlama geldiğini anlayınca açılan ağzını eliyle kapadı.
Beni baştan beri biliyorlar.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

42okunma 15beğeni 15yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…