Bölümler 23Şu an: İçten çökenler
- 1 Uçurumun Kıyısında994 kelime
- 2 Sessiz kabul653 kelime
- 3 Kızıl Gözlerin Gölgesi454 kelime
- 4 Hayaletin oyunu394 kelime
- 5 Nefes Kadar Yakın737 kelime
- 6 Sekiz Yolun Ortasında642 kelime
- 7 Kural Dışı Emir560 kelime
- 8 Sayfalar Ardında Saklanan625 kelime
- 9 Vicdanın Sınırı471 kelime
- 10 İçten çökenler493 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Söylenmeyenler519 kelime
- 12 Karanlığın Teklifi793 kelime
- 13 Uyanan Kan604 kelime
- 14 Derinlerdeki Bağ674 kelime
- 15 Kuzey Kulesindeki Fırtına628 kelime
- 16 Mahzendeki Zincirler873 kelime
- 17 Keyifsiz Ziyaret763 kelime
- 18 Huzurlu bir gece961 kelime
- 19 Görünmez Düğüm519 kelime
- 20 Kırık Bağlar, Yeni Sırlar983 kelime
- 21 Yaklaşan Fırtına1.243 kelime
- 22 Karanlığın Oyunu848 kelime
- 23 Gecenin İçindeki904 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Van’ın göz kapakları hafifçe titreşti. Gözleri aralandığında gördüğü tek şey beyaz tavanlardı. Bir süre sadece tavanı seyretti. Zihni ayılmaya başladığında bedenindeki keskin ağrıları hissedebiliyordu. Sol bacağında yoğunlaşan sızı, başından geçenleri hatırlattı. Dudakları istemsizce aşağı bükülmüştü. Bu duruma düşeceğini tahmin etmiyordu. Dayak yemek onun için sıradandı; ancak ruhu çökerten bu ağır durum kabul edilemezdi. Dişlerini sıktı. Galiba ilk defa utanç duygusunu tadıyordu.
Sakinleşmeye çalışarak nefesini düzene soktu. Elini kaldırarak kollarını inceledi. Kollarında ciddi bir hasar olmadığına emin olmalıydı. Ufak çizikler dışında kayda değer yara görmeyince rahatladı. Kollarını indirdi. Asıl sorunun nerede olduğu açıktı. Sol bacağını hareket ettirmeye bile cesaret edemiyordu. Bunun üzerine yatakta kıpırdandı. Yaraların üzerine gitmek kötü bir fikirdi. Fakat ayağa kalkmak istiyordu. Sağ bacağını yataktan sarkıtırken bir kadının sesi onu uyardı:
“Siz ikiniz hep böyle tez canlı mısınız?”
Genç adam başını sesin geldiği yöne çevirdi. Metal masanın arkasındaki kızıl saçlı kadına boş bakışlarla baktı. Arden, afallamış askere tebessüm etti. Başını eğerek önündeki kâğıda yoğunlaştı. Raporları bitirmesi lazımdı. Kalemi ritmik hareketlerle kâğıda vuruyor, her seferinde aynı sesi çıkarıyordu. Van ise dikkatini bir türlü toplayamıyor, yan tarafta oturan arkadaşını hiç görmüyordu.
Kadın biraz sonra iç çekerek durdu. Başını kaldırdı. Kalemiyle Mihat’ı işaret etti. “Benim yerime senin için dayak yediği hâlde arkadaşına ilgi göstermelisin,” dedi.
Doktorun sözlerinin ardından Mihat ve Van göz göze geldi. Mihat’ın yüzüne bir gülümseme yerleşirken arkadaşının tepkisini bekliyordu. Van ilk etapta yalnızca şaşırdı. Ne diyeceğini bilemiyordu. Onu bu etkiden arkadaşı kurtardı. Mihat elini sallayarak konuştu: “Dünyadan Van’a, ne bakıyorsun oğlum öyle?”
Adam bunun üzerine eski hâline döndü. Gülümseyerek arkadaşına takıldı: “Her zamanki gibi yine bana özendin demek.”
Mihat başıyla onaylayarak gülümsedi: “Tabii ki senin gibi bir dehaya özenmemek elde değil.”
Yeni uyanan iki yakın asker uzun süre bu şekilde konuşmaya devam ettiler. Bu sırada Arden raporlarını bitirmiş, masanın çekmecesini açarken ikiliyi izliyordu. Bu kadar ağrıya rağmen sohbet etmelerini ve kahkaha atmalarını sessizce izledi; belki de içten içe o kahkahaları özlüyordu. En son ne zaman kahkaha attığını hatırlamıyordu. Hasta insanların ağlamasına alışmıştı fakat gülüp şaka yapmaları onun için oldukça yeniydi. Ancak mutlulukları daha ileri gidemeyecekti. Arden’in isteği yerine gelmişti. Kapının eşiğinde iki adam dikiliyordu: Prens Leshak ve Brükles.
Brükles, prense öncelik vererek önden onun girmesini bekledi. Leshak soğuk bakışlarıyla içeriye adım attı. Yavaşça ilerledi. Sanki geçtiği yeri etkiliyordu. Odanın havası değişmiş, gergin ve boğuk hava odanın her köşesini esir almıştı. Prensi karşılarında bulan ikili ise anında susmuştu. Bakışlarını yere dikmiş, dudaklarını sıkıca kapamışlardı. Doktor Arden askerleri kaşlarını çatarak süzdü. Bir anda tüm enerjileri kaybolmuş, gerçek hasta gibi olmuşlardı. Arden kaşlarını kaldırarak dudaklarını içe katladı. Onlardan ne istiyordu ki? Sonuçta efendileri doğrudan prensti. Artık tek istediği bu odadan çıkmaktı. Önlüğünü çıkarmadan kapıya yöneldi. Brükles’in onu durduracağını düşündü. Kapı eşiğine geldiğinde yolları kısa bir an kesiştiyse de adam yolunu verdi. Arden içinden küçük bir küfür savurdu. Her adımı koridorda yankılanırken hasta odasının kapısı sertçe kapandı.
Doktor arkasını döndüğünde yüzü asıldı. Kapıya endişeyle baktı. Az önceki öfkesinin ne kadar hızlı geçtiğine şaşırmadı. Sonuçta hayatta kalmak için dikkatli davranmaları gerekiyordu. Ya itaat edeceklerdi ya da öleceklerdi.
Bölüm etkileşimi
