1. bölüm / 8
Karanlığın İçindeki AşkYanlış Yer Yanlış Zaman
Bölümler 8Şu an: Yanlış Yer Yanlış Zaman
BÖLÜM 1
Yağmur, gecenin sessizliğini bozan tek sesti.Üniversitenin çıkış kapısından adımımı attığımda telefonumun ekranına baktım.
Saat 23.47’ydi.Harika.Eve yürüyerek gitmek zorundaydım.
Telefonumun şarjı yüzde üçtü ve taksi çağırmak için bile yeterli olup olmayacağından emin değildim. Üstelik yağmur gittikçe hızlanıyordu.
Çantamı başımın üzerine kaldırıp yürümeye başladım.Normalde ana caddeden giderdim ama o gece kestirme yapmaya karar verdim. Daha önce birkaç kez geçtiğim, kampüsün arkasındaki dar sokaktan.Sokağın başına geldiğimde içimde garip bir huzursuzluk oluştu.Nedenini bilmiyordum.
Belki de gecenin bu saatinde tek başıma olmamdandı.Belki de yağmurun altında sokak lambalarının titrek ışığından.Ya da…İleride gördüğüm adamdan.Önce birinin duvara yaslanıp dinlendiğini düşündüm.Birkaç adım daha attım.
Adam başını öne eğmişti. Siyah gömleği yağmurdan sırılsıklamdı.Sonra yere baktım.Ayakkabılarının yanında koyu renkli bir sıvı birikmişti.Kan.Olduğum yerde kaldım.Kalbim hızla çarpmaya başladı.Geri dönmeliydim.Hemen.
Ama tam arkamı dönecekken adamın başı hafifçe kalktı.Göz göze geldik.O an içimde tarif edemediğim bir ürperti hissettim.
Gözleri karanlıktı.Ama asıl garip olan, yüzündeki acıya rağmen bakışlarında en ufak bir korku olmamasıydı.Sanki yerde kanlar içinde yatan kişi o değilmiş gibi.Sanki burada bulunması gereken kişi oymuş gibi.Bir adım geri çekildim.Adam duvardan destek alarak doğrulmaya çalıştı.
Başaramadı.Dizlerinin üzerine çöktü.“İyi misiniz?”Sesim titriyordu.
Cevap vermedi.“İyi misiniz?” diye tekrar sordum.Bu kez başını kaldırdı.“Git.”Tek kelime.Kaşlarımı çattım.“Yaralısınız.”“Git.”“Ambulans çağıracağım.”Adam bir anda bakışlarını üzerime dikti.“Hayır.”
Sesindeki sertlik beni olduğum yere mıhladı.“Ne demek hayır? Kanıyorsunuz!”“Ambulans çağırma.”
“Neden?”Cevap vermedi.Bir eliyle karnının yan tarafını bastırıyordu. Parmaklarının arasından kan sızıyordu.Bu kadar kan kaybetmiş birinin hâlâ ayakta durmaya çalışması normal değildi.
Telefonumu çıkardım.Ekran açıldı.%3.
112’yi aramak için parmağımı ekrana götürdüm.“Arama.”“Bakın, sizi tanımıyorum.”
“Tanıma.”
“O zaman neden yardım etmeme izin vermiyorsunuz?”Adam birkaç saniye sustu.Sonra yorgun bir sesle konuştu.“Çünkü bana yardım edersen başına bela alırsın.”İstemeden güldüm.Sinirden.“Şu an zaten başıma bela aldım.”
Telefonu kulağıma götürdüm.“112’yi arıyorum.”Adam ayağa kalkmaya çalıştı.“Yapma.”“Yerinizden bile kalkamıyorsunuz!”“Arama.”
“Ölebilirsiniz!”Bu kez ikimiz de sustuk.Adamın yüzündeki ifade değişti.Sanki söylediğim son kelime ona dokunmuştu.
Gözlerini birkaç saniyeliğine kapattı.Sonra başını duvara yasladı.“Belki de…”Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.“…böylesi daha iyi.”İçimde bir şey koptu.Telefonun ekranında 112’yi aradım.Operatör bağlanırken adam bana baktı.“Ne yapıyorsun?”
“Hayatını kurtarıyorum.”Bunu söylerken neden bu kadar kararlı olduğumu bilmiyordum.Belki de korkuyordum.Belki de normal bir insan olsaydım çoktan oradan kaçmış olurdum.Ama onu öylece bırakamazdım.Operatöre bulunduğumuz yeri anlatırken adam başını geriye yasladı.
Gözleri yavaşça kapandı.“Hey!”Yanına koştum.“Hey, beni duyuyor musun?”Cevap vermedi.“Hayır… Hayır, sakın.”Telefonu bir elimde tutarken diğer elimle omzuna dokundum.Tam o sırada cebindeki telefon çalmaya başladı.Bir kez.İki kez.Üç kez.Ekranda yalnızca bir isim vardı.
Mert.Adam gözlerini açtı.Telefonu güçlükle çıkardı.“Efendim?”Karşıdaki kişinin sesi benim duyabileceğim kadar yüksekti.“Patron nerede?”Kaşlarım istemsizce çatıldı.Patron mu?Adam göz ucuyla bana baktı.
Sonra telefonu kapattı.O an anlamadım.Ama birkaç dakika sonra gelecek ambulansın, birkaç saat sonra hastaneye dolacak insanların ve ertesi gün üniversitenin önünde göreceğim siyah arabanın hayatımı tamamen değiştireceğini bilmiyordum.
Ben o gece sadece bir yabancıya yardım ettiğimi sanıyordum.Onun kim olduğunu bilmiyordum.Adını bile bilmiyordum.Ama onun dünyasına attığım o küçücük adımın, kendi dünyamdan çıkışım olduğunu henüz bilmiyordum.
Bölüm etkileşimi
