7. bölüm / 8
Karanlığın İçindeki AşkKaçış Yok
Bölümler 8Şu an: Kaçış Yok
BÖLÜM 7
Alaz’ın elindeki siyah zarf birkaç saniye boyunca hiç hareket etmedi.
Gözleri zarfın üzerindeki ismimdeydi.
CEYLİN.
Az önce telefondan gelen o ses hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu.
“Onu bulduysan… artık seni de buldular.”
Boğazım düğümlendi.— Alaz…Cevap vermedi.
Zarfı açtı.İçinden tek bir kâğıt çıktı.
Kâğıdı açtığında gözleri birkaç saniye üzerinde gezindi.
Sonra yüzündeki ifade değişti.
— Siktir.
Çenesindeki kas belirginleşti.Kâğıdı avucunda buruşturdu.
— Ne yazıyor?Alaz başını kaldırdı.İlk kez gözlerinde öfkeyi bu kadar açık görüyordum.
— Hiçbir şey.
— Alaz, gördüm.
Bir şey yazıyordu.
— Ceylin.
Sesindeki sertlik beni susturdu.
Kâğıdı cebine koydu.Tam o sırada dışarıdan bir araç sesi geldi.
Alaz’ın bakışları anında kapıya kaydı.
Birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra telefonunu çıkardı.Bir numarayı aradı.
— Mert.
Karşı taraftan gelen sesi duyamıyordum.
Alaz’ın sesi alçaktı.
— Gözünüzü dört açın.Kısa bir sessizlik oldu.
— Buradan çıkıyoruz.Bir an daha dinledi.
— Dışarıdaki araçları kontrol edin. Kimse yaklaşmasın.
Telefonu kapattı.
— Ne oluyor?
Alaz bana baktı.
— Yanımdan ayrılma.
— Neden?
— Ceylin.
Sadece ismimi söylemesi bile yeterliydi.Bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım.Tam o anda
—PAT!
Silah sesi depoda yankılandı.
Çığlığım daha ağzımdan çıkamadan Alaz beni kendine çekti.
Bir kolu belime dolandı.Diğer eli başımın arkasına geldi.Beni yere doğru bastırdı.İkinci silah sesiyle birlikte arkamızdaki cam paramparça oldu.
Kulaklarım uğulduyordu.
— Başını kaldırma.
Alaz’ın sesi kulağımın hemen yanındaydı.
— Alaz…
— Sus.
Yavaşça doğruldu.Silahını çıkardı.O an yüzüne baktığımda içimde garip bir ürperti oluştu.
Bu, sınıfta gördüğüm Alaz değildi.
Bu adamın başka bir yüzü vardı.
Sakin.
Soğuk.
Ne yapacağını bilen.
Ve korkutucu derecede kontrollü.
Telefonu tekrar çaldı.
Mert.
Alaz açtı.
— Konuş.Mert’in söylediklerini dinliyor ve kaşları çatılıyordu.
— Kaç kişi? Sesi duyamıyordum ama oldukça kalabalık olabileceğini düşündüm sesler çok fazlaydı.
— Çıkış yolunu açın.
— Ve gözünüzü dört açın.
Telefon kapandı.
Ben hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
— Bizi mi takip ediyorlar?
Alaz bana baktı.
— Şimdi bunu düşünme.
— Ama
—— Ben ne dersem onu yap.
Sesindeki ton öyle keskindi ki sustum.Depoda bir başka silah sesi yankılandı.Alaz kolumdan tuttu.
— Gel.Beni arkasına aldı.
Hızlı adımlarla arka tarafa ilerledik.
Dışarıdan bağırışlar geliyordu.
Ayak sesleri.Koşuşturmalar.Sonra bir adamın sesi:
— İçeri girdiler!Alaz durdu.Bana baktı.
— Burada kal.
— Ne?
— İki dakika.
— Alaz
—— Burada kal, Ceylin.
Sonra birkaç adım uzaklaştı.Gözden kaybolduğu anda kalbim daha da hızlı çarpmaya başladı.
Birkaç saniye sonra dışarıdan boğuk bir çarpma sesi geldi.Ardından iki silah sesi.
Sonra sessizlik.Dayanamayıp bulunduğum yerden çıktım.
— Alaz?Cevap yoktu.
Bir adım daha attım.Tam o sırada arkamdan bir gölge geçti.
Dönmeye fırsat bulamadan biri kolumu tuttu.Çığlık atacaktım ki
—— Benim.Alaz.Beni kendine çekti.— Sana burada kal dedim.
— Seni göremedim!
— O yüzden mi çıktın?
— Bir şey oldu sandım!Alaz birkaç saniye yüzüme baktı.
Sonra dışarıdan gelen sese döndü.— Şimdi çıkıyoruz.
Elimi tuttu.
İlk kez.
Sıkıca.
Koşmaya başladık.
Koridoru geçip arka kapıya ulaştığımızda dışarıdaki araçlardan biri hızla üzerimize doğru geldi.
Alaz beni kendine çekti.
— Eğil!Bir kurşun hemen yanımızdaki metal kapıya saplandı.
Alaz beni yere doğru çekti.Vücuduyla üzerimi kapattı.
Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.Başımı kaldırdığımda yüzü yüzüme birkaç santim uzaktaydı.
Nefesi hızlıydı.
— İyi misin?
— Evet…
Bakışları yüzümde gezindi.
— Emin misin?Başımı salladım.Tam o sırada gözüm koluna takıldı.
Kolunda kan vardı.
— Yaralandın.Alaz aşağı baktı.
— Bir şey değil.
— Kanıyor.
— Sonra.
— Ama
— Sen iyi misin?
Sustum.
Birkaç saniye sadece birbirimize baktık.Etrafta silah sesleri, bağırışlar, araç motorları vardı.Ama o birkaç saniyede hiçbirini duymuyordum.
— İyiyim.Alaz yavaşça ayağa kalktı.
Elini bana uzattı.Tuttum.
Beni kaldırdı.Sonra Mert’in sesi duyuldu.
— Patron!Alaz başını çevirdi.Mert birkaç metre ilerideydi.
— Araç hazır.Alaz başını salladı.
— Çıkış?
— Temiz.
— Emin misin?
— Evet, patron.Alaz bana döndü.
— Bin.Bu kez itiraz etmedim.Araca bindim.Alaz da hemen ardından bindi.Mert kapıyı kapattı.
— Patron, diğer araçları ben hallederim.Alaz:
— Buradaki her şeyi temizle.Mert başını salladı.
— Tamam, patron.Kapı kapandı.Araç hareket etti.Birkaç dakika boyunca kimse konuşmadı.Ben Alaz’ın koluna bakıyordum.
— Hastaneye gitmelisin.
— Hayır.
— Ama yaralısın.
— Hastaneye gitmeyeceğiz.
— Neden?Alaz camdan dışarı bakıyordu.
— Çünkü hastane bu gece bizim için güvenli değil.Sustum.
Araç karanlık yolda ilerlemeye devam etti.Bir süre sonra Alaz başını koltuğa yasladı.Nefesi değişmişti.
— Alaz?Cevap vermedi.
— Alaz?Bu kez gözlerini açtı.
— İyiyim.Ama iyi görünmüyordu.
Yüzü solmuştu.Elini yarasının üzerine bastırdı.
— Kanama durmuyor.
— Fark ettim.— Bir yere gitmemiz gerekiyor.Alaz gözlerini kapattı.
— Gideceğiz.
— Nereye?Cevap vermedi.Birkaç dakika sonra nefesi daha da ağırlaştı.Paniklemeye başladım.
— Alaz!Gözlerini açtı.
— Buradayım.
— Kötüleşiyorsun.
— Geçecek.
— Geçmeyecek!İlk kez sesimi yükselttim.Alaz bana baktı.Sanki şaşırmıştı.Sonra başını koltuğa yasladı.
— Birazdan sağa döneceğiz.
— Neresi?
— Güvenli bir yer.Araç kısa süre sonra ana yoldan ayrıldı.Dar ve karanlık bir yola girdik.
Bir süre sonra uzakta tek katlı, dışarıdan bakıldığında terk edilmiş gibi duran bir ev göründü.
Alaz:
— Burada.Araç durdu.Alaz kapıyı açmaya çalıştı.Ama eli kapı kolunda birkaç saniye hareketsiz kaldı.
— Alaz?
— İyiyim.Kapıyı açtı.Ayağa kalktığında sendeledi.Kolundan tuttum.
— Tamam, tamam.Bu kez itiraz etmedi.Birlikte eve girdik.İçerisi beklediğimden daha düzenliydi.Alaz doğrudan bir odaya geçti.Dolabı açtı.İçinden ilk yardım malzemeleri çıkardı.Masaya bıraktı.
— Bunu yapabilir misin?Kutuyu gösteriyordu.
— Ne?
— Yarayı.Gözlerim büyüdü.
— Ben mi?
— Evet.
— Ben hemşire değilim.Alaz kısa bir bakış attı.
— Biliyorum.
— O zaman neden bana soruyorsun?
— Çünkü şu an burada senden başka kimse yok.Sustum.Alaz sandalyeye oturdu.Gömleğini çıkardı.Yarasını gördüğüm anda nefesim kesildi.Kurşun kolunun üst kısmında, omzundaydı.Kanama fazlaydı.
— Bu nasıl “bir şey değil”?
Alaz:
— Yaşıyorum.
— Çok komiksin.
— Fark ettim.Temiz bezi aldım.Yarasını temizlemeye başladım.Alaz tek kelime etmeden beni izliyordu.
— Canın yanıyor mu?
— Hayır.Bezi yaraya bastırdığım anda kaşları hafifçe çatıldı.
— Yalan söylüyorsun.
— Canım yanmıyor.
— Kaşın hareket etti.Alaz ilk kez belli belirsiz gülümsedi.
— Çok dikkatliymişsin.
— Sen de çok konuşuyorsun.Yarasını sardım.Bir süre ikimiz de sustuk.Sonra Alaz:
— Teşekkür ederim.Elim durdu.Bana baktı.
— Ne?
— Teşekkür ederim.Alaz’ın ağzından çıkan bu iki kelime nedense bütün gece duyduğum silah seslerinden daha fazla şaşırtmıştı beni.
— Rica ederim.Alaz ayağa kalktı.Ben hâlâ karşısında duruyordum.Tam bir şey söyleyecekken dışarıdan bir araç sesi duyuldu.
Alaz’ın bakışları pencereye kaydı.Birkaç saniye sonra kapı açıldı.
Mert içeri girdi.Üzerindeki ciddiyet hâlâ yüzündeydi.
— Patron.Alaz ona döndü.Mert kısa bir süre sustu.Sonra:
— Tehlike geçti.Alaz’ın yüzündeki gerginlik biraz olsun dağıldı.
— Emin misin?
— Evet, patron. Etraf temiz. Araçlar kontrol edildi. Peşimize düşen kimse kalmadı.Alaz başını hafifçe salladı.—
Tamam.Mert’in bakışları bana kaydı.Sonra tekrar Alaz’a baktı.Alaz birkaç saniye düşündü.
— Ceylin’i bırakın.Kaşlarım çatıldı.— Bırakın mı?Alaz bana baktı.
— Seni eve bırakacak.
— Sen gelmeyecek misin?
— Hayır.
— Neden?
— Burada halletmem gereken şeyler var.Sesindeki sakinlik beni ikna etmeye yetmiyordu.
— Ama
—Alaz sözümü kesti.
— Güvenli şekilde evine gideceksin.Sonra Mert’e döndü.
— Sen kal.
— Tabii, patron.Mert kapıya doğru yöneldi.Alaz bana son kez baktı.Bakışları birkaç saniye üzerimde kaldı.
— Telefonunu açık tut.— Neden?— Gerekirse ulaşırım.Başımı hafifçe salladım.
— Tamam.Kapıya yöneldim.Mert dışarı çıktı.Ben de arkasından ilerledim.Tam kapıdan çıkarken istemsizce arkamı döndüm.
Alaz hâlâ aynı yerde duruyordu.Yaralı kolunu diğer eliyle tutuyor ama belli etmemeye çalışıyordu.
Göz göze geldik.Bir şey söylemedi.Ben de söylemedim.Kapıdan çıktım.Dışarıda Alaz’ın adamlarından biri aracın yanında bekliyordu.Kapıyı açtı.
— Buyurun.
Araca bindim.Kapı kapandı.Araç hareket etti.Camdan dışarı bakarken o eve son kez göz attım.Alaz görünmüyordu.Ama nedense onun hâlâ pencereden beni izlediğini hissediyordum.Eve vardığımda saat çok ilerlemişti.Araçtan indim.Adam hiçbir şey söylemeden bekledi.
— Teşekkür ederim.Başını eğdi.
— Rica ederim.
Sonra araca binip uzaklaştı.Ben birkaç saniye olduğum yerde kaldım.Telefonumu çıkardım.
Ekrana baktım.Alaz’dan hiçbir şey yoktu.
Belki yazardı.Belki arardı.Belki de…Telefonu cebime koydum.
O gece uyuyamadım.
Ertesi sabah uyandığımda ilk yaptığım şey telefonuma bakmak oldu.
Hiçbir şey yoktu.Alaz’dan mesaj yoktu.Bir süre ekrana baktım.Sonra telefonu bıraktım.Belki meşguldü.
Belki Mert yanındaydı.Belki de yarası düşündüğümden daha ciddiydi.
O gün yazmadım.
Ertesi gün de.
Üçüncü gün dayanamadım.
Numarasını açtım.
Mesaj yazdım.“İyi misin?”
Gönderildi.
Cevap gelmedi.Bir saat bekledim.Sonra bir mesaj daha attım.
“Alaz?”Yine cevap yoktu.
Dördüncü gün.
Beşinci gün.
Altıncı gün.
Hiçbir şey.
Ne mesaj.
Ne telefon.
Ne siyah zarf.
Ne bilinmeyen numara.
Ne de Alaz.
Tam bir hafta boyunca…
Alaz Soydan ortadan kayboldu.Ve en kötüsü de şuydu:
Benden bilerek uzak durduğunu düşünüyordum.
Bölüm etkileşimi
