6. bölüm / 8
Karanlığın İçindeki AşkİZ
Bölümler 8Şu an: İZ
BÖLÜM 6
Sabah kampüsün üzerine ağır bir sessizlik çökmüştü.
Gece boyunca yağan yağmurdan sonra kaldırımlar hâlâ ıslaktı. Ağaçların yapraklarında biriken su damlaları, hafif rüzgârla birlikte yere düşüyor; kampüsün taş yollarında küçük, parlak izler bırakıyordu.
Gökyüzü kapalıydı.Güneş, gri bulutların arkasında kaybolmuştu.
Ceylin çantasının askısını omzunda düzelterek fakülte binasına doğru yürüdü.
Uykusunu tam alamamıştı.
Aslında bunun sebebini kendine itiraf etmek istemiyordu.
Dün geceden beri aklının bir köşesinde aynı yüz vardı.
Alaz.İsmini düşünmek bile canını sıkıyordu.
Çünkü ortada onu düşünmesini gerektirecek hiçbir şey yoktu.
Alaz’la tanışalı çok kısa bir süre olmuştu. Aralarında doğru düzgün bir konuşma bile geçmemişti. Buna rağmen Ceylin, onu gördüğü ilk andan beri garip bir şekilde dikkatini çekiyordu.
Belki de sorun buydu.
Alaz dikkat çekiyordu.Sessizliğiyle.Bakışlarıyla.İnsanlara karşı mesafesiyle.
Ve en çok da ne düşündüğünü asla belli etmemesiyle.Ceylin fakültenin kapısından içeri girdi.Koridor her zamanki gibi kalabalıktı. Öğrencilerin konuşmaları, ayak sesleri ve uzaktan gelen kahkahalar birbirine karışıyordu.
Sınıfa girdiğinde ise gözleri istemsizce sıraların üzerinde gezindi.
Sonra durdu.Boştu.Alaz’ın oturduğu sıra boştu.Ceylin birkaç saniye boyunca o tarafa baktı.Ardından kendine kızarcasına başını çevirdi.
Ne yapıyorsun sen?
Çantasını yerine bıraktı ve oturdu.
Defterini çıkardı.Kalemini eline aldı.Ama birkaç saniye sonra gözleri yine kapıya kaydı.
Alaz yoktu.
Eylül sınıfa girdiğinde elinde kahvesi vardı.
Çantasını sandalyeye bırakıp Ceylin’in yanına oturdu.
“Günaydın.”
“Günaydın.
”Eylül Ceylin’e dikkatlice baktı.
“Ne oldu sana?”
“Hiç.”
“Yüzün hiç öyle demiyor.”
“Yorgunum.”
“Gece uyumadın mı?”
“Uyudum.”
“Kaç saat?”
Ceylin cevap vermeden defterini açtı.Eylül birkaç saniye onu izledi.
“Bir şey saklıyorsun.”
“Hayır.”
“Kesin bir şey saklıyorsun.”
“Eylül.”
“Tamam, sustum.”
Eylül gerçekten sustu.Yaklaşık on saniye kadar.
Sonra gözlerini sınıfın kapısına çevirdi.
“Birini mi bekliyorsun?
”Ceylin’in eli kalemin üzerinde durdu.“Ne?”
“Az önce üçüncü kez kapıya baktın.”“Bakmadım.”
“Baktın.”
“Tesadüf.”
Eylül hafifçe gülümsedi.
“Tabii.”Ceylin gözlerini devirdi.“Dersi dinle.”
“Dinliyorum zaten.”
“Harika.”
Eylül kahvesinden bir yudum aldı.Sonra hiç beklemediği bir anda:“Alaz gelmedi diye mi bakıyorsun?
”Ceylin’in yüzündeki ifade değişti.
“Ben niye Alaz’ı bekleyeyim?”
“Ben bir şey demedim.”
“Dedim ya, beklemiyorum.”
“Tamam.”
“Gerçekten beklemiyorum.”Eylül bu kez gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
“Tamam Ceylin.”
Ceylin defterine baktı.Ama artık hocanın tahtaya yazdıklarını takip etmiyordu.
Ders boyunca kapının her açılışında gözleri istemsizce oraya kaydı.
Her seferinde başka biri giriyordu.
Alaz yoktu.
Öğle arasında Ceylin kampüsten dışarı çıktı.
Biraz hava almak istiyordu.
Daha doğrusu, Eylül’ün bakışlarından kaçmak istiyordu.Kampüsün dışındaki kaldırımdan yürümeye başladı.Hava serindi.
Montunun yakasını biraz daha kapattı.Telefonunu çıkardı.Ekrana baktı.Herhangi bir bildirim yoktu.
Telefonu tekrar cebine koydu.Birkaç adım daha attı.
Sonra arkasından gelen ayak seslerini fark etti.
Önce önemsemedi.Sokak kalabalıktı.İnsanların gelip geçmesi normaldi.
Ama birkaç saniye sonra ayak sesleri hızlandı.Ceylin’in adımları da istemsizce hızlandı.
Arkasındaki kişinin de hızlandığını fark etti.Başını çevirmeden, yol kenarındaki bir mağazanın camından arkasına baktı.
Koyu renk mont giymiş bir adamdı.Elinde telefon vardı.
Ceylin tekrar önüne döndü.Kalbi hızlanmaya başlamıştı.Bir süre sonra yolun karşısına geçti.Adam da geçti.Ceylin’in içindeki huzursuzluk artık iyice büyümüştü.
Bir dükkân gördü.Hiç düşünmeden içeri girdi.Kapının yakınındaki rafların arasına geçti.Dışarıyı görebileceği bir yerde durdu.Adam birkaç saniye sonra dükkânın önünden geçti.
Ceylin nefesini tuttu.
Adam durmadı.Köşeyi dönüp gözden kayboldu.Ceylin birkaç dakika daha bekledi.Sonra dışarı çıktı.Sokak sakindi.Adam yoktu.Derin bir nefes verdi.“Saçmalıyorum…”
Kendi kendine mırıldandı.Tam telefonunu cebine koyacakken cihaz titredi.Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.Bir mesaj.Ceylin mesajı açtı.
Bu sefer kurtaramazsın.
Yüzündeki bütün renk çekildi.Parmakları soğudu.Kalbi göğsüne sertçe vurmaya başladı.Bir anda dün gece yaşadıkları gözünün önüne geldi.Alaz.
Onunla karşılaşması.O gece.Ve şimdi bu mesaj.
Ceylin’in aklına gelen ilk şey Alaz oldu.
Başına bir şey mi geldi?
Telefonu avucunun içinde sıktı.Alaz’ın numarası yoktu.Aramak istiyordu.Ama arayamıyordu.Bir an olduğu yerde kaldı.
Sonra doğruca öğrenci işlerine yöneldi.Numarayı almak beklediğinden uzun sürmüştü.
Görevli neden istediğini sorduğunda Ceylin birkaç saniye düşündü.“Önemli bir şey için ulaşmam gerekiyor.”Birkaç işlemden sonra numara önüne geldi.Ceylin hemen telefonuna kaydetti.
Alaz Soydan.
Parmağı arama tuşunun üzerinde birkaç saniye bekledi.Sonra bastı.Telefon çaldı.Bir kez.İki kez.Üç kez.Cevap yoktu.
Dördüncü çalışta arama sonlandı.Ceylin tekrar aradı.
Yine cevap yoktu.İçindeki huzursuzluk giderek büyüdü.
Sonunda mesaj yazmaya başladı.
Alaz, ben Ceylin. Numaranı öğrenci işlerinden aldım. Az önce telefonuma seninle ilgili olduğunu düşündüğüm bir mesaj geldi. Sana ulaşmaya çalışıyorum ama açmıyorsun. İyi misin? Başına bir şey gelmedi değil mi?
Gönder tuşuna bastı.Mesaj gitti.Ceylin ekrana baktı.Okunmadı.Bir dakika geçti.İki dakika.Üç dakika.Sonra telefon tekrar titredi.Ceylin hemen ekrana baktı.Bu kez mesaj Alaz’dan değildi.
Bilinmeyen Numara.
Mesajı açtı.Bir konum gönderilmişti.Başka hiçbir şey yoktu.
Ceylin haritayı açtı.Konum şehrin biraz dışındaydı.Etrafında birkaç sanayi binası ve tenha yollar görünüyordu.
Ceylin’in içinden bir ses gitmemesi gerektiğini söylüyordu.
Ama başka bir düşünce daha güçlüydü.
Ya gerçekten Alaz oradaysa?Ya başına bir şey geldiyse?
Bir süre ekrana baktı.Sonunda telefonunu cebine koydu.Bir taksi çağırdı.
Taksi geldiğinde Ceylin arka koltuğa oturdu.Şoföre konumu gösterdi.
“Buraya gidebilir miyiz?”
Şoför navigasyona baktı.“Biraz uzak.”
“Biliyorum.”Taksi hareket etti.
Ceylin yol boyunca telefonunu elinden bırakmadı.Alaz’ın gönderdiği hiçbir mesaj yoktu.
Sadece onun attığı mesaj.Ve bilinmeyen numaradan gelen konum.
Bunun bir tuzak olabileceğini düşünüyordu.
Ama Alaz’ın başına bir şey gelmiş olma ihtimali düşüncesini susturamıyordu.
Taksi şehirden uzaklaştıkça binalar seyrekleşmeye başladı.Sokak lambaları azaldı.
Ceylin camdan dışarı baktı.İçindeki huzursuzluk giderek büyüyordu.Yaklaşık kırk dakika sonra taksi yavaşladı.
“Burası.”Ceylin dışarı baktı.Karşısında eski bir atölye vardı.
Dış cephesindeki boya yer yer dökülmüş, metal kapının bazı bölümleri paslanmıştı.Ama içeride ışık vardı.
Burası terk edilmiş değildi.Ceylin ücretini ödedi.Taksiden indi.Araç uzaklaşırken arkasından baktı.Bir anda kendisini tamamen yalnız hissetti.
Telefonunu eline aldı.Konumu tekrar kontrol etti.Doğru yerdeydi.
Atölyenin kapısına doğru yürüdü.Kapı tamamen kapalı değildi.Aralıktı.İçeriden erkek sesleri geliyordu.Ceylin’in kalbi hızlandı.
Elini kapıya koydu.Yavaşça itti.Metal kapı hafif bir gıcırtıyla açıldı.İçeri girdi.Ağır bir yağ ve metal kokusu vardı.
Tavandaki birkaç sarı ışık geniş alanı tamamen aydınlatmaya yetmiyordu.Gölgelere ayrılmış köşeler vardı.Ceylin birkaç adım attı.
Sonra onu gördü.Alaz.Ayaktaydı.
Karşısında iki adam vardı.Üzerinde koyu renk bir gömlek vardı. Kolları dirseklerine kadar sıyrılmıştı.
Ve…
Gayet iyiydi.Yaralı değildi.Kan yoktu.Başına hiçbir şey gelmemişti.
Ceylin’in içinden büyük bir rahatlama geçti.Hemen ardından öfke geldi.
Ben bunun için mi buraya kadar geldim?
Alaz konuşmasının ortasında başını çevirdi.
Gözleri Ceylin’e takıldı.Bir anlığına gerçekten şaşırdı.
Bakışları birkaç saniye boyunca Ceylin’in üzerinde kaldı.Sonra ifadesi yeniden soğudu.
Başını çevirip konuşmasına devam etti.
“Yarın sabah hazır olsun.”
Karşısındaki adam başını salladı.“Tamam.”
Ceylin kapının yanında öylece duruyordu.Alaz ona hiçbir şey söylememişti.
Tam o sırada adamlardan biri Ceylin’e baktı.Dudaklarında rahatsız edici bir gülümseme belirdi.
“Alaz, misafirinin olduğunu söylememiştin.”
Alaz cevap vermedi.Adam Ceylin’e bakmayı sürdürdü.“Böyle misafirler geleceğini bilseydik biraz daha düzgün hazırlanırdık.”
Yanındaki adam güldü.Ceylin’in yüzü gerildi.
Adam bir adım attı.“Adın ne güzelim?”
Ceylin cevap vermedi.
Adam tekrar gülümsedi.“Duyamadım.”
Alaz’ın sesi o anda duyuldu.“Yeter.”
Sesi yüksek değildi.Ama o tek kelimeyle atölyedeki hava değişti.
Adam şaşkınlıkla Alaz’a baktı.“Ne oldu?”
Alaz yavaşça ona döndü.Bakışları buz gibiydi.“İkinci kez söylettirme.”
Adam birkaç saniye sustu.Sonra başını eğdi.“Tamam.”
Alaz bakışlarını üzerinden çekti.
Sanki konu hiç yaşanmamış gibi yeniden elindeki dosyaya döndü.
Ceylin ise onu izliyordu.
Az önce kendisini savunmuştu.
Ama bunu öyle bir şekilde yapmıştı ki sanki bunun hiçbir anlamı yokmuş gibi davranıyordu.Bu daha da sinir bozucuydu.
Birkaç dakika sonra adamlar dışarı çıktı.Kapı kapandı.İçeride yalnızca Ceylin ve Alaz kaldı.
Ceylin sonunda ona doğru yürüdü.“Sana mesaj attım.”
Alaz masanın üzerindeki dosyayı kapattı.“Gördüm.”
Ceylin durdu.“Gördün mü?”
“Evet.”
“O zaman neden cevap vermedin?”
Alaz omuz silkti.“Gerek görmedim.”
Ceylin’in gözleri büyüdü.“Ben senin başına bir şey geldiğini düşündüm.”
Alaz ona baktı.
Ceylin’in sesi yükseldi.“Bana seninle ilgili bir mesaj geldi. Seni aradım, açmadın. Sonra bilinmeyen bir numaradan buranın konumu geldi. Ben de…”
“Buraya geldin.”
“Evet!”
Alaz birkaç saniye sustu.
Ceylin sinirle nefes verdi.“Gerçekten inanılmazsın.”
Arkasını dönüp gitmek istedi.Tam o sırada ayağı yerdeki kablolardan birine takıldı.
Dengesini kaybetti.Alaz refleksle kolundan tuttu.
Ceylin öne doğru savrulurken Alaz onu kendine çekti.Bir anda aralarındaki mesafe kapandı.
Ceylin başını kaldırdı.Alaz’ın eli hâlâ kolundaydı.
Birkaç saniye boyunca ikisi de konuşmadı.Ceylin onun yüzüne baktı.Alaz’ın gözleri önce gözlerinde, sonra yüzünde kısa bir an durdu.Sonra elini çekti.
“Dikkat et.”
Ceylin ne söyleyeceğini bilemedi.
Alaz yeniden masaya döndü.Sanki az önce hiçbir şey olmamıştı.Ceylin başını iki yana salladı.
Bu adam gerçekten sinir bozucu.
Kapıya doğru yürüdü.Tam çıkacakken yerde siyah bir zarf gördü.Durdu.
Eğilip almak üzereydi.Ama Alaz ondan önce davrandı.
Zarfı yerden aldı.
Ceylin ona baktı.“Ne var?”Alaz cevap vermedi.
Zarfı çevirdi.
Sonra durdu.Yüzündeki ifade değişti.Ceylin bunu hemen fark etti.Alaz’ın bakışları zarfın üzerindeki isme kilitlenmişti.
CEYLİN
Ceylin’in kalbi sıkıştı.“Benim adım…”
Alaz başını kaldırdı.
“Bunu sana kim verdi?”
“Ben görmedim.”
Alaz zarfı açmadı.Sadece elinde sıkıca tuttu.
Bakışları Ceylin’den ayrılmıyordu.
Ceylin ilk kez onun gerçekten rahatsız olduğunu düşündü.
Tam o anda telefonu çaldı.İkisi de aynı anda telefona baktı.Ekranda yine aynı isim vardı.
Bilinmeyen Numara.
Ceylin’in eli titredi.Alaz’ın bakışları telefondan ayrılmadı.
Ceylin aramayı açtı.Karşı tarafta birkaç saniye boyunca hiçbir ses yoktu.Sonra boğuk, sakin bir erkek sesi duyuldu.
“Onu bulduysan…”
Kısa bir sessizlik.“…artık seni de buldular.”
Hat kapandı.Ceylin telefonu kulağından yavaşça indirdi.
Alaz hâlâ ona bakıyordu.Elindeki siyah zarfı biraz daha sıktı.
Ceylin o an fark etti.
Buraya gelirken Alaz’ı bulacağını sanmıştı.Ama belki de…
Birileri onun buraya gelmesini zaten bekliyordu.
Bölüm etkileşimi
